Fetva Meclisi
Soru
Hocam, Elazığ'daki depremden sonra devlet esnafa yardım adı altında kredi dağıtmaya başladı. 36 aya kadar vadelendiriyor. 100 bin₺ veriyor, 100 bin₺ geri alıyor. 15 bin lira kadar bir faiz doğuyor. Devlet bu faizi esnafa ödetmiyor, kendisi ödüyor. Esnafın bu imkandan yararlanması caiz midir?
Cevap
Benzer fetvalar
Faizin her çeşidinin büyük günahlardan biri olduğu tartışılamaz bir konudur. Kıyamete kadar faiz için kesin haram olma ilkesi değiştirilemeyecektir. Bunu birinci ilkemiz olarak belirleyebiliriz. Neyin faiz nedeniyle haram olduğu neyin de olmadığı ise başka bir ayrıntıdır. Bu ayrıntı fakihlerin üzerinde asırlardan beri çalıştığı bir mesele olarak önümüzde bulunmaktadır. Ekonomik menfaatlerin dinden ve insandan daha değerli tutulduğu bir zamanda Türkiye gibi ülkelerde yaşayan Müslümanlar açısından bazı zaruri ihtiyaçların temini için ‘o kadarı caiz olabilir’ denecek faiz ruhsatları bulunabilir mi sorusu git gide yaygınlaşmaktadır. Bir tarafta haram helal ayırmadan yaşayan kitleler bulunurken diğer taraftan kuruştan bile faiz ihtimali nedeniyle uzak durmaya çalışan dar bir kesimin zaruri ihtiyaçlarını dahi gidermekte zorlandığı da bir gerçektir. Bu çerçevede şu tespiti yapabiliriz: a- Bizim kanaatimiz normal şartlarda faizin hiçbir çeşidinin helal olmayacağıdır. Bazı ilim adamları ise Türkiye gibi ev edinmenin çok zor olduğu ortamlarda İLK EVİNİ satın alacak birinin başka bir çaresi kalmamış ise kredi ile ev alabileceğini söylemektedirler. Genel bir fetva değilse de gerçek bir zorunluluk yaşayan için değerlendirilebilir bir fetva olarak görülebilir zannederiz. b- Hangi şartların zorunluluk/çaresizlik olacağı herkesin kendi iman ağırlığına göre verebileceği bir karardır. Yöneticilerin yıllar süren gafleti, suiistimali veya vurdum duymazlığı nedeniyle ortaya çıkan fakirliği dinden taviz kopararak kapatmaya çalışmak elbette kabul edilemez. Ortadaki durum bir iman ve takva mücadelesidir. Takvadan yana olmaya dikkat edilmelidir. Ağır bir zaruret hâlinde ise zaruretler için verilen fetvalardan istifade edilebilir ama ZARURETİN ne olduğunu tespit herkes için farklı olabilir. Allah Teâlâ yardımcımız olsun.
Değerli kardeşim, memleketimiz ve bütün dünya çetin bir fırtınanın içinde can ve mal derdine düşmüştür. Allah Teâlâ akıbetimizi hayır etsin. Bütün insanlığı kötü sonlardan muhafaza buyursun, gelişmelerden ibret almayı hepimize nasip etsin. Piyasada büyük bir para daralması olduğu ve daha da artarak devam edeceği muhakkaktır. Bunun sonucu olarak da bankalar üzerinden çare arayışları olacaktır. Faiz, Allah’ın en büyük haramlarından biridir. Normal piyasa şartlarında kuruşu için bile ruhsat verilemez. Mevcut olağan üstü ve ulusal hatta evrensel durum karşısında devlet bankalarının vatandaşları rahatlatmak için vereceği kredilerin caiz olması ile alakalı olarak şunu söyleyebiliriz: a- Böyle büyük ve yaygın bir afetle bağlantılı konuda DİN İŞLERİ YÜKSEK KURULU’nun vereceği fetva ile amel eden biiznillah vebale girmez. Sıkışmış olanlar kurulun kararlarını izleyebilir. b- Bizim şahsi kanaatimiz ise AÇ VE AÇIK denecek düzeye düşmeden faizli bir kurumun kapısında olmak caiz değildir. Dinimiz mesela domuz etini de haram etmiştir ama ölümle burun buruna gelene bir ruhsat vermektedir. Bu da ona benziyor zannederiz. Herkes kendi durumunu ve zaruretin oluşup oluşmadığını takdir etmelidir. Birbirimizin vebali ile ahirete gitmenin anlamı yoktur.
