Fetva Meclisi
Soru
Eskiden bazı hocalar eziyet eden ve ciddi sıkıntılı kocaların, özellikle hanımlarına karşı düzelmeleri için hanımlarının idrarını içirip, düzelmelerini sağlamak adına böyle cevazlar verirlermiş. İslam’da böyle bir şey var mıdır?
Cevap
Benzer fetvalar
İdrar necistir. Necasetle tedavi normal şartlarda caiz değildir. Olağanüstü durumlarda ve alternatifsizlikte bir tedavi aracı olarak kullanılabilir. Bunun için de: - Uzman doktorun bunu önermesi, - Alternatif olabilecek bir ilacın bulunmaması, - Zorunluluğun gerektirdiği orandan fazla kullanılmaması şartı ile caiz olabilir.
Necaseti dile değdirmek caiz olmaz. Cinsel organda idrar veya meni varken dile değmesi kerihtir. Bunun dışında nikâhlı iki eş arasında yasak yoktur. Yeter ki bilhassa bu sözünü ettiğiniz hususta zorlama olmasın. Allah'a emanet olun.
Selamünaleyküm. Halı yıkayan makinelerle üç defa güzelce yıkamanız yeterlidir. Aynı işi elle de yapabilirsiniz.
Selamünaleyküm. Sizdeki özel duruma bakarak avuç içi kadar ölçüsü ile hareket edebilirsiniz.
Önce necaset ile kiri ayırmalıyız. Necaset (insan idrarı ve kan gibi) dinen pis kabul edilen şey demektir. Kir ise gözün pis gördüğüdür. Islak mendil kir temizleyici olarak kullanılabilir. Mendil olması dinen farklı bir durum oluşturmaz. Islak mendille idrar ve dışkı bölgesini temizlemek de caizdir. İdrar ve dışkının çıktığı bölgeden başka yerlere mesela elbiseye yayılması durumunda ise temizliğin su ile yapılması gerekir.
Halı gibi döşeme gereçlerine necaset bulaştığında temizliği sağlamak için, öncelikle necasetin üzerine yeterli miktarda su dökülmesi gerekir. Su, necis/idrarlı bölgeyi iyice kapladıktan sonra sünger, bez, makina veya benzeri bir malzeme ile çekilip temizlenmelidir. Eğer necasetin tamamen yok olmadığı fark edilirse bu işlem ihtiyaç doğrultusunda birkaç kez tekrarlanabilir. Önemli olan, necasetin kendisinin tamamen giderilmesidir; üç kere yıkamak şart değildir. Necasetin giderildiğinden emin olduktan sonra kokusu kalsa bile temiz kabul edilir. Sonrasında halının üzerinde namaz kılmak caizdir.
dini sorular konusundaki diğer fetvalar
Öncelikle bir psikologla görüşmelisiniz. Onun tavsiyelerini dikkate alın. Fıkıh olarak baktığınızda da durum şöyledir: Abdestiniz tamam ve ilmihal kitaplarındaki bilgiler açısından da bir eksiklik yok ise sizin iç âleminizdeki ayrıntılar yüzünden namazı karıştırmanız doğru değildir. Mesele yine bir psikologda çözülecek gibi durmaktadır. Allah yardımcınız olsun.
Mevcut durumda bir mamulün muhtevası dışında yazmaktadır. İmalattan da sorgulanabilmektedir. Sorgulamak ve incelemek durumundasınız. Arkadaşlarınızı da buna teşvik edin. Sorgulamalarınız sizi net bir bilgiye götürmüyorsa süt ürünleri tüketmemeyi tercih edeceksiniz. Şüpheniz cılız kalıyorsa o tekdirde de tüketmemeyi öncelikli tutun ama haramdır demeyin. Sadece bir şüphe ile karar vermek doğru olmaz. Gevşek bırakıp ihmal etmek de doğru olmaz.
Bir kişinin özel mağduriyeti, kendisine düşecek mal taksimatı konusunda farklı olmasını gerektirmez. Diğer kardeşlerin sizin için hususi bir ferağati olursa size farklı bir şey verilebilir. Mağdur ya da zorda olan biri olmanız başka şey, payınıza düşeni almanız başka şeydir.
Eşinizin hakkına girdiniz. İnsanlığınızı çiğnediniz. Ahiretinize zarar verdiniz. Şimdi ise büyük ve kesin bir tevbe ile Rabbinize dönün. Aslınıza sarılın. Evinize kapanın. İbadete verin kendinizi. Çocuklarınıza yapışın. İlim meclislerine iştirak edin. Rabbinize yönelin. Bedeninizi ve gözünüzü eşinizin dışındaki herkesten arındırın. Kimseye bu hususu açmayın, açtırmayın. Yıkanıp paklanmaya bakın. Beterin beteri bir akıbete karşı tedbirli olmalısınız. Bir zaman sonra içiniz rahat etmez, kalbiniz seccadede de huzur bulamazsa makul bir yolla ayrılmayı düşünün.
Namaz, Rabbimizin en büyük emirlerinden biridir. Savaş halinde bile terk edilmesi mümkün değildir. Ayakta duramayacak halde olanın oturarak, oturamayanın yatarak kılması emredilmiştir. Namaz, bizim için imanla küfür arasındaki sınır taşıdır. Namazımızdan asla taviz veremeyiz. Namaza soğuk bakan, onu horlayan birileri yüzünden insani haklarımızdan da vazgeçmemiz gerekmez. Hem namazı hem diğer haklarımızı koruruz. Müslüman bir ülkede yaşıyorsak, namazımızın engellenmesi akılla yorumlanamayacak kadar yanlış bir tutumdur. Biz her hâlükârda namazı da okulu da aynı anda korumak durumundayız. Bunun için şöyle bir yol izleyebiliriz: a-Okul sürecinde önce farzları eda etmeye yönelik bir hedef belirleriz. Sizin kılmakta sıkıntı çekebileceğiniz namaz büyük ihtimalle, öğlen ve ikindi namazlarıdır. Cuma namazını da haftada bir gün devreye alabiliriz. Bu durumda öğlen/cuma ve ikindi namazlarının sadece farzlarını düşünelim. b-Namazın kılınması için cami ve seccade şartı aramaya gerek yoktur. Abdestinizi sürekli muhafaza ettikten sonra dört rekâat farzın kılınması bilemediniz dört dakikadır. Bir koridorda kıbleye yönelerek dört rekâat namaz kılabilirsiniz. Gözle görülen bir pislik olmadıkça da seccade sermeniz şart değildir. Bu yaptığınızı da, ne mücadeleye dönüştürün ne de riya vesilesi yapın. Zamanla göreceksiniz ki, size imrenip pek çok genç namaz kılacaktır. Hem kılmış olacaksınız hem de kıldırmaya vesile. c-Kazaya bırakmayı en son çare olarak düşünebilirsiniz. Bilhassa Cuma namazı için kendi başınıza kılmanız mümkün olmayacağına göre, öğretmenlerin inisiyatifini iyi kullanarak o sorunu da çözmeye çalışın. Teneffüs aralarını, özel muhabbet ve saygınızı iyi kullanın. Baliğ olduktan sonra, üzerinizden üç cuma namazının geçmemesini sağlamanız gerekir. Çok dikkat ediniz. d-Çok özel durumları muhakkak bir fıkıh bilene danışın. Allah yardımcınız olsun.
Sigarayı helal görmemekle beraber alkol gibi haram oluşuna kati karar verilebilmiş bir nesne olarak da görmediğimiz için kazancınızın o nedenle haram olacağını söyleyemeyiz.