Fetva Meclisi
Soru
Hocam belden aşağısı bir nevi felçli olan bir Cennet umudum var. Yoğun bir fizik tedavi gerekiyor. Yemek yapma ama fizik tedavi yap dedikleri bir durumdayım. Kitaplarımı rafa kaldırmıştım epeydir okuyamıyordum. Şimdi yeniden bir yol çizmeye çalışıyorum. Bir de yüreğimi sürekli acıtan hafızlık meselem var. Evlilik, doğum ve bebeğin sıkıntılı süreci olunca maalesef yarım bıraktım. Şu an ise sabah namazı sonrası uyumuyorum yarım cüz Arapça ve meal okuyorum. Arkadaşlarla Fatiha suresi çalışmamız var onu devam ettiriyorum. Hafızlığıma devam etmek istiyorum ama nasıl yapacağım nereden başlayacağım bilmiyorum. Eşim de bana çok destek oluyor, o yüzden onun rahatlığı da var. Bu uğurda yemek bile yapmasam hiç problem etmiyor. Zaten her akşamı bir ders ile doldurmaya gayret ediyoruz. Bana ne önerirsiniz, nasıl bir program hazırlayabilirim? İlimsiz kalmaktan çok korkuyorum.
Cevap
Benzer fetvalar
Evlilik kararı verirken basiretli davranamamışsın, bunun bir yorumu olabilir ama anne olduktan sonra vereceğin kararlarında yine basiretsiz davranırsan bunun anlamlı bir yorumu olamaz. Zannederim, kendini bile bile yıpratacak bir takıntı içindesin. Şunları tavsiye edebilirim sana: Dini hayatını Allah’ın emir ve yasakları, Allah’ın rızası için yapılacak nafileler olmak üzere iki görev üzerinde yürütmeye çalış. Farzlar ve haramlar konusunda kimseye taviz verme. Hayatın gibi gör farzları ve haramları. Nafileler de ise tercih yapmayı becer. Sen bunu beceremezsen şeytan seni ailen üzerinden sömürmeyi becerir. Bu kurala ilmihal öğrenmen de dâhildir. Ne kadar eşinin hataları ve ne kadar senin özel beklentin üzerinden değerlendirme yaptığına dikkat et yani kendine karşı da adil ol, dengeli ol. Aile huzurun, eşinle saadetin nafile ibadetlerin önüne geçebilir. Bu gerçeği benimsemeye çalış. Huzurun olmadan nafile ibadet bile yapamazsın. Basiretli ve anlamlı işler yapman durumunda eşinin iyi bir öğretmeni olabilirsin ve bunun yararı onun kadar sana da döner. Erkeklere eşlerinden nasihat dinlemenin ağır gelebileceğini unutma. En anlamlı ve gerekli nasihati bile yapsan, sana inat o yanlışında direnebilir. Sen doğru diye anlatmaya ısrar ettikçe yokuşta daha fazla hızlı koşmaya çalışan birine benzersin. Boşuna yorulursun ve boşuna nabzını artırırsın. Sonuca da ulaşamazsın. Bütün bunları uzun bir zamana mesela bir beş yıla yaymaya çalış. Kimsenin huyu suyu iki haftada değişmez. Sabret ve kazan. Allah yardımcın olsun. Âmîn.
