Fetva Meclisi
Soru
Dul bir kadının kendi ahırında yetiştirdiği bir hayvanın kurbanda iki yaşı tam dolmuyor, iki ay eksik kalıyor. Bunu kurbanlık olarak satabilir mi veya yanına ortak alarak kendisi kesebilir mi? Kurban ibadeti inek cinsi üzerinden eda edileceği zaman ineğin iki yaşını yani yirmi dört ayı fiilen doldurmuş olması gerekir. Eğer iki yaşını doldurmuş ise herhangi bir belirti aramaya gerek yoktur. Belki bir iki gün, bir hafta eksiklik göz ardı edilebilir ama iki ay uzun bir zamandır. Böyle bir hayvan kurban olarak kesildiğinde eti helal olarak yenebilir ama sahibinin ve ona ortak olanların kurban ibadetini eda etmiş olmaları mümkün değildir. Hayvan sahibinin dul veya fakir olması hükmü değiştirmez. Allah'a emanet olunuz.
Cevap
Benzer fetvalar
Kurbanlık hayvanların yaş sınırı, Hz. Peygamber’in (s.a.s.) sünneti ile tespit ve tayin edilmiştir. (Müslim, Edâhî, 13, 15-16 [1963, 1965]) Buna göre kamerî yıl esasına uygun olarak, devede 5; sığır ve mandada 2; koyun ve keçide ise 1 yaşını doldurma şartı aranır. Bunun yanında, 6 ayını tamamlayan koyun, bir yaşını doldurmuş gibi gösterişli olması hâlinde kurban edilebilir. Koyunlardaki bu istisna bizzat Hz. Peygamber (s.a.s.) tarafından şöyle buyrularak yapılmıştır: “Yıllanmış (kurbanlık yaşını tamamlamış) hayvanlardan kurban kesin. Eğer bulmakta zorluk çekerseniz bir ceze’a (altı ayını doldurmuş gösterişli kuzu) kesin.” (Müslim, Edâhî, 13 [1963]) Bu istisnanın hadiste ifade edildiği şekilde sadece koyunlara mahsus olduğu konusunda İslâm âlimlerinin büyük çoğunluğu görüş birliği içindedirler. Evzâî gibi bazı âlimler ise bu hükmün keçi, sığır ve deve cinsi için de söz konusu olduğunu belirtmiştir. (Nevevî, Şerhu Müslim, 13/117-118 [1963]) Günümüzde Evzâî’nin görüşüne uygun olarak bu hükmün başka hayvanlar için de geçerli olabileceğini savunanlar olsa da bu görüşün kuvvetli bir delili yoktur. Çünkü kurban kesmek bir ibadettir. İbadetlerde ise akıl/içtihat değil, nakil/nass esastır. Hakkında açık delil bulunan meselelerde akıl yürütmek söz konusu değildir. (Kâsânî, Bedâ’i, 5/69; İbn Âbidîn, Reddü’l-muhtâr, 6/322) Nitekim bir yaşına varmamış ama yetişkin olan oğlağını kurban etmek isteyen bir kimseye Hz. Peygamber (s.a.s.), “Sen onu kurban et! Fakat senden başkası için yeterli olmaz.” (Buhârî, Edâhî, 8 [5556-5557]) buyurmuştur. Bu itibarla, gelişmiş olmakla birlikte şart koşulan yaşı doldurmayan hayvanların, koyun örneğine kıyas edilerek kurban edilebileceği şeklindeki bir yaklaşım isabetli görülmemektedir.
Selamünaleyküm. Bir kere, şükür kurbanı kesmeniz, yaparsanız çok iyi yapmış olacağınız, kaçırılmaması gereken bir iş değildir. Evet, şükür kurbanı kesebilirsiniz ama ondan daha önce kalbinizden Allah'a şükretmeyi denemeniz evla olandır. Netice olarak şükür kurbanı keserseniz onun eti adak gibi değildir. Bildiğiniz kurban bayramındaki kurban gibi kabul edebilirsiniz onu. Kestiğinizi fukaraya dağıtırsanız daha da iyisini yapmış olursunuz.
