İslami Delil
Aramaya dön
Fetva

Fetva Meclisi

Soru

Yüzümün elmacık kemiğine denk gelen kısımlarında Allah'ın takdiridir ki kıllar (tüy değil çünkü ciddi derecede belirginler) çıkmaktadır. Sakal bırakmak istediğimde bunlar göze hoş görünmeyen bir hal almaktadır. Aynı şekilde ensemde de benzer şekilde yaradılıştan gelen ve kısa sürede saç gibi uzayan kıllar mevcuttur. Sırt, omuz ve göğüs gibi bölgedeki kılların değil de sadece bu iki bölgedeki kılların epilasyon gibi yöntemlerle alınması bu gibi hoş görünmeme durumlarında caiz midir?

Cevap

Erkek veya kadının fıtraten bilinen şeklinde bulunmayan tüylerin, kalıcı bir zarara neden olmadan alınmasında sakınca yoktur. Allah huzur ve afiyetinizi daim etsin.
Orijinal kaynak

Benzer fetvalar

FetvaDiyanet Fetva Kurulu

Dinimizin insana ait hiçbir şeyi dinin ilgi alanında tutmadığını bilmemiz gerekir. Buna göre de dinin karışmadığı bir alan gibi ne tüy ne sakal hiçbir şey yoktur. İnsan vücudundaki kıl, tüy, bıyık ve sakal dinin kurallarına dâhil konulardandır. Böyle geniş bir perspektifle bakmaya çalışınca şu özeti yapabiliriz: İnsanın bedenindeki tüyleri (saç, sakal, bıyık, kıl vs.) temiz ve bakımlı tutması, sağlığı ile ilgili bir konu olarak görüp ilgilenmesi İslam edebi ile alakalı kabul edilmiştir. Aynı zamanda da fıtratın korunması çizgileri içerisinde kalmaktadır. Baştaki saçın tıraşı konusunda hac ibadeti ile alakalı olarak sıfıra vurulması konusunda teşvik vardır. Bu hükmün dışında erkeğin saçı ile alakalı hüküm tek şekilli bir hüküm değildir. Bu da şu demektir: Kâfirlere ait bir sembolü taklit etmek, sağlıkla alakalı bir sorun oluşturmamak, ibadete (mesela gusle veya abdeste) engel bir durum oluşturmamak kaydıyla erkek saçını dilediği gibi bırakabilir. Sıfıra vurdurur, uzatır, düzeltir. Bu konuda birilerine benzememeye itina göstermek önemlidir. Kadınların saçları ile alakalı ise durum farklıdır. Kadının saçı onun ziyneti kabul edilmiştir. Kadın saçını kısaltabilir ama erkek gibi kökten kestiremez. Erkeklere benzemesi ve yabancı kültürleri taklit etmesi inceliğine dikkat edecektir. Erkeğin saçının (çocuklar da dâhil olmak üzere) bir bölümünün alınıp gerisinin bırakılması veya saç üzerinden şekiller yapılarak (mesela başın ortası sıfıra vurdurulup gerisi saçlı olacak) bir düzen yapılması da hadislerle yasaklanmıştır. Saça saç monte edilmesi de yasaktır. Tıbben gerekli bir tedavi dışında böyle bir uygulama caiz görülmez. Kaşlar başta olmak üzere yüzdeki kılların yolunması ile alakalı da şu kural vardır: Özellikle kaşların yaratılış şeklini değiştirip yeni bir tip oluşturacak uygulamalar caiz değildir. Göz kapaklarına temas eden, görmeyi engelleyen veya normal kaş yapısının dışına taşan kaşlara müdahale edilebilir. Bayanların yüzlerindeki tüyleri bir yolla almaları caizdir. Saç veya sakalın boyanması meselesinde ise genel olarak sakınca olmadığı söylenebilir. Özellikle siyah boya ile boyanması hususunda ise bazı âlimlerin en azından kerih gördüklerini bilmeliyiz. Bıyıklara müdahale edilmelidir. Tamamen salınmış bir bıyık şekli sünnete aykırı görülmüştür. Kısaltmak ile hafif bıyıklı olma arasında örfe ve çevre şartlarına itibar edilebilir. Sakalın kesilmesi konusunda hafi hüküm tahrimen mekruh olacağıdır. Bu da caiz olmamak anlamına gelir. Genel hüküm ise haram olmasıdır. Şu kadar ki, bu konudaki haram ifadesi bir zina ve alkol konusundaki haram ifadesi gibi değildir. Yaşanan toplumun şartlarını aşamamak gibi bir gerekçenin sakalsız olmaya ruhsat olabileceğini söyleyenlerin inşaallah yanılmamış olacağını umarız. Ama hedef Müslüman erkeğin sakallı olmasıdır. Sakala da kesinlikle bakım yapılmalıdır. Bedendeki diğer tüylerin (göğüslerde, bacaklarda, kollarda…) alınması konusunda haram düzeyinde bir yasak yoktur. Konu sağlıkla alakalı görülmelidir. Zaten sorunlu alınması gerekenler (koltuk altları ve etek tüyleri) alınacaktır. Gerisinde de sağlık kurallarına dikkat edilmelidir. Bedendeki tüylerin tamamına müdahale herhangi bir yöntemle yapılabilir. Yeter ki kullanılan yöntem insan sağlığı açısından uzun vadede bile olsa zararlı olmasın.

