Fetva Meclisi
Soru
Bir süre önce yalan söylemenin zinadan ve hırsızlıktan daha büyük bir günah olduğunu öğrendim. Ancak mantığıma yatmadığı için internette aradım ve öğrendiğimin bir hadise dayandığını bulabildim. Fakat hala bunu pek mantıklı bulamıyorum. Mesela birisi telefon açtığında görüşmek istemiyorsak ve karşı tarafı incitmemek adına 'şu anda pek uygun değilim' gibi bir cevap verirsek, bu söz yalan olması açısından zinadan nasıl daha büyük bir günah olabilir, anlayamıyorum. Ancak hadisi de reddetmek istemiyorum. Hal böyle olunca da çelişkide kalıyorum ve imanî anlamda sıkıntıya düşmeye başladım.
Cevap
Benzer fetvalar
Yalan, Allah’ın haram kıldığı en büyük günahlardandır. Müslüman, bin bir hata eder; ama asla yalan konuşmaz. Yalan, çirkinliği sadece kendisinde kalmayan, sürekli suç üreten bir makine gibidir. Her yalan, yeni bir yalan çeker. Yalanın güzeli olmayacağı gibi, biraz günah olanı da olamaz. Yalan yalandır. Ancak dinimiz, bazı durumlarda yalan konuşmanın günah olmayacağını belirtmiştir. Müslümanlar kâfirlerle savaşırken onları aldatacak hilelere başvurabilirler. Savaş bir hiledir. İki dargın Müslüman’ın arasını düzeltmek için onların arasında yalan övgüler taşınabilir. Bunlarda da ölçüyü abartmamak gerekir. Günah olarak bildiğimiz kumar, zina gibi büyük çılgınlıklara karşı nasıl hassas davranıyorsak yalana da o hassasiyeti göstermeliyiz. Bu hassasiyetimiz, bizde görülmelidir. Başkalarına karşı değerlendirme yaparken de aynı titizliği ortaya koymalıyız. Alkolik bir insanla arkadaş olmaya, onunla yolculuğa tavır koyduğumuz gibi, yalan konuşanlara karşı da tavrımız olmalıdır. Yalan konuşmaktan ve yalan konuşanla bir arada olmaktan kesinlikle kaçınırız. Çünkü yalan da nihayetinde, sigara gibi bulaşıcıdır.
Selamünaleyküm.Büyük bir çirkinlik içine düşmüş eşiniz. Aileler neyi düzelttiler, onun ahlâkını mı sizin gazabınızı mı?Birinci işiniz, bu olay onun itirafı olmadıkça kesin bir hüküm değildir, bunu bilin. Zanla sakın iş yapmayın, iftiracı duruma düşersiniz. İkinci olarak da, elân eşiniz böyle bir şeye devam ediyorsa sizin rıza göstermeniz kabullenilemez. Aile büyüklerini devreye sokun. Onların da bilgisi dahilinde ve teenni ile ama iffetinize sahip çıkan bir karar verin, kanuni yollarla ayrılın. Yasal olmayan bir işi sakın yapmayın. Ve asla tek başınıza karar vermeyin. Allah size sabır versin.
Bu meseleye namazdan önce insanlık meselesi olarak bakmanızı tavsiye ederim size. Senin büyüklerin onun büyükleri ile açıkça konuşsun. O şekilde çözmeye çalışın meseleyi.
Aleykümselam. Allah'ın kullarını imtihanı, sadece kâfirlerin saldırısı şeklinde değildir. Bilakis, kâfirlerin saldırısı en küçüğü denebilecek düzeydedir. Asıl imtihan, insanın zevkleri ve kendi neden gibileri üzerinden yapıldığında ağır olur, kazanılması zor olur. Sözünü ettiğiniz kişi ve kurumları düzeltme, insanları onlardan kurtarma gibi hayaller yerine, kendimizi o fitnelere düşmekten korumayı tercih etmemiz gerekir. Kurtarırken kurtulmaya muhtaç duruma düşmek de vardır. Genelde de olan budur. Allah Teâlâ herkesi imtihan etmektedir; hakkı bilip, izini sürmek herkesin vazifesidir. Nefislere hoş gelen şeylerle kendini oyalayanların mazeretlerini Allah'a inandırmaları ne kadar mümkündür?Evet, yardım edelim ama önce kendimize! Yangından kurtarırken yanmanın anlamı yoktur.
