Fetva Meclisi
Soru
Hocam benim Youtube kanalım var. Oradan videolar yayınlıyorum. Ailelerin dikkatini çekecek filmler çekip yayınlamak istiyorum. Nelere dikkat etmem gerekir ki günah olmasın?
Cevap
Benzer fetvalar
Bir kere alevi dediğiniz insanlara kâfir gibi hüküm biçmeniz doğru bir tespit değildir. Bu ülkede yaşayan alevi denen insanların tamamının mü'min olmadığını söyleyecek kadar kesin konuşamayız. Diğer aile ile tartışma üretecek konularda hassas olun. Onları incitmeyin. Mesela verdiklerini alın, eve gelince kullanmayın. Onları incitmenizden daha iyi olur bu. Gönüllerine girerek onları kazanmanız daha kolay olur. Sizdeki incelik ve ahlâk güzelliği onlara yapabileceğiniz en büyük iyiliktir. Size imrenip sizi taklit edebilirler. Onlar için dua etmeyi de unutmayın. Bu arada evinizde muhakkak kitap okuyun, bir ders halkasına katılın ki kendinizi yetiştirmiş olun. Allah yardımcınız olsun.
Bu sadece sizin sorununuz değildir. Müslüman kardeşlerimizin de evlerine televizyon koymaya başladığından beri adım adım bu noktaya gelindi. On yıl önce, ‘ayıp, hayâsız’ diye ifade edilen sahneler şimdi normalleşti. Baba ve annenin çocuklarının yanında yüzleri kızarması gereken sahnelere beraberce bakakaldılar. Tam bir fitne oldu filmler. Futbol ve film tutkunluğu bir çeşit esarete dönüştü. Garip olan şudur: Herkes, sonunda bir senaryo ürünü olan ve gerçekle ilgisi olmayan, stüdyoda üretilmiş bir filmi gözyaşıyla, duygusal sahneler eşliğinde izleyebilmektedir. Bunun adını ‘sürüklenme’ olarak koymamızda hiçbir sakınca yoktur. Film izlemenin direkt haram bir iş olduğunu söyleyemeyiz. Bizim için mubahlığın ölçüleri vardır. O ölçülere uyan mubahtır. Bir: Allah’ı zikre, ibadete engel olmayacak. İki: İnsani ihtiyaçlarımızın temini için çalışıp, para kazanmamıza, ebeveynimiz başta olmak üzere insani ilişkilerimizi geliştirmeye engel olmayacak. Üç: Ahlâkımızı zedelemeyecek. Dört: Şehvetimizi kışkırtmayacak. Kadın avretinin bulunduğu sahneleri olmayacak. Beş: Bize yabancı kültürlerin etkisi altında olmayacak. Altı: Bir haramın reklamına vesile olmayacak. İzlediğimiz film bu engelleri oluşturmuyorsa onu izlememizde bir sakınca yoktur. Mesela: Bir öğrencinin ders çalışması, bir hafız adayının Kur’an ezberlemesi, evde izlenen bir filmden ötürü aksıyorsa o film sakıncalıdır. Biz filmin varlığına değil, etkisine bakarak karar vereceğiz. Film ve genelde hayatın her alanı için uyarlanabilecek bir kuralın altını çizebiliriz burada: Günahlar adım adım gelir. Bataklığa batarken nasıl santim santim batarak boğuluyorsa bir insan, günahlar da o şekilde içimize sızmaktadır. Onun için âlimler, günahları küçük, çocuğu henüz buluğa ermedi şeklinde hafife almayı tehlikeli bulmuşlardır. Dün başörtülü bir bayanı filmde izlemeyi sakıncalı bulmayan bugün, tamamen açık olanını izler. Tavizin büyüğü-küçüğü olmamalıdır. Bunca yoğun gündemi olan Müslümanların, bahanelere sığınıp, filme ve futbola vakit bulabilmeleri, aklı olanlar için ciddi bir derstir. Eski ümmetler de böyle göre göre helak oldular.
Zorluklardan arındırılmış bir imtihan temenni edebilirsiniz ama yoktur öylesi. Ailece çizgi film izlemek diye bir zaruret mi var? İnternet ortamında koruma altına alınmamış malzemeleri kullanabilirsiniz sadece.
