Fetva Meclisi
Soru
Hocam babamı yoğun bakıma yatırdım. Ben hastanenin dışında bekliyorum. Bu süreçte benim bir mümin olarak neler yapmamı tavsiye edersiniz?
Cevap
Benzer fetvalar
Allah Teâlâ size rahmeti ile muamelede bulunsun. Siz de biliyorsunuz ki babanız sizin cennetinizdir. Cennetten önce de biiznillah siz evlatlarınızdan hayır göreceksiniz. Aman sabredin, aman yılmayın. Ne kaldı şu dünya hayatından. Şu kadar yıldır çekiyorsunuz, çoğu gitti azı kaldı sayın. Sabredin ve karşılığını Allah’tan bekleyerek yapın yapacağınızı. Size tavsiyem, bir psikologla muhakkak görüşün. Ola ki gözünüzden kaçan bir şeyi size tavsiye eder. Bir de şunu söyleyebilirim: Aile fertleri hepiniz aynı anda hizmette bulunmayın. Bir tür nöbet oluşturun. Çevrenizde bakımevi bulunuyorsa biraz dinlenmek için ve orada daha iyi bakılabilir umudu ile babanızı oraya yerleştirebilirsiniz de. Ne edin edin işi sonuna kadar getirip ipi salmayın. Allah yardımcınız olsun. Size dua ediyorum.
Evet, böyle bir durumu burada masa başında değerlendirmem kolay ama sizin yaşadığınızı takdir etmem zordur. Eğer siz, namazın nasıl bir ibadet olduğunu biliyorsanız oradaki şartları da değerlendirirken vereceğiniz karar inşaallah kurtarıcı olur. Bir kere yoğun bakım hastalarını bırakma gibi bir seçeneğimiz yoktur. Mümkünse tedavi vaktini beş dakika ileri veya geri alıp alamayacağımızı bakalım. Bir arkadaştan yardım isteyip istemeyeceğimizi bakalım. Mescide gitme yerine hemen orada temiz bir çarşaf üzerinde sadece farzı kılma yönteminin yeterli olup olmayacağına bakalım. Sünnetleri kılmasanız da olur ki, toplam dört dakika sürecektir bu. Hiçbir fırsat olmuyorsa Allah'ın mağfiretine sığınırız.
Allah yardımcınız olsun. İnsan sağlığı ile alakalı bir iş yapmak sürekli sevap kazanma durumunda olmak demektir. Belirttiğiniz bu ayrıntı ile alakalı olarak şunu söyleyebiliriz: - Elbette gücünüzün yetmediği işten sorumlu olmazsınız. Sizin üstünüz olan yöneticilerin esnek bıraktığı konuda sizin zorlanmanız gerekmez. Neticede siz bir memursunuz, amirinizin emrettiğini yapmanız yeterlidir. Siz elinizden geleni yapmaya çalışın. Yazdığınızda yalan ve aldatma olmasın. En azından normlara yakın olduğuna kanaatinizle karar vermelisiniz. Tamamen yanlış bir bilgi hem o insana zarar vermek hem devleti aldatmak olabilir ki bunu caiz göremeyiz. Üst amirlerinizi bu konularda uyarın, yetişmiyor diyerek bilgilendirin ki vebal sizde olmasın.
