Fetva Meclisi
Soru
Evlenme çağıma daha çok var fakat bir erkekle görüşüyorum. Sadece hafta sonları mesajla konuşuyor ve yeterince ciddi düşünüyoruz. Ne kadar tartışsak da birbirimizi çok seviyoruz. Ara vererek ileride mi karar verelim yoksa caiz diyerek konuşmaya devam mı edelim?
Cevap
Benzer fetvalar
Ailelerinizin haberi olmadan bir dakika bile yol almayın. Kesinlikle yanlış yaparsınız. Allah'tan korkun, geleceğinizi düşünün, ahireti düşünün.
Bu durumu muhakkak bir aile danışmanı ile bizzat görüşün. Aile danışmanından sonra da eşinizi karşınıza alın ve onu incitmeden elinizden gelmeyen nedenle kabalık yapabildiğinizi izah edin. Eşiniz “ben böylesine de razıyım” derse devam edin. Zamanında kalma kararı vermeyecektiniz. Siz de anlıyorsunuz ki iş çok geç. Sabredip sevap kazanmaya çalışın. Eşiniz size ayrılma yönünde bir karar belirtirse o zaman da yine bir aile danışmanı ya da yaşlı bir aile büyüğünüz nezaretinde karar verin.
Evlilik böyle riskleri kaldırmaz. Mide bulandıracak durumdan uzak durun.
Selamünaleyküm. Hiç görüşmemeniz daha doğru olur. Onun adına dua edin yeter. Şeytan sizi bir bataklığa çekiyor olabilir, dikkat edin.
Şeytan boşluktaki insanları pek sever. Hiçbir insan aklı ve zihni işgal edebilecek ağırlıkta değildir. Kendinize gelin ve hayata bir insanla değil kendi ellerinizle tutunmaya bakın. İbadetlerinizi daha ciddi yapın. Kur'an okuyun. Dünyayı ve hayatını abartmayın. Ahiret yolcusu olduğumuzu unutmayarak yaşamaya bakın.
Selamünaleyküm. Sabredip dediğinizi yapabilirseniz sakıncası yoktur. Dikkat edin şeytan sizi böylece bir tuzağa çekmesin.
dini sorular konusundaki diğer fetvalar
Namazı hayatımızın direği olarak görmeye mecburuz. Yolculuğumuz, evimiz, işimiz ona göre tanzim görmelidir. Otobüslerden bilet alırken namazı konuşmalıyız. Namaz saatini önemsememek onlar için de zor olmalıdır. Otobüslerde farz namazların kılınması caiz değildir. Nafileler ise otobüste kılınabilir. Hiçbir şekilde otobüsü durdurmak mümkün değilse ya da namaz kılmamız durumunda otobüsü kaçıracaksak o zaman otururken namazı kılar, sonra da o namazı yeniden kılarız. Bu şekilde caiz olur. Çünkü otobüste namazın en önemli şartlarından olan kıble ve kıyam gerçekleşmemektedir. Allah'a emanet olun.
Bu ifade, nefsin kötülüğünü beyan etmek için söylendiğinde bir anlam ifade edebilir. Yine de muğlâk ifadelere alışmamak en doğrusudur.
Bir değerin korunması mümkünken hatta onu korumaya yönelik telkinler varken korumamak bir tür serbest bırakmaktır. Dolayısıyla onu kullanan biri hırsız hükmünde olmaz. İnternet kullanıp da şifre koymayı bilmemek diye bir iddia inandırıcı olmaz. Elbette meselenin ahlâkî boyutu da vardır. En azından bir nezaketsizliktir. Telekom açısından ise eğer bir ev internetinin de bu şekilde kullanılmasını yasaklayan bir hak talebi arayışı varsa elbette hak devreye girer. Israrlı bir takibin yapılmadığını görüyoruz.
Kur'an okunurken, zikredilirken şeytanın oyalama taktikleri de devreye girebilir. Bu da onun gibidir. Devam edin, yılmamak zorundayız.
