Fetva Meclisi
Soru
Hocam benim için evliliğin ilk şartlarından biri namazdı. Eşimin ailesi namazlarını hep cemaatle kıldıklarını söylerdi. Eşim de namazlarını kıldığını söylemişti. Evlendiğimiz günden beri beş vakit namazını kılmış değil. Başkalarının yanında kılıyor ve çok güzel konuşuyor. Evde hadi namazını kıl dediğimde kıldım diyor, ben ne zaman kıldın diye şaşırınca gidip gizlice namazını kılıyor. Bazen de namaz kılmak için gidiyor ama kılmıyor. Ne zaman içeri girsem yatmış oluyor veya telefonu ile oynuyor. Bu durum artık yalana kadar gitti. Bu durumun benim ibadetlerime de yansımasından çok korkuyorum. Evlenmeden önceki halim ile şimdiki halim arasında maalesef çok fark olduğunu görüyorum. Benim ailemde namazlar geç saate bırakılmaz fakat burada namaz son dakikalara bırakılıyor. Önce namaz değil iş oluyor. Hatta eşimin evlenmeden önce çok kitap okuduğunu söylemişlerdi ama geceye kadar televizyon izliyor. Ailesi hadis, sünnet, ayet ve mealleri sürekli zikreden kişiler olarak gözüküyorlardı fakat yalanlarına çok şahit oldum. Zaten evlendiğimiz günden beri artarak devam eden tartışmalarımız da oldu. Altınlarımı istedi ve ailesine verdi. Bir kısmıyla da borçlarını kapattı. Kendisinden bir şey istesem onu çok görür ama başkasına fazlasını yapar ve bu onun gözüne batmaz. Dışarıya karşı asla kötü değil. Bana karşı ise çok gamsız olduğu zamanlar oluyor. Hamileliğimin bir döneminde de stres ve sıkıntıdan dolayı rahatsızlanmıştım, hastaneleri dolaşmıştık. Evim bile beni boğuyor artık. Namaz kılınmayan, Kur’an okunmayan bir evden ne beklenebilir ki? Bu durumun benim ibadetlerime yansıması ve evliliği bitirmemin bir gerekçesi olabilir mi? Böyle yalanların olduğu bir ortamda çocuk yetiştirilir mi?
Cevap
Benzer fetvalar
Siz onunla ilgilendikçe o kendini naza aldığına göre siz şimdilik kendinizi geliştirmeye bakın. Onunla özellikle bu konularda ilgilenmeyin. Aranızdaki muhabbet arttıkça sizin etkiniz de artabilir ama bu mantıkla onu kendinizden itmiş oluyorsunuz. Bir de böylesini deneyin.
Namazı eksen almakla pek güzel ve mübarek bir iş yapmışsınız. Hiç bozmayın ve asla tereddüt etmeyin. Namaz bizim için dindir, insanlık kalitesidir. Namaz, yaratanımıza bağımızı ve vefamızı gösteriyor. Namazsızlık insanlık açısından da sorun göstergesidir. Şaşmayın, güzel düşünmüşsünüz. Evlenince sen kıldırırsın söylentisi ise kuru bir umuttur, ya tutar ya tutmaz. İlkenizi aşmamaya çalışın. Evet, yaşınız evlilik bakımından ilerlemiş ama evlenmek her şey değildir. Yaşadığımız toplumda neredeyse boşanmalar evlenmeyi geçecek durumdadır. Mahkemeler işi biraz gevşetse boşanmışlar bu ülkenin çoğunluğunu oluşturur diye korkuyorum. Şansını tüketmiş dul bir kadın olmaktan ise huzur içinde nasibini bekleyen bir hanım olmayı yeğleyin. Allah Teâlâ yardımcınız olsun.
Bazen insanlar kendi içindeki yaralarını, ilgisizliğini ve sevgisizliğini eşine yükler. Eşiniz de sevgisini göstermeyi bilmiyor, hatasını kabul etmiyor ve sizi hep haksız çıkarıyorsa, burada karşılıklı anlayış değil, tek taraflı fedakârlık var demektir. Eşinizin davranışları sizinle ilgili değil, onun kendi eksiklikleriyle ilgilidir. Çocuklar için en iyi ortam, anne ve babanın sevgi ve huzur içinde olduğu ortamdır. Eğer bir evde devamlı gerginlik, ilgisizlik, tartışma ve sevgisizlik varsa, çocuklar yaşananları hisseder ve bu onların karakter gelişiminde derin izler bırakır. Eşinizin ilgisizliği, çocuklarınıza da yansıyorsa, bu onların duygusal gelişimi için risklidir. Şiddet, hakaret ve sevgisiz bir ortamda büyüyen çocuklar, ileride ya özgüvensiz ya da baskıcı bireyler olabilir. Bu yüzden "Çocuklarım için katlanmalıyım." düşüncesi, bazen çocuklara daha çok zarar verebilir. Çocuklar mutlu bir anne görmek ister. Sevgisiz, ilgisiz bir evde büyümek yerine, huzurlu bir ortamda büyümek daha sağlıklı olabilir. Şu an iki temel sorununuz var: -Eşinizin ilgisizliği ve baskın tavrı. -Manevi ve psikolojik olarak yorgun düşmeniz. Eğer eşinizle iletişim kurulabiliyorsa önce onunla konuşmaya çalışın, duygularınızı net bir şekilde anlatın. “Sana iyi bir eş olmak istiyorum ama artık çok yoruldum. Senin de mutlu olmadığını hissediyorum. Gel, beraber bir çözüm bulalım.” gibi suçlamadan, duygularınızı merkeze alan bir konuşma yapabilirsiniz. Eğer iletişim mümkün değilse bir aile terapisti veya bir hoca/arabulucu ile görüşmeyi teklif edebilirsiniz. Siz değişmek için çaba sarf ederken, eşiniz aynı şekilde devam ederse, bu evliliğin sizi tükettiğini açıkça fark edebilirsiniz. Rabbim size en hayırlı yolu göstersin, kalbinize ferahlık versin.
