Fetva Meclisi
Soru
Ben finans kurumlarından yararlanarak ev almak istiyorum. Bildiğim kadarıyla vekalet vererek gerçekleştiriliyormuş. Bu ne kadar doğrudur? Ben bu şekilde ev alırsam faize bulaşmış olur muyum?
Cevap
Benzer fetvalar
Maalesef, faiz ve faizin bağlantıları konusunda hadislerde belirtilen afet dönemine girdik ya da o süreçteyiz. Allah bizi, O'nun haramlarına düşmekten muhafaza buyursun. Adına 'finans kurumu' ya da başka bir şey denen kurumların İslam'a göre olmadığını tartışmaya bile gerek yoktur. Herhalde sahipleri de bunu iddia etmezler. Fakat diğerleriyle aynı demeyi zorlaştıracak bir durumdan da söz edebiliriz. O nedenle yüzde yüz helaldir demediğimiz gibi saf haram olduğunu da iddia edemiyoruz. İlla bir banka ile çalışılacaksa onlarla çalışılmasını söyleyebiliyoruz. Takva yönü ile bakıldığında uzak durulması gerekmektedir. Tenkitte ölçülü davranmamızın nedeni, o kurumların Türkiye'de saygın ilim adamı olarak bilinen isimlerle danışarak iş yaptıklarını beyan etmiş olmalarıdır. Allah'a yalvarır, bizi nefislerimize esir etmemesini dileriz.
'Finans kurumu' dediğimiz kurumlar, eskiden öyle biliniyordu. Şimdi isimleri bile banka oldu artık. Evet bir kısmının sahibi Müslüman kimselerdir. İlla bir banka gerekiyorsa yani ortada bir zaruret varsa o bankaları kullanabiliriz. Ancak onlar da bir bakkal dükkânı kadar berrak yerler değildir bunu bilelim.
Aleykümselam. Siz, ağırlıklı bir kanaat kullanmışsınız ama gördüğünüz gibi bir şeye helal veya haram demek öyle kolay olmuyor. Allah Teâlâ ayağımızı kaymaktan muhafaza buyursun. Sürekli istiğfar edelim. Endişe edilecek bir durum yoktur.
Allah'ın haramlarından biri olan faizli bir işleme direkt veya dolaylı yardımcı olmanın caiz olmayacağını bilmelisiniz. Yaptığınız işin aslında bir sakınca yoktur. Sakınca bunu faizli bir işlem için yapmanızdadır.
Haram olan faiz işlemidir, alınan malın kendisi değil. Yani şu an oturduğunuz ev için "helal bir yöntemle alındı" diyemeyiz ama "faiz işlemi tamamlandıktan sonra babanın mülkiyetinde helal bir mal haline geldi" diyebiliriz. Ancak faizle işlenmiş bir geçmişi olduğu için babanın tevbe etmesi ve Allah'tan af dilemesi gerekir. Evet, bu evi satıp başka bir ev alabilirsiniz. Yeni alacağınız evin finansmanında haram bir kazanç kullanılmadığı sürece bunda bir sakınca olmaz. Babanı ve abini yeni bir kredi çekmemeleri için şu yolları deneyebilirsin: Faizle ilgili ayet ve hadisleri hatırlatarak Allah’ın bu konudaki sert uyarılarını dile getirebilirsin. Örneğin: "Ey iman edenler! Allah’tan korkun ve eğer gerçekten müminlerseniz faizin geriye kalan kısmını bırakın. Şayet faizi bırakmazsanız/alıp vermeye devam ederseniz Allah’a ve Resûlüne karşı savaş açtığınızı ve Allah’ın da size savaş ilân ettiğini bilmiş olun." (Bakara sûresi, 278-279. âyetler) Faizin insanı nasıl bir borç girdabına sürüklediğini, ekonomik sıkıntıları ve psikolojik etkilerini anlatabilirsin. Peşin alım, taksitle faizsiz ödeme veya katılım bankaları gibi faizsiz finansman yöntemlerini araştırarak onları yönlendirebilirsin. (Allah muhafaza) Olur da baban/abin engel olmak için gösterdiğin çabaya rağmen faizli kredi kullanarak ev alırsa ve sen de sürece ortak olmadıysan sadece evde yaşaman seni faiz günahına dâhil etmez. Ancak bu durumu onaylamamak ve gücün yettiğince engellemeye çalışman önemli. Güç yetiremiyorsan mesuliyetin yoktur. Eğer elinden geleni yapmana rağmen onlar kredi çekmeye karar verirse senin bu evde yaşaman günah olmaz.
Aleykümselam. Sizin, ağırlıklı bir kanaat kullanmışsınız ama gördüğünüz gibi bir şeye helal veya haram demek öyle kolay olmuyor. Allah Teâlâ ayağımızı kaymaktan muhafaza buyursun. Sürekli istiğfar edelim. Endişe edilecek bir durum yoktur
dini sorular konusundaki diğer fetvalar
O işi terk etmenizi söyleyecek düzeyde bir faiz şahitliği göremiyorum. Daha temiz bir iş bulmanız halinde elbette ona intikal edersiniz. Allah yardımcımız olsun. İmtihan durumundayız. Çok gayret ederek kazanmaya çalışalım.
Sabah namazının farzını kılacak kadar vakit varsa sadece onu kılmak gerekiyor. Bir rekâtını bile güneş doğmadan kılabiliyorsak kılmalıyız. Sizin durumunuza gelince yapacak bir şeyiniz yok; sünneti kaza etmeniz gerekmez. Güneş doğana kadar kılınamayan sabah namazı daha sonra kaza olarak kılınır. Ancak güneşin doğumundan sonra en az kırk dakika bekleyerek kerahet vaktinin çıkmasını gözetmek şarttır.
İki şeye dikkat ediniz. Birincisi, ömrünüzü Allah'ın razı olmayacağı işlerle sakın geçirmeyin. Sayılı günlerimizi boş işlerle heba edemeyiz. İkincisi de, bizim ümmetimize ait olmayan kültürlerden etkilenmeden yaşamak gerekir. Sözünü ettiğiniz alet, müzik aleti olması bir yana batı kültürünü yansıtan bir alettir. Uzak durun. Taptaze gençlik günlerinizi Allah'ın rızasına uygun işlerle geçirmeye çalışın. Hele gençken ibadetiniz, takvanız çok daha değerlidir. Şeytan sizi kaydırmasın. Size, Allah yolunda cihad edeceğiniz mübarek bir ömür dilerim.
Şevval orucu sünnettir. Ramazan ayından kalan oruç ise farzdır. Farz mı sünnet mi diye sorulduğunda kesinlikle önce farz demek durumundayız. Eğer farzlarla beraber sünnetleri de tutabileceksek ya da gelecek ayda farzları tutacağından endişesi olmayan biri isek Şevval orucunu öne alabiliriz. Hayır sadece beş altı gün oruç tutabilecek kadar sıkışık isek (mesela yaklaşan ileri hamilelik veya benzeri bir durum varsa) farzlara niyet ederek oruç tutarız. Bazı âlimler farzlarla beraber Şevval orucuna da niyet etmenin mümkün olduğunu söylemişlerdir.
Aynı işlemi yeni uygun gördüğünüz isimle yapın. Allah mübarek etsin.
Farz bir orucun tutulması esnasında UNUTARAK yemek veya içmek orucu bozmaz. Kaza da gerekmez. Zira bozulmayan orucun kazası neden gereksin? Ancak nasıl olsa orucum bozuldu zannederek yiyenin orucunu kaza etmesi gerekir.