Fetva Meclisi
Soru
Okulda bulunduğum zamanlarda namaza gidemiyorum, ne yapmam lazım, namazı nasıl kılabilirim?
Cevap
Benzer fetvalar
Allah Teâlâ işinizi kolay kılsın. Size engin sabırlar indirsin. Zihninize berraklık, ellerinize bereket versin. Âmîn. Bu görevde bulunduğunuz sürece siz: Biiznillah murabıt makamındasınız. Dakikalarınız, ibadet nitelikli kazancınız olacaktır. Bu niyet ve ihlasla görevinizi yapmaya çalışınız. Belki de ömrünüzün en kazançlı günlerini geçirmiş olacaksınız. İnsanların gerginliklerine tahammül etmeye çalışın. Tam anlamı ile sabır günlerinde kabul edin kendinizi. Her yaptığınız işi hatta arabada uyuklamanızı bile Allah rızası için ibadet niyetiyle ve Allah’tan ecir bekleyerek yapmaya çalışın. Devletin sizi süresiz oraya göndermesi fıkıh ifadesiyle sizin seferi durumda olmanızı gerektirir. Seferi olduğunuza göre de Cuma namazı için camiye gidip kılabilirseniz kılarsınız. Ama cuma namazı size farz değildir. Cuma yerine öğlen namazını da kılabilirsiniz. Vakit namazlarını da cem ederek kılabilirsiniz. Cem etmek şudur: Öğleyi ikindi vaktine erteleyerek veya ikindiyi öğlen vaktine çekerek aynı anda kılarsınız. Aynı şekilde akşamı yatsı vaktine çekerek veya yatsıyı akşam vaktine çekerek kılarsınız. İki şekliyle de olur. Öğlen, ikindi ve yatsı namazlarının farzlarını ikişer rekât kılarsınız. Vakit namazların sünnetlerini kılmayabilirsiniz de. Sadece sabah namazının sünnetini muhakkak kılmaya çalışın. Abdestte kolaylık olması bakımından bot giyiyorsanız onu mest gibi kullanabilirsiniz. Ramazan ayı günlerinde orada görevde olmaya devam ederseniz oruçlarınızı erteleyebilirsiniz. Allah Teâlâ yardımcınız olsun. Sizin için dualar ederiz.
Birkaç defa yazışmamızdan anladım ki daha önceki verdiğimiz bilgilerden tatmin olmamışsınız. Size açıkça ve yalnızca "Cuma namazına gitmeyebilirsiniz" ifadesini kullanma hakkımız yok. Bizim vazifemiz Cuma namazını düşüren ilkeleri nakletmek, sizin vazifeniz de bu ilkelere sizin uygun olup olmadığını kontrol etmektir. Sonrasında kalbinizle iç muhasebe yaparak doğru karara varmanızdır. Öncelikli çabanız uzak da olsa haftada bir Cuma namazında Müslüman kardeşlerimizle beraber namaz kılmak olmalıdır. Gerekirse o gün izin hakkınızı kullanın. Bu imkânlar elinizde değilse, Cuma namazına gitmek için farklı alternatifler de üretemediyseniz ve bahsettiğiniz şekilde de cami çok uzaksa öğle namazını kılarsınız. Üç Cuma namazını hiçbir mazereti olmaksınız terk eden kimsenin kalbinin mühürlendiği/İslami algılara kalbinin kapalı olduğu hadislerde yer almaktadır. Bu hadis Cuma namazını geçerli bir mazereti olmayan kimselerle ilgilidir. Öyle de olsa sakınma gayretinde olmalıyız.
