Fetva Meclisi
Soru
Finans kurumu ya da kurumlarından kredi sözleşmesinde dinimizce herhangi bir mahsur görülmeyen ve cevaz verdiğiniz var mı?
Cevap
Benzer fetvalar
Maalesef, faiz ve faizin bağlantıları konusunda hadislerde belirtilen afet dönemine girdik ya da o süreçteyiz. Allah bizi, O'nun haramlarına düşmekten muhafaza buyursun. Adına 'finans kurumu' ya da başka bir şey denen kurumların İslam'a göre olmadığını tartışmaya bile gerek yoktur. Herhalde sahipleri de bunu iddia etmezler. Fakat diğerleriyle aynı demeyi zorlaştıracak bir durumdan da söz edebiliriz. O nedenle yüzde yüz helaldir demediğimiz gibi saf haram olduğunu da iddia edemiyoruz. İlla bir banka ile çalışılacaksa onlarla çalışılmasını söyleyebiliyoruz. Takva yönü ile bakıldığında uzak durulması gerekmektedir. Tenkitte ölçülü davranmamızın nedeni, o kurumların Türkiye'de saygın ilim adamı olarak bilinen isimlerle danışarak iş yaptıklarını beyan etmiş olmalarıdır. Allah'a yalvarır, bizi nefislerimize esir etmemesini dileriz.
Faizin her çeşidinin büyük günahlardan biri olduğu tartışılamaz bir konudur. Kıyamete kadar faiz için kesin haram olma ilkesi değiştirilemeyecektir. Bunu birinci ilkemiz olarak belirleyebiliriz. Neyin faiz nedeniyle haram olduğu neyin de olmadığı ise başka bir ayrıntıdır. Bu ayrıntı fakihlerin üzerinde asırlardan beri çalıştığı bir mesele olarak önümüzde bulunmaktadır. Ekonomik menfaatlerin dinden ve insandan daha değerli tutulduğu bir zamanda Türkiye gibi ülkelerde yaşayan Müslümanlar açısından bazı zaruri ihtiyaçların temini için ‘o kadarı caiz olabilir’ denecek faiz ruhsatları bulunabilir mi sorusu git gide yaygınlaşmaktadır. Bir tarafta haram helal ayırmadan yaşayan kitleler bulunurken diğer taraftan kuruştan bile faiz ihtimali nedeniyle uzak durmaya çalışan dar bir kesimin zaruri ihtiyaçlarını dahi gidermekte zorlandığı da bir gerçektir. Bu çerçevede şu tespiti yapabiliriz: a- Bizim kanaatimiz normal şartlarda faizin hiçbir çeşidinin helal olmayacağıdır. Bazı ilim adamları ise Türkiye gibi ev edinmenin çok zor olduğu ortamlarda İLK EVİNİ satın alacak birinin başka bir çaresi kalmamış ise kredi ile ev alabileceğini söylemektedirler. Genel bir fetva değilse de gerçek bir zorunluluk yaşayan için değerlendirilebilir bir fetva olarak görülebilir zannederiz. b- Hangi şartların zorunluluk/çaresizlik olacağı herkesin kendi iman ağırlığına göre verebileceği bir karardır. Yöneticilerin yıllar süren gafleti, suiistimali veya vurdum duymazlığı nedeniyle ortaya çıkan fakirliği dinden taviz kopararak kapatmaya çalışmak elbette kabul edilemez. Ortadaki durum bir iman ve takva mücadelesidir. Takvadan yana olmaya dikkat edilmelidir. Ağır bir zaruret hâlinde ise zaruretler için verilen fetvalardan istifade edilebilir ama ZARURETİN ne olduğunu tespit herkes için farklı olabilir. Allah Teâlâ yardımcımız olsun.
Sizin 'finans kurumu' olarak adlandırdığınız kurumlar, yasalar önünde diğer bankalarla aynı durumdadır. Sahiplerinin helal/haram hassasiyeti gözetmeleri onların Rabb'leri ile aralarındaki bir iştir. Onlar, özellikle helal iş yaptıklarını iddia ediyorlar. Biz ise haram iş yaptıklarını belgeleyecek durumda değiliz. İnşaallah helal dairesinde kalmıştırlar diye temenni ediyoruz. Çaresizseniz, bu şartları gözeterek kullanabilirsiniz. Allah, batmaktan ve kaymaktan korusun.
