İslami Delil
Aramaya dön
Fetva

Fetva Meclisi

Soru

Çalışanlar için hele benim gibi devlet dairesinde çalışanlar için vakit namazlarını kazaya bırakmadan kılabilmek çok zor. Gizli kılsanız da şikayetlere maruz kalıyorsunuz? Bu nedenle soruşturma geçiren arkadaşlarımız var. Şimdi yaz günlerinde sorun olmuyor; ama kışın öğle ve ikindi namazlarını kazaya bırakmak zorunda kalıyoruz. Sürekli kazaya bırakmanın hükmü nedir?

Cevap

Namaz dinin direğidir. Dinimizin direği ne ise o bizim hayat dinamiğimizdir. Namazı hava gibi su gibi görmeliyiz. İş yeri şartlarımız, ev ve çevre seçimimiz, evliliğimiz ve benzeri temel hayat ihtiyaçlarımız namaz eksenli bir seçime göre olmalıdır. Her şeye rağmen iş yeri şartlarında namazı eda etme zorluğu ile karşılaşırsak, namazın sünnetlerini kısabiliriz. Sadece farzları kılarak geçici de olsa bir tedbir üretebiliriz. Mesela öğlen namazı veya ikindi namazı farz olarak kılındığında beş dakikadır. Beş dakikalık bir fırsatı muhakkak yakalarız. Abdestimizi önceden ayarlamamız halinde namaz bir sorun olmayacaktır. Buna rağmen namaz kılınamıyorsa, tenzili rütbe bile olsa farklı bir yere intikal ederek ve hatta rızkımızı başka bir yerden temin etmeye varıncaya kadar alternatiflere başvurmalıyız. Bunun adı namaz; herhangi bir şekilde tavizi asla yoktur. Ancak en ağır memuriyet şartlarında bile namazın sorun olmayacağını düşünüyorum. Siz, kapasitenizi ve samimiyetinizi amirlerinize başka zamanlarda ispatlamanız halinde size beş dakikayı çok görmeyeceklerdir. Şunu da zikretmek gerekiyor: Namazın ve İslam'ın önü açıktır. Merak etmeyin, namazın değil onu terk etmenin sakıncalı olduğu günlerimiz yakındır biiznillah. Allah'a emanet olunuz.
Orijinal kaynak

