Fetva Meclisi
Soru
Üç oğlan bir kız kardeşiz. Babam ölünce malı islami kurallara göre paylaştık. Aramızda anlaşma kağıdı imzaladık. Oğlan kardeşimin biri anneme düşen evin kirasını istedi. Annemin haberi yoktu. Diğer üç kardeş istemedi. Bu anlaşma kağıdına işlendi. On yıl sonra o kardeş kira gelirini istedi. Diğerleri istemedi ve hiç birisi almadı. Şimdi bu parayı annem ödemek zorunda mı ve kirası istenen eve yapılan masraflar bu ödemeden düşülecek mi?
Cevap
Benzer fetvalar
Selamünaleyküm. Allah babanıza rahmet etsin. Babanızın kardeşinin hiçbir şekilde malda hakkı olamaz. Size babanızın sağlığında aldığı daire ise sizindir. Babanız ölünce geride kalan malın % 66,667'si sizindir geri kalanı da kız kardeşinizindir. Allah'a emanet olun.
Allah annenize rahmet etsin, size de sabırlar ihsan etsin. Babanızın durumunun iyi olması mirastan pay almasını değiştirmiyor. Onun feragat etmesi dışında hakkı haktır. Soruda erkek kardeşten söz etmiyorsunuz. Bu nedenle size iki türlü cevap vereceğiz. Erkek kardeşiniz varsa o, yüzde 37,5, kızlar yüzde 37,5 aranızda bölüşeceksiniz. Babanız da yüzde yirmi beş alacak. Erkek kardeş yoksa babanız yüzde yirmi beşi alacak, gerisini siz kızlar bölüşeceksiniz.
Bir insan yaşarken velev ağır hasta bile olsa onun mirası diye bir şey yoktur. Kimse o ölecek diye mirasını paylaşamaz. Bu bir hak değildir. Aksine fuzuli bir iştir. Kız kardeşinizin yaptığı bir borç isteme olabilirdi. Nitekim de borçtur. Şu anda erkek kardeşlerinden borç almış durumdadır. Kardeşleri onu da mirasa katacaklar, o da onlardan aldığı parayı iade edecek veya payından düşecekler.
Bir kişinin özel mağduriyeti, kendisine düşecek mal taksimatı konusunda farklı olmasını gerektirmez. Diğer kardeşlerin sizin için hususi bir ferağati olursa size farklı bir şey verilebilir. Mağdur ya da zorda olan biri olmanız başka şey, payınıza düşeni almanız başka şeydir.
Aleykümselam. Annenin neden böyle yaptığını sormaya bile gerek yoktur. Doğurduğundan kira istemek annenin işi olmamalı ama bunu yaparken de önünde bir hukuk engeli yoktur. Ekmeğe muhtaç durumun yoksa dediğini yapacaksın ve asla ona küsmeyeceksin. Ya da evini terk et ama onu terk etme. O ezilsin sonunda ve hatasını anlasın sen hata etme sakın. Kırılma da. Dünya bu, başı dibi imtihandır.
Allah babanıza rahmeti ile muamelede bulunsun, sizi de salihattan kılsın. Annenizin yaşayıp yaşamadığını bildirmemişsiniz. Dede ve ninenizin olmadığını kabul ettik. İki ihtimal var. Anneniz sağ ise ve anneniz ölmüş ise ihtimaline göre mirasınızın dinen değerlendirmesi şöyledir: Anneniz yaşıyorsa: Anneniz: % 12,49 Kızların her biri: % 22,22 Amcaların her biri: % 3,20 Halaların her biri: % 1,60 Anneniz yaşamıyorsa: Kızların her biri: % 22,22 Amcaların her biri: 5,128 Halaların her biri: % 2,564
anlaşma konusundaki diğer fetvalar
Selamünaleyküm. Anlaşmanızın gereği kadarını alabilirsiniz. Gerisini iade etmenizde doğru olur.
Özel bir maddeyi anlaşmaya koymadı iseniz yapabileceğiniz bir şey yoktur.
Selamünaleyküm. Böyle bir mal merakını hayretle karşıladık. Allah ikinize de bereketli ömürler versin. Neden zorla kendinize sorun üretiyorsunuz ki? Şöyle yapın: Herkesin malı veya hissesi belli olsun. Her şeyi resmiyete uygun yapın. Ölüm gelince de endişe etmezsiniz. Size tavsiyem, siz ölünce ahirette ne yapacağınızı daha çok düşünmeniz olsun.