Selamünaleyküm. Anlattıklarınızın aynen olduğuna ve bir abartma olmadığına göre cevap veriyorum size: Öncelikle bir psikologa muhakkak görünün, sizi sağlıklı bir hayata yönlendirsin. Bu şekildeki bir ailede kalmayı istemeyip evlenme arzunuz doğru bir karardır. Karamsar olmayın ama sizin bu sıkışmışlığını zı sömüre bilecek birinin tuzağına da düşmeyin. İkisinin arasında dengeli karar ermeye çalışın. Yapacağınız istişareler sonucu doğru tahmin ettiğiniz bir evliliği de gerçekleştirin. İzin vermeleri de gerekmez.
Evlilik kararı verirken basiretli davranamamışsın, bunun bir yorumu olabilir ama anne olduktan sonra vereceğin kararlarında yine basiretsiz davranırsan bunun anlamlı bir yorumu olamaz. Zannederim, kendini bile bile yıpratacak bir takıntı içindesin. Şu tavsiye edebilirim sana: Dini hayatını Allah’ın emir ve yasakları, Allah’ın rızası için yapılacak nafileler olmak üzere iki görev üzerinde yürütmeye çalış. Farzlar ve haramlar konusunda kimseye taviz verme. Hayatın gibi gör farzları ve haramları. Nafileler de ise tercih yapmayı becer. Sen bunu beceremezsen şeytan seni ailen üzerinden sömürmeyi becerir. Bu kurala ilmihal öğrenmen de dâhildir. Ne kadar eşinin hataları ve ne kadar senin özel beklentin üzerinden değerlendirme yaptığına dikkat et yani kendine karşı da adil ol, dengeli ol. Aile huzurun, eşinle saadetin nafile ibadetlerin önüne geçebilir. Bu gerçeği benimsemeye çalış. Huzurun olmadan nafile ibadet bile yapamazsın. Basiretli ve anlamlı işler yapman durumunda eşinin iyi bir öğretmeni olabilirsin ve bunun yararı onun kadar sana da döner. Erkeklere eşlerinden nasihat dinlemenin ağır gelebileceğini unutma. En anlamlı ve gerekli nasihati bile yapsan, sana inat o yanlışında direnebilir. Sen doğru diye anlatmaya ısrar ettikçe yokuşta daha fazla hızlı koşmaya çalışan birine benzersin. Boşuna yorulursun ve boşuna nabzını artırırsın. Sonuca da ulaşamazsın. Bütün bunları uzun bir zamana mesela bir beş yıla yaymaya çalış. Kimsenin huyu suyu iki haftada değişmez. Sabret ve kazan. Allah yardımcın olsun. Âmîn.
Genel bir değerlendirme için psikologla görüşsen iyi olur ama bu durum zannederim senin biraz da vaktinin bol olmasından kaynaklanıyor gibi... Kendine iş üret. Yatağa yorgun düşecek kadar iş üretmelisin. İbadetlerini ve Kur'an okumalarını artırmalısın.
altın konusundaki diğer fetvalar
Kadının göstermesi caiz olmayan bölgeye dışarıdan koyduğu ziynet eşyası o bölgenin hükmünü taşır. Mesela parmağı açık olabileceği için yüzüğü de açıkta olabilir. Bilezik bölgesi haram bölge olduğu için bileziği açıkta olmaz. Evet, bilezik bölgesinin haramlığı ile bileziğin açıkta olmasının haramlığı aynı değildir ama bu bir algı ve teslimiyet meselesi olarak kabul edilmelidir.
Kadınların kullandığı altın veya gümüş süs eşyalarının kiralanması caiz görülmüştür. Örnek olarak kuyumcuya veya bilezikleri olan birine gidip şu kadar bileziği şu kadar kira ödemek üzere bir haftalığına kiralayabilirsiniz. Bu caizdir.
Evet, size vaat ettiği mehri vermek zorundadır. Size ait olan altınları almaya hakkı yoktur. Nikâh akdinde geçerli olan yalnız yaşama sözünüzde hakkınız vardır. Bunlar sizin hakkınız ama sırf bu nedenle boşanmaya kalkarsanız yarın içiniz yanar ve yaptığınıza pişman olabilirsiniz. Sabrı sonuna kadar zorlasanız daha iyi edersiniz.
Bunun için belirli bir rakam yoktur. Eşinizle aynı hayatı yaşayacağınıza göre onun zorlanacağı bir şey sizin de zorlanmanız olacaktır. Mehir ise dinimizin bir emridir. Ortalama bir şey isteyebilirsiniz. Mesela yirmi gram altın veya benzeri bir şey ile başlayabilirsiniz. Bu hususta pazarlık yapmanız da caizdir. Peşin almanız gerekmez. Aranızda neye ittifak ederseniz o geçerlidir. Allah mübarek etsin.
Bu tür anlatımlar umumiyetle hikâye türündendir. İltifat etmemenizi tavsiye ederiz. Eğer gerçek bir olay ise ve böyle ise de inşaallah bir haram durumu da yoktur.
Böyle bir iade gerekmez, yakışa da kalmaz.