Evlilik kararı verirken basiretli davranamamışsın, bunun bir yorumu olabilir ama anne olduktan sonra vereceğin kararlarında yine basiretsiz davranırsan bunun anlamlı bir yorumu olamaz. Zannederim, kendini bile bile yıpratacak bir takıntı içindesin. Şu tavsiye edebilirim sana: Dini hayatını Allah’ın emir ve yasakları, Allah’ın rızası için yapılacak nafileler olmak üzere iki görev üzerinde yürütmeye çalış. Farzlar ve haramlar konusunda kimseye taviz verme. Hayatın gibi gör farzları ve haramları. Nafileler de ise tercih yapmayı becer. Sen bunu beceremezsen şeytan seni ailen üzerinden sömürmeyi becerir. Bu kurala ilmihal öğrenmen de dâhildir. Ne kadar eşinin hataları ve ne kadar senin özel beklentin üzerinden değerlendirme yaptığına dikkat et yani kendine karşı da adil ol, dengeli ol. Aile huzurun, eşinle saadetin nafile ibadetlerin önüne geçebilir. Bu gerçeği benimsemeye çalış. Huzurun olmadan nafile ibadet bile yapamazsın. Basiretli ve anlamlı işler yapman durumunda eşinin iyi bir öğretmeni olabilirsin ve bunun yararı onun kadar sana da döner. Erkeklere eşlerinden nasihat dinlemenin ağır gelebileceğini unutma. En anlamlı ve gerekli nasihati bile yapsan, sana inat o yanlışında direnebilir. Sen doğru diye anlatmaya ısrar ettikçe yokuşta daha fazla hızlı koşmaya çalışan birine benzersin. Boşuna yorulursun ve boşuna nabzını artırırsın. Sonuca da ulaşamazsın. Bütün bunları uzun bir zamana mesela bir beş yıla yaymaya çalış. Kimsenin huyu suyu iki haftada değişmez. Sabret ve kazan. Allah yardımcın olsun. Âmîn.
Selamünaleyküm. Evet, bayanların hafızlığında böyle bir sıkıntı yaygın olarak vardır. Bu nedenle de bazı dava büyükleri, bayanların hafızlık yapmaları yerine fıkıh ile meşgul olmalarını öncelemektedirler. Şahsen benim kanaatim de bu yöndedir. Çok ileri derecede ezber kabiliyeti olanlar dışında kızların hafızlığını birinci çalışmaları durumuna getirmemek gerektiğini düşünüyorum. Allah yardımcınız olsun, gerçekten 'Kur'an'ı unutmak' ağır bir vebaldir. Hafızlığınızın zayıflaması ile tamamen unutmak arasında bir fark görmelisiniz. Zayıflamayı bir noktaya kadar normal görebiliriz. Annesiniz. Anneliğiniz sizi yorabilir. Gerekiyorsa memurluğu bırakın önce. Bir de size tavsiyem, her gün yüzünden bir cüz muhakkak okuyun. Mesela öğrencileri beklerken okuyun. Bu sizin için azami yirmi beş dakika demektir. Bebeği emzirirken bile okuyabilirsiniz. Her ay bir hatim indirme durumunda ezberiniz sıfıra inmez asla. Bebeğiniz büyüyünce de bunu yavaş yavaş günde üç cüze kadar çıkarırsınız ki o zaman ezberiniz geri gelebilir. Kötü örneklerle yıkılmayın. Siz dert ederseniz Allah size bir çıkış yolu gösterir. Kendinize ve bize dua edin.
Selamünaleyküm. Evet, bayanların hafızlığında böyle bir sıkıntı yaygın olarak vardır. Bu nedenle de bazı dava büyükleri, bayanların hafızlık yapmaları yerine fıkıh ile meşgul olmalarını öncelemektedirler. Şahsen benim kanaatim de bu yöndedir. Çok ileri derecede ezber kabiliyeti olanlar dışında kızların hafızlığını birinci çalışmaları durumuna getirmemek gerektiğini düşünüyorum. Allah yardımcınız olsun, gerçekten 'Kur'an'ı unutmak' ağır bir vebaldir.Hafızlığınızın zayıflaması ile tamamen unutmak arasında bir fark görmelisiniz. Zayıflamayı bir noktaya kadar normal görebiliriz. Annesiniz. Anneliğiniz sizi yorabilir. Gerekiyorsa memurluğu bırakın önce. Bir de size tavsiyem, her gün yüzünden bir cüz muhakkak okuyun. Mesela öğrencileri beklerken okuyun. Bu sizin için azami yirmi beş dakika demektir. Bebeği emzirirken bile okuyabilirsiniz. Her ay bir hatim indirme durumunda ezberiniz sıfıra inmez asla. Bebeğiniz büyüyünce de bunu yavaş yavaş günde üç cüze kadar çıkarırsınız ki o zaman ezberiniz geri gelebilir.Kötü örneklerle yıkılmayın. Siz dert ederseniz Allah size bir çıkış yolu gösterir. Kendinize ve bize dua edin.