Böyle bir durumda yapılması gerekenler şunlardır: -Eşine nasihat et, faizli bir kazançla hayat kurulmaması gerektiğini güzel dille anlat. -Kayınpederden miras kalan parada faiz olduğunu bilseniz bile onun tüm malı faizle kazanılmış sayılmaz. İçinde helal kazancı da olabilir. Bu kısım/anapara mirasçılar arasında paylaştırılabilir. Diğerleri sevap beklentisi olmadan ihtiyaç sahipleri arasında dağıtılır. -Paranın tamamı faizle kazanıldıysa ve bu kesin olarak biliniyorsa uzak durulması gerekir/alınmaz.
Hayat böyle bir mücadelenin adı değil midir? Çalışma kapasiteni artırmak, iş değiştirmek, ortak bulmak gibi farklı yöntemlere başvurman gerekir. Kredi alan zengin oldu dediğin de isabetli bir tespit değildir. Kredi alanların çoğu iflas ediyor, dengeleri bozuluyor. Allah'ın haramında huzur olmaz.
Evet, buna normal bir faiz gibi FAİZ demesek de, neticede alan bir el sahibi olacağı için mü'minin böyle şüpheli bir işten uzak durmasını tavsiye ederiz.
Bir para kesin olarak haram diye biliniyorsa o para, ne yemek yemede ne de tuvalet suyu faturasında kullanılamaz. Haram her yerde ve her zaman haramdır. Haramı kendimize göre hileler üreterek helal duruma getiremeyiz. Elimizdeki para helal ise zaten onu helal olarak tüketiriz. Bir paranın haram olduğunda şüphemiz varsa şüpheli şeyler için geçerli olan kural onun için de geçerlidir. Şüpheli şeyler için konmuş en mühim kural, şüpheliden uzak durmanın takvaya daha yakın olacağıdır. Bankaların, kurumların maaşları onların üzerinden ödemesine karşılık vermiş olduğu promosyon denen şey bir faiz değildir. Faizci bir kurumun hediyesidir. Bu en azından şüpheli bir durum demektir. Uzak durmanız, aldığınızı bir derneğe vermeniz takva bakımından daha uygundur, deriz.
banka konusundaki diğer fetvalar
Bankanın işlem masrafı gibi bir ücret almasında sakınca olmaz.
İnsanlara CAİZDİR/YAPABİLİRSİNİZ demek, onların Sırat köprüsünden geçebileceklerini taahhüt etmek ve Allah’a hesap vermeye hazır olmak demektir. Benim öyle bir cesaretim yoktur. Köprüde kalmaktan korkarım. Faizin her çeşidi ve her oranı haramdır.
Ateşe girip yanmamayı öğrenmeye değer mi?
Çalışma mantığında faiz bulunan bir banka ile çay muhabbeti bile yapılamaz. Ancak ağır bir zaruret, resmi bir iş bunun istisnası olabilir. Diğer bankalar eğer faizsiz, yani kullandığın paranın fazlasını istememek üzere kart kullandırıyorlarsa olabilir.
- Beraberinde faiz getirmeyen borç hac veya umreye mani değildir. Borçlanarak da umreye gidilebilir.
• Faizi sizin ödemeniz veya sizin adınıza başkasının ödemesi, • Bu ödeyenin devlet olması sonucu değiştirmez. • Siz bir faizli işlem için imza atmış olacaksınız. Faizin sebebi de sizin bu talebinizdir. • Ortadaki işlem faiz işlemidir.