Fetva Meclisi
Soru
Annem, babasından kalan para, mal, mülk vb. serveti dilediği gibi ve dilediğine, dilediği kadar bağışlamakta ya da bağışlamamakta serbest midir? Anne ailesinin tek kızı olduğu için oğlan kardeşleriyle eşit mi alır? Şer'i hükmü nedir? 2)Vefat etmiş bir babanın arazileri mevcut kanunlara uygun olarak oğulları ve kızları arasında eşit bölüşülmüş olsa, daha sonraları babanın oğlan çocukları, mevcut maddi durumları kendilerinden çok daha iyi durumda olan kız kardeşlerine bu paylaşımın dinen yanlış olduğunu, haklarının şer'an (oranı yanlış yazabilirim)1/2 olduğunu hatırlatıp, dini esaslara uygun yeniden paylaşılmasını teklif etse (ki söylendi kabul görmedi o eskiden öyleydi cevabı alındı) oğlan çocukları hata mı yapmış olur? Yeniden şer'i paylaşımı kabul etmeyen kız kardeşlerin durumu nedir? Baba mirasının paylaşımı şer'an nasıl olmalı?
Cevap
Benzer fetvalar
Selamünaleyküm. Burada iki durum var: Babanızın işçisi gibi çalıştı iseniz ve biriktirdiğinizi babanıza verdi iseniz, o da dilediği gibi tasarruf etti ise şimdi bütün malı erkek/kız kardeşler ve anneniz arasında bölüşmeniz doğru olan olur. Hayır, siz bir ortak gibi çalıştı iseniz babanızla şu andaki malda babanızın malını ortak bölüşürsünüz sizin olan sizde kalır. Genellikle Anadolu kültüründe birinci durum uygulanmaktadır. Siz kız kardeşlerinizle durumu değerlendirir ve onların hak talep etmedikleri bir yöntem bulursanız dinen bir sorun kalmaz.
Bir insan ölmeden malını miras gibi taksim etmemelidir. Miras, ölümden sonrasına kalsa daha iyi olur. Evlatlardan birinin Kur'an'ın hükmüne itiraz etmesi onun bileceği bir iştir; mesele iman meselesidir. Siz karışmayın. Kalan size helaldir. O yasal bir güç kullanıp malına haram karıştıracaksa onun bileceği bir durum.
Selamünaleyküm. Kardeşler aralarında böyle bir anlaşma yaptılar ve erkekler bundan bir hak talep etmiyorlarsa bu bir anlaşma olduğu için annenize kalan caizdir. Erkeklerden biri, annenize verilen fazlalıktaki hakkını talep ederse onu alması hakkıdır.
Bir insan ölmeden mirası olmaz. Ölmeden dağıtılan miras değil hibedir, hibede ise eşitlik olur. Evet, öldükten sonra mal sahibi, onun mirası erkeğe iki kıza bir şeklinde dağıtılır. Siz anlaşılan o noktada değilsiniz. Bu tür konulara girmemeniz daha evla olur.
Bir insanın ölmeden önce malını çocukları arasında pay etmesi iki şekilde olabilir. Birincisi, 'ben öldükten sonra şöyle şöyle paylaşırsınız' der. Bu caiz değildir. İnsanın malına zaten varis olacak birilerine malını paylaştırması yani mirasını sağlığında uygulaması caiz değildir. Eğer dedeniz bunu yaptı ise yaptığı yanlıştı. Annenizi mahrum etmesi de hata idi. Annenizin hakkını alması caiz olabilir. İkincisi ise kendi sağlığında herkese bir payı hibe olarak teslim edip malını bölüştürmesi şeklidir. Bu durumda da evladı arasında adaletli davranması gerekirdi. Ortada bir yok sayma varsa, bu bir zulümdür. Annenizin bu durumda manen haklı olması mümkündür ama bir mahkeme ile hakkını talep etmesini tavsiye edemeyiz. Zira baba sağlığı yerinde iken böyle bir iş yapmıştır. Eğer babası bu uygulamayı yaptığında aklı yerinde değildi ise veya ölümcül denebilecek bir hastalık içinde idiyse anneniz buna da itiraz edebilir, aldığı da Şeriat'ın ona verdiği kadarı ile helal olur. Öyle veya böyle dünya malı için Allah'ın en önemli emirlerinden biri olan sılayırahimi eskitmemek gerekir.