Namaz dinin direğidir. Dinimizin direği ne ise o bizim hayat dinamiğimizdir. Namazı hava gibi su gibi görmeliyiz. İş yeri şartlarımız, ev ve çevre seçimimiz, evliliğimiz ve benzeri temel hayat ihtiyaçlarımız namaz eksenli bir seçime göre olmalıdır. Her şeye rağmen iş yeri şartlarında namazı eda etme zorluğu ile karşılaşırsak, namazın sünnetlerini kısabiliriz. Sadece farzları kılarak geçici de olsa bir tedbir üretebiliriz. Mesela öğlen namazı veya ikindi namazı farz olarak kılındığında beş dakikadır. Beş dakikalık bir fırsatı muhakkak yakalarız. Abdestimizi önceden ayarlamamız halinde namaz bir sorun olmayacaktır. Buna rağmen namaz kılınamıyorsa, tenzili rütbe bile olsa farklı bir yere intikal ederek ve hatta rızkımızı başka bir yerden temin etmeye varıncaya kadar alternatiflere başvurmalıyız. Bunun adı namaz; herhangi bir şekilde tavizi asla yoktur. Ancak en ağır memuriyet şartlarında bile namazın sorun olmayacağını düşünüyorum. Siz, kapasitenizi ve samimiyetinizi amirlerinize başka zamanlarda ispatlamanız halinde size beş dakikayı çok görmeyeceklerdir. Şunu da zikretmek gerekiyor: Namazın ve İslam'ın önü açıktır. Merak etmeyin, namazın değil onu terk etmenin sakıncalı olduğu günlerimiz yakındır biiznillah. Allah'a emanet olunuz.
İman eden her insan, namazın karşısına hiçbir engeli çıkarmayacağına söz vermiş sayılır. Rabbimizin kuluna ilk hesabı namazdan olacaktır. Namazın hesabı verilmeden de diğer amellerimiz ne kadar iyi olursa olsun geçilmeyecektir. Namaza karşı gevşekliğin, -Allah korusun- dinden soğumaya bile götürebileceğini unutmamak gerekir. Kaldı ki yabancı bir ülkedesiniz ve bu sizin daha da hassas ve ciddi olmanızı gerektirir. Ortam ve çevre olarak namaz ehli olanların daha az bulunduğu hayatı yaşıyor olabilirsiniz. Ancak bu asla bir mazeret ve gereçle değildir. Çok acil olarak tevbe edip geçmişi de kaza etmeye karar verin. Namaz üzerinden tartışmaya bile yanaşamayız. Zaten her genç namazını kılar, ihmal etmez diye bakarız. Çünkü iman ettik, namazı da kılmaya söz verdik demektir. Bu hassasiyeti kazanabilmek için; 1.Namazlı arkadaş grubu: Böyle arkadaşlar size hatırlatıcı ve toparlayıcı olacaktır. Eğer böyle bir kişi etrafınızda yoksa bile Allah’tan bunun için yardım isteyin. 2.İlim Meclisi: Muhakkak iyilerle, namaz ehli insanlarla beraber olup haftalık hadisi şeriflerle ihya olmak iyi gelecektir. 3.Dillendirmemek: “Namazımı kılamıyorum, aksatıyorum” gibi sözleri kendinize bile itiraf etmeyin. Bunu zihninizde normalleştirmekten de Allah’a sığının. 4.Dua: Şeytanla girilen her mücadelede düştüğümüz yerden kalkmayı becermek zorundayız. Yılmadan, usanmadan bu mücadeleye devam edeceğiz. Allah-u Teâla’dan namazda ölene kadar devamlı olmak için bolca dua edin. Çünkü her ibadet ancak Rabbimizin dilemesiyle gerçekleşecektir. 5.Tevbe: Düştüğünüz bu hatadan dolayı mümkün olduğunca kendinize hatırlatmada bulunun ki bu durum sizi tevbeye sevk etsin. İhmalkârlık ve kazaya bırakmış olmak en büyük tevbeyi gerektiren önemli hususlardandır. Rabbim namazı dosdoğru kılanlardan eylesin bizleri.
