Fetva Meclisi
Soru
Hocam babaannem zamanında anneme çok eziyet etmiş. Annemin bu yüzden psikolojisi bozulmuş. Aradan yirmi yıl geçse de her gün kâbus görüyor. Ben de bu yüzden ve daha başka sebeplerden dolayı onu görmek istemiyorum ama sılayırahim yapmak gerek bunu da biliyorum. Bayramdan bayrama gidiyorum sadece, ne yapmam gerekiyor hocam doğru olan ne?
Cevap
Benzer fetvalar
Selamünaleyküm. Hocanızdan farzı ayın bir ilmi öğrenmek zorunda ve alternatifsiz değilseniz annenize itaat edeceksiniz.
Selamünaleyküm. Hocanızdan farzı ayın bir ilmi öğrenmek zorunda ve alternatifsiz değilseniz annenize itaat edeceksiniz.
Selamünaleyküm.Örf olarak, siz küçük olduğunuz için arayan olmanız gerekmektedir. Bu konuda kendinizi arkadaş yerine koymanız doğru değildir. Siz gelinsiniz, onun çocuğu yaşındasınız. Ona göre davranın.
Selamünaleyküm, sadece bu ise mesele, derdiniz olmasın. Anne babanıza en iyi evlâtlığı yapın, gerisini dert etmeyin. Allah sizi muvaffak kılsın.
Teyzenle annenin istediği gibi kökten ilişkilerini kesmen caiz olmaz. Annenin incinmesine de göz yumamazsın. İkisinin ortası olarak şöyle yap: Teyzenle bağlarını koparmayacak (mesela telefon bağlantısı kurarak) bir yöntem oluştur. Bir araya gelip anneni de üzme.
Sen bir psikologla görüş ve ondan görüş al. Akıllıca düşünmüyorsun.
anne konusundaki diğer fetvalar
Allah Teâlâ hepimizin akıbetini hayır etsin, iman selameti nasip etsin. Ahirete giderken en iyi hazırlıkla gitmek gerekiyor. Gidene de en iyi yardımı yapmak gerekiyor. Bu aradaki hataların ne olacağı ahirette belli olacaktır. Allah Teâlâ affetsin diye dua etmekten başka bir çaremiz yoktur.
Allah Teâlâ yardımcınız olsun, size sabır ve sebat ihsan etsin. Hastanede yoğun bakımda yakını bulunan bir mümin olarak size şöyle bir program tavsiye edebiliriz: Bu süreci kesinlikle uzman doktorların kontrol ve yönlendirmesi ile geçirin. Halk kültürü, akraba ve dost yönlendirmeleri sizi etkilemesin. Asla hurafelere yaslanmayasınız. Hastanız babanız veya anneniz gibi yakınınız ise kendinizi onun özel vazifelisi bilin ve hizmetlerinde kimseyi nöbetçiniz gibi görmeyin; her işlerini yapmaya hazır olun, yardım eden olursa ona teşekkür etmiş olun. İkinci dereceden yakınınız biri ise yakınlık oranınız kadar destek olun, becerebildiklerinizi yapmayı teklif edin. Kimse ilgilenmez de size kalırsa bunu, sevabın tamamının size kalması olarak görmeye çalışın. Yoğun bakım sürecinde size hizmet veren doktor, hemşire ve diğer sağlık personeli de sizin gibi insandır. Siz para verip özel hizmet satın alıyor olsanız bile şu bir gerçek ki, onlar sizin acınız gibi acı hissetmezler, edemezler de. Bir de bunun üzerine onların saatlerdir nöbetçi ve bitkin olabileceklerini de unutmayınız. Olabildiği kadar en nazik sözleri kullanın. Evet, aldanmaya ve sömürülmeye müsait görüntü de vermeyin ama acınızı personelden çıkarmanız doğru değildir. Kadere imanınızı unutmayın! O gün sabırla hareket etmeyecektiniz de ne zaman edecektiniz? Hastanızın özellikle birinci dereceden yakını olan akrabalarınızı bilgilendirin. Hastanızla ilgilenirken mesela onun eşi gibi onun açısından bir sorumluluk taşıdığı yakınlarını da hastane dışında idare etmeyi, gerekli yönlendirmeleri yapmayı ihmal etmeyin. Hastanızın yoğun bakımda olmasını Allah Teâlâ’nın ona ve size imtihanı olarak görmelisiniz. Onu nasıl sabredeceği, sizi de ne kadar ibret alacağınız, ne kadar hizmet edebileceğiniz açısından imtihan etmeyi diliyor olabilir; böyle bir mantıkla bakınız. Hasta için dua edin, onu bilenlerden ve duasının kabul olacağını umduklarınızdan dualar talep edin. Asla duayı basit görmeyin. Belki duanız onu geri çevirmez ama ahiretini kazanması ve rahat ölmesi bakımından ona katkısı olur. Sizin yıkılmamanız da duanızla gerçekleşebilir. Hurafeler ve tıp dışı takıntılar uzak durmanız gereken işler olarak bilinmelidir. Mümkün olduğu kadar hasta için dua ve Kur’an okunması en doğru işiniz olsun. Onun yanında veya gıyabında okuyabilirsiniz, okutabilirsiniz. Samimi bir niyetle ve ticari boyutu olmadan okunan Kur’an, hastanızı biiznillah bulur. Özellikle şu sure diye okunması gereken bir yer yoktur. Bildiğiniz bütün zikirleri yapabilir, yapabildiğiniz duaları yapar ve Kur’an’ımızın her yerini sesli veya sessiz okuyabilirsiniz. Hastanızla alakalı en ağır habere de hazır olun, onun evine dönüp sizinle kahvaltıda şakalaşması sahnesine de hazır olun. Bu bakış, sizin hayatı mümince yaşamanız anlamına gelecektir.