Allah Teâlâ sizi emelinize kavuştursun. Kur'an hafızı olmak çok önemli değildir. Önemli olan Kur'an ehli olabilmektir. Çocuğunuzun üzerindeki emelinizi bu isimle anın. Kur'an'ı ezberlemese bile Kur'an ehli olduğu zaman dünya ve ahiretinizi kazanmış olursunuz. - Bir kere, çocuğunuzu Kur'an ehli yapmayı, sizin için tıpkı hacca gidip cennet kazanmak gibi büyük bir iş olarak görün. Hatta yer yer haccetmekten de önemli görebilirsiniz. - Bu hususta eşinizle hem fikir olmaya gayret edin. Şeytan sizin aranızdaki düşünce farkını büyütüp çocuğu boşluğa çekebilir. - Böyle bir emelde insanların sizin etrafınızda kümelenerek tebrikler yağdıracağını zannetmeyesiniz. Tam aksine, hiç ummadıklarınızdan şeytanı bile güldürebilecek tepkiler görmeye hazır olun. - Hafızlık, ortalama iki yılda biter. Bir yıl da sürebilir, üç yıl da sürebilir. Normal süre böyledir ama siz en az elli yıl sürecekmiş gibi hazır olun. Elli yıl sürecek bir proje olarak görün bunu. Böylece şeytan sizi ikinci basamakta yıldıramaz. Pes etmezsiniz. - Hafızlık veya Kur'an ehli çocuk yetiştirmek, hafız olmaktan ya da Kur'an ehli olmak için çalışmaktan çok daha zordur. Çok, çok daha zordur! Buna hazırlıklı olun. Yer yer, 'ben kendim mi hafız olsa idim?' diyebilirsiniz. - Sakın hafızlığı evde yaptırmayı denemeyin. Riski ikiye katlayabilirsiniz. Muhakkak ev ortamının dışında olsun denemeniz. - Hafızlık, onu yapacak talebe kadar yaptıracak hoca işidir aynı zamanda. Bulduğunuz hocanın, hafız yetiştirmeyi Bedir'de cihat etmekten daha hafif görmesi durumunda ona çocuk teslim etmeyin. Hoca aramaya devam edin. Bu süre zarfında da çocuk, Kur'an ehli yetiştirmeyi 'hocalık' zannedecek birinin elinde sürece hiç başlamasın. Ayarları ile oynanmış bir çocuğun hafızlık süreci neredeyse tıkanmış gibi olur. Şöyle de diyebiliriz: Hafızlık sevdası, ayarlarıyla oynanmış bir çocuğun hafızlığından daha iyidir. - Gerek hafızlık öncesinde ve gerekse süreç işlerken çocuğu sürekli abluka altında tutacaksınız. Emsalleri ile bir aralığına dikkat edeceksiniz. Tamamen tecrit ederseniz kompleksli, kendini hiç sayan bir çocuk yetiştirirsiniz. Büyük ihtimalle de psikolojik sorunları olan bir çocuğunuz olur. Hafız da olabilir ama öyle olur. Karma bir ortamda tutarsanız bu sefer de hafızlık yaptıracak bir akıl bırakmazsınız çocukta. Ortasını bulmaya da 'Bedir'deki iş' diyoruz. - Hafızlık öncesinde ve süreç işlerken, çocuğun matematik zekasının ezber zekasını ezmemesine dikkat etmelisiniz. Matematik zekâsı ezber zekâsını ezerse hafızlık işi yokuşa sürülmüş olur. Oyuncağından espriye kadar her alanda buna dikkat etmeniz gerekir. - Yavrunuz, dört yaşından itibaren, hafızlık süreci için incelenmelidir. Dört yaşını doldurduğunda mesela bize getirebilirsiniz. Beş yaşını doldurunca da muhakkak çocuğu, bir Kur'an