Benzer fetvalar

FetvaDiyanet Fetva Kurulu

Namazımızın dinimizin direği olduğunu, namazsız Müslümanlığın ispat edilmesi zor bir Müslümanlık olduğunu bilmeyenimiz yoktur. Ayrıca başka bir hakikat de namazın dinden kopacak son halka olduğunu, namaz halkası koptuktan sonra İslam adına bir iddianın muteber olmayacağını bilmeyenimiz de yoktur. Bunların yanında iki birbiriyle çelişen görüntü daha vardır ki onları da zikretmeliyiz. Bunlardan biri şudur: Şu asır kadar namaz kılmanın kolay olduğu bir asır herhâlde insanlık görmemiştir. Ne soğuk ne de sıcak artık bir dert değildir. Klimalı camilerimiz var. Sıcak soğuk sulu abdesthanelerimiz var. Halılı camilerde namaz kılabiliyoruz. Ses sistemlerimiz var. Camilerimiz aydınlık; gündüz gece sorunumuz yok. Ne lazımsa namaz için o önümüzde imkân olarak duruyor. Namaz eğitimi ve öğretimi için de bu asırdaki kadar imkân görmemiştir hiçbir asrın insanı. Öte yandan, bu asır kadar namaz kaçırma riski taşınmamıştır herhâlde. Günlük hayatın namaza göre endekslenmesi, namazın önünde arkasında randevu verilebilmesi, eğitimin, ticaretin, siyasetin namaza ayarlanması neredeyse talep edilmesine bile gerek kalmayacak kadar önümüzden uzaklaşmıştır. Namaz kıldırmakla mükellef memurları yönetmek için görevlendirilmiş bulunan ve umumen bir caminin kenarında görev yeri olan müftüler ve personeli dahi yanı başlarındaki camide namaz kılmaya vakit bulamayabilmektedirler. Bunun adı bir çelişkidir. Bir önceki neslin imkânları ile bizim imkânlarımız kıyas kabul etmeyecek kadar farklı iken onların namaz sadakati ile bizim namaz sadakatimiz arasında da kıyas edilemeyecek kadar farklar bulunmaktadır. Diğer yandan da namazın edasına karşı ortaya çıkan engellerden çok, namazın namaz olarak bizi etkilemesine karşı yani namazın huşusuna karşı engeller vardır. Camilerdeki ses düzeninden namazla ilgili görevleri üstlenenlerin namaza ve görevlerine bakışına kadar pek çok sorun, namazın bizi adam etmesine, kötülüklerden alıkoymasına karşı açık veya gizli bir engel oluşturmaktadır. Bizim için değişen bir şey yoktur aslında. Önceki nesilleri şeytan açlık veya benzeri bir tehditle korkutup caminin dışına itiyordu. Bizi de başka şeylerle avucunun içinde tutmaya çalışmaktadır. Yani mesele imtihan meselesidir. Namaza karşı tavrımızın nasıl olacağını görmek istedikten sonra Allah Teâlâ, imtihanın boyutu, çeşidi pek önemli değildir. Ne edip edip namazı öncelikli tutan, namazsız hayatı değersiz bulan, ailede, işte, ticarette, siyasette, seyahatte 'rahmet için önce namaz!' idrakinde olan bir nesil yetiştirmek zorundayız. Namazı kazaya bırakmayı konuşamıyor olmalı idik aslında. Ama şimdi bulunduğumuz nokta şudur: Bari kazasını yap da kurtul, cehennemde kalma! Allah Teâlâ, yardımcımız olsun. Namazın kazası ile alakalı olarak şu notları dikkate alabiliriz. 1- Bir namaz ancak vakti girince, vaktinin sonuna kadar kılınabilir. Önce veya sonra kılınması mümkün değildir. Başlangıç vaktinden son anına kadar bir zaman diliminde kılınan namaza EDA EDİLDİ denir. O süre içinde kılınamayana da KAZAYA KALDI denir. Kazaya kalan bir namaz, ilk fırsatta kılınmalıdır. Kazaya kalma nedeni inkâr etmek, basit görmekten kaynaklanırsa bu dinden çıkmış olmak gibi bir sonuç doğurur. Allah Teâlâ muhafaza buyursun. Uyuya kalma, unutma, eli kolu bağlı bir durumda olma gibi nedenlerle kazaya kalan namaz ilk fırsatta kaza edilir. Çünkü bunlar şer'i bir özür sayılmaktadır. Uzun yıllar namaz kılmayan ve kılmayışının nedeni de TEMBELLİK etrafında dönen nedenlerden biri olan da tevbe eder etmez namazlarını kaza etmelidir. 2- Namazları kazaya bırakmak, tevbe gerektiren bir hatadır. Bu nedenle, namazı kazaya bırakan bıraktığı namazı kaza ettikten sonra, üzerindeki namaz borcundan kurtulmuş olur. Ama ortada bir de vaktindeki bir görevi ihmal etmiş olma suçu vardır. Bu da ayriyeten tevbeyi gerektirmektedir. Yani namazlarını kaza eden, bir de tevbe etmelidir. Çünkü bir namaz borcu bir de namazı vaktinden kaçırma hatası vardır. Kılmak, bunlardan sadece birini gidermektedir. İkincisi ise tevbe ister. 3- Namazlar kaza edilirken sadece farzlar ve vitir namazı kaza edilir. Sünnet namazların kaza edilmesi gerekmez. Çünkü sünnet namazlar, farzlar gibi hesap konusu değildirler. Sadece sabah namazını kılamayan birisi, öğlen namazından önce sabahı kaza ederse sünnetini de kaza edebilir. Ama bu, kaza namazı borcu olanın sünnet namaz kılmasının yasak olacağı anlamı taşımaz. Fakat, borç olan farzları aradan çıkarması makul olandır. Günlük namazları yani kazaya kalmamış vaktinde kılınan namazları kılarken ise sünnetleri de kılar. Dosyasında kaza var diye sünnetleri atlaması gerekmez. 3- Kaza namazları ile alakalı şöyle bir program yapabiliriz: Öncelikle kazaya bırakmama hedefimiz olur. Kazara kazaya kalırsa ilk fırsatta onu kaza ederiz. Geçmişte kazaya kalmışları olan ise, kazaya kalanların dokümanını çıkarır. Şu kadar sabah namazı, şu kadar öğlen şeklinde olur bu. Sonra da kendisine bir plan yapar. Mesela yatmadan önce şu kadar veya her tatil gününde bu kadar gibi bir plan olur bu. Yaptığı plana sadık kalır. Ciddi bir tevbe yapar, pişmanlık içinde olur. Her namaz kılacağı zaman bir ezan okur, o ezanla kılabildiği kadar kaza kılar. Her kaza içinse bir ikamet getirir. Bir defada yüzlerce namaz kılabilir. Fakat mutedil bir ayar yapması daha doğru olur. Bir kerede bir aylık namaza karar verip bir sene ara vermektense her gün bir vakit kaza etmeye karar verip bunu istikrarlı yapması daha doğrudur. Niyet ederken de 'üzerime kaza kalan son şu namaza...' şeklinde niyet eder. Bu şekilde namazları tükenene kadar devam eder. Bu işi yaparken çok dua edip Allah'ın yardımına sığınmalıdır. Müslüman, üzerinde kaza namazı bulunduğunu dillendirmemelidir. Zira namazsızlık bir ayıptır. Ayıplar konuşulmaz. Rabbi ile arasında bir dert olarak kalmalıdır bu. Allah Teâlâ'dan bizi korumasını, namazlılar arasında iken ruhumuzu kabzetmesini niyaz ederiz. Dualar ediniz bize.