Selamünaleyküm. Bir kere, şükür kurbanı kesmeniz, yaparsanız çok iyi yapmış olacağınız, kaçırılmaması gereken bir iş değildir. Evet, şükür kurbanı kesebilirsiniz ama ondan daha önce kalbinizden Allah'a şükretmeyi denemeniz evla olandır. Netice olarak şükür kurbanı keserseniz onun eti adak gibi değildir. Bildiğiniz kurban bayramındaki kurban gibi kabul edebilirsiniz onu. Kestiğinizi fukaraya dağıtırsanız daha da iyisini yapmış olursunuz.
Satım işlemi tamamlandıktan sonra, malın teslim alınma imkânı verilmesine rağmen müşteri o anda teslim almayıp satıcının yanında kalmasını isterse söz konusu malı gerçekte kabzetmiş ve ardından satıcıya emanet bırakmış sayılır. Bu kural gereğince satın alınıp da korunmak veya beslenmek üzere Kurban Bayramı’na kadar satıcının yanında bırakılan kurbanlık hayvan onun yanında emanet hükmündedir. Emanet malın telef olması hâlinde, emaneti elinde tutanda kasıt, kusur veya ihmal bulunmadığı sürece sorumlu olmaz. Dolayısıyla, satıcı emanet malı, korunması gerektiği şekilde korur da buna rağmen mal telef olursa onu tazmin etmesi gerekmez; mal müşterinin malı olarak telef olur. (Merğînânî, el-Hidâye, 3/211) Bu durumda, kurbanlık hayvanın daha önce ücreti ödenmemişse, alıcının ödemesi gerekir. Ölen hayvanı satın alan kişi zenginse, yenisini alıp kesmek zorundadır. Yoksulsa yeniden hayvan alıp kesmesi gerekmez. (Merğînânî, el-Hidâye, 4/359) Kurbanlık hayvanı elinde emanet olarak bulunduran kimse, onu gerektiği şekilde korumaz veya ihmalkâr davranır ve bu yüzden hayvan telef olursa hayvanın değerini tazmin etmesi gerekir. Bu durumda da hayvan sahibi zenginse yenisini alıp keser. Yoksulsa kesmesine gerek yoktur. (Merğînânî, el-Hidâye, 4/359) Bununla birlikte satımı yapılan hayvanın müşteri tarafından Kurban Bayramı günlerinde teslim alınması tarzında yapılan bir satım akdinde, teslim-tesellüm akit anında gerçekleşmediğinden teslime kadar geçen zamanda meydana gelecek zarar, satıcıya ait olur. Zira teslim, müşteri hayvanı kurban etmek üzere götürmeye geldiği zaman gerçekleşmektedir. Teslim öncesi hayvanın helak olması hâlinde ise zarar satıcıya aittir. (Mecelle, md. 293) Buna göre alıcının yanında nakliye aracı ve yardımcı götürmeden hayvanı satın almış olması ve bayram gününe kadar hayvanın satıcının yanında kalması hususunda tarafların anlaşmış olmaları, satın alınan bir hayvanın satıcıya emanet bırakılmasından çok, hayvanın bayrama kadar satıcı tarafından bakılması şartıyla satışı mahiyetindedir. Bu durumda teslim gerçekleşmeden hayvan öldüğü takdirde zarar satıcıya ait olur. Ancak alıcı hayvanın yularını tutup teslim aldığını beyan eder ve ondan sonra da satıcıya emanet bıraktığını söylerse, hayvan emanet hükümlerine tâbi olur.
