Fetva Meclisi
Soru
Hocam annemi yıllar evvel kaybettik ve aldığımız bir miras var. Babam miras bölünmeden epey evvel evlendi yeniden ve eşi de çalışıyor maddi durumu gayet iyi. Beşer hukukuna göre mirastan babama annemin payından bizden daha fazla pay verildi. Bizim asıl hukukumuza göre de durum böyle mi olmalıdır? Şimdi ufak bir miktar daha bölünecek elden olarak, babama da hak düşüyor mu yoksa sadece biz kardeşler arasında mı bölüşmeliyiz?
Cevap
Benzer fetvalar
Bu konuda siz, sadece bildiğiniz doğru olanı söylemekle yükümlüsünüz. Gerisi onlara kalmıştır. Siz, payınıza düşeni eksik almış olursunuz ama ahirette mesuliyetten kurtulursunuz.
Allah babanıza rahmeti ile muamelede bulunsun, sizi de salihattan kılsın. Annenizin yaşayıp yaşamadığını bildirmemişsiniz. Dede ve ninenizin olmadığını kabul ettik. İki ihtimal var. Anneniz sağ ise ve anneniz ölmüş ise ihtimaline göre mirasınızın dinen değerlendirmesi şöyledir: Anneniz yaşıyorsa: Anneniz: % 12,49 Kızların her biri: % 22,22 Amcaların her biri: % 3,20 Halaların her biri: % 1,60 Anneniz yaşamıyorsa: Kızların her biri: % 22,22 Amcaların her biri: 5,128 Halaların her biri: % 2,564
Miras öldükten sonraki alınan maldır. Ölmeden önce babadan alınan miras değil hibedir. Babanın sadece erkek evladına vermesi, kızlarına vermemesi bir zulümdür. Bu zulüm kıyamet günü ondan sorulacaktır. Buna göre babasını düşünen bir evlat ise olana rıza göstermesi, dini alet ederek az aldığını söylememesi daha isabetli olur. Evet, kızların erkekle eşit olması dinen uygun değil ama kızların hibeden yoksun bırakılması da dine uygun değil.
Miras, keyfe göre dağıtılmaz. Sen veya diğerleri payınıza düşen kadarını adaletli bir şekilde alırsınız. Bu mirasta (dört kardeşinden başka mirasçınız yoksa) kız çocuğu olarak senin payın % 11.11 olur. Gerisini erkek kardeşlerin paylaşır. Bu payı nasıl alacağın ise bilirkişi tarafından tespit edilebilir.
Bu sorunun böyle uzaktan çözülmesi mümkün durmuyor. Sizin muhakkak bir mirasınız vardı ama sizin reddi miras yapmanız da sizin bir hatanız olmuş. Şu anda yapacak bir şey yoksa ve siz de düzlüğe çıkmış iseniz unutun gerisini gitsin.
Babanızın o öldükten sonra uygulanmak üzere yaptığı vasiyette erkek çocuklarına belirlediği miktarın hiçbir bağlayıcılığı yoktur. O vasiyeti kabul etmeyerek de günaha girmezsiniz. Bilakis erkek kardeşleriniz haram mal almış olurlar. Kur'an'ımızın size tanıdığı hakkı vasiyete rağmen alın. Vermezlerse hakkınızı helal etmek zorunda değilsiniz.
anne konusundaki diğer fetvalar
Kızım, Bu hayatta bedeli olmayan bir şey var mı? En basit gördüğümüz şeyin bile kendi çapında bir değeri ve bedeli vardır. Değil mi? Sen, Allah sana bereketli ömürler ihsan etsin, cennet gibi bir değere sahip olmak yoluna girmişsin. Sana melekler hayran iken, şeytan senin çevreni nasıl kışkırtmaz, mümkün mü? Söz konusu olan cennet, bırak bedel de cennete değer diyebileceğin bedeller olsun. Bir de şunu açıkça söyleyebilirim ki, aslında sen kıskanılıyorsun. Senden daha yaşlı insanlardan daha iyi durumda olman kıskanılmaz mı? Ben bile senin çileni imrendim. Seni tebrik ederim, Rabbim seni korusun, ufkunu açık etsin. Şöyle bir plan uygula: - Dinen haram olmayan işlerde kendini serbest bırak. Haram olan şeylerde de asla taviz verme. - Çevrenle bilhassa da anne babanla tartışma. Her tartışma seni santim santim yıpratır. Vakur dur, ciddi ol. Tartışma vakarını tüketir. Sadece sorulana cevap ver, cevabın cevabına cevap verme. - Nezaketinden hiç eksik yapma. Sana en ağır ithamlarda bulunanlar bile senin nezaketine hayran olmalıdırlar. - İbadetlerini sıkı tut. Bilhassa namazında heyecanın tam olsun. Namazlardan sonra güzel dualar et. Kendine et, insanlara et, anne babana et. - Bilgi dağarcığını sürekli besle. Gıdasız kalmaya benzeyen bir bilgisiz kalma yaşamayasın. - Meşhur isimlerden birini insanlarla konuşma ki seni “filancaya kapılmış” diye itham etmelerine vesile açılmasın. - Ve kızım, duanı eksik etmeyeceksin, hiç!
