Fetva Meclisi
Soru
Selamünaleyküm. Sayın Nureddin hocam, torpil konusunda bir videonuzda torpil yapmanın doğru olmadığını, Ebubekir (r.a.) halifelik zamanında bir yere müdür olarak atadığı kişinin düşebileceği hatayı önceden tespit edip yanlışa düşmesini engellemeye çalıştığını, Rasulüllah (sav)'in hadisiyle sabit olduğunu biliyoruz. Ben çeşitli illerde yüksek bir memurluk puanıyla adalet bakanlığının açtığı sınavlara girdim ve dereceyle girdim. Kimine 2. olarak, kimine 500 kişiden 35. olarak. Ben mahşerde Efendimiz aleyhisselamın hasmım olmasını istememe binaen araya adam sokup, benim hakkımın yenilmemesini istediğim için bir kişi de olsa başkasının yerini haksız işgal etme korkusuyla bu yola başvurmadım, vebalinin ağır olacağı inancındayım. Sonuç olarak hep sözlü mülakatlarda sorulan soruları bilmeme rağmen elendim 3 ilde de. Ben, çoğu arkadaş torpil diye tanımadığı adamların yanına gidip isteklerde bulunurken, bunu yapmadığım içten istemediğim, nasipse hakkımsa olur dediğim için hatalı mıyım?Ailem de dahil herkes yapıyor, ne olacak demeçleriyle karşı karşıya kaldım ama ben inanıyorum ki gökten bir damla yağmur yağıyorsa o insanların sayesinde. Diğer bir dersinizde bunun olabileceğini, referans olmanın dinen bir sıkıntı teşkil etmeyeceğinizi söylediniz. İdrak edemediğim bir husus varsa açıklık getirirseniz sevinirim. Ben de şimdi iş kaygısıyla oradan buradan adam bulup prosedür olarak girilen sözlü mülakatlarda ismimi alınacaklar listesine mi kaydettirmeliyim, yoksa hakkımla girip gereken soruları cevaplayıp tevekkül halinde mi olmalıyım?
Cevap
Benzer fetvalar
Zannederim sizin torpil dediğiniz şey resmi bir uygulamadır. O tür makamlara getirilecekler hakkında yetkili kişilerin araştırma yapması, ehil ve güvenli olanı bulmaya çalışması gerekmektedir. Yalan ve hileli olmadıkça referansla iş yapılmasında dinen bir sakınca olmaz. Sakıncalı olan sahte referanslarla iş görmektir. Allah'a emanet olunuz.
Selamünaleyküm. Bir mümin, hakkı olmayan bir şeyi elde etmek için ilave bir gayret göstermemelidir.. Hakkı olduğu halde, elde etmesine engel olunuyorsa elinden geleni yapabilir. Aynı şartları taşıyanlar arasında kendi liyakat ve ehliyetini ispat etmek için referans bulmasında sakınca yoktur. Bu bir hak yemek değildir; kendini ispat etmektir.
Selamünaleyküm. 1- Sizin asıl ve asîl vazifeniz, gayeniz saliha bir eş ve mükemmel bir anne olmak olmalıdır. Öğretmenlik ve diğerleri ikinci işlerdir. 2- Evlenmenin size farz olduğunu anlarsanız babanızın engeline takılmanız gerekmez. Babaların veya annelerin farzları engelleme hakları yoktur. Duygunuzu değil de aklınızı kullanarak böyle bir sürece girebilirsiniz. 3- Öğretmenliğin mübarek bir iş olduğunu tartışmaya gerek yoktur. Siz, sonuçları mübarek olacak diye yaparsınız, öyle bir ortamda bulunursunuz. Sonuç ise sizin elinizde değildir. Bütün ilimler için sizin endişeleriniz geçerlidir. Bilhassa kimya için geçerli değil midir mesela? 4- İHL'lerin ilk bölümleri sizin için uygun olabilir ama sizin de belirttiğiniz gibi orada da sıkıntılı durumlar olacaktır. Kız bölümünü tercih edeceksiniz ve kendinizi koruyacaksınız. Allah yardımcınız olsun. Size dua ederiz.