Anneni veya teyzen gibi sana mahrem birini devreye sok, bu işi o takip etsin. Kadınlar birbirlerinin dillerini ve hâllerini erkeklerden daha iyi anlarlar. O mahremin sana tavsiye ederse yola koyul değilse terk et ve kendini kurtar.
Selamünaleyküm. Yaptığınızın bir ahlak boyutu var ki bunu siz de tahmin ediyorsunuzdur; ayıp kelimesinin ötesinde haram bir iş yapıyorsunuz. Evet zina kadar değil ama müstehcen bir iş, terk etmelisiniz. Ahlâksız Müslüman olamaz. İkinci bir husus da şudur: Bu yapılan iş, bir zaman sonra ilavelerini getirebilir. Bu sizi tatmin etmemeye başlar, daha ötesine kayarsınız. Bu açıdan da meseleye bakın. Gıdanız, uyku düzeniniz, vakit boşluğunuz gibi konuları yeniden gözden geçirin. İnşaallah fayda bulursunuz. Allah yardımcınız olsun.
dini sorular konusundaki diğer fetvalar
Bu konuda siz, sadece bildiğiniz doğru olanı söylemekle yükümlüsünüz. Gerisi onlara kalmıştır. Siz, payınıza düşeni eksik almış olursunuz ama ahirette mesuliyetten kurtulursunuz.
Peygamberler arasında bir peygamberlik üstünlüğü söz konusu değildir. Biz onlar arasında birinci sınıf ikinci sınıf ayrımı yapmayız. Ama bütün peygamberler arasında beş peygamberi seçtiğini Allah Teâlâ, Kur'an'da haber vermektedir. Bu beşinin içinde de Peygamber aleyhisselam efendimiz, ilk beşin birincisidir. Böyle iman ederiz.
Böyle bir şeyi sıkışınca yapan mü’minle, tadına bakmak için yapan mü’min arasındaki farka dikkat edersek meseleyi anlarız. Bir mezhep, tek başına din değildir. Mezheplerin bütünü dindir. Neyi neden yaptığımıza bakalım, gerisi kolay. Allah’a emanet olun.
Peygamber aleyhisselam efendimizin ne denli övülürse övülsün, övülmekle bitmeyecek meziyetlerin sahibi olduğundan kimsenin şüphesi olamaz elbette. Ancak bu hususun, sanki onun ihtiyacı varmış gibi abartıldığı da maalesef doğrudur. Biz şöyle dengeli bir yol izleyebiliriz: a- Allah Teala onu, kitabında nasıl övdü ise onu olduğu gibi kabul eder, iman ederiz. Kesinlikle tartışmayız, tartışılmasını da imandan çıkmak olarak görürüz. b- Sahih ve sarih hadislerde ona dair aktarılan bilgileri de olduğu gibi kabul eder, onları da tartışmayız, tartışılmasına izin veremeyiz. c- Bunun dışında şairlerin, yazarların, ozanların sözleri ile Peygamber aleyhisselam efendimizi tanımaya ihtiyacımız olmaz. Onun sevgisinin ve kişiliğinin abartılmasının bir zafiyet olduğunu düşünürüz. Onu övmek için yalana, hileye baş vurmanın gereği yoktur. Hassasiyetinizi doğru buluyorum. Yine de siz, sanki başka şey kastediyormuş vesvesesine sebep olmamaya gayret edin. Allah Teala'dan onun şefaatine nail olacak amellere bizi muvaffak kılmasını dileriz.
Bu konuda oturmuş bir örf varsa o örfe itibar edebiliriz. Önceden eşler arasında bir anlaşma da olabilir. Böyle olmazsa, kime ne takıldı ise o, onun kabul edilir ve zekâtını de kendi verir.
Bugüne kadarki korsanlıkları bir kenara bırakın; onlarla öğrenmeniz, bundan sonraki işlerinizi etkilemez. Bundan böyle kul hakkına dikkat ederek yaşamaya çalışın.