Sizin çalıştığınız iş yeriniz faiz veya domuz mamulü gibi esasen haram olan bir iş yapıyorsa orada çalışmanız caiz olmaz. Eğer iş konusu helal ise onların sizin maaşınızın kaynağını nasıl elde ettiklerini tetkik etmeniz gerekmez. Maaşınızı alabilirsiniz.
Faizle çalışan bir bankada memur olabilmek için aç/açık kalmak gerekir. Ekmek bulamayanın karnını doyurmak için orada çalışmasına izin verilebilir. Size yöntem ve hile gösteren ise bir nevi züğürt tesellisi yapmış. Asla doğru değil bu sözler. Faiz bir cinayettir. Mü'min için kabul edilebilir yanı yoktur. Allah’a güvenin, rızkınızı başka bir yerde arayın, bulunca da çıkın.
Selamünaleyküm. Finans kurumlarının tam İslamî olduğunu söylemek anlamsız bir söz olur. Yüzde yüz haram çalıştıklarını da söylemek doğru olmaz. Söylenebilecek şudur: Alenen faizci olanlarla çalışmaktansa onlarla çalışılabilir. Gereksiz işlere de girilmez.
dini sorular konusundaki diğer fetvalar
Zalimin zulmüne sessiz kalmak elbette mümkün değildir. Bu durumdaki kadının kendisini zulümden kurtarması hakkıdır. Yeni doğacak çocuk ve o çocukla beraber gelişecek aile ortamında zulmün artacağını düşünen kadının, bu düşüncesinde duygusallığının ne kadar etkili olduğu da önemlidir. Genelde insanlar kendilerine doğru yontarak anlatırlar. Elbette, aile içi ortamı da en iyi bilen odur. Eğer anlattığı boyutta ağır bir zulüm ortamında bulunuyorsa yaptığında inşaallah bir sakınca yoktur. Allah yardımcısı ve yardımcımız olsun.
Gazoz veya başka bir isimle isimlendirmeden kurallar üzerinden yürümemiz gerekiyor. Kural şudur: Allah Teala'nın nimetleri aslında mubahtır. Katı yiyecekler veya sıvı içecekler bu kural açısından aynıdır. Elde ediliş tarzı helal olmayanlar, yenmesi ve içilmesi yasak olan domuz, kan ve alkol gibi şeyler ise tüketilemez. Bir de tıbben sakıncalı bulunanlar veya bir şahsa uzman doktorun yasakladığı şeyler de mubah değildir. Gazozların muhtevasında alkol bulunduğu yolunda bilgiler mevcuttur. Üretici firmaların da 'yoktur' şeklinde bir beyanı olmamıştır. Buna göre bir alkol şüphesi en azından vardır. Takva bir hayat için şüpheli şeylerden kaçınmamız şarttır. Kaldı ki, gazoz türü içeceklerin tıp açısından da uygun görülmediğini biliyoruz. Ancak haram denebilecek kesin bir bilgi elimizde yoktur. Bunun için şüpheli şeyler olarak görüyor ve uzak duruyoruz. Allah'a emanet olunuz.
Erkek veya kadının fıtraten bilinen şeklinde bulunmayan tüylerin, kalıcı bir zarara neden olmadan alınmasında sakınca yoktur. Allah huzur ve afiyetinizi daim etsin.
