Fetva Meclisi
Soru
Benim mezar taşındaki karekodlar hakkında bir sorum var. Ölen kişi için elbette hiç bir anlamı yok bu uygulamanın ama geride kalan aile yakınları böyle bir şey yapmak isteseler dinimize uygun mudur? Bir de hocam ölen kişilerin mezar taşında neden fotoğraf olmaz? Dinimizde sakıncası var mı bu durumun?
Cevap
Benzer fetvalar
Bir insan ölmeden malını miras gibi taksim etmemelidir. Miras, ölümden sonrasına kalsa daha iyi olur. Evlatlardan birinin Kur'an'ın hükmüne itiraz etmesi onun bileceği bir iştir; mesele iman meselesidir. Siz karışmayın. Kalan size helaldir. O yasal bir güç kullanıp malına haram karıştıracaksa onun bileceği bir durum.
Müslümanlar olarak genel teamülümüz Müslümanlara ait bir mezarlığın bulunması ve Müslüman olarak ölenlerin oraya defnedilmesidir. Böylece pek çok Müslüman’ın bir arada olması duadan istifade bakımından en iyi olandır. Belirttiğiniz şekilde bir ailenin veya belli bir simge etrafında toplananların özel bir alanı mezarlık edinmelerinin sakıncalı olduğuna dair bir bilgiye rastlamadık.
Allah Teâlâ babanıza rahmet etsin. Şunu bilmemiz gerekir ki, her şeyden önce ölüme hazır olmak ve mezarın içini imanla, ameli salih ile doldurmak asıl görevimizdir. Bunu da mezara girecek olan ölmeden önce yapmalıdır. Mezara girdikten sonra geride kalanların katkıları ile ya da mezarın üstünü imar etmeleri ile orada kıyamet vaktine kadar beklenmez. Dışarıdaki mermerler altta selamet vermez. Allah Teâlâ hepimizin kabrini cennet bahçelerinden bir bahçe kılsın. Âmîn. Elbette oğlu olarak da anne babanız için yapacağınız şeyler olacağını bildiğinizi zannediyorum. Varsa borçlarını kapatmak, onun için istiğfar etmek, ibadetler yapıp dualar etmek, onun dostlarını ihmal etmemek mezarını imar etmekten çok daha önemlidir. Bu arada mezarını da yapabilirsiniz. Size neler yapılabilir, nelerde sakınca olurun özetini aktarabilirim: Alttaki ölünün unutulmamasını sağlayacak bir işaret konabilir. Taş, tahta veya benzeri bir şey olur. Ölünün kimliği ile alakalı bilgiler, gerekli rakamlar ona yazılabilir. Böylece kabrin yeri sabitlenmiş olur, başka kabirlerle karışmaması ve gerekli hukukun korunması da sağlanmış olur. Bu işaret de genelde baş tarafına konur ki böylesi güzeldir. Ölünün resminin kabrin üzerine konması veya taşa işlenmesi uygun değildir. Bu sadece batılı anlayışın bilinçsizce taklit edilmesidir. Kabir duvarlarına Kur'an ayetlerinin yazılması da kaçınılması gereken bir iştir. Kuşların, mezarlığa giren kedi-köpek vb. hayvanların kirletebileceği düşünüldüğünde sakınca daha rahat anlaşılır. Kabrin üzerine sürekli yeşil kalacak şekilde ağaç dikilmesini fukahamızdan hoş görenler olmuştur. Çiçek bahçesine dönüştürmeyi de en azından israf olarak görürüz ama mümkün oldukça ağaç dikilebilir. Kabrin altının imarı asıl olandır. İbret almak ve sevap göndermek için oluşması gereken ortamı gösterişe dönüştürmek uygun olmaz. Kabrin içinin veya dışının boyanması israftır ve bu ümmetin kültürüne uzak bir iştir. Kabrin üzerine çatısı olan yapı oluşturulması Hanefi mezhebi fukahasınca tahrimen mekruh kabul edilmiştir. Bazı fakihler ise ulemanın ve meşayıhın kabirlerinin üzerine kubbe yapılması durumunda insanların ibret almalarına daha çok vesile olabileceği umudu ile caiz demişlerdir. Yine de biz, kabrin içindeki hazırlıkların daha öncelikli hatırlanması tavsiyesine dikkat ederiz. Mezarın çapı kadar bir beton/mermer veya uygun eşyadan yapı yapılabilir ama bu yerden yüksekliği çok az olacak şekilde olmalıdır. Maksat mezarın yerinin sabitleştirilmesi ve üzerindeki toprağın kayması ile mezarın açılma riskinin önlenmesi olmalıdır.