hafızı yetiştirebilecek hoca görmelidir. Bu hocanın kimliğini tekrar vurguluyorum: Bir hafız yetiştirmeyi, Bedir'deki üç yüz kişiden biri olmak şeklinde algılayacak. Bedir mücahitleri gibi sabırlı olacak. - Yavrunuz beş yaşında bu testlere girmeye başladığında hafızlıkla ilgili zaman da belirlenebilir. Genelde on yaşına kadar acele etmemeyi tercih ediyoruz. On yaşından sonra da zaman başladı diyoruz. Yirmi beş yaşına kadar da geç kalma yoktur. - Benim şahsi kanaatim, mevcut şartlarımızda zorluk ortamından yola çıkarak yaptığım tespitlerde, okul hayatının çocuk için hafızlık yolunu tıkatmayacağını düşünüyorum. Üniversite bile bu yolu tıkatamaz. Tıkatan, çocuğun kafasında Kur'an'a yer kalmayacak ortamlar ve anlayışlardır. Ya da çocuğun Kur'an'ı ikinci iş olarak görmesidir. Bu da sözünü ettiğimiz afetlerden biridir zaten. - Çocuğun üç yaşından itibaren, çevresini yorumlamada hassas olacağını bilin. Buna göre dikkat edin. Mesela çocuğu, Kur'an kıymeti bilmez bir akraba ile buluşturmayacağınız gibi onun gibi olmasını istemediğiniz bir hafızla da asla buluşturmayın. Kur'an'ın ehli olamamış bir hafızı görürse bindiğiniz dalı kesmiş olursunuz. - Eğer tespitlerde, çocuğun hafızlığı size tavsiye edilmezse asla üzülmeyin. Biz hafızlığı 'ezberlemek' ve 'emmek' olarak ikiye ayırmıştık zaten. Çocuğu ezberleme bölümünden alıp emme bölümüne geçiririz ki, asıl hedef de bu idi. Kur'an emsin dursun o zaman. Damarlarındaki kan gibi olsun Kur'an. Böyle bir eğitim uygulamasına geçersiniz. - Bütün bunlar olup biterken sizin dualarınız, süreç öncesinden binlerce kere Arş'a ulaşmış olmalıdır. Bunu unutmayın. Kuru temennilerin hiçbir değeri yoktur. - Bu sürecin öncesinde ve sonrasında gücünüz, istişare ile aktif duruma gelir. Evhama dönüşmeyecek tarzda bir istişare ağı kurun. -Duayı, çevreyi, muallimi, örnekleri tek ve garip kalmayı sabırlı olmayı ve kaderi asla unutmayın!
Kör bir meal karşıtı değilim ama mealle ilim adamı yetişebileceğini de düşünemiyorum. Hiçbir meal Kur'an’ın kendisi değildir. Kendisi olmayan bir şeyle de Kur'an âlimi olmanın mümkün olmayacağını zannediyorum. Meal okuyarak asıp kesen pek çok insan gördüm ama âlim görmedim. Bu nedenle bir tavsiyede bulunamayacağım. Allah Teâlâ zihninizi keskin etsin, kalbinizi ihlas ile doldursun. Eğer öyle bir projeye girecek olursanız, durumunuzu ve gelişmenizi haftalık da olsa not edin. Bir zaman sonra: - İlmi birikiminiz, - Takvanız, - Heyecanınız, - Umudunuz - Ve pratiğiniz açısından ne duruma geldiğinizi tespit edin. Bunları da lütfen bana yazın ben de bilgi sahibi olayım. Rabbim yardımcınız olsun.
aile konusundaki diğer fetvalar
Bu sorunu öncelikle bir psikologla görüşmeniz faydalı olur. Bizim size tavsiyelerimizi pratiğe dökemeyebilirsiniz, psikologla görüşün. Allah yardımcınız olsun.
