İslami Delil
Aramaya dön
Fetva

Fetva Meclisi

Soru

Selamünaleykum. Ben bir iş yerinde çalışıyordum. Çalıştığım yer iflas etti. Mal varlığına devlet el koydu. Çalıştığım iş yerinin kurallarına göre alacağım tazminat 21000 lira. Bu miktarı vereceğine dair iş verenler bana söz verdi. Maaş bordroları asgari ücret üzerindendi. Asgari ücret üzerinden devlete beyan edildi. Mahkeme bana 14000 lira artı faiz ödemeyi kabul etti. Ben bu 14000 liranın üzerindeki faizi 21000 liraya kadar alabilir miyim? 21000 liranın üzerinde çıkarsa iş verene iade etmek şartıyla. NOT: Mal varlığı borçlarını fazlasıyla karşılıyor kendilerine de para kalıyor.

Cevap

Selamünaleyküm. Anlaşmanızın gereği kadarını alabilirsiniz. Gerisini iade etmenizde doğru olur.
Orijinal kaynak

Benzer fetvalar

FetvaDiyanet Fetva Kurulu

Selamünaleyküm. İşçi olarak sizin orada çalışmanız bankada çalışmanız gibi sayılmaz.

Selamünaleyküm. Hocam ben bilgisayar satan bir mağazada çalışıyorum. Ama bizim s
FetvaDiyanet Fetva Kurulu

Selamünaleyküm. Bu, kişinin devlete bakışına bağlı bir durumdur; devletini devleti görüyorsa, aklı var mantığı var bunu öyle değerlendirir. Yoksa denecek bir söz yoktur.

Selamünaleyküm, Değerli Nureddin hocam, emeğinizden, verdiğiniz sohbetlerden dol
FetvaDiyanet Fetva Kurulu

Selamünaleyküm. Bir kere, avukata vereceğiniz paranın sizin öz paranız olması gerekir. Sadece kendinizi aldatmış olursunuz. İkinci olarak da bu işlem yüzde yüz faiz gibi değildir. Şüpheli bir maldır. O bölüme ihtiyacınız yoksa onu vakıflara verebilirsiniz.

Selamünaleyküm. Trafik kazası ve organ kaybı nedeni ile 5 yıldır süren bir tazmi
FetvaDiyanet Fetva Kurulu

Maddi ve manevi tazminatları alabilirsiniz. Faiz olarak takdir edilenden de avukatınızın masraflarını verin. Faizden geri kalanı siz almayın, bir derneğe verin. Geçmiş olsun.

Hocam, ben 2002 yılında, 22 yaşımdayken siyasi olaylardan dolayı tutuklandım ve
FetvaDiyanet Fetva Kurulu

Bu iki yıl içinde mesela avukata bir ilave masraf ödeme gibi özel bir masrafınız oldu ise onu o paradan kesebilirsiniz. Adı faiz olan bir şeyi cebinize koyarak ikinci bir iş kazası yaşamayın. Devlet o farkı kendisi vermeyecek iş sahibinden alacak. Parayı size verdiğinde mahkeme alın ve onu ikinci bir kuruma devredin. Ne onlarda bırakın ne de siz alın. Geçmiş olsun.

Hocam, ben bir iş kazası geçirdim. İş yerim maddi manevi hiçbir yardımda bulunma
FetvaDiyanet Fetva Kurulu

Selamünaleyküm. Bu hususla alakalı kurallara aykırı iş yaparak para alırsanız sizin için mubah olmaz.

Selamünaleyküm. İş yerinden sağlık nedeniyle 3-4 gün izin aldığımızdan dolayı iş

anlaşma konusundaki diğer fetvalar

FetvaDiyanet Fetva Kurulu

Selamünaleyküm. Sorunuzu anladığım kadarıyla cevap veriyorum. Kira isteyen kardeşiniz kendi payının üstüne bir de annenizin payında olan evin kirasını istedi ise bu onun hakkı değildi, anneniz verirse alır vermezse bir hakkı olmaz. Hayır, o kardeşiniz kendi hissesine düşen paydan dolayı annenizden kira istiyorsa hukuken böyle bir talepte bulunabilir ama nasıl bir evlat ki annesinden para alacak, bunu aklım almadı!

Üç oğlan bir kız kardeşiz. Babam ölünce malı islami kurallara göre paylaştık. Ar
FetvaDiyanet Fetva Kurulu

Özel bir maddeyi anlaşmaya koymadı iseniz yapabileceğiniz bir şey yoktur.

Hocam, müteahhit olan birisinden bir daire almak üzere oturduk görüştük. Dört şa
FetvaDiyanet Fetva Kurulu

Selamünaleyküm. Böyle bir mal merakını hayretle karşıladık. Allah ikinize de bereketli ömürler versin. Neden zorla kendinize sorun üretiyorsunuz ki? Şöyle yapın: Herkesin malı veya hissesi belli olsun. Her şeyi resmiyete uygun yapın. Ölüm gelince de endişe etmezsiniz. Size tavsiyem, siz ölünce ahirette ne yapacağınızı daha çok düşünmeniz olsun.