Hocam 20 senelik kaza borcum var. Tövbe edip her gün farzları iki kere kılmaya b
FetvaDiyanet Fetva Kurulu

Allah Teâlâ dönüşünüzü mübarek kılsın. Sizi eşinizi ve çocuklarınızı cennetlik kullarından kılsın. Şeytan sizi namazdan alıkoyamadığı için pek üzgündür. Yeni sebepler üreterek sizden namazı terk etmenizi isteyecektir. Ölüm korkusu da böyle bir şeydir. Merak etmeyin, kıldığınız namaz çok geçmeden sizin bu husustaki şifanız olacaktır. Bu aralar kendinizi boş bırakmayın. Boş kaldıkça o korku sizi daha fazla sarsar. Siz namaz kılan bir mü'min olarak ölüme hazırlıklısınız elhamdülillah. Korkarak değil hazırlanarak yola devam edeceğiz. Geçmişte kazaya kalan namazların sadece farzlarını tek tek kılacaksınız. Bir takvim belirleyin. Mesela günde iki vakit veya benzeri bir takvim, ona uyun. Biiznillah namaz yükünüz de bitecektir. Kazaların yerine nafile kılınmaz. Kazaya kalan namaz kılınmaz diye de bir şey yoktur. Sadece farzları kılın. Bir de vitir namazını. Sünnetlerini kılmayın. Allah Teâlâ işinizi kolay etsin.

Hocam ben evliyim ve iki çocuğum var. Sizin yazılı fetvalarınızı ve videolarınız
FetvaDiyanet Fetva Kurulu

