Fetva Meclisi
Soru
Hocam, son günlerde sosyal medyada faiz üzerine tartışmalar oluyor. Bazı müslümanlar özellikle Türkiye gibi ülkelerde yüksek enflasyondan dolayı faiz almanın caiz olabileceğini, bunun müslümanların maslahatı olduğunu söylüyorlar. Kredi kullanan zenginleşiyor, kullanmayan hassasiyet sahibi müslümanlar zor durumda kalıyor. Kredi çekmesek de ülkedeki yüksek enflasyon ve faizden dolayı kredi çeken diğer vatandaşların borcunu dolaylı olarak biz ödemiş oluyoruz aslında. Bu gibi durumlarda dinimiz bize ne emrediyor? Ev, araba vb. zaruretler için kredi çekebilir miyiz?
Cevap
Benzer fetvalar
Faizi helal duruma getiren bir hadis bilmiyorum. Olsa olsa fakihler arasında bazı yerler için faiz sakıncasız olabilir şeklinde bir fetva vardır. O fetva da Avrupa'daki Müslümanlar için uygulanabilir değildir.
Değerli kardeşim, memleketimiz ve bütün dünya çetin bir fırtınanın içinde can ve mal derdine düşmüştür. Allah Teâlâ akıbetimizi hayır etsin. Bütün insanlığı kötü sonlardan muhafaza buyursun, gelişmelerden ibret almayı hepimize nasip etsin. Piyasada büyük bir para daralması olduğu ve daha da artarak devam edeceği muhakkaktır. Bunun sonucu olarak da bankalar üzerinden çare arayışları olacaktır. Faiz, Allah’ın en büyük haramlarından biridir. Normal piyasa şartlarında kuruşu için bile ruhsat verilemez. Mevcut olağan üstü ve ulusal hatta evrensel durum karşısında devlet bankalarının vatandaşları rahatlatmak için vereceği kredilerin caiz olması ile alakalı olarak şunu söyleyebiliriz: a- Böyle büyük ve yaygın bir afetle bağlantılı konuda DİN İŞLERİ YÜKSEK KURULU’nun vereceği fetva ile amel eden biiznillah vebale girmez. Sıkışmış olanlar kurulun kararlarını izleyebilir. b- Bizim şahsi kanaatimiz ise AÇ VE AÇIK denecek düzeye düşmeden faizli bir kurumun kapısında olmak caiz değildir. Dinimiz mesela domuz etini de haram etmiştir ama ölümle burun buruna gelene bir ruhsat vermektedir. Bu da ona benziyor zannederiz. Herkes kendi durumunu ve zaruretin oluşup oluşmadığını takdir etmelidir. Birbirimizin vebali ile ahirete gitmenin anlamı yoktur.
Haram olan faiz işlemidir, alınan malın kendisi değil. Yani şu an oturduğunuz ev için "helal bir yöntemle alındı" diyemeyiz ama "faiz işlemi tamamlandıktan sonra babanın mülkiyetinde helal bir mal haline geldi" diyebiliriz. Ancak faizle işlenmiş bir geçmişi olduğu için babanın tevbe etmesi ve Allah'tan af dilemesi gerekir. Evet, bu evi satıp başka bir ev alabilirsiniz. Yeni alacağınız evin finansmanında haram bir kazanç kullanılmadığı sürece bunda bir sakınca olmaz. Babanı ve abini yeni bir kredi çekmemeleri için şu yolları deneyebilirsin: Faizle ilgili ayet ve hadisleri hatırlatarak Allah’ın bu konudaki sert uyarılarını dile getirebilirsin. Örneğin: "Ey iman edenler! Allah’tan korkun ve eğer gerçekten müminlerseniz faizin geriye kalan kısmını bırakın. Şayet faizi bırakmazsanız/alıp vermeye devam ederseniz Allah’a ve Resûlüne karşı savaş açtığınızı ve Allah’ın da size savaş ilân ettiğini bilmiş olun." (Bakara sûresi, 278-279. âyetler) Faizin insanı nasıl bir borç girdabına sürüklediğini, ekonomik sıkıntıları ve psikolojik etkilerini anlatabilirsin. Peşin alım, taksitle faizsiz ödeme veya katılım bankaları gibi faizsiz finansman yöntemlerini araştırarak onları yönlendirebilirsin. (Allah muhafaza) Olur da baban/abin engel olmak için gösterdiğin çabaya rağmen faizli kredi kullanarak ev alırsa ve sen de sürece ortak olmadıysan sadece evde yaşaman seni faiz günahına dâhil etmez. Ancak bu durumu onaylamamak ve gücün yettiğince engellemeye çalışman önemli. Güç yetiremiyorsan mesuliyetin yoktur. Eğer elinden geleni yapmana rağmen onlar kredi çekmeye karar verirse senin bu evde yaşaman günah olmaz.