Namaz cennet vesilemiz ve cennet umudumuzdur. Ruhlarımızın gıdasıdır namaz. Farz namaz, hiçbir şekilde taviz verilemez bir konudur. Farz ve vaciplerin dışındaki namazlar ise nafiledir. Farz namazların öncesinde ve sonrasında kılınanların dışında nafile namaz olarak tavsiye edilen pek çok namaz çeşidi vardır. En önemlilerinden olarak şu namazları kaydedebiliriz: Tahıyyetü’l-mescid namazı: Bir camiye girildiğinde kılınan camiyi selamlama namazıdır. İki rekât kılınır. Teheccüd namazı: Gecenin üçte ikisi geçtikten sonra kılınan namazdır. Farz namazlardan sonra en sevaplı namazdır. İki rekâttan on iki rekâta kadar kılınabilir. Kuşluk namazı: Güneş yükselmeye başladıktan sonra öğlen vaktine kırk dakika kalana kadar kılınan bir namazdır. İki ile on iki rekât arasında kılınabilir. Evvâbîn namazı: Akşam namazından sonra kılınan altı rekâtlık bir namazdır. Bunların dışında da nafile olarak kılınabilecek namazlar vardır. Farzların hakkını vermeyi en önemli hedef görmeli, ondan sonra da namazlara bitişik olan nafileleri, ardından da bu ve benzeri nafileleri kılmaya çalışılması güzel olandır. Nitekim nafilelerin tamamı bizim için bir sevap kaynağıdır. Bu konuda da pek çok hadis-i şerif vardır. Efendimiz aleyhisselam her fırsatta ashabına nafile namazı tavsiye etmiştir. Fakat bahsettiğiniz şekilde insanın kılları ile ilişkilendirilerek ifade edilen bir bilgiye rastlamadım. Rabbimiz bizleri de bol secde eden mü’minlerden eylesin inşallah. Allah’a emanet olun.
Namazınız hususunda sitem işitmeniz normaldir. Elbette, ibadetimiz hususunda gerekiyorsa hapse de gireceğiz ama çok dikkat edin laubalilik nedeniyle namazınıza ve dininize sataşılmasın. Sadece farzları kılın, en çabuk olacak şekilde kılın.
dini sorular konusundaki diğer fetvalar
Eşinizin hakkına girdiniz. İnsanlığınızı çiğnediniz. Ahiretinize zarar verdiniz. Şimdi ise büyük ve kesin bir tevbe ile Rabbinize dönün. Aslınıza sarılın. Evinize kapanın. İbadete verin kendinizi. Çocuklarınıza yapışın. İlim meclislerine iştirak edin. Rabbinize yönelin. Bedeninizi ve gözünüzü eşinizin dışındaki herkesten arındırın. Kimseye bu hususu açmayın, açtırmayın. Yıkanıp paklanmaya bakın. Beterin beteri bir akıbete karşı tedbirli olmalısınız. Bir zaman sonra içiniz rahat etmez, kalbiniz seccadede de huzur bulamazsa makul bir yolla ayrılmayı düşünün.
Bu gayet ağır bir zandır. Böyle düşünmemeniz gerekir. Buluğ çağından itibaren kendinizi 'hatalı mü'min' olarak görseniz daha iyi yaparsınız. Geçen namazlarınızı da kaza edin. Tevbe edin, istiğfar edin ama geçmişinizi küfür zamanı gibi görmeyin. Allah yardımcımız olsun.
Müslüman ya sakal bırakır ya da meşru bir mazeretinden dolayı sakalını keser. Kendisiyle ve sakalıyla oynamaz. Sakal bir semboldür.
Onu ve bütün günahkârları iyi bir tevbe ve o tevbeyi korumak paklar. Gerisi boş oyalanmadır.
Aldığınız tefsir sizin için hem ağırdır hem de gündemi takip etmenize yardım etmeyecektir. Tıp tahsilinize uygun olarak size ağır gelmeyecek bir tefsir takip etmelisiniz. Mahmut Toptaş'ın Şifa tefsirini edinirseniz daha kolay yararlanırsınız. Tefsirden de namazda okuduğunuz surelerin tefsirini okuyarak başlayabilirsiniz. Onları okuyun öncelikle. Ardından da duyduğunuz bir ayetin tefsirini okursunuz. Özellikle baştan sona bir tefsir okumasının yararı sizin için az olur diyebilirim. Allah yardımcınız olsun.
İdrar necistir. Necasetle bu tür işlerin yapılması abes bir iştir.