Fetva Meclisi
Soru
Hocam bir erkek eşine dışarı çıkarken ve eve misafir çağrılırken bana sorulacak diyebilir mi? Ayrıca evde giyim kuşamına, uyku ve uyanma saatlerine, kiminle mesajlaştığına, alışverişine karışma hakkına sahip midir? Kadın bu baskıdan rahatsız olsa da eşin böyle bir hakkı var mıdır?
Cevap
Benzer fetvalar
Selamünaleyküm. Zaruri ihtiyaçlarınızın dışındakileri insani ilişki ile isteyebilirsiniz. Zorunlu tutmanız mümkün olmaz.
Aleykümselam. Bir kadının evinde eşinden başkasının kalmamasını istemesi hakkıdır. Eş adayınız böyle bir istekte bulunabilir, hakkıdır. Ne cevap vereceğinizi siz kendi aranızda belirlemeli ve sözünüzde de durmalısınız.
Böyle bir tartışmanın ne insancıl ne de dini bir yönü olabilir. Bu tartışma, anne babaların misafirliğinden çok eşler arasındaki fitnenin kıvılcımlarını gösterir ya da eşlerden birinin insanlık ağırlığını.
Bu ulaşım çağında o kadar uzun bir zaman eşinizi babasının evine göndermemeniz gerekir bu durumda. Daha kısa mesafeler için daha sık göndererek mesela çözüm üretin. Sırf bu nedenle istimna size caiz olmaz.
Arkadaşı ile kalacağı evde mahremiyet şartları korunabilecekse kalabilir. Prensip olarak bunda sakınca yoktur. Yalnız böyle bir istek bir nebze çocukluk kabul edilebilir evli bir kadın için. Üzerine gidip inatlaştırmadan daha ağır düşünmesini sağlamaya çalışın.
Bu konuda sana haksızsın diyemem, hiçbir sebebin olmasa bile bir erkeğin eşine yardım etmesi sünnetlerden bir sünnettir. Ama senin eşin bunu takdir edemiyor olabilir. Sana şunu tavsiye ederim: Bu konuyu bir ay tamamen sil aklından, hiç konuşma, hiçbir ihtiyaç yokmuş gibi davran. Eşin senin böyle bir isteğin olduğunu unutsun. İnatlaşma biteceği için eşin kendiliğinden sana yardım etmeye başlayacaktır, o da doğrunun böyle olduğunu anlayacaktır. Böyle olmasa bile başka bir dille ona tek tük işler yaptırarak da olsa onu yine alıştırırsın. Bu mevcut durumda ise şeytan sizi parçalayacağı bir tünel bulmuş olabilir, dikkat et.
aile konusundaki diğer fetvalar
Eş, eşinden ne istiyorsa onun muadilini kendisi yapmalıdır. Ömer radıyallahu anh örneklemesi yapacak olursak vay halimize o zaman. Evet, evliliğin temelleri ile alakalı değildir bu kural ama en temel nezaket kuralları ile alakalıdır. Yapmadığını beklemek ile yapıp benzerini beklemek farklıdır. Siz yine nezaketle ve usandırmadan bunu hatırlatın.
Bunun orta yolu: a- Diğer farzları, b- Aile içi görevleri, c- İş hayatını aksatmayacak olandır. Bunun için de yaza göre, kışa göre durum değişebilir. Emekli için ve çalışan için değişebilir. Hızlı başlayıp çabuk bırakmaktan ise bir günlük kaza namazı şeklinde bir plan yapmak ideal olabilir.
