Fetva Meclisi
Soru
Hocam, ben 2002 yılında, 22 yaşımdayken siyasi olaylardan dolayı tutuklandım ve 2 yıl 9 ay tutuklu kaldım. Daha sonra 8 ay ceza aldım ve fazladan yattığım 2 yıl 1 ay için avukatım tazminat davası açtı. Mahkeme talebimi haklı buldu ve o yıllarda çalıştığım yerde sigortam olmadığı için mahkeme bugünkü değil de o günkü asgari ücret üzerinden toplam 9.500 TL maddi ve 22.500 TL manevi tazminat verdi ve avukatım da faiz talebinde bulundu. Bu alacağım para faiz olur mu, bu parayı alabilir miyim?
Cevap
Benzer fetvalar
Bu iki yıl içinde mesela avukata bir ilave masraf ödeme gibi özel bir masrafınız oldu ise onu o paradan kesebilirsiniz. Adı faiz olan bir şeyi cebinize koyarak ikinci bir iş kazası yaşamayın. Devlet o farkı kendisi vermeyecek iş sahibinden alacak. Parayı size verdiğinde mahkeme alın ve onu ikinci bir kuruma devredin. Ne onlarda bırakın ne de siz alın. Geçmiş olsun.
Bu işlemde bir banka faizi gibi faiz uygulaması olmadığı söylenebilir. Yine de siz, maaşınız olan bölümünü alın, mahkemenin “faiz” olarak verdiği farkı ise alın ama bir fakir akrabanıza/akrabalarınıza verin. Onu kullanmayarak kalbinizin hür olmasını sağlayın.
Aleykümselam. Geciken borca fazlalık talebi faizdir, caiz değildir. Bunu talep eden, o işlemi yapan, kararlaştıran herkes faiz haramına bulaşmış olur. Tabii olarak avukat da vebale girer. Sadece avukatlık ve dava masrafları gibi harcamalar ana paraya ek olarak istenebilir. Sizin de o kalemden aldığınız işinizin karşılığı olan para helal olur.
Selamünaleyküm. Bir kere, avukata vereceğiniz paranın sizin öz paranız olması gerekir. Sadece kendinizi aldatmış olursunuz. İkinci olarak da bu işlem yüzde yüz faiz gibi değildir. Şüpheli bir maldır. O bölüme ihtiyacınız yoksa onu vakıflara verebilirsiniz.
Selamünaleyküm. Anlaşmanızın gereği kadarını alabilirsiniz. Gerisini iade etmenizde doğru olur.
Selamünaleyküm. Buradaki durum, faiz kavramı ile tam uyuşmuyor. Mahkeme bugünkü şartlarda tazminat takdir edecek. Ona faiz ismi verilmesi günlük bir kavram durumunda olmaktadır. Açık bir haram olduğunu zannetmiyorum.
dini sorular konusundaki diğer fetvalar
Değerli kardeşim, Bizim de size bu konuda aktarabilecek net bir bilgimiz yoktur. Allah’a kalmış meseleler üzerinden bir sonuca varmak kesinlikle mümkün değildir. ‘Allah’a kalmış’ ile kastımız, bize sağlam yollarla açık bir bilginin ulaşmadığı konuları kastediyoruz. Rabbimiz dileseydi, bu konuda bir açıklamayı Peygamber aleyhisselamın lisanından bize tebliğ ettirirdi. Görüyoruz ki, böyle bir bilgi yoktur. Bu durumda bizim o bilgiye ulaşma çalışmamız daha fazla akıl yormamız, daha fazla fikir üretmemiz olacaktır. Fikir ürettikçe de bize bildirilmemiş bir konuşu bize göre yorumlamada ileri gideceğiz demektir. Bunun bize ne yararı olacak? Sözünü ettiğiniz mesele, kıyamet gününde bize sorulacak meseleler arasında var mıdır? Size tavsiyemiz şudur: Bize net olarak ulaşan konuları öğrenmeye daha çok vakit ayırın. Bu ve benzerlerini ise Allah’a havale edin.
İnsana ait bir organın, parçanın ticaret malzemesi olarak kullanılması yani para karşılığı satılması caiz değildir. Buna göre saç sahibinin saçını para veya başka bir menfaat karşılığı satması caiz değildir. Bunun dışında hasta birinin kullanması için verdiğiniz örnekteki gibi bir uygulama caiz olabilir. Bu durumda da ne kadar o hastada kalacağı ne kadar piyasaya sunulacağı iyi incelenmelidir. Çünkü ruhsat sadece hastalara verilmesi üzerine kuruludur. Süs için kullanılacak peruk konusunda ulemanın uygun görmeme görüşünü dikkatten kaçırmamalıyız.
Ulemanın ittifak ederek haram dediği mesela bir alkolün satılması haram, onun satılması ile elde edilen kazanç da haramdır demekte tereddüt etmeyiz. Sigarada ise böyle bir ittifak henüz yoktur. Dolayısıyla sigaranın kazancını alkol gibi görme/gösterme durumu yoktur. Yine de siz sigara satmayacağınız bir iş üretmeye çalışın. Allah yardımcınız olsun.
Bizim kitaplığımız evimizin temel köşelerindendir. Adeta olmazsa olmazımızdır kitaplığımız. Kitaplığımızın muhtevası ise ikiye ayrılır. Birinci bölümü temel kitaplardan oluşur. İkinci bölümü de ev halkının aldığı eğitim düzeyine göre değişir. Birinci bölümde yani her mü'minin evinde bulunması gereken kitaplar şunlardır: -Ailenin kültür seviyesine göre bir tefsir, -İyi bir meal, -Bir ilmihal (Diyanet İşleri’nin ilmihali dil bakımından iyidir), -Riyazussalihin şerhi, -İhyauulumuddin tercümesi, -Genel konuların bulunduğu bir ansiklopedi, -Diyanet ansiklopedisi, -Aile küçüklerinin okuma zevkini geliştirmeleri için bulundurulacak yazarı Müslüman olan romanlar, -Müslümanların yazarlarına ait genel kitaplar. Herkesin aile kültürü düzeyine göre belirlenecek kitaplar ise kitabı edinecek kişinin birikimine bakılarak tavsiye edilebilir.
Muhammed Abduh hakkında mason olmasından, kasıtlı çalıştığına kadar pek çok iddiada bulunulmuştur. Yaşadığı hayatında da bu iddiaları doğrulamaya yarayacak izler vardır. Bunun yanında ilim dünyası için önemli isimlerle bir arada olması da söz konusudur. Karışık ve çözümsüz bir bilgi ile çevrelenmiştir adı. Kanaatimiz şudur: Mü'min olduğu hakkında tartışma abestir. İlim adamlığı konusunda önemli bir yeri vardır. Fikir adamlığı ve ileri görüşlülüğü ise tartışılabilir. Şu anda onun izini sürmeyi gerektirecek bir ihtiyaç da yoktur. Öyle veya böyle Rabbinin huzuruna varmıştır. Hatalarından ötürü Allah’tan mağfiret buyurmasını dileriz.
Namaz kılarken dışarıdan gelen müzik ya da başka bir ses namazı bozmaz. Namazın huşusunu bozar ama bu namazın kabul olmasına mani değildir.