Fetva Meclisi
Soru
Uğradığım zarar için tazminat almam dinimize göre uygun mudur?
Cevap
Benzer fetvalar
Bu iki yıl içinde mesela avukata bir ilave masraf ödeme gibi özel bir masrafınız oldu ise onu o paradan kesebilirsiniz. Adı faiz olan bir şeyi cebinize koyarak ikinci bir iş kazası yaşamayın. Devlet o farkı kendisi vermeyecek iş sahibinden alacak. Parayı size verdiğinde mahkeme alın ve onu ikinci bir kuruma devredin. Ne onlarda bırakın ne de siz alın. Geçmiş olsun.
Size bilet satan şirketin bilet sözleşmesinde belli bir süreyi aşan gecikmelerden ötürü tazminat ödeme maddesi varsa, yolcu olarak tazminat almanızda sakınca yoktur. Böyle bir sözleşme yoksa ve uçuş geciktiği için sizin uğradığınız MADDİ ZARAR nedeniyle tazminat alabilirsiniz. Manevi tazminat için ise fetva yoktur.
Maddi ve manevi tazminatları alabilirsiniz. Faiz olarak takdir edilenden de avukatınızın masraflarını verin. Faizden geri kalanı siz almayın, bir derneğe verin. Geçmiş olsun.
Borcun ödemesinin geciktirilmesi bir zulümdür ve kebair günahlardandır. Geciken ödemelere karşı zarar tazmini meselesinde günümüz fıkıh erbabının tespitlerini şu şekilde özetleyebiliriz: Borçlu ve alacaklı ilk sözleşme anında GECİKME OLURSA ŞU KADAR FARK ÖDENİR şeklinde bir anlaşma yaparlarsa yani gecikme farkı önceden kararlaştırılırsa bunun caiz olmayacağı konusu ittifakla belirlenmiş bir konudur. Alacaklı, geciken ödemeden dolayı fiili bir zarara girdi ise mesela iş yeri kapanma durumuna geldi ise veya işçilerini çıkardı ise ortada muhtemel olmayan aksine fiilen gerçekleşmiş olan bir zarar vardır ve bu zararın borçluya ödetilmesi gerektiğine dair içtihatlar vardır. Borçlunun ödemeyi geciktirmesi her durumda alacaklı için bir zarardır ama fiili olarak ortaya çıkan zarar ile menfaatten veya kârdan zarar etme gibi zararlar aynı değildir. İkinci maddedeki zarara benzemeyen zararların bedelinin borçludan tahsil edilmesine dair iki görüş vardır: Birinci görüş, böyle bir tazmin alınmasının caiz olmayacağı yönündeki görüştür. Neredeyse kadim ulemanın tümünün görüşü bu görüştür. İkinci görüş ise bazı muasır ulemanın bu zamanın ekonomik gelişmelerini dikkate alarak verdikleri fetvadır ki bu fetvaya göre borçlu alacaklının kaybolan menfaatini ödemek zorundadır. Bu ödeme yapılırken de mesela altın fiyatları veya benzer bir temel tüketim malzemesi esas alınarak aradaki fark ödetilebilir. Bu ikinci görüşle amel edilmesinin ciddi ihtilafları giderebilmek adına caiz olacağı kanaatini taşıyoruz.
Böyle bir durumda hakkınızı aramanız makuldür. Hakkınızı arayın, devletin ona vereceği ceza olarak size verilecek tazminattan yaptığınız masrafları düşün. Bedensel bir zararınız yani organlarda bir eksiklik oluşmadı ise sizde manevi tazminat olarak alacağınız parayı kullanmasanız daha iyi edersiniz. Bir hayır kurumuna verin. Bedeninizde bir eksiklik oluştu ise mesela parmağınız koptu ise zaten maddi tazminat hakkınızdır. Fıkıh kitaplarımızda manevi zararlar için maddi tazminat alma şeklinde bir tazminat yoktur. Muasır ulemanın bir bölümü böyle bir tazminatı kabul ediyorsa da alınmaması yönündeki görüş daha takvaya yakındır. Öte yandan trafik canavarlığı yapan birini terbiye etmenin de başka bir yolu bulunamadığı için böyle bir cezalandırmanın yapılması gerekmektedir. Bunun için 'alın, masrafları düşün, gerisini bir fakire veya hayra verin' görüşünü size tavsiye ettik. Geçmiş olsun, Allah Teâlâ beterinden muhafaza buyursun.
Şu anda bulunduğun durumun hakkını verebiliyorsan ve yarın da kusursuz iş görebileceğine inanıyorsan sıkıntı yok, istiğfar et ve devam et. Bulunduğun konumu dolduramayacağını anlıyorsan senden istendiği şekilde oradan ayrıl.
borç konusundaki diğer fetvalar
Şöyle diyebiliriz: Alınan borç, nasıl alındı ise aynı şekilde eksiksiz ve fazlalık olmadan ödenir. Mesela YÜZ DOLAR alan YÜZ DOLAR geri verir. Ödeme günü mesela dolar bulamayan, doların O ÖDEME GÜNKÜ FİYATI üzerinden bir başka para birimi ile ödeme yapabilir. Tamamını ödeyemez de mesela elli dolarını öderse, borcundan ödediği kadarı düşülür, kalan yine dolar olarak kalır. O günkü kurun üstünde bir fiyattan hesap yapılmamalıdır ki alacaklı faiz almış olmasın.
Eşinin borcunu sadaka olarak vermen durumunda iki kere sadaka vermiş gibi olursunuz. Allah kabul etsin.
İhtiyacın var ve başka bir temin imkânın yoksa öğrenci yardımı alabilirsin. Geri ödeyeceğin zaman faizsiz olarak ödeyeceksin, ona göre kendini planla. Allah yardımcın olsun. Âmîn.
Bacı, Rabbim sana huzur indirsin, kalbine ferahlık, evine bereket versin. Zannedersem bu durumu bir de psikologla görüşmelisin. Onunla da görüştükten sonra o da tavsiye ederse işi bırakmanı faydalı bulurum. Böylece eşin hazır para bulamayacağı için oyunu bırakabilir. Allah yardımcın olsun.
Hayır, satmaya karar vermediğiniz sürece tır için zekât vermeniz gerekmez. O sizin ekmek teknenizdir. Ondan kazandığınızdan biriktirirseniz o paradan zekât vereceksiniz. Şu anda borcunuz da bulunuyor. O borç oranını elinizde para olsa da ondan düşebilirsiniz. Allah Teâlâ işinize bereket versin. Aman kul hakkına dikkat edin. Özellikle yollarda kural ihlali yapmamaya çalışınız. Bereketini göreceğiniz bir iş üzere olmaya çalışınız.
Müslüman, haccedebilecek kadar malı varsa ona hac farz olur. Malı olmayana hac farz değildir. Farz olmadığı hâlde bir insan haccedebilir. Bunun için de ödeyebileceğini düşünüyorsa borçlanabilir. Bir haccın borçlanarak yapılması veya öz malla yapılması haccın kabulü açısından farklı olmaz, hac hactır. Birikmiş borcu olan kişi borçlarını ödemede sıkıntısı olmayacak biri ise haccedebilir ama haccetmesi durumunda borçları hak ihlaline dönüşecekse önce borçlarını ödemelidir.