Namaz, Rabbimizin en büyük emirlerinden biridir. Savaş halinde bile terk edilmesi mümkün değildir. Ayakta duramayacak halde olanın oturarak, oturamayanın yatarak kılması emredilmiştir. Namaz, bizim için imanla küfür arasındaki sınır taşıdır. Namazımızdan asla taviz veremeyiz. Namaza soğuk bakan, onu horlayan birileri yüzünden insani haklarımızdan da vazgeçmemiz gerekmez. Hem namazı hem diğer haklarımızı koruruz. Müslüman bir ülkede yaşıyorsak, namazımızın engellenmesi akılla yorumlanamayacak kadar yanlış bir tutumdur. Biz her hâlükârda namazı da okulu da aynı anda korumak durumundayız. Bunun için şöyle bir yol izleyebiliriz: a-Okul sürecinde önce farzları eda etmeye yönelik bir hedef belirleriz. Sizin kılmakta sıkıntı çekebileceğiniz namaz büyük ihtimalle, öğlen ve ikindi namazlarıdır. Cuma namazını da haftada bir gün devreye alabiliriz. Bu durumda öğlen/cuma ve ikindi namazlarının sadece farzlarını düşünelim. b-Namazın kılınması için cami ve seccade şartı aramaya gerek yoktur. Abdestinizi sürekli muhafaza ettikten sonra dört rekâat farzın kılınması bilemediniz dört dakikadır. Bir koridorda kıbleye yönelerek dört rekâat namaz kılabilirsiniz. Gözle görülen bir pislik olmadıkça da seccade sermeniz şart değildir. Bu yaptığınızı da, ne mücadeleye dönüştürün ne de riya vesilesi yapın. Zamanla göreceksiniz ki, size imrenip pek çok genç namaz kılacaktır. Hem kılmış olacaksınız hem de kıldırmaya vesile. c-Kazaya bırakmayı en son çare olarak düşünebilirsiniz. Bilhassa Cuma namazı için kendi başınıza kılmanız mümkün olmayacağına göre, öğretmenlerin inisiyatifini iyi kullanarak o sorunu da çözmeye çalışın. Teneffüs aralarını, özel muhabbet ve saygınızı iyi kullanın. Baliğ olduktan sonra, üzerinizden üç cuma namazının geçmemesini sağlamanız gerekir. Çok dikkat ediniz. d-Çok özel durumları muhakkak bir fıkıh bilene danışın. Allah yardımcınız olsun.

Okulda bulunduğum zamanlarda namaza gidemiyorum, ne yapmam lazım, namazı nasıl k
FetvaDiyanet Fetva Kurulu

Namaz vakitli olarak farz kılınmıştır. Namazı kendimize göre değil kendimizi namaza göre ayarlamaya çalışalım. Allah yardımcınız olsun. İşiniz zor. Zorlandığınız vardiyada saatinizi sabah namazına göre ayarlayıp istirahat edin. Kalkmaya çalışın. Kalkabilirseniz kılın. Kalkamazsanız kazasını kılarsınız. Fakat her hâlükârda sabah namazına kalkma mücadelenizin olması gerekir.

Hocam maalesef günümüzün getirdiği şartlardan dolayı vardiyalı çalışıyorum, baze
FetvaDiyanet Fetva Kurulu

Selamünaleyküm. Normal eda edilirken bile iki rekât yerine dört kılınması namaza zarar vermez. Dolayısıyla yaptığınız usulde bir yanlışlık yoktur. Allah tamamına muvaffak kılsın.

Muhterem Hocam, geçmişte kazaya kalan pek çok namazlarımız var. Bunlardan bir kı
FetvaDiyanet Fetva Kurulu

Selamünaleyküm. Bu şekilde yapmanızda kazaları bitirme açısından bir sakınca yoktur. Dikkat edin, bu durum sizi namazların sünnetlerini yok saymaya götürmesin. Bir takvim tutun, o takvime göre ne kadar kazanız kaldığını bilin. Daha rahat edersiniz. Allah amelinizi makbul kılsın. Size dualar ederiz.

