Fetva Meclisi
Soru
Hocam bizim yöremizde her ailenin kendine mahsus bir kabristanlığı oluyor. Ölenler oraya defnediliyor başka biri de yani yabancı olan da oraya konmuyor. Bu uygun mudur sizce?
Cevap
Benzer fetvalar
Aleykümselam. Ölen mü'min olmayan biri idiyse ona dua edemezsiniz. Gördüğünüz iyiliğe teşekkür etmeniz yeterlidir. Mü'min biri idiyse, onun da mezarına da gitmeden dua edebilirsiniz.
Ölen bir kimsenin, kendi dininden olan kimselerin mezarlığına gömülmesi genel bir uygulamadır. Bu, ölü ile ilgili işlemler konusunda her dinin kendine has uygulamaları bulunmasından kaynaklanır. Ölünün yıkanıp kefenlenerek defnedilmesi, kabir ziyareti ve ölüye dua gibi İslâmî gelenekte var olan uygulamaların sürdürülebilmesi ve dinî kültürün bu alanda ayakta tutulabilmesi açısından Müslüman mezarlarının diğer inanç sahiplerinin mezarlarından ayrı alanlarda bulunması önem arz etmektedir. Nitekim tarih boyunca Müslümanlar bu konuda hassas davranmışlar, Müslüman mezarlarının başka inançtan olanların mezarları ile karışmamasına özen göstermişlerdir. Bununla birlikte Müslümanlar arasında yaşayan bir gayrimüslimin ölümü hâlinde kendi din mensuplarının gömüldüğü bir mezarlık yoksa ve başka yere nakli de mümkün değilse, cenazesi Müslüman mezarlığının uygun bir yerine defnedilebilir. Tıpkı bunun gibi bir Müslüman da gayrimüslim bir toplum içinde ölür ve defnedilecek bir Müslüman mezarlığı bulunamazsa, cenazesi gayrimüslim mezarlığının diğer mezarlardan ayrı uygun bir yerine defnedilebilir. Bununla birlikte azınlık olarak yaşayan Müslümanlar, bulundukları ülkelerde cenazelerini defnedebilecekleri bir kabristan tahsisi gayretinde olmalıdırlar.
Mirasa hak sahibi olanların aralarında yaptıkları bir ittifakta zorlama, aldatma gibi hile yoksa ve herkes durma razı ise dinen bir sıkıntı olmaz.
Ölen bir insan Müslüman olmasa bile insan olduğu için yakılamaz. Kanunen bir sıkıntı oluşmayacaksa annesinin yakılmamasını sağlasın. Böyle bir imkânı yoksa mesuliyeti olmaz biiznillah.
Selamünaleyküm. Bunun bir sakıncası yoktur ama yararı da yoktur. dünyadaki müteahhit mantığının toprağın altında da devam etmesinden başka bir şey değildir bu.
Mü’minin mantığı mezarın içini imar etmektir. O imar da iman ve salih amel ile olur. Bu imarı beceremeyen nesillerin mezarın dışını imarda geliştirdiği yeniliklerin Allah katında hiçbir değeri yoktur. Allah katında değeri olmayan bir şeye mü'minin yatırım yapması ne kadar ahiret için yaşama gerçeği ile bağdaşabilir? Bu bir tuzaktır, tuzağı şeytan kurmuştur. Tuzağın içeriği ise mezarın içini imar etme gayesini dışı ile geçiştirmektir. Evet, merak ettiğiniz şeyler dinden çıkaran şeyler değildir ama ne yararı var sorusunun da cevabı yoktur. Allah yardımcımız olsun.
aile konusundaki diğer fetvalar
Mubah olan işleri yaparak para kazanmakta sakınca olmaz. Aile ile veya başka bir alanla ilgili yapacağınız yayınlarda şu inceliklere dikkat etmeniz gerekir: İşleyeceğiniz konu helal bir konu olmalıdır. Kadın veya erkek avretinin teşhiri olmamalıdır. Reklam söz konusu ise haramın reklamı olmamalıdır. Küfür dünyasının kültürünü ve aile tarzını öne çıkaran ayrıntılara dikkat etmelisiniz. Kul hakkı ihlali denebilecek sıkıntılara girmemelisiniz.
Hayır, sadaka veren yapabileceği kadarı ile araştırıp sadaka verdi ise sadaka verilen kişinin yanlış uygulamalarının sadaka verene sakıncası yoktur.