İnsan vücudundaki saç ve kıllar hakkında genel kurallar nedir? Örneğin bir Müslü
FetvaDiyanet Fetva Kurulu

Bedenden dinen alınabilir nitelikteki tüylerin, tıbben sakıncası yoksa lazer yöntemi ile giderilmesinde sakınca yoktur.

Hocam sünnet sakalının üst çizgisine komşu olan bölgedeki yani elmacık kemikleri
FetvaDiyanet Fetva Kurulu

Belirttiğiniz yerlerdeki kıllar, sağlık açısından bir zarar oluşturmuyorsa alınabilir, sakal gibi kesilmesi yasak değildir.

Bildiğim kadarıyla erkeğin sırt, göğüs, bacak gibi kıllarını alması caiz değil.
FetvaDiyanet Fetva Kurulu

İç çamaşırla örtülen bölgelerdeki kılların alınmasında sakınca yoktur. Önceden bir doktora bunu sorun, sizde kalıcı bir sakınca olmayacaksa aldırabilirsiniz.

Hocam benim sırtımda tüylenme var. Allah'ın izni ile evlenirsem hanımıma karşı b
FetvaDiyanet Fetva Kurulu

Selamünaleyküm. Benlerdeki tüy alınabilir.

Hanımların bıyık bölgesinde çok bariz olmayan tüylerin alınmasında bir sakınca v
FetvaDiyanet Fetva Kurulu

Selamünaleyküm. Tekrar çıkmayacak şekilde kılların alınması, fıtrata müdahaledir, yapılması caiz olmaz.