Allah’ın helal ettiği bir işi size kimse yasaklayamaz. Çocuklarınızın bu konudaki hak iddiaları boş bir söz ve edep dışılıktır. Onlar evlenip evlerinde keyif sürerken sizin evde dul beklemenizi istemeleri diye bir hak yoktur. Belki küçük olsalar da evlenmeniz onları süründürecek olsa “biraz daha sabretsen iyi olur” diyebilirdik size. Bu durumda ise Allah’ın size verdiği hakkı kullanın. Ashab-ı Kiram kadınları eşleri şehit düştükten sonra iddetini bekleyip evlendiler. Göklerin yerle bitişik olduğu bir zaman ve ortamda onları kimse ayıplamadı. Helal ve uygun bir evlilik fırsatı bulduğunuzda hemen evlenin, tereddüt etmeyin. Mübarek olsun.
Anne veya baba ya da ikisinin çocukları üzerindeki hakları, Allah’ın haklarından geride kalan kısmı ile sınırlıdır. Allah’ın farzları veya haramlarına dair sınırı geçtiklerinde onlara itaat etmek gerekmez. Mesela namaz kılmayacaksın demeleri sınırlarını aşmalarıdır. Ama namazda sarık sarmamayı söylemeleri bu sınırları aşmaz. Çünkü namaz Allah’ın farz emridir, sarık ise farz bir emir değildir. Bir çocuğun anne babası ile böyle bir sürece girmesi çok yanlış bir tutum olur. Evet, anne babanın da bu husustaki kabahati vardır ama çocuk kendisini düşünmelidir.
Allah yardımcınız olsun. Bu meseleyi sakın basit bir baş açma meselesi olarak görmeyesiniz. Yanlış taktik uygularsanız çocuklarınızın imanını ve hatta sağlıklarını kaybetmelerine sebep olabilirsiniz. Size şu tavsiyelerde bulunabilirim: - Önce bu tavsiyelerimi eşinizle istişare edin. Ortak bir noktada söz birliği yapın. İki başlı bir programı başaramazsınız. Eğer eşiniz farklı düşünüyorsa sorumluluğu o alsın, siz destek olun. Ortak noktada birleşebilirseniz size o destek olsun, siz programı yürütün. Uzun soluklu bir program uygulamaya hazırlıklı olun. Üç gün birkaç ay gibi olmayacak programınız. Çünkü kızlarınız deyim yerinde ise bir iç darbe almışlar ve bu darbe her şeyi silmeye götürebilecek kadar ağır olmuş maalesef. Uzun soluklu olacaksınız. Bu da büyük bir sabır demektir. Onları sakın çocuk görüp geçiştirici tavırlara girmeyin. Onlar belki de yaşlarının birkaç katı daha derinlerden ses veriyorlar size. Gidişat ne olursa olsun, ne kadar sinirlenirseniz sinirlenin asla anneliğinizi yani onları onlardan çok düşünen kimliğinizi kaybetmeyeceksiniz. Belki bir kenara çekilip ağlayacaksınız ama onlarla bir araya gelince doktor/hasta ilişkisi gibi ilişkiniz olacak. Bu noktadan asla taviz vermeyeceksiniz. Onlar çizgiyi biraz daha aşıp başörtüsü dışındaki alanlarda da taviz isteyebilirler. Her şeye rağmen siz merhametli, karşılıklı konuşabilen, “peki yavrum” diyebilen biri olacaksınız. Tehdidinizle değil merhametinizle etki edeceksiniz. Onları karşınıza alıp pazarcı ile pazarlık eder gibi pazarlık edin. “Ne istiyorsunuz?” deyin. “Nerede duracaksınız bu tavrınızla?” deyin. Karşılığında evdeki görevlerini, ahlâklarını, ibadetlerini bırakıp bırakmayacaklarını sorun. Onlardan söz alın. Bir nevi anlaşma yapın. Gerekiyorsa bu anlaşmayı yazılı yapın. İlerleyen aşamalarda en azından başörtüsü dışında her şeyin iyi gidiyor olmasına