Fetva Meclisi
Soru
Hocam Ramazan ayında evi süslemek, ufak tefek ışıklarla donatmak, çocuklara yönelik Ramazan köşesi hazırlamak gibi etkinlikler yapmak caiz midir? Bu tür süslemelerin Hristiyanlardaki süsleme geleneklerine benzediği söylenerek sakıncalı olduğu ifade ediliyor. Kavme benzeme açısından bu durumun dini hükmü nedir?
Cevap
Benzer fetvalar
Bidat, ibadet olarak yapılan şeyde olur. Mesela bu süslemeleri orucun şartı imiş gibi yapsa idiniz bidat olurdu. Veya “bunları yapana şu kadar sevap varmış” gibi bir tezle yapsa idiniz o da bidat olurdu. Hâlbuki siz çocuğunuzu Ramazan sevgisiyle büyütmek maksadı ile yapıyorsunuz. Bu bidat değildir, güzel bir iştir. Allah Teâlâ sizi muradınıza erdirsin. Çocuğunuzu salihlerden kılsın. Âmin.
Dine hizmet amaçlı çocuk eğitimi ve benzeri alanlarda kullanılan filmler yapabilirsiniz. Konusu sakıncalı ya da keyfi olan filmler için endişe etmekte haklısınız. Allah'a emanet olun.
Bunun yabancıları taklit etme riski gerçekten tehlikelidir. Ancak bir eğitim türü olarak da kullanılması faydalı olabilir. Oyuncağın ne kadar onlarınkine benzediğini incelemek gerekiyor. Aile de bunu iyi değerlendirebilirse inşaallah sakıncası olmaz diye umuyorum.
Aleykümselam. Haklısınız, Sünnette öyle bir uygulama yoktur. Siz şunu çözün önce, mukabele Sünnet diye mi takip ediliyor yoksa Ramazan kültürü gereği mi?Öyle veya böyle, günah diyebileceğimiz bir durum yoktur ortada; sevap eksikliği ve bereketsizliktir bu durum.
Aleykümselam. Hayır camiden bir şey alınıp eve götürülemez.
Aleykümselam. Burada herkesin rızası varsa bir sıkıntı yoktur. Dinen yasak bir iş yapmış olmazsınız ama huzurunuz açısından risk aldınız. Baştan sorsa idiniz yapmamanızı tavsiye ederdik. İyi başlayıp iyi devam etmeyen işlerdir bunlar. Hayır ve bereket getirmesini dileriz.
çocuk konusundaki diğer fetvalar
Sorunuzun aynen doğru olduğu kabul ederek size vereceğim cevap şöyledir: İkinci bir çocuğu istememekte bir sakıncanız olmaz ama eşinizin öyle bir isteğine karşı yuvanızı yıkmaya götürmeyecek sebepler bulmanız gerekir. Yani dikkatli olun.
Teknolojinin baş döndürücü gelişmesini ne küçümseriz ne de abartırız. Neticede Allah'ın verdiği aklı kullandıkça insan ilerleyecektir. Her şey Allah'ın mülkünde ve onun izni ile gerçekleşiyor. Bugünkünden çok daha büyük ve akıl uçurtacak gelişmeler de olacaktır. Dünyanın ömrü uzadıkça bu gelişmeler beklenmelidir. Biz Müslümanlar olarak teknolojiyi geriden izleme hakkına sahip değiliz. Dünyanın en yüksek teknolojisi ne ise ona sahip olmaktan önce onu bizim icat edip sahiplenmemiz gerekir. Çocuklarımızın bu anlayışla yetiştirilmeleri bir nevi cihadımız da olabilir. Müslüman kimliğimizi koruyabildiğimiz sürece bu bir cihat işlevi görür. Şu kadar ki, her çocuk her alanda başarılı olamaz. Çocuklarımızın kabiliyet ve becerilerine dikkat ederek onları yönlendirmeliyiz. Bunu da anne baba değil uzmanı olanlar yapmalıdırlar. Bizim isteklerimize esir edilmiş çocuklar yetiştirmemiz beraberinde onları kaybetmeyi veya umulanın gerisinde kalmalarını getirebilir. Buna dikkat edelim.
Evlilik kararı verirken basiretli davranamamışsın, bunun bir yorumu olabilir ama anne olduktan sonra vereceğin kararlarında yine basiretsiz davranırsan bunun anlamlı bir yorumu olamaz. Zannederim, kendini bile bile yıpratacak bir takıntı içindesin. Şu tavsiye edebilirim sana: Dini hayatını Allah’ın emir ve yasakları, Allah’ın rızası için yapılacak nafileler olmak üzere iki görev üzerinde yürütmeye çalış. Farzlar ve haramlar konusunda kimseye taviz verme. Hayatın gibi gör farzları ve haramları. Nafileler de ise tercih yapmayı becer. Sen bunu beceremezsen şeytan seni ailen üzerinden sömürmeyi becerir. Bu kurala ilmihal öğrenmen de dâhildir. Ne kadar eşinin hataları ve ne kadar senin özel beklentin üzerinden değerlendirme yaptığına dikkat et yani kendine karşı da adil ol, dengeli ol. Aile huzurun, eşinle saadetin nafile ibadetlerin önüne geçebilir. Bu gerçeği benimsemeye çalış. Huzurun olmadan nafile ibadet bile yapamazsın. Basiretli ve anlamlı işler yapman durumunda eşinin iyi bir öğretmeni olabilirsin ve bunun yararı onun kadar sana da döner. Erkeklere eşlerinden nasihat dinlemenin ağır gelebileceğini unutma. En anlamlı ve gerekli nasihati bile yapsan, sana inat o yanlışında direnebilir. Sen doğru diye anlatmaya ısrar ettikçe yokuşta daha fazla hızlı koşmaya çalışan birine benzersin. Boşuna yorulursun ve boşuna nabzını artırırsın. Sonuca da ulaşamazsın. Bütün bunları uzun bir zamana mesela bir beş yıla yaymaya çalış. Kimsenin huyu suyu iki haftada değişmez. Sabret ve kazan. Allah yardımcın olsun. Âmîn.
Bu tür evliliklerde, özellikle üvey çocuk ve kendi çocuğun arasında adalet sağlamak çok hassastır. Önceliğin çocuklar arasında adalet ve kocana saygıdır. Kocan sözünü tutmamış olabilir. Ama hem günaha girmemek hem de vicdan azabı yaşamamak için çocuklara iyi davranmalı ve kötülük etmemelisin. Kendine şu soruyu yöneltmeni rica ediyorum: “Kocanın bu davranışından masum üvey çocukların suçu ne? Anasız çocuklardan intikam almaya çalışmak benim gibi Allah korkusu olan müslüman bir hanımefendiye yakışır mı?”. Dikkat etmediğin takdirde şeytanın istediği çizgiye gelmiş olursun. Boşanma, son çare olarak gündeme gelir. Önce sabret, konuş, gerekirse aile desteği veya psikolojik destek al. Söz vermek ve tutmamak onun kusuru, senin değil. Allah yardımcın olsun.
İlk zamanlardan beri insanların bu tür deyimleri başkalarının çocukları için bir merhamet ifadesi olarak kullanmaları yaygındır. Hadis kitaplarında da benzer ifadeler hadis olarak geçmektedir. Buradaki kasıt, çağırılanın babası olmayı iddia etmek değildir. Dolayısıyla böyle bir ifadenin kullanılmasında da sakınca görülmemiştir.
Gerekmez ama bir daha büyük konuşmayın.