Fetva Meclisi
Soru
Hocam zekât konusu hakkında bilgi almak istiyorum. Abimle beraber calisiyoruz.10 tane araçla rent a car isi yapiyoruz ama araçlar büyük bir şirketten kiralık. 3 yıllık kiraladık bizde günlük kiraya veriyoruz. Ayriyeten borca girerek süt işletmesi kurduk hayvanların borcu bitmedi.14 inek var onların da doğan 14 yavrusu var su an. Günlük 200 kg sut satıyorum. Ayriyeten ev halkından anne baba emekli. Eski yaptığımız ticaretlerden olsun cahilliğimizden bankalara bulaşıp onlara olan borçlarımızdan olsun piyasaya da borcumuz var. Simdi zekâtı var mıdır benim durumumun. İnaninki arabalar arada kaza yapıyor hayvanlara yem alacak para olmuyor öyle sıkıntılı duruma düştüğümüz oluyor hocam. Bu bereketsizlik zekât vermediğim için mi oluyor sormak istedim hocam hayırlı ramazanlar.
Cevap
Benzer fetvalar
Selamünaleyküm. Arabayı saymayın. Borçlarınız varsa onları da düşün.Elinizde nakit veya bankada birikmiş paranız, altınlarınızın toplamı 81 gram altından fazla ediyorsa, bu sizin zekât verecek durumda olduğunuzu gösterir. Bu durumda mevcudun % 2,5 kadarı zekât olarak verilecektir. Kaç yıl böyle geçti ise şimdi onları aynı oranda verebilirsiniz. Bundan sonra da, her yılın bir gününü mesela ramazan ayının birini kendinize zekât günü kabul edin. O gün geldiğinde, sözünü ettiğimiz miktar kadar paranız varsa zekât verirsiniz.Allah kabul etsin.
Aleykümselam. Burada zekât sadece 110 gram altınınız elinde bulunduğu zaman söz konusu idi. O elinizde bir yıldan fazla bulundu ise ve o esnada onun değerini düşürecek kadar bir borcunuz yoktuysa onun yüzde iki buçuk kadarını zekât vermeniz gerekirdi.Araba bineğinizdi, onun zekâtı yoktu.Şu anda da elinizdekinden çok fazla borcunuz var, yine zekât vermenizi gerektiren bir durum yoktur.
Selamünaleyküm. 1- İleride ev veya araba satın almak için biriktirilen para, zekâtı verilmesi gereken paradır. Çünkü bu tarzda biriktirilmiş bir para aslında başka işler için de harcanabilir bir maldır. Mesela vaz geçip o para ile tatile de gidebilirsiniz. Ama siz mesela yüz bin liralık bir ev için sözleşme yapıp borca girseydiniz, yüzbin lira biriktirinceye kadar elinizdeki paranın zekâtı gerekmeyecekti. Böyle bir durumda elinizdekini alacaklısı adına saklamış gibi olacaktınız. 2- Ev ve iş yeri gibi kullanmakta olduğunuz ya da tarla gibi istimal ettiğiniz gayri menkuller için zekât gerekmez. Çocuklar için muhafaza ettiğiniz yerler için de gerekmez. Ancak satmaya niyet ettiğiniz gayrimenkuller, satış niyetinizden itibaren zekât malı hükmündedirler. Bu durumda da zekâtları yüzde iki buçuk üzerinden olacaktır. Allah'a emanet olunuz.
Selamünaleyküm. Hayvancılıkla ilgili kuralları belirleyen kanunlara, kurallara uymanız gerekir. Onlara aykırı davranmanız durumunda insana zarar verdiğiniz için veya hayvana eziyet ettiğiniz için vebale girersiniz. Geçmiş için istiğfar edin yeterlidir. Annenizin biriktirdiği para zekât seviyesine gelince zekâtı verilecektir. Akide konularına ilmihal düzeyinden daha fazla girmenizi tavsiye etmem size, zihniniz karışabilir.