dikkat edin. Başörtüsü konusundaki açığı, evdeki diğer iyi ilişkileriniz kapatmaya yarasın. Tatlı anne, merhametli anne kimliğiniz merhem gibi, oluşmuş yaraları sürekli kapatıyor olsun. Hiçbir gelişme bu sevgi/merhamet düzeyinizi bozdurmasın. Sordukları her soruyu açık bir dille cevaplayın, tartışmalarına dalmadan kenardan cevaplar verin. Onlar sorup karıştırdıkça size yanaşmaya mecbur kalacaklardır. Siz sorgular/ayıplar ve hatalarını yüzlerine vurursanız içlerine kapanacaklar ve elinizden kaçacaklardır. Siz ve eşiniz şunu unutmayın: Kız çocuğu erkek gibi değildir. Kendisine ve size verebileceği zarar ne başörtüsü ile ölçülebilir ne de başka bir zararla. Bu gücü hisseder ve başka seçenek bırakmadığınızı düşünürse sizi kahredebilirler. Çok dikkatli olun. Sizin arkanızda ne toplum ne de kanun desteği vardır. Her şer güç onların yanındadır tam aksine. Dua en güçlü silahınızdır. Sabah akşam sürekli o güce sığının. Hususi teheccüde kalkıp dualar edin. Salih kimselerden isminize dualar talep edin. Eşinizle süreç üzerinde fikir alışverişinde bulunun ama tartışmayın, birbirinizi itham etmeyin. Buna ne gücünüz vardır ne de fırsatınız. Bile bile enerjinizi tüketmeyin. Onların evde kalmaları sizin için bir rahmettir. Mümkün olduğu kadar evde kalsınlar. Akrabalar arasında onların halini yaygın bir gündem olarak yerleştirmemeye çalışın. Aksi takdirde “artık böyleyiz” diye inandırırlar kendilerini. Kapıyı da geri dönmeye karşı sıkıca kapatmış gibi olurlar. Çok bunalırsanız siz kendiniz bir psikologdan destek alabilirsiniz. Çocuklarınızı onlarla rahat görüşebilecek ilim adamları ile tanıştırmaya bakın. Mesela evinize ilim adamlarını davet edin, onlarla dolaylı olarak tanışmış olsunlar. Âlimlerin onları itmediğini görünce rahatlayacaklardır. Biiznillah, iyi bir program takip ederseniz bir hastalık gibi bu sıkıntı da tedavi olur ve yavrularınız asıl kimliklerine dönerler. Sizin sıkıntınız da size ecir olmuş olur. Bu bilgileri tekrar özetliyorum: Heyecanlanıp ürkmeyin. Uzun süreli bir tedaviye hazır olun. Asla eşinizle tartışma konusu yapmayın bunu. Sık sık istişare edin. (Mesela uygulamanın ikinci ayında tekrar yazabilirsiniz bize.) Dua silahınızı unutmayın. Hep anne kalın, merhamet ayarınızı yükseltin, kollarınızı daha uzun açın. Sonunda merhametiniz ve sabrınızın önünde şeytanın saldırıları çökecektir biiznillah. Sizin için dua ederim. Allah muininiz olsun, size sabırlar indirsin. Amin.
Güzel kardeşim, bu hayat bir imtihandan ibarettir. İmtihanımızın en çetinlerinden biri de insanın kendi yakınları ile imtihan olmasıdır. Hele bu yakınlar anne baba gibiler olursa çetin üstüne çetin olmuş olur. Ne edip et imtihanını berbat etme. Evet, bir hata ettin ve sabredemedin. Olsun, sen yine her şeyi kaybettin sayılmaz. Geri dön, önce güzel ve samimi bir tevbe yap. Allah Teâlâ tevbende samimi olduğunu görsün. O, affeder merak etme. Sonra da babana git, ayaklarını öp ve affını iste. Affederse o da kazanır sen de kazanırsın. Affetmezse sen kaybetmezsin. Sakın üstü örtülü bırakma bu işi, melekler hiçbir şeyi unutmazlar, anladın mı?