Fetva Meclisi
Soru
Hocam ben evli ve bir evlat sahibi bir anneyim. Hamdolsun, düzenli Kur’an okumaya, zikir çekmeye ve az da olsa kitap okumaya gayret ediyorum. Ancak bunların dışında yapabildiğim pek bir şey yok. Evlilik aşamamda gözlerim o kadar kapalıymış ki evlendikten sonra âdeta başıma taş düştü sandım. Görünüşte eşim, evet, namaz kılan, zekât veren, sakal bırakan, haram-helale dikkat eden bir insan. Ancak ilim yönünde bir çabası yok. Olsa bile, rahatlığı sevdiğini sürekli dile getirmesi ve gayretsiz tavırları beni çok bunaltıyor. Ben bir ilmihal ya da herhangi bir kitap okumak için çocuğum uyuduktan sonra vakit bulabiliyorum. O zaman da eşim, "Yanımda olmanı istiyorum." diyerek beni yanına çağırıyor. Her konuda çok üşengeç davranıyor. Çocuk bakımında yardımcı olmamak için türlü bahaneler sıralıyor ve "Herkes görevini yapacak, ben çabuk yorulan bir adamım, güçlü değilim, dinlenmem lazım." diyerek kendini geri çekiyor. Bu durumdan dolayı eşimden soğumamak için çok çabalıyorum ama çok bunalıyorum. Sürekli ağlıyor ve içten içe kendimi yıpratıyorum. “Biz bu kadar tembelken cenneti nasıl kazanacağız?” diye düşünüp gözyaşı döküyorum ama bu düşüncelerim beni daha çok çaresizliğe sürüklüyor. Evlilik aşamamda neden bu kadar kör olduğumu sorguluyorum ama hiçbir cevap bulamıyorum. Zaten ilim öğrenme isteği ve maneviyatım yeni yeni gelişmişken eşimle olan bu imtihanım beni çok yıpratıyor. Evlilik gerçekten çok zormuş, dünya da çok zormuş, hocam. Lütfen bana nasihatlerinizle yol gösterin, dualarınızı esirgemeyin.
Cevap
Benzer fetvalar
Evlilik kararı verirken basiretli davranamamışsın, bunun bir yorumu olabilir ama anne olduktan sonra vereceğin kararlarında yine basiretsiz davranırsan bunun anlamlı bir yorumu olamaz. Zannederim, kendini bile bile yıpratacak bir takıntı içindesin. Şunları tavsiye edebilirim sana: Dini hayatını Allah’ın emir ve yasakları, Allah’ın rızası için yapılacak nafileler olmak üzere iki görev üzerinde yürütmeye çalış. Farzlar ve haramlar konusunda kimseye taviz verme. Hayatın gibi gör farzları ve haramları. Nafileler de ise tercih yapmayı becer. Sen bunu beceremezsen şeytan seni ailen üzerinden sömürmeyi becerir. Bu kurala ilmihal öğrenmen de dâhildir. Ne kadar eşinin hataları ve ne kadar senin özel beklentin üzerinden değerlendirme yaptığına dikkat et yani kendine karşı da adil ol, dengeli ol. Aile huzurun, eşinle saadetin nafile ibadetlerin önüne geçebilir. Bu gerçeği benimsemeye çalış. Huzurun olmadan nafile ibadet bile yapamazsın. Basiretli ve anlamlı işler yapman durumunda eşinin iyi bir öğretmeni olabilirsin ve bunun yararı onun kadar sana da döner. Erkeklere eşlerinden nasihat dinlemenin ağır gelebileceğini unutma. En anlamlı ve gerekli nasihati bile yapsan, sana inat o yanlışında direnebilir. Sen doğru diye anlatmaya ısrar ettikçe yokuşta daha fazla hızlı koşmaya çalışan birine benzersin. Boşuna yorulursun ve boşuna nabzını artırırsın. Sonuca da ulaşamazsın. Bütün bunları uzun bir zamana mesela bir beş yıla yaymaya çalış. Kimsenin huyu suyu iki haftada değişmez. Sabret ve kazan. Allah yardımcın olsun. Âmîn.