Selamünaleyküm hocam ben sporla uğraşıyorum. Vücudumdaki kıllar kas oluşmasını e

dini sorular konusundaki diğer fetvalar

FetvaDiyanet Fetva Kurulu

Ticaret yapmak için bekletilen hazır veya hammadde türünden emtianın zekât malı olarak hesaplanması gerekir. Gayrimenkuller de satılmak için bekletiliyorsa aynı durumdadır, onların da hesaplanması gerekiyor. Ne kadar malın zekâtını vereceğimizi hesaplamak için de elimizdeki hazır veya hammadde türünden emtianın maliyetini hesaplarız. Bize maliyetleri itibarıyla mesela beş yüz ise beş yüzünü zekâtını vereceğiz. Zekât vereceğimiz zaman, üzerimize tahakkuk etmiş bulunan borçların düşülmesi gerekiyor. Çünkü tahakkuk etmiş borç kadar olan mal aslında bizim değildir. Aylık ödeme takvimimiz de böyledir. Mesela Ramazan ayında zekât verecek olan mümin, o ay içinde tahakkuk etmiş faturalar ve tahakkuk etmiş işçi bordrolarını eldekinden düşebilir. Zira yirmi gün çalışmış bir işçinin, çalışmasına karşılık olan miktar onun malı değildir. Her ne kadar teslim edilmemişse de o para işçinin hakkıdır; o eldekinden düşülebilir. Elektrik, su, vergi vs. giderleri böyle hesaplayabiliriz. Yalnız müstakbel ödemeleri bu sınıftan saymamız doğru olmaz. Allah Teala infaka muvaffak kılsın.

Eldeki stok ticari teminatımızın, menkul ve gayrimenkulumuzun zekatı konusunda b
FetvaDiyanet Fetva Kurulu

Namaz dinin direğidir. Dinimizin direği ne ise o bizim hayat dinamiğimizdir. Namazı hava gibi su gibi görmeliyiz. İş yeri şartlarımız, ev ve çevre seçimimiz, evliliğimiz ve benzeri temel hayat ihtiyaçlarımız namaz eksenli bir seçime göre olmalıdır. Her şeye rağmen iş yeri şartlarında namazı eda etme zorluğu ile karşılaşırsak, namazın sünnetlerini kısabiliriz. Sadece farzları kılarak geçici de olsa bir tedbir üretebiliriz. Mesela öğlen namazı veya ikindi namazı farz olarak kılındığında beş dakikadır. Beş dakikalık bir fırsatı muhakkak yakalarız. Abdestimizi önceden ayarlamamız halinde namaz bir sorun olmayacaktır. Buna rağmen namaz kılınamıyorsa, tenzili rütbe bile olsa farklı bir yere intikal ederek ve hatta rızkımızı başka bir yerden temin etmeye varıncaya kadar alternatiflere başvurmalıyız. Bunun adı namaz; herhangi bir şekilde tavizi asla yoktur. Ancak en ağır memuriyet şartlarında bile namazın sorun olmayacağını düşünüyorum. Siz, kapasitenizi ve samimiyetinizi amirlerinize başka zamanlarda ispatlamanız halinde size beş dakikayı çok görmeyeceklerdir. Şunu da zikretmek gerekiyor: Namazın ve İslam'ın önü açıktır. Merak etmeyin, namazın değil onu terk etmenin sakıncalı olduğu günlerimiz yakındır biiznillah. Allah'a emanet olunuz.

Çalışanlar için hele benim gibi devlet dairesinde çalışanlar için vakit namazlar
FetvaDiyanet Fetva Kurulu

Bu konuda yoğun sıkıntıların yaşandığı bir zamandayız. Maalesef, haramların dikkate alınmasında gevşeklik yaygınlaştı. Allah'a sığınırız. Size özellikle bir uyarıda bulunmak istiyorum. Sizin için söylenmesi uygun değilse sözlerimi söylenmemiş sayın. Bu konuda hanımlar, erkeğin harama düşmesini değil de kendilerinin bir kuma ile karşılaşmasını dert ediniyorlar. Halbuki asıl sorun bir Müslüman'ın en ağır haramlardan bir harama bulaşmasıdır ki hiçbir şekilde sizin kuma görmenizle kıyas edilemez bir durumdur. Eğer siz, kuma görme endişesi ile bakıp dualar ediyorsanız isabeti az dua ediyorsunuz demektir. Halbuki, eşinizin harama düşmesinden endişelenerek dua etse idiniz Allah, onun kalbini daha çabuk yumuşatacaktı. Tabii ben, kalbinizi bilerek söylemiyorum bunları. Genelleme yaparak söylüyorum. Siz ve kalbiniz Rabbiniz ile başbaşasınız. Eşinizin, açlık tehlikesi olmadığı halde haram bir ortamda çalışması şüpheli bir durumu göstermektedir. İyi bir Müslüman ise şüphelilerden kaçınarak imanını korur. Eşinizin kendisini fetva dinlemeye ikna edin, daha iyi sonuçlar alırsınız. Ama iş sizin samimi duanızdan geçiyor bilesiniz. Allah'a sığının, başka kapınız yoktur. Olayı çocukların seviyesine de indirmemeye çalışın. Ateşe benzin dökmüş olursunuz.