Allah Teâlâ hepimizi razı olacağı işlere erdirsin. Kadın, Allah’ın kulu olarak erkekten farklı değildir. Fıtratının gereği farklı olduğu birkaç alan dışarıda tutulursa kul ve insan olarak kadınla erkek aynıdırlar. Temelde böyle görülmelidir konu. Ümmetimizin bütün âlimleri, sahip olma ve tasarrufta bulunmada erkekle kadının aynı olduklarına ittifak etmişlerdir. Kadını bu hususlarda farklı gören bir âlim yoktur. Çünkü mesele Kur'an boyutunda aynı tutulmuştur, kimse farklı bir iddiada bulunamaz. Kadının mal ve para konusunda ne durumda olduğunu şu başlıklarda özetleyebiliriz: a. Kadının mirastan, hibeden, mehrinden ve çalışıp kazandığından birikimi olabilir. Bu birikim nakit para da olabilir diğer helal kullanılabilen menkul veya gayrimenkul yatırımlar, işletmeler olabilir. Malı olan bir kadın hiçbir engel olmadan malı üzerinde tasarruf edebilir. b. Müslüman kadın öğretmenlik, tıp, el sanatları, ticari işletmelerin bayanlar bölümü, din hizmetleri gibi alanlarda çalışabilir. Kadınlığı ve anneliği eritmeyen helal alanlarda çalışmasında sakınca olmaz. Yeter ki bu çalışma beraberinde harama hizmet, halvet gibi sakıncalar getirmesin. Tesettüründen taviz vermeden, velisi ve eşinin ön izni ile çalışırsa bu çalışması onu asi kul olmaya götürmez. Erkek veya kadın herkes her yerde her zaman Allah’ın şeriatına göre olmaya zaten mecburdur. c. Kadının geçimi açısından mali kaynak ele alındığında ise evleninceye kadar babasının onu geçindirmeye mecbur olduğunu bilmemiz gerekir. Anne olarak da geçimi çocuklarının üzerine görevdir. Eş olduğunda da kocası onu geçindirecektir. Kadının yuva yıkıcı, aile dağıtıcı bir durumu olmadığı sürece bu geçindirme ilkesi dinin teminatı altındadır. Hatta kadın normal çalışan bir kadın olduğunda bile eşi onu geçindirmek zorundadır. Boşanmış durumunda da iddeti bitene kadar eşi onu geçindirir. Baba, eş ve evlat sahibi olmayan kadının geçimi onun miras bağı kurulabilecek akrabaları üzerinedir, yine kadın boşlukta değildir. d. Kadın, olağanüstü ihtiyaç durumundaki çocukları, anne babası ve dede ninelerinin geçimini üstlenebilir. e. Kadının malına eşinin hiçbir şekilde müdahale hakkı yoktur. Erkeğin KAVVAME hakkı içinde kadının malına karışma maddesi yoktur. Kadın malını harcarken bir harama, israfa harcamıyorsa bir başkasına danışmaya mecbur değildir. Bu sormama kuralına eşi de dâhildir. Kadın malı ile alakalı konularda eşine karşı bir eksiklik oluşturmadığı sürece izni dâhilinde iş yapmak zorunda olmaz. Genel kurallar bu şekildedir. Allah Teâlâ erkeğimizle kadınımızla hepimizi helal ve bereketli mal sahibi olmaya kavuştursun.
dini sorular konusundaki diğer fetvalar
Selamünaleyküm. Adetten kesilmiş olmak yeterli değildir. Pirifâni dediğimiz seksenlere yanaşmış kadın için ihtiyar muamelesi yapabiliriz. Sizin hala demeniz yeterli değildir. Babanızın kuzeni babanıza da yabancıdır, size zaten yabancıdır. Nişanlınız, nikâh vaktine kadar size yabancıdır. Onun akrabaları da doğal olarak yabancıdır. Allah'a emanet olunuz.
Selamünaleyküm. Eşinizden mehir olarak aldığınız sizin öz hakkınızdır. Onun dışında rica eder ve alabilirsiniz, mecbur etme hakkınız yoktur. Eşiniz ölünce, siz ve birinci eşi eşit durumda olursunuz. Bunu kanun nezdinde kabul etmeyeceklerse durumu şimdiden eşinizle paylaşabilirsiniz.
Selamünaleyküm. Önce, küfür sözü söyleyen veya ameli işlediği söylenen kişinin, ne kadar o düzeyde bir söz söylediği veya amel işlediği konusunda karar vermek gerekir. Yapılması gereken şudur: İtham konusu olan şey, bir ilim adamına danışılır. Mesela Müftüye danışılır. Küfür olduğu kararı öğrenilirse o şahsa tevbe etmesi teklif edilir. Tevbe ederse mesele biter. Diretirse arkasında namaz kılmayız.
Selamünaleyküm. Bir bayanın iki aybaşı durumu arasında ON BEŞ GÜN temizlik dönemi olması gerekir. Bu on beş gün zarfında gelen kan, istihaze kanıdır. İstihaze kanı, bir özür durumudur. Her namaz vakti abdest almanın dışında yapmanız gereken bir şey yoktur. Hiçbir şey yokmuş gibi ibadetlerinize ve eşinizle ilişkinize devam edebilirsiniz.
Selamünaleyküm. Erkeklerle selamlaşma, tokalaşma ve muhabbet hariç gerisinde doktorluğun gerektirdiği işler olarak ruhsat vardır. Mü'min kimliğinizi muhafaza edin, sulandırmayın, takvayı ölçü alın ve işinize devam edin. Sonda sonrasında da abdest gerekmez. Kolay olsun, hayır ve bereketli olsun.
Selamünaleyküm. Ne zaman aybaşı oldu isen o zamandan itibaren namaz kılman gerekirdi. Aybaşı olduğun günü hesap et, o günden itibaren kıl. Fazla kılsan da zararı yoktur.