Ticaret yapmak için bekletilen hazır veya hammadde türünden emtianın zekât malı olarak hesaplanması gerekir. Gayrimenkuller de satılmak için bekletiliyorsa aynı durumdadır, onların da hesaplanması gerekiyor. Ne kadar malın zekâtını vereceğimizi hesaplamak için de elimizdeki hazır veya hammadde türünden emtianın maliyetini hesaplarız. Bize maliyetleri itibarıyla mesela beş yüz ise beş yüzünü zekâtını vereceğiz. Zekât vereceğimiz zaman, üzerimize tahakkuk etmiş bulunan borçların düşülmesi gerekiyor. Çünkü tahakkuk etmiş borç kadar olan mal aslında bizim değildir. Aylık ödeme takvimimiz de böyledir. Mesela Ramazan ayında zekât verecek olan mümin, o ay içinde tahakkuk etmiş faturalar ve tahakkuk etmiş işçi bordrolarını eldekinden düşebilir. Zira yirmi gün çalışmış bir işçinin, çalışmasına karşılık olan miktar onun malı değildir. Her ne kadar teslim edilmemişse de o para işçinin hakkıdır; o eldekinden düşülebilir. Elektrik, su, vergi vs. giderleri böyle hesaplayabiliriz. Yalnız müstakbel ödemeleri bu sınıftan saymamız doğru olmaz. Allah Teala infaka muvaffak kılsın.
Namaz dinin direğidir. Dinimizin direği ne ise o bizim hayat dinamiğimizdir. Namazı hava gibi su gibi görmeliyiz. İş yeri şartlarımız, ev ve çevre seçimimiz, evliliğimiz ve benzeri temel hayat ihtiyaçlarımız namaz eksenli bir seçime göre olmalıdır. Her şeye rağmen iş yeri şartlarında namazı eda etme zorluğu ile karşılaşırsak, namazın sünnetlerini kısabiliriz. Sadece farzları kılarak geçici de olsa bir tedbir üretebiliriz. Mesela öğlen namazı veya ikindi namazı farz olarak kılındığında beş dakikadır. Beş dakikalık bir fırsatı muhakkak yakalarız. Abdestimizi önceden ayarlamamız halinde namaz bir sorun olmayacaktır. Buna rağmen namaz kılınamıyorsa, tenzili rütbe bile olsa farklı bir yere intikal ederek ve hatta rızkımızı başka bir yerden temin etmeye varıncaya kadar alternatiflere başvurmalıyız. Bunun adı namaz; herhangi bir şekilde tavizi asla yoktur. Ancak en ağır memuriyet şartlarında bile namazın sorun olmayacağını düşünüyorum. Siz, kapasitenizi ve samimiyetinizi amirlerinize başka zamanlarda ispatlamanız halinde size beş dakikayı çok görmeyeceklerdir. Şunu da zikretmek gerekiyor: Namazın ve İslam'ın önü açıktır. Merak etmeyin, namazın değil onu terk etmenin sakıncalı olduğu günlerimiz yakındır biiznillah. Allah'a emanet olunuz.
Bu konuda yoğun sıkıntıların yaşandığı bir zamandayız. Maalesef, haramların dikkate alınmasında gevşeklik yaygınlaştı. Allah'a sığınırız. Size özellikle bir uyarıda bulunmak istiyorum. Sizin için söylenmesi uygun değilse sözlerimi söylenmemiş sayın. Bu konuda hanımlar, erkeğin harama düşmesini değil de kendilerinin bir kuma ile karşılaşmasını dert ediniyorlar. Halbuki asıl sorun bir Müslüman'ın en ağır haramlardan bir harama bulaşmasıdır ki hiçbir şekilde sizin kuma görmenizle kıyas edilemez bir durumdur. Eğer siz, kuma görme endişesi ile bakıp dualar ediyorsanız isabeti az dua ediyorsunuz demektir. Halbuki, eşinizin harama düşmesinden endişelenerek dua etse idiniz Allah, onun kalbini daha çabuk yumuşatacaktı. Tabii ben, kalbinizi bilerek söylemiyorum bunları. Genelleme yaparak söylüyorum. Siz ve kalbiniz Rabbiniz ile başbaşasınız. Eşinizin, açlık tehlikesi olmadığı halde haram bir ortamda çalışması şüpheli bir durumu göstermektedir. İyi bir Müslüman ise şüphelilerden kaçınarak imanını korur. Eşinizin kendisini fetva dinlemeye ikna edin, daha iyi sonuçlar alırsınız. Ama iş sizin samimi duanızdan geçiyor bilesiniz. Allah'a sığının, başka kapınız yoktur. Olayı çocukların seviyesine de indirmemeye çalışın. Ateşe benzin dökmüş olursunuz.