Allah Teâlâ size sabır versin. Ne edip edin eşinizi bir psikoloğa gitmeye ikna edin. Anlattıklarınızdan eşinizin rahatsızlık geçirdiği anlaşılmaktadır. Siz bu durumu mesela filan hastalığa yakalanması veya bir trafik kazası geçirmesi gibi görmeniz gerekiyor. Aksi takdirde kendinizi yıpratırsınız. Bu da sorunun bir iken iki olmasını sağlar. Onunla tartışmayın. Dolaylı yollardan konulara girin. Bir süre bu hastalığı devam edecektir. Tartışırsanız derinleşecek ve iyileşmesi daha uzun yıllar alacaktır. O diretmedikçe çocuk konusunda ertelemeden yana olmanızı size tavsiye ederiz. Üzerinize düşeni yapın gerisini Allah’a havale edin. Tam anlamı ile bir hastalık veya kaza geçirmektesiniz. Size dua ederiz.
Bacım, Bu çağa farklı bir isim olarak “nimetler ve imkânlar içinde ama gariplerin çağı” demekte bir sakınca görmüyorum. Sizin derdiniz de bunu yansıtıyor. Nimetler içinde yüzerken yokluktan şikâyet etmek durumundayız. Siz veya biz, hâlimiz şöyle veya böyle benzeşiyor. Allah’a sığınmak ve şeriatına teslim olmaktan başka çaremiz yoktur. Acilen ona dönmeliyiz. Size bu huzursuzluğunuzun azalması için bazı tavsiyelerde bulunabilirim ama kesin bir düzelme için sizin özel nedenleriniz üzerinde de araştırma yapılması gerekiyor olabilir. Bu da bir psikolog nezaretinde yürümek demektir. Bu tarzda sizin yaptığınız gibi bir inceleme kendimize yapmalıyız, gereklidir de bu. Ne durumdayız, nasıl gidiyoruz muhasebesi yapalım. Yalnız bunu “münafıklık” kavramı ile pekiştirecek düzeye getirmeyelim. Aileyi itham edecek sonuçları öne çekmeyelim. Halk dilinde buna, en son söylenecek sözü en başta söylemek denir. O da şeytanın bize nüfuz etmesi ve bizi sömürmesi bakımından aleyhimize bir tutumdur. Abartmadan ama titiz davranmak ilkemiz olsun. İnsan olduğumuzu, etten ve kemikten yaratıldığımızı unutmayalım. Yorulmamız, usanmamız, ağlamamız/gülmemiz, mutlu olmamız sinirlenmemiz normaldir. Normal olmayan ise bir yere kilitlenip kalmaktır. Mesela sizdeki bu durum, insan hayatı akışında normal bir durumdur. Evlenmenizin gecikmesinden, bedeninizdeki keşfedemediğiniz bir arızadan, çevrenizin sizi bunaltmasından, kapasitenizi zorlayan bir işte olmanızdan, fıtratınızın tersine işler yapmanızdan kaynaklanıyor olabilir. Hangisi olursa olsun, hepsinin çözümü vardır biiznillah. Çözümü olmayan tek şey, çözümsüzlüğe takılmaktır. Günlük hayatınızı iyi programlayın. Namaza eksenli bir planlama yapabilirsiniz. Özellikle yemek ve uyku ne kadar kontrolünüzde ise günlük hayatınız için o kadar uygulanabilir bir program yapabilirsiniz demektir. Şu üç şey avcunuzun içindeki gibi kontrol ettiğiniz şeyler olmalıdır: Uyku, yemek ve arkadaş. Uyku sıkıntısı sizin yemek tarzınızdan kaynaklanıyor olabilir. Çok