Fetva Meclisi
Soru
Hocam üç yıl önce babamla ortak bir ev aldık. Annem vefat ettiği için babam başka biriyle evli. Ancak üvey annem, babamla ortak aldığımız eve hiçbir zaman razı olmadığını tavırlarıyla belli etti. Bu durum birçok fitneye sebep oldu. Sonunda, bizim haberimiz olmadan evi satışa koymuşlar. Babam, evi satarak ortak parayı faize yatırmayı ve gelen gelirle güzel yerlerde oturmayı teklif etti. Elhamdülillah, eşimle birlikte bunu kabul etmedik ve eşim babama hakkını helal etmediğini bizzat söyledi. Sonuç olarak ev satıldı, biz de payımıza düşen parayı alıp kiraya çıktık. Babam ise kendi payını faize yatırarak yeni bir ev aldı. Yaklaşık iki yıldır babamla görüşmüyorum. Ancak son vedalaşmamızda, helalliğini istedim ve "Allah’a şikâyet etme, senden başka bir şey istemiyorum" diyerek elini öptüm ve ayrıldım. Sorum şu, babamla görüşmediğim için bir vebal altında mıyım? Anne baba hakkı elbette çok büyük, fakat Allah’ın hakkını öncelik sayarak haramlara iştirak etmemek adına uzak duruyorum. Bu düşüncemde bir hata var mı?
Cevap
Benzer fetvalar
Babanızın rızası olmayan bir işten hayır görmezsiniz. Ailenizden birilerini aracı yapın, yalvarın ama onun gönlünü yapın. Babanız, evlilik sizin için artık farz haline geldiği hâlde evlenmenizi engeller ve size evlenebileceğiniz uygun başka bir alternatif göstermezse o zaman sizin istediğiniz evliliği yapmanızda bir sakınca olmaz. Allah'a emanet olun.
Bir kişinin özel mağduriyeti, kendisine düşecek mal taksimatı konusunda farklı olmasını gerektirmez. Diğer kardeşlerin sizin için hususi bir ferağati olursa size farklı bir şey verilebilir. Mağdur ya da zorda olan biri olmanız başka şey, payınıza düşeni almanız başka şeydir.
Babanız çocuklarının birinin yanına gitmeyi kabul eder de yine kimse bakmazsa o zaman bedduasında tam haklı olur. Bu durumuyla da evladı açısından elbette nahoş bir durum ve onun üzülmesi bir vebal ama babaya bakmamak, ayağına gitmemek değil de onu çaresiz bırakmak olarak ortaya çıktığında büyük bir vebal olur. Sizin eşinizin durumu da şu şekilde olabilir: Eşiniz babanızla dar bir evde aynı çatıda yaşamak için oraya gideceğinizde kabul etmeyecekse bunda hakkı vardır. Babanızın bulunduğu veya herhangi bir şehre gittiğinizde gelmeme gibi bir hakkı yoktur. Nikâh akdinde böyle bir şart koşmuş siz de kabul etmiş olsa idiniz şimdi haklı olurdu. Sizin de boşanma gibi bir afeti aklınıza getirmeniz hiç doğru değil, dert içinde neden dert üretiyorsunuz? Eşinizin aile büyüklerinden de yardım alarak ve siz de verdiğim örnekte olduğu gibi durumu biraz esneterek çözüm üretmeye bakın. Hayat bu, böyle geldi böyle gidecek. Eşinizi de bir gün bakıp bakmamayı konuşacak doğurdukları. Gelecek uzak değildir. Allah yardımcımız olsun.
Verdiğiniz bilgi karışık. Ayrıca miras konusu olduğundan daha doğru cevap alabilmek için en yakın müftülüğe giderek yüz yüze bilgi almanızı tavsiye ederim. Mal sebebiyle akrabalık ilişkilerinizi zedelemeyin. Dikkat edin; şeytana mağlup olmayın.
Aleykümselam. Siz, helal malınızla ortak olabilirsiniz. Ortaklığınız, onların malının haram olması ile bir bereketsizlik doğurur ama direk haram olur demeyiz. Daha temiz rızık ve imkânlar peşinde olmalıyız.