Selamünaleyküm. 1- Sizin asıl ve asîl vazifeniz, gayeniz saliha bir eş ve mükemmel bir anne olmak olmalıdır. Öğretmenlik ve diğerleri ikinci işlerdir. 2- Evlenmenin size farz olduğunu anlarsanız babanızın engeline takılmanız gerekmez. Babaların veya annelerin farzları engelleme hakları yoktur. Duygunuzu değil de aklınızı kullanarak böyle bir sürece girebilirsiniz. 3- Öğretmenliğin mübarek bir iş olduğunu tartışmaya gerek yoktur. Siz, sonuçları mübarek olacak diye yaparsınız, öyle bir ortamda bulunursunuz. Sonuç ise sizin elinizde değildir. Bütün ilimler için sizin endişeleriniz geçerlidir. Bilhassa kimya için geçerli değil midir mesela? 4- İHL'lerin ilk bölümleri sizin için uygun olabilir ama sizin de belirttiğiniz gibi orada da sıkıntılı durumlar olacaktır. Kız bölümünü tercih edeceksiniz ve kendinizi koruyacaksınız. Allah yardımcınız olsun. Size dua ederiz.
Tebliğ her zaman “söylemek” değildir, bazen doğru zamanı ve yolu aramaktır. Senin şöyle bir korkun var: “Ya söyleyemezsem, vebale girer miyim?” Hayır, mutlaka söylemek zorunda değilsin. Asıl sorumluluk; bildiğini kime, ne zaman, hangi dille ve nasıl anlatman gerektiğini araştırmak, planlamak ve niyetinde dürüst olmak. Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem şöyle buyuruyor: "Kim bir kötülüğü görürse eliyle düzeltsin. Gücü yetmezse diliyle. Ona da gücü yetmezse kalbiyle buğz etsin. Bu ise imanın en zayıf derecesidir." (Müslim, İman 78) Senin gücün ve şartların dilinle anlatmaya uygun değilse, kalbinle buğz etmen seni günaha sokmaz. Özgüven eksikliği “eksiklik” değildir. Çoğu zaman kibirden uzak bir mütevazılığın aşırılığa kaçmış hâlidir. Yani “Ben kimim ki bir şey diyeyim?” demen kötü değil. Ama eğer bu hal seni Allah için konuşmaktan, doğruyu savunmaktan, iyiliği emretmekten alıkoyuyorsa, orada tedavi gerekir. Sen sadece “söylenmesi gereken yerde susan” olma. Ama bağıran, kıran, yakan da olma. Tebliğ bir sevda işidir, bir emanet taşıma işidir. Sen de bu emanete talip olmuşsun, Allah seni bu yolda muhlis kullarından eylesin. Ya Rabbi! Bu kardeşimi, ilminden, edebinden, şefkatinden ve gayretinden ayırma. Onu güzel konuşan, güzel anlatan, güzel anlayan kullarından eyle. Kalbini geniş, sözünü tesirli, niyetini halis kıl. İnsanlara söz götüren değil, hidayete vesile olanlardan eyle. Âmin.
Selamünaleyküm. Bildiğiniz bir hatanız yoksa evham etmenize gerek yoktur. Bir de arkanızda sizden daha âlim birinin bulunduğunu biliyorsanız onun önüne geçmeyin. İmamlık bir meslek değildir; her mü'min namaz kılar ve kıldırır. Bunu böyle bilin ve cemaat sevabını kaçırmayın. Bu arada da bir ilmihal kitabını, bilen birinden muhakkak ders olarak okuyun. Allah amellerimizi kabul buyursun.
dini sorular konusundaki diğer fetvalar
Selamünaleyküm. Buna faiz demesek de fıkhen caiz olmayan bir ticaret yöntemidir. Sonunda kaç para ödeneceği net olarak belli olmayan bir ticaret sakıncalıdır
Selamünaleyküm. Sokaktaki kıyafete de şekil veriyorsanız ve bu şekil caiz değilse siz de vebale girersiniz.
Aleykümselam. Zamane kızlarının ekmeğine yağ sürer veya sürmez, hakikat budur. Dinimizin emirlerini, bizim menfaatlerimize göre şekillendiremeyiz. Allah ne buyurdu ise odur gerçek. Evet, keşke kadınların böyle bir derdi olmasaydı ama diyebilecek bir söz yoktur.
Aleykümselam. Seçici olacaksınız; lokantayı, lokantanın kaynağını seçeceksiniz.
Aleykümselam. Eşi, bu hizmetini görmelidir. Eşinin yapabileceği bir iş iken yabancıya o belgesini açması caiz olmaz
Aleykümselam. Zekât, parça parça da verilebilir, bir sakıncası olmaz.Herkes ibadetini kim için yaptığını bilerek yapmalıdır. Çöpe atılacak malını zekât diye verenin, Allah'tan beklentisi de o kadardır demek ki?