Fetva Meclisi
Soru
Selamünaleyküm. Trafik kazası ve organ kaybı nedeni ile 5 yıldır süren bir tazminat davası sonucu karşı taraf 150 bin TL tazminat ödemeye mahkûm edildi. Bu miktara mahkeme 50 bin TL de faiz koydu. Avukat ile en başta, kazandığımızın %20 sini vereceğim diye anlaşmıştık ki bu durumda 40 bin TL avukata ödeme yapmam gerekiyor. Bu faiz parasını almak istemiyorum bu yüzden; Ben toplam alacağım paranın anaparası olan 150 bin TL’yi kendim alıp 50 bin TL’lik faizin 40 binini avukata versem, diğer 10 binide fakirlere dağıtsam, faiz parasından kurtulmuş olur muyum? Avukata olan borcumu bu şekilde kapatmam doğru olur mu? (avukata faiz parasını verdiğimi söyleyeceğim)
Cevap
Benzer fetvalar
Selamünaleyküm. Avukatlığın bu bölümü risk taşımaktadır. Faize yardım bir faiz işlemidir. Direkt faiz değilse de faize yataklıktır. Müvekkil açısından ise durum böyle değildir. O, 'ben görmeden faizi al' der gibi yapmaktadır. Cebinden çıkarmadan faiz üzerinden masrafları vermesi bu anlama gelmektedir. Bu pozisyonda avukatın parasını alma açısından durumu daha ehvendir.
Selamünaleyküm. Sizin aldığınız paranın size helalliğinde bir sıkıntı yoktur.
Aleykümselam. Geciken borca fazlalık talebi faizdir, caiz değildir. Bunu talep eden, o işlemi yapan, kararlaştıran herkes faiz haramına bulaşmış olur. Tabii olarak avukat da vebale girer. Sadece avukatlık ve dava masrafları gibi harcamalar ana paraya ek olarak istenebilir. Sizin de o kalemden aldığınız işinizin karşılığı olan para helal olur.
Selamünaleyküm. Buradaki durum, faiz kavramı ile tam uyuşmuyor. Mahkeme bugünkü şartlarda tazminat takdir edecek. Ona faiz ismi verilmesi günlük bir kavram durumunda olmaktadır. Açık bir haram olduğunu zannetmiyorum.
Selamünaleyküm. Elinizdeki senedi avukata verin. Avukat ve mahkeme masraflarını senedin sahibinden alın. Buna rağmen artanı ise siz kullanmayın. Sadaka olmamak şartı ile bir fakire verin.
Bu iki yıl içinde mesela avukata bir ilave masraf ödeme gibi özel bir masrafınız oldu ise onu o paradan kesebilirsiniz. Adı faiz olan bir şeyi cebinize koyarak ikinci bir iş kazası yaşamayın. Devlet o farkı kendisi vermeyecek iş sahibinden alacak. Parayı size verdiğinde mahkeme alın ve onu ikinci bir kuruma devredin. Ne onlarda bırakın ne de siz alın. Geçmiş olsun.
borç konusundaki diğer fetvalar
Selamünaleyküm. Borcu elindekinden fazla olanın zekât vermesi gerekmez.
Selamünaleyküm. Borç vermek, Allah için yapıldığında bir ibadettir. Mü'min, yaptığı ibadetin karşılığını Allah'tan bekler. Elbette her ibadetin belli bir bedeli olacaktır. Hiçbir sıkıntıya katlanmadıktan sonra nasıl ibadet yapıp sevap kazanacağız? Bir de bu gözle bakın, yaptığınızın değerini anlayacaksınız. Ne var ki, borcu geciktiren açısından ortada ciddi bir vebal vardır. Tam anlamıyla bir zulümdür bu. Helallik alması ve istiğfar etmesi gerekir.
Selamünaleyküm. Uygun olmayan bir iştir bu. Fakat nikâhınızın devam etmesi mümkündür.
Selamünaleyküm. En önemli tavsiyemiz, beklentilerinizin altında da olsa muhakkak bir işe girin. İşsizlik sadece geçinme zorluğu açısından değil pek çok açıdan sorundur. Muhakkak iş arayın. İlk etapta beklentinizin altında olsun, zararı yok. İkinci tavsiyem de, eşinizle asla tartışmayın. Alttan almasını bilin. İşsiz de olsanız, eşiniz sizin için bir nimettir. İşiniz olsa da eşinizle aranız olmasa sizi iş de kurtarmaz. Sabır mü'minin silahıdır. Anne babanız sağ ise onların duasını alın. Onların duası, sizin önünüzü açar. Onlar yoksa teyzenizin duasını alın. Evde asla oturmayın. İş arayın. Arkadaş çevrenizi zorlayın, size yardımcı olsunlar.
Selamünaleyküm. Zekât bir ibadettir ancak niyetle yapıldığında sevaba dönüşür ve ibadet olarak yerini bulur. Siz o paraları verirken zekât olarak niyet etmediğiniz için sonradan onu ibadete dönüştüremezsiniz. Tıpkı, dün kıldığı bir nafile namazı bugünkü farz namazın yerine saymak isteyen biri gibi olur bu.
Aleykümselam. Vade farkı, faizin kendisidir. Borcun üzerinden vade farkı almak caiz değildir. Alacağınızı vaktinde tahsil etmenin yollarını bulacaksınız ama vade farkı almayacaksınız.