Bu bahsettiğin durum pek çok insanın karşılaştığı bir durumdur. Kiminde kısa sürer kiminde uzun sürer ama neredeyse herkeste olur. Bir nevi hasta olup halsiz düşmek gibi kabul et. Takılıp kalırsan seni bitirir. Hiçbir şey yokmuş gibi devam etmek zorundasın. Yapabildiğin kadarını yap, gerisini de toparlayınca yaparsın. Gereksiz yere takılıp kalma bu soruna. Allah yardımcın olsun.
Hayat bu kadar basit bir iftira ile vazgeçilecek kadar değersiz değildir. Senin kalbin rahat ise boş ver dünyayı ve bütün insanları. Yaşamana bak. Duyma, görme. Sen ilgilendiğin ve üzüldüğün için diğerleri üzerine üzerine geliyor. Duyma, görme, ilgilenme; rahat edeceksin biiznillah.
Evet, “boşanın” sözü ağır ve ezici bir söz olarak sizin ağzınızdan çıkması gerekiyor olabilir. Bu sözcüğü kullanmamaya, kullanacaksak da en son kullanmaya özen göstermemiz gerekiyor. Bu hassasiyette haklısınız. Yalnız siz bir tür cerrah doktorsunuz. Hastanızı kesmek olarak anlatılabilecek bir yöntemle tedaviye mecbursunuz. Doktorun duygusallığı hasta için zarardır. Sizinki de doktor gibi görülmelidir. Boşanma/boşama eylemi, Allah’ın muhabbetinin olmadığı bir iş olmakla beraber neticede mubah bir eylemdir. Yeri geldiğinde boşanmak/boşamak rahmete kapı açabiliyor. Boşamanın/boşanmanın zorlaşması durumunda en başta hapishaneler, mezarlıklar olmak üzere zina gibi ağır bir haramın yolunu aralanabilmektedir. Bir şeyin acı olması gereksiz olduğunu göstermez. Siz kendinizi cerrah doktor yerine koyun. Şüphesiz maddi beklentilerle herkesi bıçağı altına yatıran bir doktor tiplemesini vicdan yoksunluğu olarak görürüz ama doktorun vicdanı ve birikimi hasta için ameliyat diyorsa insan olarak teslim olmaktan başka alternatifiniz de yoktur, böyle biliriz. Size özet olarak şunu tavsiye edebilirim: Aile terapisi konusunda bilginizi ve birikiminizi geliştirmeye devam edin. Her terapi sizin için bir dosya ilave niteliğinde olmalıdır. Dağıtmaktan yana duruşunuz olmasın hiçbir zaman. Bir arada tutma mücadelesi içinde olmayı ilke edinin. Asla tek tarafın etkisi ile karar vermeyin. Mümkünse eşleri üçüncü, dördüncü kişilerin de beyanları ile anlamaya çalışın. Terapilerinizde: Çocuk konusunda pişman olacaklarını, Toplum nezdinde yara alınacağını, Geçmiş güzellikleri silmenin ezici olduğunu, Ahirete imanımızın bize sabrı gerektirdiğini ve benzeri sarsmaya sebep olabilecek ayrıntıları kullanın. Kıpırdama olmaması sizin neticedeki kararınızın huzurlu olmasını sağlayacaktır. Ara tampon zaman dilimleri denemeye çalışın. Bunu “bir kere daha şöyle…” şeklinde bir nefes alma dönemi gibi anlayabiliriz. Her şeye rağmen eşlerden birinin nefes alma kabiliyeti kalmadığını gördüğünüzde siz cerrah doktorsunuz, ameliyatta sakınca yok demektir. Bundan sonrasında da sorumluluğunuz da yoktur duygusal olmanızın gereği de. Farklı bir nokta olarak da şunu söyleyebilirim: Eşlerden birinde psikolojik daralma ve benzeri sıkıntılar köklü bir şekilde bulunuyorsa iyilik için zorlasanız da geçici olacaktır. Allah Teâlâ hepimizi hayırlarda kullansın. Âmîn.
Müslümanlık dininde evlilik için aranan şart Müslümanlıktır. Hiçbir ırk diğer ırk için evlenme açısından engel oluşturmaz. Mevcut sıkıntı ise Müslümanlıktan değil insanlıkla alakalı hususlardan dolayı oluşmaktadır. Evet, anne babanızın tavrı isabetli değil ama sizin genç bir kız olarak onlardan habersiz birine takılmanız isabetli mi?