Değerli hanım kardeş, 'Müslüman kadın çalışamaz' şeklinde bir kural koyamayız. Çalışmayı, rızık temin etmeyi erkeklere tahsis etmenin bir dayanağı yoktur. Kadın da çalışabilir, kazanabilir, servet sahibi olabilir. Sonunda da sadakalar veren, hayırlar yapan bir kadın olarak Rabb’ine gidebilir. Bunun hiçbir dinî engeli yoktur. Tekrar ediyorum: Kadının çalışmasının dinen bir engeli yoktur. Engel, kadının, kadınlığının zarar görmesindedir. Zira Müslüman toplumun, kadınını kaybetmesi ile topraklarını kaybetmesi arasında fark görmeyecek kadar önemli bir yerde görüyoruz kadını. Müslümanlar, kadınlarını iş yerlerine gönderdikten sonra nesil yetiştirme kabiliyetlerini zedelemektedirler. Bireysel şartlar, istisnai durumlar bu genel kuralı aşamaz. Kadının çalışması ile alakalı olarak şu üç tespiti yapabiliriz. Birinci tespit: Kadının fiilen bulunması zorunlu alanlar vardır. Tıp da bunların başında gelmektedir. Doğumu teşvik eden, önünde çocuk doğurmuş bir kadına, cepheden gelmiş bir gaziye dizilen övgüleri dizen, onun doğumuna katkıda bulunmaktan sevaplar uman bir 'kadın doğumcu' doktorun ne büyük bir hizmet yaptığını takdir edebiliyor musunuz? Sadece kadın doğumcular da değil. İnsan sıhhati ile alakalı her branş, kadının da o branşta bulunmasını gerektiriyor. Bunun için kadınların, zekâ ve özel şartları izin veriyorsa, Allah'ın Şeriat'ının aşılmadığı zeminlerde tıp öğrenmelerini ve ibadet niyeti ile bu işi icra etmelerini tavsiye etmekte bir sakınca görmüyoruz. İkinci tespit: Kadının, şu veya bu nedenle çalışması zorunlu olabilir. Rızkını temin etme zorluğu veya kendisinin takdir edeceği bir zorunluluk, kadını çalışmaya mecbur edebilir. Bu da olur diyeceğimiz alanda kalmaktadır. Bu durumda Müslüman hanım, en zararsız, en az yıpratan işi tercih eder ve çalışır. Buna da zaruret dairesi içinde tutabiliriz. Üçüncü tespit: Kadın çalışınca ne oluyor? Ya da kadının çalışmasını sürekli canlı bir konu olarak önümüze getirenler ne amaçlıyorlar? Bunu düşünmemiz gerekmez mi? Mesele sadece kadının da para kazanması ile sınırlandırılabilecek kadar basit görülebilir mi? Şu çıkmazlar, kadının çalışmasının ürünüdür; biz de bir mü'min olarak konuyu, daha geniş bir pencereden görmek zorundayız: - Kadının çalışması, erkeğe göre daha narin olan bedeninin yıpranması demektir. İşin sekreterlik veya santralde görevli olması ile bu sonuç değişmiyor. Bedeni yıpranan kadın insanlık için bir kayıptır. - Kadının çalışması, doğum oranının azalması demektir. Ne kadar doğurma yanlısı olursa olsun, çalışan kadın zor doğurur. - Kadının çalışması, doğurduğu çocuğu istediği gibi büyütememesi demektir. Ya eksik büyütecek ya da anne olmayan birine çocuğunu büyüttürecek. Kreşe, anaokuluna ve okula annelik yaptıracak. Bu da olduğu gibi zarardır. Kimse, anne gibi anne olamaz. - Kadının çalışması, eşi açısından yetersiz bir kadınla yaşama sonucunu getirecektir. Bu da, aile içi sorunları ateşleyecek, erkeği kadın düşmanı, kadını erkek düşmanı yapacaktır. Elinde, hesabında parası olan kadınla, eşinin kazancını yiyen kadının psikolojisi aynı değildir. Gencecik kızlar, daha baliğa olmadan boşandığında nasıl yaşayacağını hesaplayarak diploma sahibi olmayı düşünüyorlarsa önümüzde ciddi bir sorun var demektir. Neden ne olursa olsun, çalışan her kadın Ümmet için bir kayıptır. Meselenin bir de ahlâk boyutu vardır ki ona değinmeye gerek görmüyorum. Sıhhat ve afiyet içinde olmanızı dilerim.
Biz, Peygamberimizden, onun ashabından, onun mirasçısı ulemadan duymadıklarımıza kulak asmayız.