Allah yardımcınız olsun, güzel bir iş yapıyorsunuz. Size şunları tavsiye ederim: Asıl ilgi alanınız tıp olsun. Dalının en iyisi olmayı kendinize hedef yapın. Yoğunluğunuzu tıp ilmine verin. Din ilminden de elbette uzak kalmayın ama bu daldaki ilim sizin için yoğunluğunuzun az olan tarafını oluştursun. Tıp ilmi kadar tıp kanunlarını ve işletmeciliğini de öğrenin. Dini konularda bilmediğiniz şeyleri bilir gibi konuşmayın, bilmeyenden dinlemeyin. Bir hoca size ders vermek için geldiğinde belli bir konu için gelsin, çalışsın, siz de amfide ders dinler gibi not tutarak dinleyin onu. Böyle gelmeyeni tekrar çağırmayın. Tıp ve dinin kesiştiği noktalar hakkında özel ders almış olun. Bu noktaları şöyle başlıklandırabiliriz: Avret hükümleri; sizin ve hastanın avreti nedir, avret konusunda ne kadar esneme olabilir? Hasta sırlarının mahremiyetinin sınırları ve bağlayıcılığı. Halvet hükümleri yani karşınızdaki hasta veya meslektaş bile olsa onunla kapalı bir ortamda yalnız kalmanın incelikleri, dikkat edilmesi gerekenler. Din emir ve yasaklarda nelere ruhsat veriyor, ruhsatla amel etmenin sınırları ve incelikleri. Temizlik hükümleri. Özellikle hasta açısından temizliğin ayrıntıları. Hastanın namaz, oruç, hac gibi ibadetleri nasıl yapacağına, hangi hastaya nasıl bir esneklik getirildiğine dair bilgiler. Kadınların özel durumlarına ait fıkıh bilgisi; aybaşı, hamilelik, doğum, emzirme ve benzeri konular… Bu başlık özellikle de ilgili branşlarda çalışacak doktorlar için daha da önemlidir. Uyuşturucu ve benzeri ilaçların kullanılmasına dair hükümler. Yoğun bakım ve ölümle ilgili fıkıh bilgileri. Hastane işletmesinde veya tıp yönetiminde görev alınması durumundaki özel konular.
Allah Teâlâ afiyetinizi daim etsin. Önceliğin sağlığın olsun. Sağılığınla ciddi olarak ilgilen. Bundan sonraki hedefin ise dini bilgini geliştirmek olsun. Abartmadan, takıntı yapmadan bilgi edinmeye bak. Aceleci olma. Acelecilik seni yıpratabilir. Bulabildiğin kadar kendine samimi arkadaş bulmaya çalış. Az da olsa samimi arkadaş senin için ilaç gibidir. İstikrarlı bir Kur'an okuman olsun. Mesela günlük beş sayfa oku. Belli zikirler yap. Anne babanın duasını almaya çalış. Allah yardımcın olsun.
Şu fani alemde söylenebilecek en gerçek söz şu sözdür: İnna lillahi ve inna ileyhi raciûn / Biz Allah’tan geldik Allah’a döneceğiz. Bu kadar. Şu anda insanlık olarak, istilası altında olduğumuz bela herkesi sarsmıştır. Kendisi gittikten sonra da izi senelerce sürecek gibi durmaktadır. Allah Teâlâ rahmeti ile hepimizi muhafaza buyursun. Belki şu anda zamanı değil ama bütün insanlık ve bütün mü'minler neden geldi, nasıl geldi sorusunu maddi ve manevi her iki yönden incelemelidirler. İnşaallah hepimiz için de büyük bir ders olur. Bu olay gösterdi ki insan, öyle sanıldığı kadar da abartılı bir gücün sahibi değildir. Hastalıktan önce hastalık korkusunun erittiği bir insan nasıl kendisini ‘Allah’ın kulu’ olmanın ötesinde bir yerde görebilir? İnsan zayıf yaratılmıştır. Herkes Allah’a muhtaçtır. Beşer olarak becerebildiğimiz kadar tedbirler alıp Allah’ın kapısında yalvarır olacağız, kurtuluş buradadır. Öldürme oranı yüzde üçü bulmayan bir hastalıktan korku her şeyi alt üst etti. Hâlbuki ölümün öldürme oranı yüzde yüzdür, ölümden korkup tedbirler almamız gerekirdi. Hastalık bulaşan kardeşimizle alakalı olarak neler yapabilirize gelince: Zaten tıbbın kontrolü altına alındığını söylüyorsunuz. Yapabileceğimiz yapılmıştır. Doktorların tavsiyesine de kulak verelim. Onunla alakalı ve çevresi ile alakalı neler tavsiye ediliyorsa o yapılsın ve asla ihmal edilmesin. O ve hepimiz, sabrederek bu sıkıntıyı sevaba dönüştürmeliyiz. Çok dua edelim. Genel dualar yapalım, kardeşimizin ismi ile de dua edelim. Biiznillah kardeşimiz iyileştiğinde günahlarından temizlenmiş olarak iyileşecektir. Bu da onun için kazanç olacaktır. Eğer kaderinde aramıza dönmek yoksa bu da onun için bir şehitlik mertebisidir ki, ne mutlu ona deriz o zaman. Bu süreçte kasıtlı veya kasıtsız ama ihmalle bir insana hastalık bulaştırmanın büyük bir vebal olacağını hiçbirimiz unutmayalım. Allah’tan umudumuzu eksiltemeyiz. Son nefesimizde bile biz onun rahmetini umarak bitiririz nefeslerimizi. Allah yardımcımız olsun.
