Fetva Meclisi
Soru
Hocam, ablam ve abimin birer evleri olmasına rağmen annemlerle yaşadılar. Ben de aynı sitede, çok yakın bir binada on yıla yakın süre kirada oturdum ve evli değilim. Ablam ve abim de evli değil ve çalışma hayatındalardı. Ablam emekli oldu. Sonra vefat etti. Miras hukukuna göre ablamın evi babam ve anneme kaldı. Diğer ablam evli, kendi evleri var. Yazlık ve birçok mal mülkleri de var. Babamlar vefat eden ablamın evini satıp üç eşit paya bölüp hepimize (diğer kalan üç kardeşe ben de dahil) eşit olarak verecekler; yaklaşık 60 bin TL civarında. Hiçbir husumetim olmadığı ve en küçük kardeş ben olduğum halde (en küçük ablamdan sekiz yaş kadar küçüğüm) bana verilen bu pay adaletli midir? Çünkü aralarında evi ve malı olmayan tek kardeş benim. Bekârım ve senelerdir kirada oturuyorum.
Cevap
Benzer fetvalar
Selamünaleyküm. Babanız vefat edince, onun doğurdukları dışındakilere hak kalmaz. Erkek kardeşiniz ve siz kalanı alırsınız. Anneniz ondan sonra vefat etti ise annenize de pay düşerdi. Sonra anneniz ölünce üvey kardeşleriniz de sizinle beraber annenizin mirasını paylaşırdı.
Selamünaleyküm. Nesep inkâr edilemez ve bir daha değiştirilemez bir bağ demektir. Sizin babanızın menisinden yaratılmış her insan, sizin kardeşinizdir. Babanızın mirası taksim edilirken ona da haber edersiniz. Payını ayırırsınız. Almazsa o zaman ne yapacağınıza karar verirsiniz. Eğer babanızın malından gelecek payı reddettiğini söylerse onun hakkını yok sayabilirsiniz. Yalnız bu söyleme belgeli olmalıdır.
Kişinin hayattayken malını paylaştırmasına miras değil hediye ismi verilir. Miras ise kişi öldükten sonra malının paylaşılmasına denir. Bir kimse hayattayken malını paylaştırmak isterse tüm çocuklarına eşit bir şekilde dağıtım yapmalıdır. Ancak engelli olan çocuğunu muhtemel mağduriyetini önlemek amacıyla ona diğer kardeşlerine göre daha fazla hibe/hediyede etmesinde âlimler sakınca görmemişlerdir. Babanıza hak/ölüm vaki olur ve geride mal kalırsa; -Eğer mirasçılar kendi aralarında anlaşarak paylaşırlarsa (rızâî taksim) sakıncası yoktur. Fazla hakkı olanlar daha az hakkı olanlara hediyede bulunmuş sayılır. -Eğer kendi aralarında anlaşmazlarsa miras hukukunun yargı boyutu devreye girer. Buna göre de mirasçılar tespit edilip hakları verilir. Bize yazdıklarınıza göre erkeğe iki, kıza bir şeklinde taksim edilmelidir. Belirttiğiniz mallar üzerinde anlaşamazsanız tüm mallarınız satılığa çıkar ve iki erkek bir kız şeklinde taksim edersiniz.
Zor zamanında yardımcı olmalısın. Zaman zaman telefonda da olsa gönlünü alan görüşmeler yapmalısın. Babanı olduğu gibi bırakman doğru değil. Tamamıyla bağı koparma.
Aleykümselam. Annenize % 12,5; kız çocuğuna % 12,5 ve erkek çocukların her birine % 25 oranında verilmelidir kalan mal. Baliğ olan çocuklar ve anneniz sizin adınıza feragat ediyorsa sizin onu almanızda sakınca olmaz. Küçük çocuğun payına düşen ise ona bırakılacak.
Bir insan ölmeden mirası olmaz. Ölmeden dağıtılan miras değil hibedir, hibede ise eşitlik olur. Evet, öldükten sonra mal sahibi, onun mirası erkeğe iki kıza bir şeklinde dağıtılır. Siz anlaşılan o noktada değilsiniz. Bu tür konulara girmemeniz daha evla olur.
dini sorular konusundaki diğer fetvalar
Sigarayı helal görmemekle beraber alkol gibi haram oluşuna kati karar verilebilmiş bir nesne olarak da görmediğimiz için kazancınızın o nedenle haram olacağını söyleyemeyiz.
Mevcut durumda bir mamulün muhtevası dışında yazmaktadır. İmalattan da sorgulanabilmektedir. Sorgulamak ve incelemek durumundasınız. Arkadaşlarınızı da buna teşvik edin. Sorgulamalarınız sizi net bir bilgiye götürmüyorsa süt ürünleri tüketmemeyi tercih edeceksiniz. Şüpheniz cılız kalıyorsa o tekdirde de tüketmemeyi öncelikli tutun ama haramdır demeyin. Sadece bir şüphe ile karar vermek doğru olmaz. Gevşek bırakıp ihmal etmek de doğru olmaz.
Öncelikle bir psikologla görüşmelisiniz. Onun tavsiyelerini dikkate alın. Fıkıh olarak baktığınızda da durum şöyledir: Abdestiniz tamam ve ilmihal kitaplarındaki bilgiler açısından da bir eksiklik yok ise sizin iç âleminizdeki ayrıntılar yüzünden namazı karıştırmanız doğru değildir. Mesele yine bir psikologda çözülecek gibi durmaktadır. Allah yardımcınız olsun.
Bu konuda sahih ve sarih hadisler vardır. Bu da şu demektir: Rasulullah sallallahu aleyhi ve sellem evlerdeki yemek kaplarının gece kapaklarının örtülü olarak bekletilmesini emretmiştir. Bu emir farz vacip şeklinde bir emir değildir. Sağlık ve temizlik açısından doğru olanı tavsiye niteliğindedir. Nebevi bir emre uyma niyetiyle bunu yapan ecir sahibi olur ama ihmal eden günahkâr olmaz. Meseleyi temizlik ve sağlık açısından görmek gerekmektedir.
İdrar necistir. Necasetle bu tür işlerin yapılması abes bir iştir.
İşverenlerin bu durumlarda müsamaha ettikleri bir oran vardır genelde. O kadarını yemenizde bir sakınca olmaz. Daha fazla yediğinizde hak olur, helalleşmeniz gerekir.