Sinemanın insan hayatını neredeyse hava ve su kadar etkileyebildiğini görüyoruz. “Olmaz” denip atılabilecek bir konu olmadığı gibi “madem atılamıyor gelsin” denebilecek kadar da kabullenilebilecek bir konu değildir. Zor da olsa ortayı bulmamız gerekiyor. Belki bu nesil belki de bir sonraki nesil inşaallah sinemanın Müslümancasını bulacaktır. Umudumuz böyledir. Sinema ürünleri için en temel olmazsa olmaz prensipler olarak şu noktaları tespit edebiliriz: Sinema konumuz Allah’ın haramlarından bir haramı içermemelidir. Bu içermeme görüntü veya söz ile olması bakımından aynıdır. Avret teşhiri, yalan, hile, erkeğin kadına kadının erkeğe benzemesine teşvik olabilecek görüntüler, istihza gibi haramları buna örnek gösterebiliriz. Peygamberleri temsil etmenin caiz olmayacağına muasır âlimler ittifakla karar vermişlerdir. Raşid halifeler de temsil edilemez. Diğer sahabilerin veya büyük müçtehitlerin temsili ise ihtilaflı bir konudur. Kâfirleri ve küfür sözleri reklamı olacak şekilde temsil etmek caiz değildir. Gayba ait bilgilerde zihin karışıklığı oluşturabilecek sahneler ihtiva etmemelidir. Müslüman ahlakını zedeleyebilecek uygulamalardan uzak kalınmalıdır. Finans kaynağı faiz gibi haramlardan gelmemelidir.
Senin durumun bir takıntıyı gösteriyor. Bu konular seni zihin kargaşasına götürdüğüne göre bunlarla ilgilenme. Dinden çıktığına kendi kendine karar verme. Başka işlerle meşgul olmaya bak. İbadetlerini yap, işine gücüne bak.
Meseleye şöyle bakabiliriz: Kadının sesi erkeğe, özellikle bir salma ve savrulma denebilecek ölçüsüzlük yoksa haram değildir. Bu şu anlama geliyor: Kadının sesi ile erkeğe hitap etmesi yasak değildir. Kadının, çarşıda pazarda bulunması da kıyafeti ve konumu açısından sıkıntı yoksa yasak değildir. Buradaki kıyafet ve konum zaten mü'min kadının genel tavrına dâhildir, özellikle izah edilmesi gerekmez. Bu hassasiyetin korunabildiği bir salonda da bulunması haramdır denemez. İnsanların izleyeceği bir TV programında ya da benzeri bir ortamda bulunması ve konuşması meselesi yeni bir durum olduğu için kaynaklarımızda özellikle bunu açıklayan bir bölüm bulunamaz. Bunun da içine dâhil olduğu genel kurallar vardır. Prensip olarak kadının bir film üzerinden konuşma yapmasının evla olmayan tercih olacağını söylemeye bile gerek olmadığı kanaatindeyiz. Ortada bir ihtiyaç varsa ve kadın da kendisini yeteri kadar muhafaza edebildi ise mesela asgari olarak çekiciliğini yok duruma getirdi ise öyle bir ortamda zaruri olan konuşmayı yapabileceğini söyleriz. Yalnız burada, “asgariye indirme” durumunun ne kadar gerçekleşebileceği herkesin imanı ve takva idraki ile alakalı bir durumdur.