anne konusundaki diğer fetvalar
Mesafeli ve seviyeli ol ama sılayırahimi koparma, kötü konuşma, kırıcı ve itici olma.
Allah Teâlâ hepimizin akıbetini hayır etsin, iman selameti nasip etsin. Ahirete giderken en iyi hazırlıkla gitmek gerekiyor. Gidene de en iyi yardımı yapmak gerekiyor. Bu aradaki hataların ne olacağı ahirette belli olacaktır. Allah Teâlâ affetsin diye dua etmekten başka bir çaremiz yoktur.
Anne veya baba ya da ikisinin çocukları üzerindeki hakları, Allah’ın haklarından geride kalan kısmı ile sınırlıdır. Allah’ın farzları veya haramlarına dair sınırı geçtiklerinde onlara itaat etmek gerekmez. Mesela namaz kılmayacaksın demeleri sınırlarını aşmalarıdır. Ama namazda sarık sarmamayı söylemeleri bu sınırları aşmaz. Çünkü namaz Allah’ın farz emridir, sarık ise farz bir emir değildir. Bir çocuğun anne babası ile böyle bir sürece girmesi çok yanlış bir tutum olur. Evet, anne babanın da bu husustaki kabahati vardır ama çocuk kendisini düşünmelidir.
Güzel kardeşim, bu hayat bir imtihandan ibarettir. İmtihanımızın en çetinlerinden biri de insanın kendi yakınları ile imtihan olmasıdır. Hele bu yakınlar anne baba gibiler olursa çetin üstüne çetin olmuş olur. Ne edip et imtihanını berbat etme. Evet, bir hata ettin ve sabredemedin. Olsun, sen yine her şeyi kaybettin sayılmaz. Geri dön, önce güzel ve samimi bir tevbe yap. Allah Teâlâ tevbende samimi olduğunu görsün. O, affeder merak etme. Sonra da babana git, ayaklarını öp ve affını iste. Affederse o da kazanır sen de kazanırsın. Affetmezse sen kaybetmezsin. Sakın üstü örtülü bırakma bu işi, melekler hiçbir şeyi unutmazlar, anladın mı?
Allah’ın helal ettiği bir işi size kimse yasaklayamaz. Çocuklarınızın bu konudaki hak iddiaları boş bir söz ve edep dışılıktır. Onlar evlenip evlerinde keyif sürerken sizin evde dul beklemenizi istemeleri diye bir hak yoktur. Belki küçük olsalar da evlenmeniz onları süründürecek olsa “biraz daha sabretsen iyi olur” diyebilirdik size. Bu durumda ise Allah’ın size verdiği hakkı kullanın. Ashab-ı Kiram kadınları eşleri şehit düştükten sonra iddetini bekleyip evlendiler. Göklerin yerle bitişik olduğu bir zaman ve ortamda onları kimse ayıplamadı. Helal ve uygun bir evlilik fırsatı bulduğunuzda hemen evlenin, tereddüt etmeyin. Mübarek olsun.
Bir kız çocuğu evlendikten sonra eşinin emrinde olur. Annesinin ona “şurada kalacaksın, şunu yapacaksın” gibi talimat vermeye hakkı olmaz. Annesine karşı yapabildiği kadar hürmet eder, elinden geleni yapar gerisinden mesul olmaz. Sen annene karşı yanlış denebilecek bir iş yapma gerisinde sorumlu olmazsın biiznillah.