Selamünaleyküm. Hocam eşim ve ben 6 yıldır evliyiz. Evliliğimizin ilk senesinde
FetvaDiyanet Fetva Kurulu

Yaptığınız sözleşmede DERSLERE GİRMESENİZ DE ücreti ödemeniz gerekeceği yönünde bir kayıt varsa ödemelisiniz.

Hocam, yakın bir zamanda dershaneye yazılmıştım benim adıma arkadaşımın annesi b
FetvaDiyanet Fetva Kurulu

İki davalı arasında devlete müracaat etmeden aralarında bir hakem tayin ederek sulh olmaları uygulaması Kur'an kaynaklıdır. Ashab-ı Kiramdan itibaren de vardır. Belki de Müslümanlar arasındaki kardeşliğin devamı için de en gerekli işlerden biridir diyebiliriz. Size şöyle bir özetleme yapabiliriz: Tartışmalı olan konunuzu çözebileceğine inandığınız ve sizin için ittifak edilebilecek bir ismi hakem olarak belirleyebilirsiniz. Önemli olan, isim üzerinde ittifak etmeniz ve o ismin söz konusu işten anlıyor olmasıdır. Mesela ticari bir meselede bir hocayı hakem yapmanız yerinde olmaz. Ticaretten anlayan biri olmalıdır. Dinen bilinmesi gereken bir ayrıntıyı da o hakem olacak kişi bir bilenden öğrenir. İki taraf veya taraflar hakem olacak kişide ittifak ettikten sonra hakemden vazgeçme hakları hakemin karar anına kadar geçerlidir. Hakem kararını verdikten sonra taraflardan biri vazgeçemez. Ve hakemin verdiği karar herkesi bağlayıcı olur. Hakem olarak belirlenen kişi davadan çekilebilir, yenisini bulursunuz. Ya da hakemli süreyi önceden belirleyecek olursanız mesela bir hafta içinde çözülecek şeklinde bir ilke belirlerseniz o süre bittiğinde hakemin görevi de biter. Hakem belirleme ya da resmi kimliği olmayanların hakemlik yapması dinen konmuş had cezaları, kısas, diyet ve lian gibi konularda olamaz. Müslümanlar olarak aramızda kul hakkı tartışması bırakmadan ahirete gitmeliyiz. Özellikle birbirimize beddua ettiğimiz konular ahirette hepimizin acısı olacaktır. Buna göre bir samimiyet ve fedakârlık gösterelim. Allah yardımcımız olsun.

Bir ticari ortaklık yaptık. Maalesef işler umduğumuz gibi gitmedi. İki ortak da
FetvaDiyanet Fetva Kurulu

Bu konuda ayrıntıya girilmesi gerekiyor. Zira ödeme farklı nedenlere dayalı olarak gerekir. Örnek olarak bir borcun gecikmesi başkadır iş yaptırmanın sonucu yapılacak ödeme başkadır. Bu konuyu şöyle özetlemeye çalışalım: İş yaptırmaya yönelik bir sözleşmeye, işin kalitesi, gecikmesi gibi problemler nedeniyle bir cezai müeyyide konabilir. Bunu fukaha caiz görmüştür. Bu konuda fukaha, ortada bir zarar söz konusu olması durumu diye bir kayıt koymuştur yani iş yaptıranın mesela gecikmeden veya kalite düşüklüğünden dolayı zarar görmüş olması gerekir. Bu nedenle konan cezai müeyyide de zarardan fazla olmamalıdır. İş yaptırma nitelikli sözleşmelerde, müteahhitlik sözleşmelerinde, taksitli alışverişlerde ödemelerden birinin gecikmesi durumunda diğer taksitlerin peşin tahsili şartı konmasında bu kural geçerlidir. Yeter ki borçlu bu son noktada gerçek bir iflas durumunda bulunmasın. Öyle bir iflas söz konusu olursa alacaklının merhametli davranması Kur'an’ın emridir. Taksitli alışverişlerde ödenmeyen miktarlara ilave getirilmesi yani gecikme farkı alınması caiz değildir. Elektrik ve benzeri tüketim faturalarının gününde ödenmemesi hâlinde alınan fark bir faizdir ve caiz değildir. Müslüman’ın buna dikkat etmesi gerekir. Bir borç sözleşmesinde geciken borçtan dolayı hakeme müracaat eden taraflara hakemin zarar tazmini takdir etmesi durumunda bu tazmin edilen miktarın helal olup olmayacağı konusunda muasır bazı fakihler caiz olacağı yönünde fetva vermişlerdir. Sıkışık durumlarda bu fetva kullanılabilir ama tercih edilmemesini tavsiye ederiz.

Hocam ödemenin gecikmesi durumunda anlaşmaya cezai müeyyide koymak caiz değil mi

Paylaş

XWhatsAppTelegramFacebook
Bu içerikte bir hata mı var? Bize bildirin.

Site deneyimini iyileştirmek için çerezler kullanıyoruz. Ayrıntılar için Çerez Politikası.