Fetva Meclisi
Soru
TOKİ ziraat bankası desteği ile ev veriyor. Ben de öyle bir ev almak istiyorum. Diyanet; Ziraat bankasının kâr gütmediğini, ziraat bankası kanalıyla ev almanın caiz olduğunu yani faiz sayılmayacağını söylemiş. Sizin düşüncenizi merak ediyorum.
Cevap
Benzer fetvalar
Anlaşılan TOKİ ile yaptığınız sözleşmeyi iyi okumamışsınız. Sizin imzanız olmadan nasıl sizi bankaya yönlendirebilir ki? Bu tür alışverişlerin caiz olabileceğini söyleyenler de vardır. Ben ağır bir zaruret şartı olmadıkça caiz olmayacağını zannediyorum. Ama herhalükârda borcunuzu bitirip istiğfar etmelisiniz. Allah kolaylık versin.
Kredi kelimesi, parayı para ile satın almanın adıdır. Faiz de bunun adıdır. Bir yerde, para yine para ile arada bir ticari konu olmadan alıp veriliyorsa faiz de işliyor demektir. Ölümcül bir zaruret bulunmadıkça böyle bir işleme giremeyiz. Ancak, satın alacağınız daireyi kendi üzerine satın alıp size satan bir işlem yapan finans kurumlarının yaptığı inşaallah caiz olur bir alışveriştir. Oradaki işlemlerin de ne kadar gerçekçi olduğunu siz tahkik etmeye çalışın. Allah yardımcımız olsun.
Bankadan kredi alarak yapılan bir ticaret caiz olmaz. Başkasını bilmiyorum.
Direkt TOKİ’den ev almak caiz değildir şeklinde bir cümle kurulamaz, öyle bir fetva yoktur. TOKİ veya başka bir kişi ya da kurum, fıkıhtaki kurallara uygun olmayan bir iş yaparsa ona caiz değil denmesi gerekir. TOKİ devlet kurumudur diye yaptığı her iş için caiz denemez, denmemelidir. Genel olarak gayrimenkul alışverişinde kurallarımız şöyle özetleyebiliriz: Gayrimenkul ticaretinde taksitli iş yapmak caizdir. Caiz olmayan faizli iş yapmaktır. Taksitlerdeki gecikme ihtimaline karşı ödenecek rakamlara ilave yapılması bir faiz işlemidir. Sözleşme anında söz konusu ev veya dükkânın niteliği belli ise ve ödenecek rakam da belli ise ticarette sıkıntı yoktur. Ödemenin bir bölümünün taksitle olması sakınca oluşturmaz. Örneğin satıcı “her altı ayda bir şu kadar fiyat farkı getireceğim” dese ve sonuç olarak kaç para ödeneceği biliniyorsa yine bir sakınca olmaz. Ancak altı ayda veya belli zaman dilimlerinde “filan gelişmeye göre bir artış yapacağım” gibi bir fark sözleşmeye konursa bu durumda alıcının toplamda ne ödeyeceği net olarak bilinmiyor demektir. Fıkıhta buna “alışverişte cehalet” denmektedir. Bu da söz konusu alışverişin caiz olmamasını doğurmaktadır. Sorudaki TOKİ bağlantısı bu noktada tıkanmaktadır. Faiz sıkıntısının aşılabildiği durumlarda bu aşılamıyorsa faiz düzeyinde olmasa da fıkıh açısından caizliği zorlayacak bir sorun bulunduğundan caiz olmayacağı yönünde görüş belirtilmektedir. Allah yardımcımız olsun.
Ben zengin olduğu halde yüklü bir kira vererek başkasının evinde oturan da biliyorum. Kiracı olmak zaruret içinde olmayı göstermiyor. Nitekim bir insanın evi olduğu halde zaruret içinde olması da mümkündür. Zaruret hali, ortada kalma halidir. Bu da bir miktar vicdani bir karardır. Faize kapı açacak kadar zaruret içinde olmak herkese göre değişebilir. Kendimize takvaya daha yakın olan yolları aramamız gerekiyor. Allah'a emanet olunuz.
Eğer banka evi önce kendisi alıp, sonra üzerine kâr koyarak sana satıyorsa ve gerçek bir alım-satım yapılıyorsa bu işlem caizdir. Ama banka evi hiç almadan sadece sana para veriyorsa, bu faizli borç olur, caiz değildir. Yani murabaha sistemi şartlarına dikkat edilerek uygulanırsa caizdir.
banka konusundaki diğer fetvalar
a- Faiz, Allah'ın haramlarından bir haramdır. Zina gibidir, alkol gibidir. Olağanüstü şartlarda alkole bir nebze geçici ruhsat oluştuğu gibi faize de ruhsat oluşabilir. Bu konudaki ruhsat, hayatî fonksiyonları icra etmede oluşabilecek bir tıkanma ile ancak söz konusu olabilir. Faiz illetinde, faizin birinci ve ikinci tarafları kadar ona hizmet eden bütün taraflar da o günaha ortak olurlar. Bu zarutetin daha aşağısı için var kabul edilebilecek bir ruhsat gayet tehlikeli bir tutum olur. b- Sözünü ettiğiniz felaketin ardından devletin vatandaşlara sağladığı yardım, faizi devletin ödeyeceği bir yardımdır. Neticede faizli bir işlemdir. Faiz için geçerli kurallar orada da geçerlidir. hayatî işlevlerinde sıkıntı oluşacak bir Müslüman bu imkândan yararlanabilir. Bu düzeyde olmayanlar için FAİZİNİ BİR BAŞKASI ÖDÜYOR diye helallik şartlarının oluşmayacağı kanaatindeyiz. c- Kimin hayatî sıkıntısı vardır kiminki de o düzeyin altında bir durumdur buna, herkesin imanı devreye girecek ve kararı kendisi verecektir.
Bankanın işlem masrafı gibi bir ücret almasında sakınca olmaz.
Çalışma mantığında faiz bulunan bir banka ile çay muhabbeti bile yapılamaz. Ancak ağır bir zaruret, resmi bir iş bunun istisnası olabilir. Diğer bankalar eğer faizsiz, yani kullandığın paranın fazlasını istememek üzere kart kullandırıyorlarsa olabilir.
Ateşe girip yanmamayı öğrenmeye değer mi?
- Beraberinde faiz getirmeyen borç hac veya umreye mani değildir. Borçlanarak da umreye gidilebilir.
• Faizi sizin ödemeniz veya sizin adınıza başkasının ödemesi, • Bu ödeyenin devlet olması sonucu değiştirmez. • Siz bir faizli işlem için imza atmış olacaksınız. Faizin sebebi de sizin bu talebinizdir. • Ortadaki işlem faiz işlemidir.