Selamünaleyküm hocam. Evlenmeden önce 3 yıla yakın bir zaman çalıştım. Bu çalışt

dini sorular konusundaki diğer fetvalar

FetvaDiyanet Fetva Kurulu

Bu konuda yoğun sıkıntıların yaşandığı bir zamandayız. Maalesef, haramların dikkate alınmasında gevşeklik yaygınlaştı. Allah'a sığınırız. Size özellikle bir uyarıda bulunmak istiyorum. Sizin için söylenmesi uygun değilse sözlerimi söylenmemiş sayın. Bu konuda hanımlar, erkeğin harama düşmesini değil de kendilerinin bir kuma ile karşılaşmasını dert ediniyorlar. Halbuki asıl sorun bir Müslüman'ın en ağır haramlardan bir harama bulaşmasıdır ki hiçbir şekilde sizin kuma görmenizle kıyas edilemez bir durumdur. Eğer siz, kuma görme endişesi ile bakıp dualar ediyorsanız isabeti az dua ediyorsunuz demektir. Halbuki, eşinizin harama düşmesinden endişelenerek dua etse idiniz Allah, onun kalbini daha çabuk yumuşatacaktı. Tabii ben, kalbinizi bilerek söylemiyorum bunları. Genelleme yaparak söylüyorum. Siz ve kalbiniz Rabbiniz ile başbaşasınız. Eşinizin, açlık tehlikesi olmadığı halde haram bir ortamda çalışması şüpheli bir durumu göstermektedir. İyi bir Müslüman ise şüphelilerden kaçınarak imanını korur. Eşinizin kendisini fetva dinlemeye ikna edin, daha iyi sonuçlar alırsınız. Ama iş sizin samimi duanızdan geçiyor bilesiniz. Allah'a sığının, başka kapınız yoktur. Olayı çocukların seviyesine de indirmemeye çalışın. Ateşe benzin dökmüş olursunuz.

Eşim iş yerinde, 26 yaşında açık bir bayanla çalışıyor, mesai yapıyor. Sonra da
FetvaDiyanet Fetva Kurulu

Ticaret yapmak için bekletilen hazır veya hammadde türünden emtianın zekât malı olarak hesaplanması gerekir. Gayrimenkuller de satılmak için bekletiliyorsa aynı durumdadır, onların da hesaplanması gerekiyor. Ne kadar malın zekâtını vereceğimizi hesaplamak için de elimizdeki hazır veya hammadde türünden emtianın maliyetini hesaplarız. Bize maliyetleri itibarıyla mesela beş yüz ise beş yüzünü zekâtını vereceğiz. Zekât vereceğimiz zaman, üzerimize tahakkuk etmiş bulunan borçların düşülmesi gerekiyor. Çünkü tahakkuk etmiş borç kadar olan mal aslında bizim değildir. Aylık ödeme takvimimiz de böyledir. Mesela Ramazan ayında zekât verecek olan mümin, o ay içinde tahakkuk etmiş faturalar ve tahakkuk etmiş işçi bordrolarını eldekinden düşebilir. Zira yirmi gün çalışmış bir işçinin, çalışmasına karşılık olan miktar onun malı değildir. Her ne kadar teslim edilmemişse de o para işçinin hakkıdır; o eldekinden düşülebilir. Elektrik, su, vergi vs. giderleri böyle hesaplayabiliriz. Yalnız müstakbel ödemeleri bu sınıftan saymamız doğru olmaz. Allah Teala infaka muvaffak kılsın.

Eldeki stok ticari teminatımızın, menkul ve gayrimenkulumuzun zekatı konusunda b
FetvaDiyanet Fetva Kurulu

Erkek veya kadının fıtraten bilinen şeklinde bulunmayan tüylerin, kalıcı bir zarara neden olmadan alınmasında sakınca yoktur. Allah huzur ve afiyetinizi daim etsin.

Yüzümün elmacık kemiğine denk gelen kısımlarında Allah'ın takdiridir ki kıllar (
FetvaDiyanet Fetva Kurulu

Tutulmayan orucun yerine KAZA yapılır. KAZA, tutulamayanı eksik veya fazla yapmadan aynıyla tutmaktır. Bir güne bir gün iki güne iki gün şeklinde. Eğer oruca niyetlendikten sonra caiz olmayacak bir şekilde yeme içme veya cima yoluyla oruç bozulursa bu bozmanın cezası olarak KEFFARET devreye girer. KEFFARET altmış gün peş peşe oruç tutmaktır. İlave olarak da kaç günün orucu bozulmuşsa o da ilave edilir. Ramazan gününün orucuna hiç niyet etmemek, günü oruçsuz geçirmek ise keffareti gerektirmez. Çünkü keffaret, sözkonusu günahın cezasına katlanıp ondan kurtulmaktır. Hiç niyet etmeme kabalığını keffaretin kaldırması mümkün değildir. Onu yıllarca süren göz yaşları ve büyük bir tevbe paklayabilir. Sonra da tutmadığı kadar orucu kaza eder. Allah Teala nefislerimize uymaktan bizi muhafaza buyursun.

