Fetva Meclisi
Soru
Eşim benim rızam olmadan yurt dışında çalışıyor. Ankara’da iş olmadığını söylüyor. İki çocukla beni yalnız bırakıp gitti. Bunun dinimizdeki yeri nedir? Buna hakkı var mı?
Cevap
Benzer fetvalar
Elbette kırıldığınız bir eşe sizi boşamasını talep etme hakkınız olur ama bunun sizin geleceğiniz, daha sonraki yıllarınıza maliyetini işi düşünün.
Acele karar vermemeye çalışın. Biraz zamana yayın, eşiniz belki rahatlar geri döner. Sonra da aile büyüklerinizi araya koyarak çözümü araştırın. Allah yardımcınız olsun.
Bu tür meselelerde ikinci kişiyi dinlemeden haklı/haksız belirlemek mümkün değildir. Sizin anlatımınıza göre eşiniz size zulmediyor ama yine de siz eşinizi ve yuvanızı öncelikli tutmaya bakın. Anlaşılan eşiniz işi inada bindirmiş. Bir süre bu konuyu açmayarak gevşemesini sağlamaya çalışın ki inadı ile değil aklı ile düşünsün.
Selamunaleyküm. Yasalara aykırı bir durum oluşturmadıkça size takdir edilen hakkı alabilirsiniz. Allah babanıza rahmet etsin.
Bir hakem her ikinizi dinlemedikçe sizinle ilgili dengeli bir karar verilmesi zordur. Siz aile büyüklerinizden birini yanınıza alarak bir çözüm arayın. Evet, evinizde tek başınıza yaşamak hakkınızdır ama karşınızda sizi anlayacak, saygı gösterecek biri yok anlaşılan. Siz de aile büyüklerinizden biri ile beraber olun. Olmazsa devletten yardım alın ama bu kararları ne kadar duygusal ne kadar da yerinde verdiğinizi siz kararlaştırmayın, muhakkak bir hakem bulunsun.
Selamünaleyküm. Bir erkeğin eşini çalıştırmaya zorlama hakkı yoktur. Asla çalışmayın!
dini sorular konusundaki diğer fetvalar
Müslüman'a kâfir demek ağır bir günahtır. Belki bu sözün sahibi küfre düşmüş olmaz ama büyük bir vebale gireceği ortadadır. Uzak durmak ve dikkat etmek zorundayız. Allah'a emanet olun.
Muayyen bir dua yoktur. Araştırmaya devam edeceksiniz. Ve asla, 'bari bu olsun' diyerek sizce uygun olmayan birine 'evet' demeyeceksiniz. Belki sizin vaktiniz gelmemiştir, acele etmenize gerek yoktur. Zamanı gelince her şey olur. Sabredin, yılmayın. Şeytanın sizi tuzağa çekmesine izin vermeyin. Kim bilir, Allah sizi, evlenmeniz durumunda başınıza bela olacak bir akıbetten korumaktadır. Neden acele edesiniz ki?
Bu ifade, nefsin kötülüğünü beyan etmek için söylendiğinde bir anlam ifade edebilir. Yine de muğlâk ifadelere alışmamak en doğrusudur.
Bugüne kadarki korsanlıkları bir kenara bırakın; onlarla öğrenmeniz, bundan sonraki işlerinizi etkilemez. Bundan böyle kul hakkına dikkat ederek yaşamaya çalışın.
Şunu kesinlikle bilin: Herkes böyle başlıyor, bu hilelerle şeytan yapacağını yapıyor. Ya yarın evlenmeye hazırlık yapın, gereğini ortaya koyun. Ya da herkes yoluna devam etsin. Tuzağa kapılmayın. Böyle başlar, en kötü ihtimalle sona erer, bilesiniz.
Namazı hayatımızın direği olarak görmeye mecburuz. Yolculuğumuz, evimiz, işimiz ona göre tanzim görmelidir. Otobüslerden bilet alırken namazı konuşmalıyız. Namaz saatini önemsememek onlar için de zor olmalıdır. Otobüslerde farz namazların kılınması caiz değildir. Nafileler ise otobüste kılınabilir. Hiçbir şekilde otobüsü durdurmak mümkün değilse ya da namaz kılmamız durumunda otobüsü kaçıracaksak o zaman otururken namazı kılar, sonra da o namazı yeniden kılarız. Bu şekilde caiz olur. Çünkü otobüste namazın en önemli şartlarından olan kıble ve kıyam gerçekleşmemektedir. Allah'a emanet olun.