· Zekâtı hak eden bir fakire bir kerede ne kadar zekât verilebilir sorusunun cevabıdır buradaki sorunun cevabı. Ebu Hanife rahmetullahi aleyhin içtihadında ancak nisap miktarı kadar verilebilir. Diğer Fukahanın içtihadında ise bir yıllık ihtiyacı kadar verilebilir. · Bir ev fiyatı genellikle bir ailenin yıllık nafakasından çok daha fazla bir rakamdır. Bu nedenle fukahanın ölçülerine göre fakirlere zekât olarak ev verilmesi yerine oturması zor bir durumdur. Aynı şekilde araba verilmesi de böyledir. · Şöyle bir çözüm olabilir: Fakir bir ev satın alır. O evden ötürü yüklü borcun altına girer. Derneğiniz de “borçlu” olduğu için ona zekât fonundan o evin ödemesine yardım eder. Bu olabilir ama neticede bir zorlamadır. · Makul olan fakirin ev kirasını vermektir ki, ev kirası mantığı birden çok fakirin zekât fonundan istifade etmesidir. Zira bir ev fiyatı ile pek çok fakirin evinin kirası yıllarca ödenebilir. · Mümkün olduğu kadar zekâtı, fakirlerin çalışma ve ekonomik kazanç elde etmesine yönelik bir tercihte değerlendirmeye çalışınız. Mesela iş üretip kullanabileceği alet, işinde kullanacağı araç, dükkân yönünde değerlendirilse daha kolay fetvaya uyumu bulunabilir. · Burada bir istisna olarak şunu zikredebiliriz: Bazı yörelerde “ev” birkaç duvardan müteşekkil basit bir yapıya deniyor olabilir. Onun maliyeti de fukahanın “bir yıllık” sınırlamasına aykırı olmayabilir. O tür zorunlu durumlar için böyle bir tercih yapılabilir.
Bu sorunu öncelikle bir psikologla görüşmeniz faydalı olur. Bizim size tavsiyelerimizi pratiğe dökemeyebilirsiniz, psikologla görüşün. Allah yardımcınız olsun.
Allah Teâlâ size ve eşinize sabırlar ihsan etsin. Ne mutlu size ki, Allah Teâlâ’nın imtihanını kendinize nimet olarak görmüşünüz, aman bunu kaybetmeyin. O çocuk sizin cennetinizdir. Yemek yapma fizik yap demişler ya ona bir ilave de ben yapayım: Hafızlık da yapma, çocuğa bak. O senin cennetindir. Planlama ile alakalı da şunu söyleyebilirim: Uzun sürmeyecek yoğun planlamalar bıktırır ve kişiyi hiç noktasına kadar sürükleyebilir. Gerçeklere uymaya bakın. • Önce ve her şeyden önce imanınız. • Sonra farz ibadetleriniz. • Sonra karı koca sizin saadetiniz. • Sonra yavrunuz. • Sonra ekonominiz. • Sonra farz düzeydeki ilmi çalışmanız. • Sonra aile bireyi yakınlarınız. • Sonra geniş ilmi çalışmanız. • Sonra sosyal kimliğiniz. • Sonra fantezi denebilecek zevkleriniz… Böyle bir çalışma yapın ve bunu kesinlikle ZAMANA YAYIN. Acele başlayan çabuk bitirebilir. Sayılarla ilgilenmeyin, ihlası önemseyin. Mevcut ilim çalışmanızdan biraz kısın ve Kur'an okuyun. Şimdilik hafızlık değil de seri okuyuş mantığı ile devam edin. Yavrunuz biraz ayağa kalkınca hafızlığı tekrar gündeme getirirsiniz biiznillah.
Kuluz; kulluk yapacağız. Mü'miniz, imanımızın gereğini yapacağız; Allah’tan başkasını Rab bilmeyeceğiz. İbadet ederek yaratılış gayemizi gerçekleştireceğiz: Haramlardan uzak durarak, farzları yerine getirerek, nafilelerden de yapabildiğimiz kadar yaparak ibadet yükümlülüğümüzü yerine getireceğiz. Bütün bunlar için de: - Asla umutsuz olmayacağız ve şımarmayacağız. - Çevremizi nasıl olmak istiyorsak onlar gibilerden oluşturacağız. - Midemize haram girmemesine dikkat edeceğiz. - Zamanı çok iyi değerlendireceğiz. - Sabır silahını hiç eksik etmeyeceğiz. - Çok dua edeceğiz. - Muhakkak bir iş sahibi olacağız. - Kabiliyetimiz olan işi yapacağız. - Aile sahibi olmanın en büyük hareket olduğunu bilecek ve aileyi cihadımız bileceğiz. - Allah için nafile olarak yapacak bir iş muhakkak bulup onu yapacağız. - Ve yılmayacak, yorulmayacak hayatımızı Allah’ın lütfettiği kadar yaşamaya bakacağız. - Allah’a güvenimizi hiç sarsmayacağız ki şeytan bize çengel atmasın.