Kişinin ramazanda niyetlenmediği (hiç tutmadığı) oruç için kaza mı tutması gerek
FetvaDiyanet Fetva Kurulu

Faizi yaşam tarzı olarak gören bir ortamda, o ortamın şartlarına göre kurulmuş ve işleyen bir kurumdan yüzde yüz helallik beklemek doğru değildir. Bu birinci gerçek. İkinci gerçek ise şudur: Bankadan, faizden tamamen tecrit edilmiş bir hayat neredeyse mümkün bile değildir. En azından dumanı bizi gelip buluyor. Buna göre Müslüman, illa uğrayacaksa sahiplerinin Müslüman ve faizin haram olduğuna inandığını bildiği kurumlara uğrayabilir. Bu bir tür alkolden üretilmiş ilacı kullanmaktaki zarurete benzemektedir. Yoksa: 'Şu kurumlar mubahtır.' diyebileceğimiz bir ortamda yaşamıyoruz. Helal yiyip iffetli yaşamayı Allah Teala hepimize müyesser kılsın.

Finans kurumu ya da kurumlarından kredi sözleşmesinde dinimizce herhangi bir mah
FetvaDiyanet Fetva Kurulu

Lailaheillellah Muhammedünresulullah’ diyen, bizimle aynı kitaba, aynı peygambere iman eden, sahabe-i kiram'ın, raşit halifelerin ve selef-i salihîn'in yolundan giden herkesle kardeşiz. Ortak paydamız imanımız ve Kâ'be'mizdir. Kâ'be'mizin etrafında dönerken aramızda çıkan veya çıkacak olan ihtilafları kabullenmemiz imanımızın gereğidir. Zira insanların farklı düşünmeleri Allah'ın kaldırmayacağı bir iradesidir. Kur'an böyle haber vermektedir. Nasıl sabah namazına kalkmakla imtihan ediliyorsak, farklılıklara rağmen birbirimizi idare etmeyi becermekle de imtihan ediliyoruz. Sabah namazını becerip orucu beceremeyenin bir kanadı kırık olduğu gibi, ümmetimizin iç ihtilaflarını fitneye dönüştürenler de bir kanatları kırık olarak uçmak zorunda kalacaklardır. Maalesef, bin iki yüz seneden daha uzun bir zamandan beri ümmetimizin içinde 'Şiilik' olarak adlandırılan bir ayrılık vardır. Bu ayrılığın, görmezden gelinmeyecek kadar ağır bölümleri vardır. Ama hiçbir şekilde iman iddiasındaki birini Yahudiler gibi en melun sıfatlardan bir sıfatla anmak doğru değildir. Yahudilik, daha ötesi olmayan bir lanetliliğin adıdır. Keşke Şiilerle aramızda bir ihtilaf bulunmasa şeklinde bir temenninin de inandırıcılığı yoktur. En temel akidevi konularda bile aramızda farklılıklar vardır. Ve daha önemlisi Şiilik, ihtilaf üzerine kurulmuş ve o mantıkla ayakta duran bir anlayışın adıdır. Biz; hulefâ- râşidîn, sahabe-i kirâm ve selef-i sâlihîn'in temiz ve pak yolunu takip ederiz. Gerisini yok sayarız. Karıştırıp düzelten olmamıştır. Hatta düzeltme maksatlı çalışmalar bile sonunda fitnenin daha kökleşmesine neden olmuştur. Biz, yolumuzun hak olduğuna, hak yolda haklı olduğumuza inanıyoruz. Onlar da böyle düşünüyorlardır. Başkasının yanlışı üzerine çalışma takvimi oluşturulamaz. Allah Teala, rızası uğruna yaşamayı hepimize lütfetsin.

Şia mezhebine bakış açımız veya İran'a karşı dinsel tavrımız, inanışımız nasıl o

Paylaş

XWhatsAppTelegramFacebook
Bu içerikte bir hata mı var? Bize bildirin.

Site deneyimini iyileştirmek için çerezler kullanıyoruz. Ayrıntılar için Çerez Politikası.