Fetva Meclisi
Soru
Bazı bölgelerde insanlar kızdıkları kimselere gavur, kâfir, firavun diye hitap ediyorlar. Bu durumda gavur, kâfir diyenlerin imanlarına bir zarar gelir mi? Bizim onları nasıl uyarmamız gerekiyor? Uyarmazsak bize günah olur mu?
Cevap
Benzer fetvalar
Kasıt olmadıkça, söylenen bir sözden dolayı küfre düşülmez. Bunu büyük günah olarak adlandırırız. Büyük günah da tevbe ile tertemiz olur biiznillah.
Müslüman basiretli insandır; yerine göre, adamına göre hareket etmesini bilir. Kitlesel bir küfür hareketini yürütenlere en ağır tepkisini gösterir. Kendi başında bir kâfire de hidayet duası yapar. Her kâfir aynı değildir, bizim de tepkimiz aynı olmaz.
Mü'mine kâfir demek günahtır. Bunun dışındakine seviyesi düşük söz muamelesi yaparız ama haram söz demeyiz.
Müslüman insan ne kadar çok günah işlerse işlesin, YAPTIKLARINI GÜNAH GÖRMEYECEK bir anlayış içinde değilse yani Allah’ın haram kıldığı açıkça bilinen şeylerin haramlığını kabul etmeyen biri olmadıkça ona kâfir demeyiz. Ona kâfir demiyor oluşumuz, onun yaptıklarının sakıncasının kalkmış olması anlamına gelmez. Durumu Allah’a kalmış olur; o dilerse affeder, dilerse affetmez. Kullar olarak biz böyle bir karara karışmayız. Bilinmesi gereken budur.
Ne olursunuz Müslüman bir kimseyi küfür gibi ağır bir ifadeyle itham etmeyin. Müslüman kardeşlerinizin iman muhasebesini tutmayın. Allah'tan korkun.
Kâfirlere ait işlerden uzak durmak ateşten uzak durmaktır. Kendinize daha mübah bir eğlence bulun.
dini sorular konusundaki diğer fetvalar
Muayyen bir dua yoktur. Araştırmaya devam edeceksiniz. Ve asla, 'bari bu olsun' diyerek sizce uygun olmayan birine 'evet' demeyeceksiniz. Belki sizin vaktiniz gelmemiştir, acele etmenize gerek yoktur. Zamanı gelince her şey olur. Sabredin, yılmayın. Şeytanın sizi tuzağa çekmesine izin vermeyin. Kim bilir, Allah sizi, evlenmeniz durumunda başınıza bela olacak bir akıbetten korumaktadır. Neden acele edesiniz ki?
Bugüne kadarki korsanlıkları bir kenara bırakın; onlarla öğrenmeniz, bundan sonraki işlerinizi etkilemez. Bundan böyle kul hakkına dikkat ederek yaşamaya çalışın.
Eşinizin bir yerde bulunmak için sizden izin alması gerekmez. Ama sizi mağdur etmesi de helal olmaz. Eğer mağduriyetiniz ciddi ise eşinizi dava edebilirsiniz. Önce aile büyüklerinizden bir hakem heyetini başvurun; yardım isteyin. Akıl alın. Onlar sizi haklı bulurlarsa hakkınızı kanuni yollarla arayın.
Bu ifade, nefsin kötülüğünü beyan etmek için söylendiğinde bir anlam ifade edebilir. Yine de muğlâk ifadelere alışmamak en doğrusudur.
Peygamberler arasında bir peygamberlik üstünlüğü söz konusu değildir. Biz onlar arasında birinci sınıf ikinci sınıf ayrımı yapmayız. Ama bütün peygamberler arasında beş peygamberi seçtiğini Allah Teâlâ, Kur'an'da haber vermektedir. Bu beşinin içinde de Peygamber aleyhisselam efendimiz, ilk beşin birincisidir. Böyle iman ederiz.
Bu konuda siz, sadece bildiğiniz doğru olanı söylemekle yükümlüsünüz. Gerisi onlara kalmıştır. Siz, payınıza düşeni eksik almış olursunuz ama ahirette mesuliyetten kurtulursunuz.