Güzel kardeşim, Maalesef bu konuda Avrupa'daki kardeşlerimiz hassasiyetlerini kaybetmek üzeredirler. İmamlarımızdan sadece birinin bir fetvasını ele alıp Avrupa'da faizin caiz olacağını söylüyorlar. Burada sinsi bir hile var. O hileyi size izah edeyim. Ebu Hanife rahmetullahi aleyh, faizin bir sömürü aracı olduğunu, faizle beraber insanın ezileceğini esas alarak şöyle bir sonuca ulaşmıştır: Faiz, zavallıyı ezdiği için haramdır. Bir Müslüman'ın yaşadığı Darulharbte yani SAVAŞ DURUMUNDA OLDUĞU bir ülkede, kâfiri ezmek için faiz alması caiz olabilir. Mesele budur. Siz orada savaş durumunda mısınız? Madem savaş durumundasınız neden evlerinizde keyif sürüyorsunuz? Akşamları teşkilatta toplanıp haberleri izlemek savaş yapmak mıdır? Ortada bir savaş durumu olmadığı gibi oradaki Müslümanlar, sosyal sistemi ile o ülkeleri benimseyeceklerine dair taahhütlerde de bulunmuşlardır. Sadece para bulmak için dinin bu bölümünü suiistimal etmek çok tehlikelidir. Bir de bunu cami yapmak için kullanmak bilmem ne ile anlatılmalıdır? Dinin Türkiyesi Avrupası m ı olur, din dindir. Siz uzak durun, tartışmayın. Siz de onlar da kalbinize danışın. Gerekeni de yapın. Allah yardımcınız olsun.
Ben zengin olduğu halde yüklü bir kira vererek başkasının evinde oturan da biliyorum. Kiracı olmak zaruret içinde olmayı göstermiyor. Nitekim bir insanın evi olduğu halde zaruret içinde olması da mümkündür. Zaruret hali, ortada kalma halidir. Bu da bir miktar vicdani bir karardır. Faize kapı açacak kadar zaruret içinde olmak herkese göre değişebilir. Kendimize takvaya daha yakın olan yolları aramamız gerekiyor. Allah'a emanet olunuz.
a- Faiz, Allah'ın haramlarından bir haramdır. Zina gibidir, alkol gibidir. Olağanüstü şartlarda alkole bir nebze geçici ruhsat oluştuğu gibi faize de ruhsat oluşabilir. Bu konudaki ruhsat, hayatî fonksiyonları icra etmede oluşabilecek bir tıkanma ile ancak söz konusu olabilir. Faiz illetinde, faizin birinci ve ikinci tarafları kadar ona hizmet eden bütün taraflar da o günaha ortak olurlar. Bu zarutetin daha aşağısı için var kabul edilebilecek bir ruhsat gayet tehlikeli bir tutum olur. b- Sözünü ettiğiniz felaketin ardından devletin vatandaşlara sağladığı yardım, faizi devletin ödeyeceği bir yardımdır. Neticede faizli bir işlemdir. Faiz için geçerli kurallar orada da geçerlidir. hayatî işlevlerinde sıkıntı oluşacak bir Müslüman bu imkândan yararlanabilir. Bu düzeyde olmayanlar için FAİZİNİ BİR BAŞKASI ÖDÜYOR diye helallik şartlarının oluşmayacağı kanaatindeyiz. c- Kimin hayatî sıkıntısı vardır kiminki de o düzeyin altında bir durumdur buna, herkesin imanı devreye girecek ve kararı kendisi verecektir.