İnsanlık bu cevabı en az on bin senedir arıyor, sen de arayabilirsin. İnşaallah bütün cevaplar cennette bulunacak, oraya hazır olmalıyız.
Haklısınız, doğru söylüyorsunuz. Dua edelim de basiretli işler yapmaya Allah Teâlâ bizi muvaffak kılsın.
Hanım efendiden kalan mal, miras konusu olacak bir maldır. Eğer sabit bir vasiyeti varsa o vasiyet, kalan malın üçte biri kadarından yerine getirilir. Vasiyeti yoksa miras sahipleri haklarını alırlar. Allah Teâlâ rahmeti ile muamelede bulunsun bacımıza.
ahiret konusundaki diğer fetvalar
Allah Teâlâ işini kolay etsin. Ürkerek gitme. Sen nereye gidersen veya nerede kalırsan kaderin seninledir. İnsanı kurşun öldürmez eceli öldürür. Orada imanlı bir gencin ideal örneği olarak bulunmaya çalış. Sabrı unutma, o senin miğferin gibi olsun. Namaz diye bir dert olamaz, korkma. Bizim şu kâinatta namaz kılamayacağımız bir yer yoktur. Başımızı olmadı gözlerimizi hareket ettirerek de olsa namazımızı kılarız biiznillah. Abdest alırız, alamazsak teyemmüm ederiz. Namazsız kalmayız yine de. Şimdiden öyle bir tereddüt yaşarsan şeytan sana namaz mazeretleri üretebilir. Namazsız bir dünya yoktur biiznillah, hiç korkma. Evden çıkarken Fatiha, Ayetelkürsi, İhlas, Felak ve Nas surelerini oku, üzerine üfle, öyle çık evden. Annenin babanın da duasını al. Daha korkma. Orada kendini esir havalarına daldırma. Ahiret derdi olmayanların dertlerine katılma. Boş vaktinde, normal yürürken zikirler yap. Ezber bildiğin yerleri oku. Mesela günde yüz Ayetelkürsi, yüz Fatiha gibi planlar yap. Göreceksin melekler adım adım seninle olacaklar. Garip kalmayacaksın Allah’ın izni ile. Biz de senin için dua ediyoruz. Allah emin kılsın, afiyetini daim etsin.
Sözünü ettiğiniz oluşumların hangisi tam güvenli, hangisi dünya ve ahiretimize dokunmuyor? Bir zaman “şimdi buna saldırıyoruz” der gibi hedef gösteriliyor sonra bakıyoruz değişen bir şey yok. Bu bir oyun. Kökten direnebiliyorsak ne ala. Zararı kendimizden ne kadar savabiliyorsak ona da şükür. Kanaatimiz budur.
Kendinizi Allah'tan başka kimseye muhtaç hissetmemeye alıştırınız. En yakınlarınız bile olsa insandan medet ummayın. Bunu hayat ilkeniz edinmeye çalışın. Birilerinin size karşı akrabalık hakkını gözetmemesini ise sizi yaratan Rabbinize bırakın. Böylesi sizin için daha huzurlu olur.
Hayır, sürekli kötüyü ve kötülüğü gündemimiz yapmamız gerekmez, doğru bile olmaz esasen. Belli ölçülerle yürümemiz yeterlidir. Örnek olarak şu noktalara dikkat ederek yürürsek biiznillah iyi yolda olduğumuz anlaşılır: a. İmanımızı ve Müslüman kimliğimizi yaşarken dış amellerimiz kadar iç amellerimize, kalp dünyamıza da dikkat ederiz. Özellikle tevazu, zühd, ihlas gibi başlıkları ihmal etmeyiz. b. Zamanı hassas kullanırız. c. Çevre konusunda hassas oluruz. Arkadaşlarımızın dini üzere olma inceliğini unutmayız. d. Allah’ın emir ve yasakları konusunda tavizsiz oluruz. e. Dinimizin yaşanması ve yaşatılması konusunda çalışmalarımız olur. f. Ahiret hayatını öteleyen bir anlayış içinde olmayız. g. Cahillikten sıyrılmaya gayret ederiz.
Peygamberimiz aleyhisselamdan başka da Allah’ın şefaat izni vereceği kimseler vardır ama bunların bizzat şu kimsedir denmesi mümkün değildir.
Şöyle bir prensip edinin: Önce Allah sonra anne baba. Önce ahiretimiz sonra dünyamız. Bizden istenen üzerimize farz ise her şeye rağmen yaparız. Bizden istenen serbest bir konu ise tercih yaparız.