Allah Teâlâ sizi zekât ibadetine muvaffak olan kullarından kılsın. Âmin. a- Dükkândaki mal konusunda bir eksiklik var. Oradaki satılık olmayan mallar için zekât yoktur. b- Dükkândan hisseniz kadarını sizin konunuz yapın. Mesela yüzde ellisi sizin ise ve içinde satılık mallar piyasa fiyatı yüz lira ise siz elli liranız var kabul edin. c- Dükkândaki bu bilgi eksikliği dışında sizin bu yıl için zekât vermenize gerek yoktur. Zira zekât senesini hesaplamak için elinize NİSAB MİKTARI mal geçtiği günden itibaren bir yıl beklemek gerekiyor. Sizin ilk elinize geçen altmış gram altın başlamak için yeterli değil. Boş iş yeri ise nisap takvimi için başlamaya uygundur. Onun üzerinden 355 gün geçtikten sonra elinizdeki para+SATILIK daire, arsa+altın ve benzerlerini toplar (hepsinin başlama takvimini onlarınki eksik de olsa bu ilk başlanmışı ilave ederek) hesap edersiniz. d- Oturduğunuz eviniz ve bineğiniz için zekât yoktur. Allah kabul buyursun.
Selamünaleyküm. Zekât için şu ölçülere dikkat edebilirsiniz: - Kendinize bir zekât günü belirleyin. Mesela bu gün, on Ramazan olabilir. Her sene o günü zekât için aşağıdaki hesabı yapma günü olarak belirleyin. - O hesap gününüzde elinizde seksen bir gram altın veya onun değerinde bir mal varsa siz zekât mükellefisiniz. Daha az ise o sene mükellef değilsiniz. - Elinizde nakit, çek-senet, alacaklar, satılık mal (maliyetleri üzerinden hesaplanacak) ne kadarsa onları toplayın. Bu toplam sizin sermayeniz olacak. - Alacaklardan geri dönmesi zayıf alacakları erteleyebilirsiniz. (Onların payını geri döndüklerinde yaparsınız.) - Varsa borçlarınızı, tahakkuk etmiş faturalarınızı toplayın; elinizdekilerin toplamından düşün. - Geriye kalan mal sizin zikat için muhatap olduğunuz maldır. Onun yüzde iki buçuğunu zekât olarak verirsiniz. - Zekât verirken kişiye veriyorsanız zekât açıklaması yapmanız gerekmez. Kuruma veriyorsanız, zekât açıklaması yapıp onları vebalden kurtarmanız gerekir. - Somali veya bir benzeri yere sizin zekâtınızı götürecek kurumun fıkhî hassasiyeti varsa rahatlıkla gönderebilirsiniz. Allah'a emanet olun.
bereket konusundaki diğer fetvalar
Görüntüsü güzel bir iş bu. Allah ise görüntüye bakmaz, yüreklerdeki hasrete bakar. O grup kaç kişi ise onların toplamının yerine sizden birinin gece kalkıp ihlasla okuduğu bir sahife Kur'an çok daha bereketlidir. Belki de dünyayı berekete boğar o tek sayfa. Dini böyle törenlere, bilgisayar programlarına ayarlamak hatadır. Bir ağabey olarak görebilirseniz beni size tavsiyem, bu programı haftada bir veya iki gün bir camide sabah namazında buluşmaya çevirin, çok daha feyizli bir iş yaparsınız. Size dualar ederim. Allah Teâlâ niyetinize bereket, size himmet ihsan etsin.
Bu kadar bir ayrıntıda evinizin bereket kaynağını huzursuz etmeyin. O okudukça size de rahmet iner biiznillah. O okurken aşırı bir laubalilik denecek iş yapmayın, çocuklar oynasın, siz ev işlerinizi yapın, sakıncası yoktur. Allah Teâlâ hepimizi Kur'an ehli olanlardan kılsın. Âmîn.
Cüzdan duası diye bir şey hikâye bile değildir.
Müslüman gizli bir iş yaparak helal para kazanamaz. Şeffaf olmalısınız ki kazancınız helal olsun. Maaş oranına değil berekete bakın siz.
Zina yapmış olmak demek büyük bir haram işlemiş olmak demektir. O büyük haramı işleyen birisi daha sonra tevbe etti ise tevbesinden sonra o da tertemiz bir mü’mindir. Ona ait özel bir hüküm aramaya gerek yoktur. Tevbe etmemiş veya hâlâ o işi yapmaya devam ediyorsa elbette öyle bir ortak bereketin kenesi olabilir. Onunla ortak olmamayı tercih etmemiz yakışır ama “ortaklık yapılmaz” diye de bir kural yoktur. Zinanın haram olduğunu kabul etmeyen ve böylece dini olmayan birisi ise kâfir ile nasıl davranılıyorsa ona da öyle davranılır o zaman.
Önce mükemmel bir tevbe ve istiğfar yap. Ebediyen o günaha bir daha dönmemeye kararlı ol. Evi de elin geniş olduğu zaman satarsın. Önemli olan şimdi onu satman değil günaha nedamet göstermendir.