Fetva Meclisi
Soru
Hocam bir sene önce annem vefat etti ve biz 5 kardeşiz, 4 erkek 1 kız. Abimlerle paylaşımı konuşuyoruz ama benim çok söz hakkım olmadığını söylüyorlar. Benim merak ettiğim isteğimin ve rızamın hiç önemi yok mu? Dikkate almaları gerekmiyor mu? İstediğim ev var ama vermeyi düşünmüyorlar. Kafam çok karıştı hocam ne yapacağımı bilmiyorum bana yardımcı olur musunuz?
Cevap
Benzer fetvalar
Allah annenize rahmet etsin, size de sabırlar ihsan etsin. Babanızın durumunun iyi olması mirastan pay almasını değiştirmiyor. Onun feragat etmesi dışında hakkı haktır. Soruda erkek kardeşten söz etmiyorsunuz. Bu nedenle size iki türlü cevap vereceğiz. Erkek kardeşiniz varsa o, yüzde 37,5, kızlar yüzde 37,5 aranızda bölüşeceksiniz. Babanız da yüzde yirmi beş alacak. Erkek kardeş yoksa babanız yüzde yirmi beşi alacak, gerisini siz kızlar bölüşeceksiniz.
Allah babanıza rahmeti ile muamelede bulunsun, sizi de salihattan kılsın. Annenizin yaşayıp yaşamadığını bildirmemişsiniz. Dede ve ninenizin olmadığını kabul ettik. İki ihtimal var. Anneniz sağ ise ve anneniz ölmüş ise ihtimaline göre mirasınızın dinen değerlendirmesi şöyledir: Anneniz yaşıyorsa: Anneniz: % 12,49 Kızların her biri: % 22,22 Amcaların her biri: % 3,20 Halaların her biri: % 1,60 Anneniz yaşamıyorsa: Kızların her biri: % 22,22 Amcaların her biri: 5,128 Halaların her biri: % 2,564
Aleykümselam. Ölmeden önce yapılacak bir paylaşmada çocuklar arasında eşit şekilde paylaşmanız uygun olur.
Kişinin hayattayken malını paylaştırmasına miras değil hediye ismi verilir. Miras ise kişi öldükten sonra malının paylaşılmasına denir. Bir kimse hayattayken malını paylaştırmak isterse tüm çocuklarına eşit bir şekilde dağıtım yapmalıdır. Ancak engelli olan çocuğunu muhtemel mağduriyetini önlemek amacıyla ona diğer kardeşlerine göre daha fazla hibe/hediyede etmesinde âlimler sakınca görmemişlerdir. Babanıza hak/ölüm vaki olur ve geride mal kalırsa; -Eğer mirasçılar kendi aralarında anlaşarak paylaşırlarsa (rızâî taksim) sakıncası yoktur. Fazla hakkı olanlar daha az hakkı olanlara hediyede bulunmuş sayılır. -Eğer kendi aralarında anlaşmazlarsa miras hukukunun yargı boyutu devreye girer. Buna göre de mirasçılar tespit edilip hakları verilir. Bize yazdıklarınıza göre erkeğe iki, kıza bir şeklinde taksim edilmelidir. Belirttiğiniz mallar üzerinde anlaşamazsanız tüm mallarınız satılığa çıkar ve iki erkek bir kız şeklinde taksim edersiniz.
Selamünaleyküm. Miras nedeniyle orada hakkı bulunanlar size orayı kullanmayı helal ediyorlarsa bir sakıncası yoktur. Bir hak talebinde bulunan olursa hakkına düşen kadarını, kendinizi orayı kiralamış gibi kabul edip hakkına düşen kadarını vermelisiniz.
Mirasta hakkı bulunan abilerin haklarını sana devrettiklerine göre ortada bir endişe durumu yok demektir. Mirası alabilirsiniz. Abileriniz haklarını istiyor olsalardı sorun olurdu.
erkek konusundaki diğer fetvalar
Müslüman bir bayanın bir erkeğe “benimle evlenir misin?” demesinin günah olan bir tarafı yoktur ama bunun direkt bayan tarafından yapılması toplumumuzda bir eksiklik gibi görülebilmektedir. Bir başkası üzerinden yapılması tercih edilmelidir. Sosyal medya üzerinden evlilik teklifi yapılması ise günah olmasından önce mide bulandırıcı bir iştir. İnsanlığın biriktirdiği bütün çirkefliklerin neredeyse buluşma noktası durumundaki bir sistemde Müslüman bir bayanın evlenme teklifi makul olamaz. Bu bir çöküş ve eriyişin göstergesidir. Allah’a sığınırız.
Müslüman bir erkek ya Müslüman bir kadınla evlenebilir ya da Hırsitiyan veya Yahudi kadınla evlenebilir. Dini olmayan ya da kökeni beşeri olan bir dine mensup olanla evlenemez. İslam dindir, din de insanları tatmin için değildir, insanların uyması ve teslim olması içindir.
Şeriatımızın taksimine razı olmuş iki kardeşten birinin hakkından feragat etmesinde hiçbir sakınca yoktur. Allah Teâlâ kolay etsin, bereketli etsin.
Müstehcenlik veya fitneye düşürecek özel bir durum olmadıkça bayanın erkeği izlemesinde bir sakınca yoktur.
Kadın ve erkeğin aynı havuzu kullanması ve bunun sözüm ona ‘muhafazakar ortam’ da olmasını, namaz kılan müslümanların da bu sahneyi dinin kayıp gitmesi olarak görmemelerini sadece kıyamet alametlerinin göze batanı olarak yorumlayabilirim.
Şalvar denen kıyafetin geçmiş örfümüz ve dinimizin emrettiği tesettür bakımından en güzel kıyafet olduğu şüphesizdir. Şalvar dışındaki diğer kıyafetler dinimize aykırıdır sözü ise doğru olmaz. Önemli olan tesettürü sağlamaktır. Özellikle bedene yapışık olup bir nevi tesettürü sağlamaktan uzak olmadıkça diğer kıyafetlerle de tesettür emri yerine gelmiş olur.