Bunun orta yolu: a- Diğer farzları, b- Aile içi görevleri, c- İş hayatını aksatmayacak olandır. Bunun için de yaza göre, kışa göre durum değişebilir. Emekli için ve çalışan için değişebilir. Hızlı başlayıp çabuk bırakmaktan ise bir günlük kaza namazı şeklinde bir plan yapmak ideal olabilir.
Bu hakkın aslı vardır ama böyle bir uygulama makul bir hak değildir. Kadının da böyle bir erkekle sürtüşmenin bedelini ailede huzuru kaybetmek olarak ödeyeceğini bilmesi gerekir. Her iki ucun ortası bulunabilir. İnatlaştıkça ise mesafe bir daha birleşmesi zor olacak şekilde uzayabilir.
Eş, eşinden ne istiyorsa onun muadilini kendisi yapmalıdır. Ömer radıyallahu anh örneklemesi yapacak olursak vay halimize o zaman. Evet, evliliğin temelleri ile alakalı değildir bu kural ama en temel nezaket kuralları ile alakalıdır. Yapmadığını beklemek ile yapıp benzerini beklemek farklıdır. Siz yine nezaketle ve usandırmadan bunu hatırlatın.
· Zekâtı hak eden bir fakire bir kerede ne kadar zekât verilebilir sorusunun cevabıdır buradaki sorunun cevabı. Ebu Hanife rahmetullahi aleyhin içtihadında ancak nisap miktarı kadar verilebilir. Diğer Fukahanın içtihadında ise bir yıllık ihtiyacı kadar verilebilir. · Bir ev fiyatı genellikle bir ailenin yıllık nafakasından çok daha fazla bir rakamdır. Bu nedenle fukahanın ölçülerine göre fakirlere zekât olarak ev verilmesi yerine oturması zor bir durumdur. Aynı şekilde araba verilmesi de böyledir. · Şöyle bir çözüm olabilir: Fakir bir ev satın alır. O evden ötürü yüklü borcun altına girer. Derneğiniz de “borçlu” olduğu için ona zekât fonundan o evin ödemesine yardım eder. Bu olabilir ama neticede bir zorlamadır. · Makul olan fakirin ev kirasını vermektir ki, ev kirası mantığı birden çok fakirin zekât fonundan istifade etmesidir. Zira bir ev fiyatı ile pek çok fakirin evinin kirası yıllarca ödenebilir. · Mümkün olduğu kadar zekâtı, fakirlerin çalışma ve ekonomik kazanç elde etmesine yönelik bir tercihte değerlendirmeye çalışınız. Mesela iş üretip kullanabileceği alet, işinde kullanacağı araç, dükkân yönünde değerlendirilse daha kolay fetvaya uyumu bulunabilir. · Burada bir istisna olarak şunu zikredebiliriz: Bazı yörelerde “ev” birkaç duvardan müteşekkil basit bir yapıya deniyor olabilir. Onun maliyeti de fukahanın “bir yıllık” sınırlamasına aykırı olmayabilir. O tür zorunlu durumlar için böyle bir tercih yapılabilir.
Kadının tabii ihtiyaçlarını yöre şartlarına göre karşılıyor ve harçlığını veriyorsa elbette para erkeğindir, kadının sorması bile yanlış olur. Aynı şekilde kadın helal bir işte çalışıyor ya da başka bir yolla bir birikimi varsa erkek de ona parasını soramaz. Herkes kendi bütçesinin sahibidir.