Fetva Meclisi
Soru
İçinde köpek bulunan bir eve melek girmeyeceğine dair bir hadis okudum. Sahih midir?
Cevap
Benzer fetvalar
Selamünaleyküm. İhtiyaç için olan köpek dışında köpeğin bulunduğu eve meleğin girmeyeceği hadislerle sabittir. Yalnız bu, sadece köpek içindir, diğer hayvanlar buna dahil değildir. Meleklerin girmemesi de rahmet ve bereket eksikliğini göstermek içindir. Yoksa belli melekler her eve girer ve işlerini yaparlar. Köpek, Allah'ın bildiği bir nedenle necis sayılmıştır. Onca insana yakınlığına ve yararına rağmen necistir, uzak durulması gereken bir hayvandır.
CANLI HAYVAN/İNSAN resminin bulunduğu eve meleğin girmeyeceği hadisle sabittir. Bu konuda bir tereddüdümüz yoktur. Sadece, uzaktan bakıldığında anlaşılamayacak kadar küçük resim veya o çizilmiş şekli ile biyolojik olarak yaşaması mümkün olmayacak şekilde çizilmiş resim (mesela sadece başı olan gibi) bu kuralın dışında olabilir.
Hayvan değil köpek beslenen eve melek girmez. Doğru hüküm böyledir. Balık ve benzeri hayvanları evde beslemeyi ise sağlık ehline tabiplere sormak gerekir. Allah'a emanet olunuz.
Hayvan ve insan heykelini evinizde bulundurmayın. Melek de girmez, bereket de kaybolur.
Bekçi veya av köpeği dışında köpek beslemek caiz değildir. Özellikle de süs köpeği türü köpekler boş iştir. Bu bir batılı kültürünü taklittir. Müslüman bir insan böyle bir köpeği bahçesinde bile beslememelidir. Allah Teâlâ’nın tabiat içinde yarattığı hayvanlardan olan köpeği insan barınağı olan eve almak bize ait bir iş değildir. Köpek bulunan bir evde meleklerle gelen bereket yoktur. Besleyen için de çokça günah vardır. Siz o evde yaşamaya mecbur iseniz: Köpekle ilgilenmeyin, oynamayın. Köpeğin bulunduğu odada uyumayın. Köpeğin bulunmadığı odada oturmayı yeğleyin. Daha ağır bir hataya mesela annenizin kırılmasına neden olmayacak şekilde yanlışı dillendirin. İnşaallah vebale ortak olmazsınız.
Selamünaleyküm. 'Evcil hayvan' necis olmayan, insanla beraber yaşayan hayvan demektir. Köpek necistir, evin içinde değil, bahçesinde yaşar. Şimdiki anlayışı ölçü almamalıyız. Buna rağmen bekçi gereken bir yerde bekçi köpeğinin beslenmesi caizdir.
dini sorular konusundaki diğer fetvalar
Şu anda elinizde ne kadar para varsa onun zekâtını vereceksiniz. Bir iş için sözleşme yapıp imza atmadıkça da, ileride ev almak için biriktirmek gibi bir niyet zekâtı etkilemez. Allah Teala'ya emanet olunuz.
Üzerinden bir yıl (355 gün) geçen malın zekatı verilir. Bu malın da 81 gram altın veya onun değerinde para, mal olması gerekir. Ancak eşlere ortak verilen hediyelerin veya takıların bölüştürülmesi daha uygun olur. Herkes malını bilir; zekât düşecek kadar ise zekâtını verir, düşmezse vermez.
Kredi kelimesi, parayı para ile satın almanın adıdır. Faiz de bunun adıdır. Bir yerde, para yine para ile arada bir ticari konu olmadan alıp veriliyorsa faiz de işliyor demektir. Ölümcül bir zaruret bulunmadıkça böyle bir işleme giremeyiz. Ancak, satın alacağınız daireyi kendi üzerine satın alıp size satan bir işlem yapan finans kurumlarının yaptığı inşaallah caiz olur bir alışveriştir. Oradaki işlemlerin de ne kadar gerçekçi olduğunu siz tahkik etmeye çalışın. Allah yardımcımız olsun.
