Fetva Meclisi
Soru
Özellikle kaymakamlık, müfettişlik ve uzmanlık gibi sınavların mülakat aşamalarında referans adı altında torpil uygulaması yapılması durumda hassasiyet sahibi Müslümanlar ne yapmalıdır? Buna tevessül mü etmelidir yoksa bundan kaçınmalı mıdır? Eğer kaçınacak diyorsanız ciddi hak mahrumiyetlerine uğramaktadır Müslümanlar. Bu konudaki görüşleriniz nelerdir? Zannederim sizin torpil dediğiniz şey resmi bir uygulamadır. O tür makamlara getirilecekler hakkında yetkili kişilerin araştırma yapması, ehil ve güvenli olanı bulmaya çalışması gerekmektedir. Yalan ve hileli olmadıkça referansla iş yapılmasında dinen bir sakınca olmaz. Sakıncalı olan sahte referanslarla iş görmektir. Allah'a emanet olunuz.
Cevap
Benzer fetvalar
Aleykümselam. Bir ayrıntıya dikkat etmelisiniz: Torpil başka şey, kendini ispat etmek başka şeydir. Eğer, hile yapmadan gerçek kimliğinizi ispat için adam buluyorsanız buna torpil demeyin, referans deyin. Onu da yapmanız gerekir. Ne kadar liyakat ve ehliyet sahibi olup olmadığınız ise Rabbinizle aranızdaki meseledir.
Selamünaleyküm. Bir mümin, hakkı olmayan bir şeyi elde etmek için ilave bir gayret göstermemelidir.. Hakkı olduğu halde, elde etmesine engel olunuyorsa elinden geleni yapabilir. Aynı şartları taşıyanlar arasında kendi liyakat ve ehliyetini ispat etmek için referans bulmasında sakınca yoktur. Bu bir hak yemek değildir; kendini ispat etmektir.
Selamünaleyküm. Bunun adına torpil demeyelim de yapılacak işin gerçek manada hakkını vermek ve o işi yapmaya uygun kimlik ve aranan şahsiyet olduğunuzu ispat diyelim. Böyle olursa caiz olur. Ne kadar böyle olup olmadığının hesabını ise herkes yarın Rabbine verecektir.
Bir devletin iç ve dış güvenliği açısından kullanacağı memurları için referans istemesi tabiidir. Bunun İslam Devleti mantığında da yeri vardır. Referans olanların doğruyu takip edip etmemeleri ve devlet mekanizmasının adil olmayan bir sistem oluşturması başka bir sorundur ama referans dine aykırı değildir.
Sorunuz hem pratik hem de inanç yönünden önemli bir meseleye işaret ediyor. Dolayısıyla akılda soru işareti kalmaması için bazı hususlara temel başlıkları özet halinde değinmem gerekiyor: Zabıt kâtibi, mahkemenin verdiği kararı yazarken o hükmü onaylayan veya veren bir kişi değildir; sadece bir memuriyet görevini yerine getirir. Siz hüküm vermiyorsunuz, yargılama sürecini kayıt altına alıyorsunuz. Bu kâtiplik doğrudan bir haram fiili gerektiren bir meslek değildir. Zabıt kâtipliği gibi mesleklerde genelde kazançla ilgili bir sıkıntı olmaz. Eğer sizin bizzat katkıda bulunduğunuz süreçte haram bir hükmün veya zulmün ortaya çıkmasına doğrudan bir sebep olma durumunuz varsa (örneğin, bilerek yanlış bir kayıt tutmak, yalan bir beyanı desteklemek), bu gibi durumlarda Allah’tan korkmak ve mümkünse bu tür işlerden uzak durmanız gerekir. Görevinizi adaletli ve doğru bir şekilde yapmaya niyet edin. Bu meslek, İslami değerlerinizi yaşamak ve adaletin yerleşmesine katkı sağlamak için hayra bir vesile olabilir. Kalbinizi rahatlatmak için sürekli Allah’a niyetinizi temiz tutmanız ve helal yollardan ayrılmamanız konusunda dua edin. Eğer ciddi şüpheleriniz varsa ve bu sizi manevi anlamda rahatsız ediyorsa, İslami hassasiyetlerinize daha uygun olan başka bir meslek tercih etmeyi de düşünebilirsiniz. Sonuç olarak, zabıt kâtibi olarak çalışmanız genel anlamda caizdir. Ancak şüpheli veya harama yönelten bir durumla karşılaşırsanız, o zaman hassasiyet göstermeniz gerekir.
Referans, bir nevi kefil ve şahit göstermektir. Hakkın olmayanı hile ile almak değildir. Buna göre de referans gereklidir. Doğru bir referans gösteren için yaptığı hak gereğidir.
dini sorular konusundaki diğer fetvalar
Teravih namazı hakkındaki rivayetler arasında sekiz rekat kıldığı rivayetinin de yeri vardır. Yirmi rekat kılınması da delilsiz, uydurma bir şey değildir. Ama teravih namazından söz ediyoruz. Ramazan şenlikleri arasında geçen teravih ise söz konusu olan onun rekatı önemli değildir. Allah Teâla ayağımızı sabit kılsın.
Müslüman zaten bilerek ve inadına orucu ile oynamaz. Genelde hata ve bilmezlik orucu bozacak işlere sevk eder. Şimdiki durumunuzun keffaret gerektirdiğini öğrendi iseniz keffaret tutarsınız. Allah kolay kılsın.
Üzerinden bir yıl (355 gün) geçen malın zekatı verilir. Bu malın da 81 gram altın veya onun değerinde para, mal olması gerekir. Ancak eşlere ortak verilen hediyelerin veya takıların bölüştürülmesi daha uygun olur. Herkes malını bilir; zekât düşecek kadar ise zekâtını verir, düşmezse vermez.
'İslam', 'hareket', 'lider', 'komutan'. Bu kavramların içini doldurmadan, sorunuzun cevaplandırılması çok zordur. Dinimizi, günübirlik uygulamalarımızın altında ezmememiz gerekir. Bize göre bir İslam yerine İslam'a göre biz mücadelesi içinde olmalıyız. Sıkıştıkça dinimizin kurallarını devreye sokarak bir yol alamayız. Allah'a emanet olunuz.
Kurban ibadeti inek cinsi üzerinden eda edileceği zaman ineğin iki yaşını yani yirmi dört ayı fiilen doldurmuş olması gerekir. Eğer iki yaşını doldurmuş ise herhangi bir belirti aramaya gerek yoktur. Belki bir iki gün, bir hafta eksiklik göz ardı edilebilir ama iki ay uzun bir zamandır. Böyle bir hayvan kurban olarak kesildiğinde eti helal olarak yenebilir ama sahibinin ve ona ortak olanların kurban ibadetini eda etmiş olmaları mümkün değildir. Hayvan sahibinin dul veya fakir olması hükmü değiştirmez. Allah'a emanet olunuz.
Buhari (Bed'ulhalk, 17/3322) ve Müslim'in (Ellibas vezzine,25/2106) rivayet ettiği bir hadiste köpeğin bulunduğu eve meleklerin girmeyeceği bildirilmektedir. Dolayısıyla bekçi köpeği dışında köpeklerin Müslümanların evlerinde süs ve eğlence maksatlı olarak bulundurulması mümkün değildir.