yiyorsunuzdur, zamansız yiyorsunuzdur, ağır gıdalar alıyorsunuzdur, hazım sorununuz vardır… Bunları bir diyetisyenle de değerlendirebilirsiniz. Yemek açısından sıkıntı yoksa bedensel bir sorunu inceleyeceksiniz. Öyle veya böyle acil bir eylem planı olarak şunu yapın: Gündüz uykusunu özellikle de ikindi civarındaki uykuyu iptal edin. Gece aynı saatte yatın, aynı saatte kalkın. Toplam uyuduğunuz da yedi saati geçmesin altı saati düşmesin. Uyku öncesinde yemek yemeyin. Üç saat öncesinde en az yemek işi bitsin ve asla ağır yiyecekler yemeyin. İnternet ve cep telefonu kullanımınızı sınırlayın. Arkadaş çevrenizi kontrol edin. Gündemi sizin gündeminizden farklı olanları elemek zorundasınız. Ebeveyninizle tartışma ortamlarını azaltın. Mesela onlar sizi görmek istiyorlarsa siz, onların bu isteğinden önce gözlerine görünün, ellerini yanaklarını öpün ve odanıza çekilin. Bu sizi merak etmelerini azaltır. Odanıza çekilirken de “Ben gelmeden yemeğe başlamayın ha!” diyerek alakanızı gösterin. Bunlar basit ama sizi rahatlatır şeylerdir. Bilhassa namazın rahatlatıcı yönünü bilmelisiniz. Kur'an okumanın huzur verdiğini bilmelisiniz. Zikir yapmayı becerin. Ve unutmayın: Hayat, sabretmesini bilenlerin kazandığı bir cihat imtihanıdır. Sabır da her an ve her iş için geçerlidir. Size dua ederim, kalbinize huzur akıtmasını Allah’tan dilerim.
Allah Teâlâ size ve eşinize sabırlar ihsan etsin. Ne mutlu size ki, Allah Teâlâ’nın imtihanını kendinize nimet olarak görmüşünüz, aman bunu kaybetmeyin. O çocuk sizin cennetinizdir. Yemek yapma fizik yap demişler ya ona bir ilave de ben yapayım: Hafızlık da yapma, çocuğa bak. O senin cennetindir. Planlama ile alakalı da şunu söyleyebilirim: Uzun sürmeyecek yoğun planlamalar bıktırır ve kişiyi hiç noktasına kadar sürükleyebilir. Gerçeklere uymaya bakın. • Önce ve her şeyden önce imanınız. • Sonra farz ibadetleriniz. • Sonra karı koca sizin saadetiniz. • Sonra yavrunuz. • Sonra ekonominiz. • Sonra farz düzeydeki ilmi çalışmanız. • Sonra aile bireyi yakınlarınız. • Sonra geniş ilmi çalışmanız. • Sonra sosyal kimliğiniz. • Sonra fantezi denebilecek zevkleriniz… Böyle bir çalışma yapın ve bunu kesinlikle ZAMANA YAYIN. Acele başlayan çabuk bitirebilir. Sayılarla ilgilenmeyin, ihlası önemseyin. Mevcut ilim çalışmanızdan biraz kısın ve Kur'an okuyun. Şimdilik hafızlık değil de seri okuyuş mantığı ile devam edin. Yavrunuz biraz ayağa kalkınca hafızlığı tekrar gündeme getirirsiniz biiznillah.
Siz onunla ilgilendikçe o kendini naza aldığına göre siz şimdilik kendinizi geliştirmeye bakın. Onunla özellikle bu konularda ilgilenmeyin. Aranızdaki muhabbet arttıkça sizin etkiniz de artabilir ama bu mantıkla onu kendinizden itmiş oluyorsunuz. Bir de böylesini deneyin.