Namazın, dinin direği olmaktan dinde önemli bir ibadet olmaya doğru kaydığı bir zamanda yaşıyoruz. Dinin dağılacak en son halkası olan namaz, toplantı, misafir gibi hiçbir şekilde özür sayılmayacak nedenlerle terk edilebilmektedir. Daha da vahim olanı, Müslümanların namaz kusuru bulunan insanları ayıplı görmemeye başlamalarıdır. Diploma ve kariyerin namaz kusurunu örtebildiği bir zamanda yaşadığımızı bilmemiz gerekiyor. Namaz, asla önemli bir ibadet olarak tarif edilemez. Namaz dindir, İslam'dır. Namazın terk edilmesi durumunda kaza edilip edilmeyeceği hakkında konuşulanlar sözünü ettiğimiz anlayıştan kaynaklanmaktadır. Bu ümmetin ilim erbabı olan büyükleri (bunların başında da dört mezhep imamı gelmektedir.) namazın herhalükârda kesinlikle kaza edilmesi gerektiğinde ittifak etmişlerdir. Sadece İbn-i Hazm ve İbn-i Teymiye, BİLİNÇLİ BİR ŞEKİLDE TERK EDENİN namazlarını kaza etmesinin mümkün olmadığını iddia etmişlerdir. Onlara göre böyle bir tavır kaza ile kapatılamaz bir durumdur. Ama onlar da BİLİNÇLİ BİR TERK OLMADIKÇA namazın kaza edileceğini söyleyenler arasındadırlar. Netice olarak ilim erbabı, namazın unutma, sıkışıklık ve benzeri özürlerle kılınamaması veya kasten terk edilmesi halinde kesinlikle kaza edilmesi gerekmektedir. İmam Nevevi, bu konuda görüşüne dikkat edilmesi gereken ulemanın icmaı bulunduğunu söylemektedir. (Mecmu', 1/578, Beytülefkârıddevliyye, Lübnan,2009) Ümmet olarak, dinimizin direğinde ortaya çıkan gevşekliğe karşı topluca onu güçlendirme hamlesinde olmamız şarttır. Zaten fırsat kollayan tembel nefislerimizi, kenarda kalmış itibar edilmez görüşlerle kışkırtmak akıllıca değildir. Bu ümmet namazın din demek olduğuna, onu bir nedenle kılamayanın kesinlikle kaza etmesi gerektiğine ittifak etmiştir. Kimin ne diyeceği çok önemli değildir. Sözüne itibar edilir âlimler diyeceklerini demişlerdir. (Bkz. Said Ebu Ceyb, Mevsuatulicma', 3/954, Dımaşk; el-İkna' Fi Mesaililicma', el-Fasî, Tahkik, Faruk Hammade, 1/354, Dimaşk,2003; el-İcma' İnde Eimmeti Ehilssünnetilerbaa, 42, Riyad, 2003) Namazın nasıl kaza edileceğine dair bilgiyi de herhangi bir ilmihalden okumanızda fayda vardır. Zira namazın kaza edilmesi ürkülecek kadar ağır bir yük değildir. Allah'ın rahmetinin ne denli geniş olduğunu unutmayalım.
Teravih namazı hakkındaki rivayetler arasında sekiz rekat kıldığı rivayetinin de yeri vardır. Yirmi rekat kılınması da delilsiz, uydurma bir şey değildir. Ama teravih namazından söz ediyoruz. Ramazan şenlikleri arasında geçen teravih ise söz konusu olan onun rekatı önemli değildir. Allah Teâla ayağımızı sabit kılsın.
Zannederim sizin torpil dediğiniz şey resmi bir uygulamadır. O tür makamlara getirilecekler hakkında yetkili kişilerin araştırma yapması, ehil ve güvenli olanı bulmaya çalışması gerekmektedir. Yalan ve hileli olmadıkça referansla iş yapılmasında dinen bir sakınca olmaz. Sakıncalı olan sahte referanslarla iş görmektir. Allah'a emanet olunuz.