Fetva Meclisi
Soru
Hocam ben haccetmek istiyorum ama elimde para yok. Borç alabileceğim birileri var. Borç alıp gitsem haccımda eksiklik olur mu? Sevabımın bir kısmı borç verene mi gider?
Cevap
Benzer fetvalar
Bir Müslümanın hac ibadetiyle yükümlü olması için sağlık ve servet yönünden haccetme imkânına sahip, hür, akıl sağlığı yerinde ve bulûğ çağına erişmiş olması gerekir. (Mevsılî, el-İhtiyâr, 1/140) Bu itibarla maddî yönden haccetme imkânına sahip olmayan kişilerin borçlanarak hacca gitmeleri gerekmez. Ancak borçlanarak hacca gitmeleri hâlinde hac ibadeti geçerli olur ve kendilerinden hac sorumluluğu da düşer. Diğer taraftan haccın farz olması için gerekli şartları taşıdığı hâlde hac mevsiminde hazır parası bulunmayan ve borç aldığı takdirde bunu daha sonra ödeme gücüne sahip olan kişilerin, bu görevi bir an önce ifa etmeleri için borç alarak hacca gitmeleri uygun olur.
Bir insana haccın farz olması için zekât verecek konuma gelmesi şart değildir. Borcu ve aile fertlerinin nafakası kabilinden her türlü ihtiyacı dışında hacca gidip gelecek kadar parası, malı, mülkü ve imkânı bulunan kimseye, haccın farz olması için gerekli olan diğer şartları da taşıyorsa hac farz olur. (Kâsânî, Bedâ’i, 2/120, 122) Bir sahâbînin, “Hac yapmayı farz kılan şey nedir?” şeklindeki sorusuna Hz. Peygamber (s.a.s.), “Azık ve binit.” cevabını vermiştir. (Tirmizî, Hac, 4 [813]; İbn Mâce, Menâsik, 6 [2896]) Dolayısıyla bir kimsenin aslî ihtiyaçları, varsa borcu ve bakmakla yükümlü olduğu insanların nafakası dışında hacca gidip geleceği sürede kendisine yetecek kadar yeme, içme ve barınma giderleriyle yol parasına sahip olması durumunda kendisine hac yapmak farz olur. Ayrıca nisap miktarı mala sahip olması gerekmez.
"Daha geniş bir ev sahibi olmak" bir farz değildir. İmkânınız oluğunda ise hac farzdır. Farzın önüne farz olmayanın geçirilmesi caiz olmaz. Buna göre hareket ediniz.
Hac ve umrenin namaz ve oruç ile borç bağlantısı yoktur. İki farklı ibadettir onlar. Her mümin bu iki ibadeti vakti geldiğinde yapar. Namaz ve oruç açığınızı kaptmaya kararlı olun. Fırsat bulunca da haccedin, umre edin. Allah'ın kapısı açık sizi beklemektedir. Asla umudunuzu kesmeyin. Siz sonradan başladığınıza göre herkesten çok o rahmete muhtaçsınız. Rahmet te herkesten çok size yakındır. Sakın merak etmeyin. Bunlara kafanızı da takmayın.
Selamünaleyküm. Hac, her Müslüman'a bir kere farzdır. Nasıl yaparsa yapsın haccı yerini bulur, tekrarı gerekmez. Sıkıntılı yollarla yapılan hac da hactır ve o yolla ödenen para rüşvet değildir ama o yolun denenmesini tavsiye etmeyiz.
Selamünaleyküm. Haccınız olmasına olur ama o haçta işiniz gücünüz faiz günahından tevbe/istiğfar etmek olsun.
borç konusundaki diğer fetvalar
Bacı, Rabbim sana huzur indirsin, kalbine ferahlık, evine bereket versin. Zannedersem bu durumu bir de psikologla görüşmelisin. Onunla da görüştükten sonra o da tavsiye ederse işi bırakmanı faydalı bulurum. Böylece eşin hazır para bulamayacağı için oyunu bırakabilir. Allah yardımcın olsun.
Borcu düşürmeniz yani sendeki alacağımı iptal ettim demeniz isabetlidir ve güzel bir iştir ama bunu vermeniz gereken zekât ile yapmanız yanlıştır. Fukahanın önemli bir bölümü önceden gerçekleşmiş bir alacağı zekâttan düşmenin yani verilmesi gereken zekâtı alacağa saymanın caiz olmayacağını belirtmiştir. Ancak şöyle olabilirdi: Siz vereceğiniz zekâtı borçluya verirdiniz o da size olan borcunu öderdi. Caiz olan böylesidir. Bir ibadet muhakkak niyetle yerine getirilebilir. Siz borç verirken zekât diye niyet etmemiştiniz. Sonradan onu yani borcu zekâta çeviren bir niyet yapamazsınız. Bunun bir benzeri bugün kılamadığınız sabah namazının yerine mesela önceki kıldığınız bir sünneti saydırmak gibi olur. Özet olarak şunu söyleyebiliriz: Zekât ancak verilecek malı fakire temlik ederek (temlik, ona ait hakka dönüştürmek) yerine getirilebilir. Böyle bir uygulamada o anda fakire verilen bir şey yoktur.
İhtiyacın var ve başka bir temin imkânın yoksa öğrenci yardımı alabilirsin. Geri ödeyeceğin zaman faizsiz olarak ödeyeceksin, ona göre kendini planla. Allah yardımcın olsun. Âmîn.
Şöyle diyebiliriz: Alınan borç, nasıl alındı ise aynı şekilde eksiksiz ve fazlalık olmadan ödenir. Mesela YÜZ DOLAR alan YÜZ DOLAR geri verir. Ödeme günü mesela dolar bulamayan, doların O ÖDEME GÜNKÜ FİYATI üzerinden bir başka para birimi ile ödeme yapabilir. Tamamını ödeyemez de mesela elli dolarını öderse, borcundan ödediği kadarı düşülür, kalan yine dolar olarak kalır. O günkü kurun üstünde bir fiyattan hesap yapılmamalıdır ki alacaklı faiz almış olmasın.
Günü geciken borç ödemesine tazminat getirilemez, bu bir faiz işlemi olur. Sözleşmeye yazılmış olsa bile faiz caiz olmaz. Bir iş sözleşmesine işin aksamasından ötürü tazminat maddesi konabilir ve tazminat almak caiz olur. Sözleşmede yazılı değilse mahkeme kararı ile veya anlaşarak ortaya çıkmış bulunan maddi zarar için tazminat alınabilir. Manevi tazminatın ise yeri yoktur.
Yemin kefaretine niyet ederek on fakiri İKİ ÖĞÜN OLMAK ÜZERE eve götürüp yedirmeniz durumunda kefaret vermiş olursunuz.