Satın alınırken kurbana engel bir kusuru olan hayvan kurban olarak kesilemez. Hayvan kusursuz olarak satın alındıktan sonra alıcının elinde iken kurban olmaya engel bir kusuru ortaya çıkarsa bu durumda kişi zenginse yeni bir hayvan alıp keser. Yoksulsa yeni bir hayvan alıp kesmesine gerek yoktur. (Merğînânî, el-Hidâye, 4/359; Kâsânî, Bedâ’i, 5/76) Kurbanlık hayvanın hasta olduğu, kesildikten sonra ortaya çıkmış ve sağlık sebebiyle etinin imha edilmesi gerekmiş ise bu durumda kurban ibadeti yerine getirilmiş olur. Bununla birlikte kurban kesiminden sonra satıcıya rücu edilip kurban bedelinin geri alınması hâlinde, alınan bedel tasadduk edilir. Şayet kurban bedeli satıcıdan geri alınamamışsa, kişinin yeniden bir kurban kesmesi gerekmez.
Kurban ibadetinin olmazsa olmaz şartı, besmele ile kesilerek kanının akıtılmasıdır. Bunun dışındaki kurallar kurbanın kurban olmasına değil de ecrinin azalmasına veya artmasına sebep olur. Ortak kesilen hayvanlarda ise, ortaklar arasında bir tartışma veya 'gözü kalma' olmamasına dikkat edilir. Bunun için de hayvanın ortak sayısı kadar eşit parçaya bölünmesi emredilir. Sizin önerdiğiniz taksime göre her organın eşit bir şekilde bölünmesi gerçekleşiyorsa mesele yok demektir. Allah kabul etsin.
dini sorular konusundaki diğer fetvalar
Hiçbir imza atmadan bu soruyu sormuş olsaydınız size uzak durmanızı tavsiye edecektim. Almanya şartlarında sizin böyle bir eve sahip olmanızda inşaallah bir sakınca olmaz. Allah Teala rızasından uzak kalmayacağımız işler yapmayı hepimize nasip buyursun.
'İslam', 'hareket', 'lider', 'komutan'. Bu kavramların içini doldurmadan, sorunuzun cevaplandırılması çok zordur. Dinimizi, günübirlik uygulamalarımızın altında ezmememiz gerekir. Bize göre bir İslam yerine İslam'a göre biz mücadelesi içinde olmalıyız. Sıkıştıkça dinimizin kurallarını devreye sokarak bir yol alamayız. Allah'a emanet olunuz.
Haccın şartlarından biri hac için yetecek kadar mala sahip olmaktır. Ancak bu malın hibe veya sadaka olmasında bir sakınca yoktur. Helal yolla size intikal ettikten sonra çok rahat hac yapabilirsiniz. Allah kabul etsin.
Paranızı evinizde saklayın veya müteahhidlik yapın demem ne kadar gerçekçi olur? Biz en müttaki mü'min gibi yaşamaya gayret edeceğiz ancak gerçekleri de tamamen yok sayamayız. Keşke hiç bankaya yanaşmasak hatta banka bulunan sokaktan bile geçmesek; ne kadar güzel olurdu. Şu anda zaruret durumu nedeni ile banka ile çalışacaksak sözünü ettiğiniz kurum ve onun diğer kardeşleri EHVENİ ŞER olarak çalışabileceğimiz kurumlardır. Zira o kurumlar en azından faiz haramını yok saymıyorlar. Bizim kadar olmasa da haramdan kaçmanın çarelerini arıyorlar. Ya da biz böyle biliyoruz. Zorunlu kaldıkça oraları kullanabiliriz. İnşaallah o kurumlar daha iyilerine sahip olmamıza vesile olacaktır. Allah'a emanet olunuz.
Müslüman zaten bilerek ve inadına orucu ile oynamaz. Genelde hata ve bilmezlik orucu bozacak işlere sevk eder. Şimdiki durumunuzun keffaret gerektirdiğini öğrendi iseniz keffaret tutarsınız. Allah kolay kılsın.
Alkol ve benzeri bir haramla karıştırılmadığı sürece midye haram değildir. Kerih gören âlimlerimizin görüşünü de dikkate alınca yenmemesini tavsiye ederiz. Ama yenmesi haram değildir.