Selamünaleyküm. Tanıma süresinin bir yıl kadar olması sakıncalı olmayabilir ama karakterlerin değişmesi zordur. Eşiniz hırçın bir dille de olsa tabii olanı size teklif ediyor. Annelik en muteber meslektir. Onun yanında hangi meslek olursa olsun, anneliği zedeler. Eşiniz böyle mi düşünür bilmem ama neticede sizin anneliği tek başına yapmanız en doğru olanıdır. Kendinizi buna alıştırmaya çalışın. Eşinizin iyi yönlerini öne çıkarın sürekli, şeytana kapı açmayın. Sabırlı olun. Çocuğunuz olunca göreceksiniz ki anne olma lezzeti çok şeyi unutturacak. Eşiniz iffetli ve onurlu bir insan ise onun bu tür farklılıklarını idare edin. İnsan bu; hiçbiri tam değildir. Sizin de eksiklikleriniz vardır, onun da, bizim de.. Hepimiz kuluz, idare etmesini bilen kazanacak bu dünyada. İdare edemeyenlerin iradelerinin bir anlamı yoktur. Size dualar ederim.
çocuk konusundaki diğer fetvalar
Teknolojinin baş döndürücü gelişmesini ne küçümseriz ne de abartırız. Neticede Allah'ın verdiği aklı kullandıkça insan ilerleyecektir. Her şey Allah'ın mülkünde ve onun izni ile gerçekleşiyor. Bugünkünden çok daha büyük ve akıl uçurtacak gelişmeler de olacaktır. Dünyanın ömrü uzadıkça bu gelişmeler beklenmelidir. Biz Müslümanlar olarak teknolojiyi geriden izleme hakkına sahip değiliz. Dünyanın en yüksek teknolojisi ne ise ona sahip olmaktan önce onu bizim icat edip sahiplenmemiz gerekir. Çocuklarımızın bu anlayışla yetiştirilmeleri bir nevi cihadımız da olabilir. Müslüman kimliğimizi koruyabildiğimiz sürece bu bir cihat işlevi görür. Şu kadar ki, her çocuk her alanda başarılı olamaz. Çocuklarımızın kabiliyet ve becerilerine dikkat ederek onları yönlendirmeliyiz. Bunu da anne baba değil uzmanı olanlar yapmalıdırlar. Bizim isteklerimize esir edilmiş çocuklar yetiştirmemiz beraberinde onları kaybetmeyi veya umulanın gerisinde kalmalarını getirebilir. Buna dikkat edelim.
İlk zamanlardan beri insanların bu tür deyimleri başkalarının çocukları için bir merhamet ifadesi olarak kullanmaları yaygındır. Hadis kitaplarında da benzer ifadeler hadis olarak geçmektedir. Buradaki kasıt, çağırılanın babası olmayı iddia etmek değildir. Dolayısıyla böyle bir ifadenin kullanılmasında da sakınca görülmemiştir.
Ramazan'da yaptığınız bu süslemeleri "bunları yapana şu kadar sevap varmış" ya da "Ramazan'da süsleme yapmadan olmazmış" mantığı ile yapmış olsanız veya falan yabancı kültürde özellikle böyle bir ibadet olsaydı yanlış bir iş olurdu. Bu, çocuğunuzu Ramazan sevgisi ile büyütmek için yaptığınız bir iş olduğu için güzel bir iştir. Allahu Teâlâ muradınız erdirsin, Ramazan heyecanını bir ömür boyu taze tutmayı cümlemize nasip eylesin.
Sorunuzun aynen doğru olduğu kabul ederek size vereceğim cevap şöyledir: İkinci bir çocuğu istememekte bir sakıncanız olmaz ama eşinizin öyle bir isteğine karşı yuvanızı yıkmaya götürmeyecek sebepler bulmanız gerekir. Yani dikkatli olun.
Gerekmez ama bir daha büyük konuşmayın.
Bu süreç, ilke olarak sizi ve çocuğu yıpratır. Bunun yerine çocuk iyi bir alt yapı aldıktan sonra hafızlığa başlasa daha iyi olur. On beş yaşından sonra başlasa da zararı olmaz. Yeter ki istekli olsun ve Kur'an'ı güzel okuma seviyesi çok iyi olsun. Allah hayırlı evlat eylesin.