Yaptığınız sözleşmede DERSLERE GİRMESENİZ DE ücreti ödemeniz gerekeceği yönünde bir kayıt varsa ödemelisiniz.
İki davalı arasında devlete müracaat etmeden aralarında bir hakem tayin ederek sulh olmaları uygulaması Kur'an kaynaklıdır. Ashab-ı Kiramdan itibaren de vardır. Belki de Müslümanlar arasındaki kardeşliğin devamı için de en gerekli işlerden biridir diyebiliriz. Size şöyle bir özetleme yapabiliriz: Tartışmalı olan konunuzu çözebileceğine inandığınız ve sizin için ittifak edilebilecek bir ismi hakem olarak belirleyebilirsiniz. Önemli olan, isim üzerinde ittifak etmeniz ve o ismin söz konusu işten anlıyor olmasıdır. Mesela ticari bir meselede bir hocayı hakem yapmanız yerinde olmaz. Ticaretten anlayan biri olmalıdır. Dinen bilinmesi gereken bir ayrıntıyı da o hakem olacak kişi bir bilenden öğrenir. İki taraf veya taraflar hakem olacak kişide ittifak ettikten sonra hakemden vazgeçme hakları hakemin karar anına kadar geçerlidir. Hakem kararını verdikten sonra taraflardan biri vazgeçemez. Ve hakemin verdiği karar herkesi bağlayıcı olur. Hakem olarak belirlenen kişi davadan çekilebilir, yenisini bulursunuz. Ya da hakemli süreyi önceden belirleyecek olursanız mesela bir hafta içinde çözülecek şeklinde bir ilke belirlerseniz o süre bittiğinde hakemin görevi de biter. Hakem belirleme ya da resmi kimliği olmayanların hakemlik yapması dinen konmuş had cezaları, kısas, diyet ve lian gibi konularda olamaz. Müslümanlar olarak aramızda kul hakkı tartışması bırakmadan ahirete gitmeliyiz. Özellikle birbirimize beddua ettiğimiz konular ahirette hepimizin acısı olacaktır. Buna göre bir samimiyet ve fedakârlık gösterelim. Allah yardımcımız olsun.
Bu konuda ayrıntıya girilmesi gerekiyor. Zira ödeme farklı nedenlere dayalı olarak gerekir. Örnek olarak bir borcun gecikmesi başkadır iş yaptırmanın sonucu yapılacak ödeme başkadır. Bu konuyu şöyle özetlemeye çalışalım: İş yaptırmaya yönelik bir sözleşmeye, işin kalitesi, gecikmesi gibi problemler nedeniyle bir cezai müeyyide konabilir. Bunu fukaha caiz görmüştür. Bu konuda fukaha, ortada bir zarar söz konusu olması durumu diye bir kayıt koymuştur yani iş yaptıranın mesela gecikmeden veya kalite düşüklüğünden dolayı zarar görmüş olması gerekir. Bu nedenle konan cezai müeyyide de zarardan fazla olmamalıdır. İş yaptırma nitelikli sözleşmelerde, müteahhitlik sözleşmelerinde, taksitli alışverişlerde ödemelerden birinin gecikmesi durumunda diğer taksitlerin peşin tahsili şartı konmasında bu kural geçerlidir. Yeter ki borçlu bu son noktada gerçek bir iflas durumunda bulunmasın. Öyle bir iflas söz konusu olursa alacaklının merhametli davranması Kur'an’ın emridir. Taksitli alışverişlerde ödenmeyen miktarlara ilave getirilmesi yani gecikme farkı alınması caiz değildir. Elektrik ve benzeri tüketim faturalarının gününde ödenmemesi hâlinde alınan fark bir faizdir ve caiz değildir. Müslüman’ın buna dikkat etmesi gerekir. Bir borç sözleşmesinde geciken borçtan dolayı hakeme müracaat eden taraflara hakemin zarar tazmini takdir etmesi durumunda bu tazmin edilen miktarın helal olup olmayacağı konusunda muasır bazı fakihler caiz olacağı yönünde fetva vermişlerdir. Sıkışık durumlarda bu fetva kullanılabilir ama tercih edilmemesini tavsiye ederiz.