Fetva Meclisi
Soru
Kirada oturmaktayım. Maaşımın önemli bir kısmı her ay kiraya gidiyor. Hayırlısı ise ev sahibi olmayı diliyorum. Acaba şu andaki kanuni çerçeve ve idari/hukuki prosedür göz önüne alınırsa finans kurumlarından (katılım bankalarından) konut kredisi almak caiz midir?
Cevap
Benzer fetvalar
Selamünaleyküm. Kredi, para karşılığı para almaktır. Faiz de budur. Kredi almadan, satın alıp size satan bir sistem bulmalısınız.
Selamünaleyküm. Böyle bir ödeme yapabilirsiniz ama hayal görüp görmediğinize dikkat edin.
Sözünü ettiğiniz hocaefendi, Müslümanların hocalarındandır. Dolayısıyla onun görüşü ile hareket edenler açısından batıl denebilecek bir iş yapılmış olmaz. Ama benim şahsi kanaatim o yönde değildir. Ben zaruretin, hoca efendinin kullandığı kadar esnek olmadığını zannediyorum. Devlet bankaları ile 'ev' edinme amaçlı bir işbirliğinin caiz olması için daha ağır şartların zaruret sınırlarına gireceği yönünde bir kanaatim vardır. Zira faize giden yol bir kere aralandı mı onun sonunu bulmak mümkün değildir. Faiz ve zina, ilk açılan menfezden hızlıca giren ve durdurulamayan iki günahtır. Allah sonumuzu hayretsin.
Selamünaleyküm. Müşterilerinizin para kaynağını araştırmak sizin sorumluluğunuzda değildir.
Aleykümselam. Tevbe ettikten sonra faiz ile alınan yerin fiyatındaki faiz oranı kadar olan kısmı taksit taksit de olsa ana sermayeden çıkarıp fakirlere vererek, tevbe sonrası tevbenin fiili uygulaması yapılabilir. Bundan sonra kirasının ve kendisinin kullanılmasında da inşaallah sorun olmaz.
Selamünaleyküm. Katılım bankalarından birinin helal bir işlemi ile yapılırsa belki uygun olabilir.
dini sorular konusundaki diğer fetvalar
Namazın, dinin direği olmaktan dinde önemli bir ibadet olmaya doğru kaydığı bir zamanda yaşıyoruz. Dinin dağılacak en son halkası olan namaz, toplantı, misafir gibi hiçbir şekilde özür sayılmayacak nedenlerle terk edilebilmektedir. Daha da vahim olanı, Müslümanların namaz kusuru bulunan insanları ayıplı görmemeye başlamalarıdır. Diploma ve kariyerin namaz kusurunu örtebildiği bir zamanda yaşadığımızı bilmemiz gerekiyor. Namaz, asla önemli bir ibadet olarak tarif edilemez. Namaz dindir, İslam'dır. Namazın terk edilmesi durumunda kaza edilip edilmeyeceği hakkında konuşulanlar sözünü ettiğimiz anlayıştan kaynaklanmaktadır. Bu ümmetin ilim erbabı olan büyükleri (bunların başında da dört mezhep imamı gelmektedir.) namazın herhalükârda kesinlikle kaza edilmesi gerektiğinde ittifak etmişlerdir. Sadece İbn-i Hazm ve İbn-i Teymiye, BİLİNÇLİ BİR ŞEKİLDE TERK EDENİN namazlarını kaza etmesinin mümkün olmadığını iddia etmişlerdir. Onlara göre böyle bir tavır kaza ile kapatılamaz bir durumdur. Ama onlar da BİLİNÇLİ BİR TERK OLMADIKÇA namazın kaza edileceğini söyleyenler arasındadırlar. Netice olarak ilim erbabı, namazın unutma, sıkışıklık ve benzeri özürlerle kılınamaması veya kasten terk edilmesi halinde