Fetva Meclisi
Soru
Anneme, babasından miras kaldı. Annemin iki erkek kardeşi var. Mirasta erkeklerin daha fazla alması gerektiğini biliyorum fakat annem bunu kabul etmiyor ve mevcut yasalara göre eşit alacağını söylüyor. Annem yasalara göre bu mirası alırsa aldığı miras haram olur mu? Bu durumda ne yapmamız gerekir?
Cevap
Benzer fetvalar
Allah annenize rahmet etsin, size de sabırlar ihsan etsin. Babanızın durumunun iyi olması mirastan pay almasını değiştirmiyor. Onun feragat etmesi dışında hakkı haktır. Soruda erkek kardeşten söz etmiyorsunuz. Bu nedenle size iki türlü cevap vereceğiz. Erkek kardeşiniz varsa o, yüzde 37,5, kızlar yüzde 37,5 aranızda bölüşeceksiniz. Babanız da yüzde yirmi beş alacak. Erkek kardeş yoksa babanız yüzde yirmi beşi alacak, gerisini siz kızlar bölüşeceksiniz.
Selamünaleyküm. Kardeşler aralarında böyle bir anlaşma yaptılar ve erkekler bundan bir hak talep etmiyorlarsa bu bir anlaşma olduğu için annenize kalan caizdir. Erkeklerden biri, annenize verilen fazlalıktaki hakkını talep ederse onu alması hakkıdır.
Mirasta hakkı bulunan abilerin haklarını sana devrettiklerine göre ortada bir endişe durumu yok demektir. Mirası alabilirsiniz. Abileriniz haklarını istiyor olsalardı sorun olurdu.
Allah babanıza rahmeti ile muamelede bulunsun, sizi de salihattan kılsın. Annenizin yaşayıp yaşamadığını bildirmemişsiniz. Dede ve ninenizin olmadığını kabul ettik. İki ihtimal var. Anneniz sağ ise ve anneniz ölmüş ise ihtimaline göre mirasınızın dinen değerlendirmesi şöyledir: Anneniz yaşıyorsa: Anneniz: % 12,49 Kızların her biri: % 22,22 Amcaların her biri: % 3,20 Halaların her biri: % 1,60 Anneniz yaşamıyorsa: Kızların her biri: % 22,22 Amcaların her biri: 5,128 Halaların her biri: % 2,564
Selamünaleyküm. Anneniz yaşıyorsa, sizin her biriniz 33,3 oranında, anneniz 12,5 oranında, amcanız da 20,8 oranında yüzde hissesi alacaktır. Anneniz yoksa siz ve amcanız yüzde 33,3 oranında hisse alacaksınız. Amcanızın, babanızın sağlığında yaptığı hatalar ahirette hesabı sorulacak işlerdir. Mirasa engel olan sadece iman farkıdır.
O evde, haram karışımı vardır. Karışım oranı kadar da sorumluluk vardı. Bu da babanızın sorumluluğu idi. Size direkt o evin haram olduğunu söyleyemeyiz. Yapabilirseniz faiz oranı kadar parayı çıkarıp bir kuruma verirseniz kalbiniz rahat eder.
dini sorular konusundaki diğer fetvalar
Zihninizin takıldığı hususta haklısınız. 'Mücerret bir yalan, mücerret bir zinadan daha tehlikeli değildir.' Bunu tırnak içine alarak size yazdım ki meseleyi kendiniz değerlendirin. Ancak ortada şöyle bir durum var: Gerek zina ve gerekse yalan, iletkenlikleri açısından ele alındıklarında durum böyle değildir. Bir yalan için kendi başına 'bir yalan' olması da mümkündür, o yalanın bin zinayı, bin cinayeti beraberinde sürüklemesi de mümkündür. Zina ise hala iki kişi arasında bir afettir. Yalanın, akabinde getireceği sıkıntılar açısından ele alınması durumunda neden yalanın zinadan da vahim olduğu anlaşılabilir. Dinimizi ve dinimizin kaynaklarını detayları ile anlamaya çalışırsak daha huzurlu bir bilgi kaynağımız olur. Sıhhat ve afiyetler dilerim size.
Peygamberler arasında bir peygamberlik üstünlüğü söz konusu değildir. Biz onlar arasında birinci sınıf ikinci sınıf ayrımı yapmayız. Ama bütün peygamberler arasında beş peygamberi seçtiğini Allah Teâlâ, Kur'an'da haber vermektedir. Bu beşinin içinde de Peygamber aleyhisselam efendimiz, ilk beşin birincisidir. Böyle iman ederiz.
Böyle bir şeyi sıkışınca yapan mü’minle, tadına bakmak için yapan mü’min arasındaki farka dikkat edersek meseleyi anlarız. Bir mezhep, tek başına din değildir. Mezheplerin bütünü dindir. Neyi neden yaptığımıza bakalım, gerisi kolay. Allah’a emanet olun.
Peygamber aleyhisselam efendimizin ne denli övülürse övülsün, övülmekle bitmeyecek meziyetlerin sahibi olduğundan kimsenin şüphesi olamaz elbette. Ancak bu hususun, sanki onun ihtiyacı varmış gibi abartıldığı da maalesef doğrudur. Biz şöyle dengeli bir yol izleyebiliriz: a- Allah Teala onu, kitabında nasıl övdü ise onu olduğu gibi kabul eder, iman ederiz. Kesinlikle tartışmayız, tartışılmasını da imandan çıkmak olarak görürüz. b- Sahih ve sarih hadislerde ona dair aktarılan bilgileri de olduğu gibi kabul eder, onları da tartışmayız, tartışılmasına izin veremeyiz. c- Bunun dışında şairlerin, yazarların, ozanların sözleri ile Peygamber aleyhisselam efendimizi tanımaya ihtiyacımız olmaz. Onun sevgisinin ve kişiliğinin abartılmasının bir zafiyet olduğunu düşünürüz. Onu övmek için yalana, hileye baş vurmanın gereği yoktur. Hassasiyetinizi doğru buluyorum. Yine de siz, sanki başka şey kastediyormuş vesvesesine sebep olmamaya gayret edin. Allah Teala'dan onun şefaatine nail olacak amellere bizi muvaffak kılmasını dileriz.
Bugüne kadarki korsanlıkları bir kenara bırakın; onlarla öğrenmeniz, bundan sonraki işlerinizi etkilemez. Bundan böyle kul hakkına dikkat ederek yaşamaya çalışın.
Bu konuda oturmuş bir örf varsa o örfe itibar edebiliriz. Önceden eşler arasında bir anlaşma da olabilir. Böyle olmazsa, kime ne takıldı ise o, onun kabul edilir ve zekâtını de kendi verir.