Hayır, böyle bir hakkı yoktur. İkinizin de anlaşabileceği bir ortamda bu engelleme olabilir ya da ortada tıbben/dinen makul bir gerekçe olabilir. Bunun dışında evliliğinizi yıkma noktasına getirmeden bu sorunu çözmeye bakınız. Allah yardımcınız olsun.
İki noktaya dikkat ediniz: Birincisi, kabiliyetinizdir. Fıkıh ve hadis iki farklı zekâ isteyen ilimdir. Mesela Fıkıh, daha çok matematik gibi bir zekâ ister. İkincisi de, gurbet ağırdır; her insan ona dayanamaz. Bunu iyi düşünün. Elbette ailenizin size müsamahası da ayrı bir başlık olarak önünüzde duracak. Örnek olarak, Annenizin rızasından bir santim uzak kaldığınızda bereketi kaybedersiniz. Ayrıca evlilik gelişmelerinin sizi ne oranda etkileyeceğini iyi hesap ediniz. Allah yardımcınız olsun.
Her yerde her zaman Müslümanca yaşamaya ve nesil yetiştirmeye hazır olun. Hedefiniz HER YER VE HER ZAMAN olsun. Kendinizi buna kilitleyebilirseniz daha cesur iş yaparsınız. Aksi takdirde yeni nesli yetiştirebilmek için gidebileceğiniz yer neredeyse yoktur. Dünyanın her yerinde oraya ait sorunlar bulunuyor. Şöyle bir planınız olsun: Önce kendi imanınızı ve iffetinizi korumayı ve öyle ölmeyi gaye edinin. Kendi gayretlerinizden çok Allah’ın yardımına güvenin, bunun için de dualar edin. Evinizi mü'min bir ev, bir Kur'an medresesi yapın. Bu elbette sizin çapınız ve imkânınız kadar olacak. Çevre seçin. Yakın akrabalar bile olsa çocuklarınıza olumsuz etki edebilecek zorunlu olmayan beraberlikleri engelleyin. Üç aile ile sınırlı olsa bile mini bir MÜMİN TOPLUM kurun kendinize. Çocuklarınız ve ailelerinizle ilgili sürekli destek alın, bunun için tatilinizi feda etmek gerekiyorsa feda edin. Bunun için şehir değiştirmeniz gerekiyorsa değiştirin. Bunun için ülke değiştirmek gerekiyorsa değiştirin. Bu sizin hicretiniz ve cihadınız olsun. Bir gün Türkiye’ye dönmenin daha yararlı olabileceğini anlarsanız ve bunu da size yön verenler tavsiye ederseler dönün. Ve korkmayın. Tedbirli olun ama korkmayın. Allah yardımcınız olsun.
Hayır, üvey anne, anne gibi değildir. Elbette insanın babasının eşi olması bakımından bile bakıldığında gayet nazik ve insani ilişkiler içinde olacaktır, bunu söylemeye bile gerek yoktur ama öz annenin hukuku üvey annede yoktur.
Allah yardımcınız olsun, işinizi kolay etsin. Çocukların yirmi beş yaşlarına kadar çıkarabilecekleri sorunlardan biridir bu sorun. Önünüzde iki seçenek var: Ya çocuğunuzu tavizsiz, bildiğiniz doğrunun gereği üzere namazla buluşturacaksanız ya da siz esneterek ve bu durumu görmüyor gibi yaparak sonunda namaz ehli olması için uğraşacaksınız. Birincisinin sonucunu zikretmek bile istemem; çocuğu temelden kaybedebilirsiniz. Ne namaz kalır ne kendisi, maazallah. İkinci yöntemi muhakkak uygulayın: - Sık sık olmamak kaydıyla namazı hatırlatın. Kılmadığında üzerine gitmeyin. - Sadece namaz konuşan bir anne baba asla olmayın. Konular renklenip dursun; en az boya çeşitleri kadar... - Her şeye ve her sonuca rağmen asla cezalandırmaya gitmeyin. Yüzüne yüzüne kınamayın onu. Kardeşi veya kuzeni ile sakın kıyaslama yapmayın. - Yaptığı diğer güzel işleri övün, ödüllendirin. (Bu nokta çok mühim, bunu unutmayasınız.) - Çocuğunuzun namazlı emsalleri ile buluşmasını sağlayın. Haftada bir bile olsa ona yakın yaşlardaki arkadaşları ile namazlı ortamlarda buluşsun. Bunun etkisi sizin nasihatinizden fazla olur. - Tabii ki duanın ne kadar önemli olduğunu söylemiyorum bile... - Eşinizle nöbetleşe yürütün bu projeyi. Mesela bir hafta siz, iki hafta eşiniz şeklinde olsun. Biiznillah sonunda namaz ehli bir çocuk göreceksiniz. Ama yirmi beş yaşı uç sınırdır bunu unutmayasınız.