Sen, olması gerekeni düşünüyorsun. Eşin ise yasaların ve dinin ona verdiği bir hakkı kullanıyor. Eşini bu nedenle reddedemezsin; evinde kimseyi istememek hakkıdır. Bu iki farklı anlayışın bir noktada buluşabilmesi eşinin merhametli ve fedakâr biri olması ile mümkündür. Bu da senin sorunu zamana yayarak (her günün doğal tartışması yapmayarak) onun esnemesini sağlamanla mümkündür. O da insandır neticede. O da bir gün yaşlanacağını biliyordur. Biraz daha “evet, sen haklısın” diyerek ortamı rahatlat. Bir zaman sonra teklifini kabule yanaşacaktır. Ya da onun razı olacağı biraz uzakta bir evi tercih edeceksin. Allah yardımcın olsun.
anne baba hakkı konusundaki diğer fetvalar
Babanızın yiyip içtiği yasak olan şeyler uzun vadede zarar verecek şeyler ise böyle yapmanız hata olur, günaha girebilirsiniz. Hayır, kısa sürede hastalığının artmasına veya yeni bir hastalığa sebep olacaksa babanızı mümkün olduğu kadar kırmadan ve incitmeden yemekten alıkoymanızda bir sakınca yoktur. Zira böyle bir durumda onun söz konusu zararlı şeyleri yemesi veya içmesi haram olur. Haram işleyen birini engellemekte de sakınca olmaz. Yine de siz babanızın aklı başında ise ona çocuk gibi davranmayın. Neticede o yaptığının hesabını kendisi verecek bir mükelleftir.
Baba ve anneniz aklı başında, ne konuştuğunu bilebilecek bir durumda ise onların 'hizmet istemiyorum' deme hakları yoktur. Çünkü mesele sadece onların hizmetini görmek veya görmemek değildir. Bir yandan onların hizmeti görülürken bir yandan da sizin Allah'a karşı kulluk görevinden sonraki en büyük göreviniz ve o görevden beklediğiniz sevabınız gerçekleşecektir. Babanızın size namaz kılmanızı yasaklaması ne kadar hakkı ise sizi kendisine hizmetten menetme hakkı da o kadardır diyebiliriz. Babanız ve annenizle kazanacağınız ibadet sevabını doldurabileceğiniz başka bir ibadet yoktur. Peygamber aleyhisselama 'seninle beraber bulunup cihat edeyim' diyen birini anne babasının yanına dönüp onlarla beraber olması şeklinde yorumlayacağımız bir cevapla geri göndermesi gösteriyor ki, farzlardan sonra mesele nafileler düzeyine indiğinde Peygamber aleyhisselam ile bulunmaktan daha üstün bir noktada anne baba ile bulunma durumu gerçekleşebilmektedir. Hayır babanız ve anneniz alzheimer hastası gibi ne dediğini bilmez durumda veya psikiyatri hastası ise zaten söylediklerine itibar etmeye gerek yoktur. Sonuç olarak ne edin edin anne babanızın gönlünü alın, kapılarından ayrılmayın, kovsalar bile siz onlarla bulunun. Neticede onlar annedir babadır, kalpleri yumuşar. Sonra da bu hata için Allah'a istiğfar edin. Dünyadaki huzurunuzu ve ahiretteki cennetinizi kurtarmış olun. Allah yardımcınız olsun.
Önce tevbe et. Tevbeni koru. Tevbeni ebedileştir. Tekrarını asla hayal bile etme. Ve bunu annen baban dâhil herkesten gizle. Sus. Sus. Sus.
İmansız ölen dışında hiç kimsenin ahiret saadeti tamamen kapanmış değildir.
Ateşe atlamak için çırpınma sakın. Hemen tövbe et. Annenin ayaklarına kapan. Ahiretini sakın yakma. Annen kim olursa olsun sakın onu üzme. Kaybeden olacaksa o annen olsun. Kendine gel ve ahiretini kurtar yavrum.
Onu asla yok sayma! Senden yardım istediğinde yardım et. Aleyhinde konuşma. Periyodik zamanlarda ziyaret et, selam ver, gönlünü al. Daha ötesine de kendini zorlaman gerekmez.