kesinlikle kaza edilmesi gerekmektedir. İmam Nevevi, bu konuda görüşüne dikkat edilmesi gereken ulemanın icmaı bulunduğunu söylemektedir. (Mecmu', 1/578, Beytülefkârıddevliyye, Lübnan,2009) Ümmet olarak, dinimizin direğinde ortaya çıkan gevşekliğe karşı topluca onu güçlendirme hamlesinde olmamız şarttır. Zaten fırsat kollayan tembel nefislerimizi, kenarda kalmış itibar edilmez görüşlerle kışkırtmak akıllıca değildir. Bu ümmet namazın din demek olduğuna, onu bir nedenle kılamayanın kesinlikle kaza etmesi gerektiğine ittifak etmiştir. Kimin ne diyeceği çok önemli değildir. Sözüne itibar edilir âlimler diyeceklerini demişlerdir. (Bkz. Said Ebu Ceyb, Mevsuatulicma', 3/954, Dımaşk; el-İkna' Fi Mesaililicma', el-Fasî, Tahkik, Faruk Hammade, 1/354, Dimaşk,2003; el-İcma' İnde Eimmeti Ehilssünnetilerbaa, 42, Riyad, 2003) Namazın nasıl kaza edileceğine dair bilgiyi de herhangi bir ilmihalden okumanızda fayda vardır. Zira namazın kaza edilmesi ürkülecek kadar ağır bir yük değildir. Allah'ın rahmetinin ne denli geniş olduğunu unutmayalım.
Şu anda elinizde ne kadar para varsa onun zekâtını vereceksiniz. Bir iş için sözleşme yapıp imza atmadıkça da, ileride ev almak için biriktirmek gibi bir niyet zekâtı etkilemez. Allah Teala'ya emanet olunuz.
Buhari (Bed'ulhalk, 17/3322) ve Müslim'in (Ellibas vezzine,25/2106) rivayet ettiği bir hadiste köpeğin bulunduğu eve meleklerin girmeyeceği bildirilmektedir. Dolayısıyla bekçi köpeği dışında köpeklerin Müslümanların evlerinde süs ve eğlence maksatlı olarak bulundurulması mümkün değildir.
Üzerinden bir yıl (355 gün) geçen malın zekatı verilir. Bu malın da 81 gram altın veya onun değerinde para, mal olması gerekir. Ancak eşlere ortak verilen hediyelerin veya takıların bölüştürülmesi daha uygun olur. Herkes malını bilir; zekât düşecek kadar ise zekâtını verir, düşmezse vermez.
Ölçünüzü otobüs, tren şeklinde almayın. Ölçünüz, nefsinizi haramdan en azami şekilde koruma olarak alın. O anda, sizin harama karşı en emin ya da en az zararlı olacağınız pozisyon ne ise onu takdir edin. Kalkıp gitmek bir çare ise onu, oturup kalmak bir çare ise onu takdir edin. Şunu da bilmelisiniz ki, bu bir cihaddır. Cihadda taktik kullanmak ise sizin mücahidliğinizi belirleyecektir. Allah'a emanet olun. Allah sizi ve ailenizi bütün haramlardan muhafaza buyursun.
Dünya müstekbirlerinin şamaroğlanına dönmüş, tabii afetlerle eriyip giden bir Müslüman Dünya'nın mensubu olarak, Müslümanlar arasındaki ayrıntılarla uğraşmanın ne yararı vardır? Böyle bir araştırmaya nasıl vakit bulunabiliyor anlayamıyorum. Kendi işimize baksak daha iyi olmaz mı? Allah Teala, bize önce bizi soracaktır. Kimse İbni Teymiye'nin hesabını vermeyecektir. Size bir ipucu vereyim: Şimdi siz nasıl Vahhabileri merak edip koğuşturuyorsanız onlar da sizi merak edip koğuşturuyorlar. Ama iki taraf da sömürülüyor, toprakları ve şerefleri çiğneniyor. Daha dikkatli olalım.