Fetva Meclisi
Soru
Hocam ben bilgisayar mühendisliğini bitirdim. Öğrenciyken programlama öğrenmek için kullandığımız yazılımlar kopyaydı (lisans ücreti ödenmemiş). Ben bir yere çalışmaya girdiğim zaman şirkette bu yazılımları lisanslı olarak kullanıyorlarsa ben lisanssız yazılımlarda öğrendiğim bilgileri orada kullanabilir miyim? Bu zamana kadar kullandığımız kopya yazılımlardan üzerimizde olan kul haklarını nasıl öderiz?
Cevap
Benzer fetvalar
Selamünaleyküm.İşinizi sevmemeniz, başka bir iş yapmanız sizin hakkınızdır ama bu yöntemle bu sonuca ulaşmanız doğru değildir. Geçmiş için istiğfar edin. Mü'min, hiçbir yerde hilekâr değildir.
Kul hakkına saygılı olmak gerekir. Hak sahibi kâfir bile olsa bu kural böyledir. Özellikle de ticari maksatlı kopyalamalara ruhsat bulunamaz. Bireysel kullanım için belki biraz esnek davranılabilir.
Selamünaleyküm. Telif hakkı korunmuş bir eseri kullanmanız doğru olmaz.
Haram olduğu belli olan bir işe kim ne kadar karışıyorsa o kadar harama bulaşmış olur. Siz, hizmet sağlayıcı olarak, diğeri de kullanıcı olarak bu harama karışmaktasınız. Hakları korunmuş ve özellikle takip edilen programlar için durum böyledir.
Dershanenin malını almak gibi bir hata olmasa da oradaki bilgilerden onların izin vermediği bir tarzda istifade etmeyi doğru bulmayız.
Selamünaleyküm, Bazı programları, üretici firmaları ciddi bir şekilde korumaktadır. Bazılarını ise internet dünyasında serbest bırakmaktadırlar. Birinci türden olanların hakkına riayet etmek gerekmektedir.
dini sorular konusundaki diğer fetvalar
Muayyen bir dua yoktur. Araştırmaya devam edeceksiniz. Ve asla, 'bari bu olsun' diyerek sizce uygun olmayan birine 'evet' demeyeceksiniz. Belki sizin vaktiniz gelmemiştir, acele etmenize gerek yoktur. Zamanı gelince her şey olur. Sabredin, yılmayın. Şeytanın sizi tuzağa çekmesine izin vermeyin. Kim bilir, Allah sizi, evlenmeniz durumunda başınıza bela olacak bir akıbetten korumaktadır. Neden acele edesiniz ki?
Müslüman'a kâfir demek ağır bir günahtır. Belki bu sözün sahibi küfre düşmüş olmaz ama büyük bir vebale gireceği ortadadır. Uzak durmak ve dikkat etmek zorundayız. Allah'a emanet olun.
Eşinizin bir yerde bulunmak için sizden izin alması gerekmez. Ama sizi mağdur etmesi de helal olmaz. Eğer mağduriyetiniz ciddi ise eşinizi dava edebilirsiniz. Önce aile büyüklerinizden bir hakem heyetini başvurun; yardım isteyin. Akıl alın. Onlar sizi haklı bulurlarsa hakkınızı kanuni yollarla arayın.
Peygamberler arasında bir peygamberlik üstünlüğü söz konusu değildir. Biz onlar arasında birinci sınıf ikinci sınıf ayrımı yapmayız. Ama bütün peygamberler arasında beş peygamberi seçtiğini Allah Teâlâ, Kur'an'da haber vermektedir. Bu beşinin içinde de Peygamber aleyhisselam efendimiz, ilk beşin birincisidir. Böyle iman ederiz.
Bu konuda siz, sadece bildiğiniz doğru olanı söylemekle yükümlüsünüz. Gerisi onlara kalmıştır. Siz, payınıza düşeni eksik almış olursunuz ama ahirette mesuliyetten kurtulursunuz.
Zihninizin takıldığı hususta haklısınız. 'Mücerret bir yalan, mücerret bir zinadan daha tehlikeli değildir.' Bunu tırnak içine alarak size yazdım ki meseleyi kendiniz değerlendirin. Ancak ortada şöyle bir durum var: Gerek zina ve gerekse yalan, iletkenlikleri açısından ele alındıklarında durum böyle değildir. Bir yalan için kendi başına 'bir yalan' olması da mümkündür, o yalanın bin zinayı, bin cinayeti beraberinde sürüklemesi de mümkündür. Zina ise hala iki kişi arasında bir afettir. Yalanın, akabinde getireceği sıkıntılar açısından ele alınması durumunda neden yalanın zinadan da vahim olduğu anlaşılabilir. Dinimizi ve dinimizin kaynaklarını detayları ile anlamaya çalışırsak daha huzurlu bir bilgi kaynağımız olur. Sıhhat ve afiyetler dilerim size.