aile konusundaki diğer fetvalar
Evet, “boşanın” sözü ağır ve ezici bir söz olarak sizin ağzınızdan çıkması gerekiyor olabilir. Bu sözcüğü kullanmamaya, kullanacaksak da en son kullanmaya özen göstermemiz gerekiyor. Bu hassasiyette haklısınız. Yalnız siz bir tür cerrah doktorsunuz. Hastanızı kesmek olarak anlatılabilecek bir yöntemle tedaviye mecbursunuz. Doktorun duygusallığı hasta için zarardır. Sizinki de doktor gibi görülmelidir. Boşanma/boşama eylemi, Allah’ın muhabbetinin olmadığı bir iş olmakla beraber neticede mubah bir eylemdir. Yeri geldiğinde boşanmak/boşamak rahmete kapı açabiliyor. Boşamanın/boşanmanın zorlaşması durumunda en başta hapishaneler, mezarlıklar olmak üzere zina gibi ağır bir haramın yolunu aralanabilmektedir. Bir şeyin acı olması gereksiz olduğunu göstermez. Siz kendinizi cerrah doktor yerine koyun. Şüphesiz maddi beklentilerle herkesi bıçağı altına yatıran bir doktor tiplemesini vicdan yoksunluğu olarak görürüz ama doktorun vicdanı ve birikimi hasta için ameliyat diyorsa insan olarak teslim olmaktan başka alternatifiniz de yoktur, böyle biliriz. Size özet olarak şunu tavsiye edebilirim: Aile terapisi konusunda bilginizi ve birikiminizi geliştirmeye devam edin. Her terapi sizin için bir dosya ilave niteliğinde olmalıdır. Dağıtmaktan yana duruşunuz olmasın hiçbir zaman. Bir arada tutma mücadelesi içinde olmayı ilke edinin. Asla tek tarafın etkisi ile karar vermeyin. Mümkünse eşleri üçüncü, dördüncü kişilerin de beyanları ile anlamaya çalışın. Terapilerinizde: Çocuk konusunda pişman olacaklarını, Toplum nezdinde yara alınacağını, Geçmiş güzellikleri silmenin ezici olduğunu, Ahirete imanımızın bize sabrı gerektirdiğini ve benzeri sarsmaya sebep olabilecek ayrıntıları kullanın. Kıpırdama olmaması sizin neticedeki kararınızın huzurlu olmasını sağlayacaktır. Ara tampon zaman dilimleri denemeye çalışın. Bunu “bir kere daha şöyle…” şeklinde bir nefes alma dönemi gibi anlayabiliriz. Her şeye rağmen eşlerden birinin nefes alma kabiliyeti kalmadığını gördüğünüzde siz cerrah doktorsunuz, ameliyatta sakınca yok demektir. Bundan sonrasında da sorumluluğunuz da yoktur duygusal olmanızın gereği de. Farklı bir nokta olarak da şunu söyleyebilirim: Eşlerden birinde psikolojik daralma ve benzeri sıkıntılar köklü bir şekilde bulunuyorsa iyilik için zorlasanız da geçici olacaktır. Allah Teâlâ hepimizi hayırlarda kullansın. Âmîn.
Müslümanlar olarak genel teamülümüz Müslümanlara ait bir mezarlığın bulunması ve Müslüman olarak ölenlerin oraya defnedilmesidir. Böylece pek çok Müslüman’ın bir arada olması duadan istifade bakımından en iyi olandır. Belirttiğiniz şekilde bir ailenin veya belli bir simge etrafında toplananların özel bir alanı mezarlık edinmelerinin sakıncalı olduğuna dair bir bilgiye rastlamadık.
Hayır, sadaka veren yapabileceği kadarı ile araştırıp sadaka verdi ise sadaka verilen kişinin yanlış uygulamalarının sadaka verene sakıncası yoktur.
Bu bahsettiğin durum pek çok insanın karşılaştığı bir durumdur. Kiminde kısa sürer kiminde uzun sürer ama neredeyse herkeste olur. Bir nevi hasta olup halsiz düşmek gibi kabul et. Takılıp kalırsan seni bitirir. Hiçbir şey yokmuş gibi devam etmek zorundasın. Yapabildiğin kadarını yap, gerisini de toparlayınca yaparsın. Gereksiz yere takılıp kalma bu soruna. Allah yardımcın olsun.
Hayat bu kadar basit bir iftira ile vazgeçilecek kadar değersiz değildir. Senin kalbin rahat ise boş ver dünyayı ve bütün insanları. Yaşamana bak. Duyma, görme. Sen ilgilendiğin ve üzüldüğün için diğerleri üzerine üzerine geliyor. Duyma, görme, ilgilenme; rahat edeceksin biiznillah.
Müslümanlık dininde evlilik için aranan şart Müslümanlıktır. Hiçbir ırk diğer ırk için evlenme açısından engel oluşturmaz. Mevcut sıkıntı ise Müslümanlıktan değil insanlıkla alakalı hususlardan dolayı oluşmaktadır. Evet, anne babanızın tavrı isabetli değil ama sizin genç bir kız olarak onlardan habersiz birine takılmanız isabetli mi?