Eşim iş yerinde, 26 yaşında açık bir bayanla çalışıyor, mesai yapıyor. Sonra da
FetvaDiyanet Fetva Kurulu

Faizi yaşam tarzı olarak gören bir ortamda, o ortamın şartlarına göre kurulmuş ve işleyen bir kurumdan yüzde yüz helallik beklemek doğru değildir. Bu birinci gerçek. İkinci gerçek ise şudur: Bankadan, faizden tamamen tecrit edilmiş bir hayat neredeyse mümkün bile değildir. En azından dumanı bizi gelip buluyor. Buna göre Müslüman, illa uğrayacaksa sahiplerinin Müslüman ve faizin haram olduğuna inandığını bildiği kurumlara uğrayabilir. Bu bir tür alkolden üretilmiş ilacı kullanmaktaki zarurete benzemektedir. Yoksa: 'Şu kurumlar mubahtır.' diyebileceğimiz bir ortamda yaşamıyoruz. Helal yiyip iffetli yaşamayı Allah Teala hepimize müyesser kılsın.

Finans kurumu ya da kurumlarından kredi sözleşmesinde dinimizce herhangi bir mah
FetvaDiyanet Fetva Kurulu

Tutulmayan orucun yerine KAZA yapılır. KAZA, tutulamayanı eksik veya fazla yapmadan aynıyla tutmaktır. Bir güne bir gün iki güne iki gün şeklinde. Eğer oruca niyetlendikten sonra caiz olmayacak bir şekilde yeme içme veya cima yoluyla oruç bozulursa bu bozmanın cezası olarak KEFFARET devreye girer. KEFFARET altmış gün peş peşe oruç tutmaktır. İlave olarak da kaç günün orucu bozulmuşsa o da ilave edilir. Ramazan gününün orucuna hiç niyet etmemek, günü oruçsuz geçirmek ise keffareti gerektirmez. Çünkü keffaret, sözkonusu günahın cezasına katlanıp ondan kurtulmaktır. Hiç niyet etmeme kabalığını keffaretin kaldırması mümkün değildir. Onu yıllarca süren göz yaşları ve büyük bir tevbe paklayabilir. Sonra da tutmadığı kadar orucu kaza eder. Allah Teala nefislerimize uymaktan bizi muhafaza buyursun.

Kişinin ramazanda niyetlenmediği (hiç tutmadığı) oruç için kaza mı tutması gerek
FetvaDiyanet Fetva Kurulu

Zalimin zulmüne sessiz kalmak elbette mümkün değildir. Bu durumdaki kadının kendisini zulümden kurtarması hakkıdır. Yeni doğacak çocuk ve o çocukla beraber gelişecek aile ortamında zulmün artacağını düşünen kadının, bu düşüncesinde duygusallığının ne kadar etkili olduğu da önemlidir. Genelde insanlar kendilerine doğru yontarak anlatırlar. Elbette, aile içi ortamı da en iyi bilen odur. Eğer anlattığı boyutta ağır bir zulüm ortamında bulunuyorsa yaptığında inşaallah bir sakınca yoktur. Allah yardımcısı ve yardımcımız olsun.

Bir kadının kocası ona zulmediyor; kimi zaman dövüyor, kimi zaman tavana asıyor.

Paylaş

XWhatsAppTelegramFacebook
Bu içerikte bir hata mı var? Bize bildirin.

Site deneyimini iyileştirmek için çerezler kullanıyoruz. Ayrıntılar için Çerez Politikası.