Fetva Meclisi
Soru
Yoğun bakımda çalışan bir hemşireyim. Bazen akşam vakti girmeden hastalara acil müdahale edilmesi gereken durumlar oluyor. Müdahale bittiğinde yatsı namazının vakti çoktan girmiş oluyor. Hastanın başında olduğumuz için akşam namazımız geçiyor. Bu durumun hükmü nedir, namazımız geçtiği için işi hemen bırakmalı mıyız?
Cevap
Benzer fetvalar
Allah Teâlâ yardımcınız olsun, size sabır ve sebat ihsan etsin. Hastanede yoğun bakımda yakını bulunan bir mümin olarak size şöyle bir program tavsiye edebiliriz: Bu süreci kesinlikle uzman doktorların kontrol ve yönlendirmesi ile geçirin. Halk kültürü, akraba ve dost yönlendirmeleri sizi etkilemesin. Asla hurafelere yaslanmayasınız. Hastanız babanız veya anneniz gibi yakınınız ise kendinizi onun özel vazifelisi bilin ve hizmetlerinde kimseyi nöbetçiniz gibi görmeyin; her işlerini yapmaya hazır olun, yardım eden olursa ona teşekkür etmiş olun. İkinci dereceden yakınınız biri ise yakınlık oranınız kadar destek olun, becerebildiklerinizi yapmayı teklif edin. Kimse ilgilenmez de size kalırsa bunu, sevabın tamamının size kalması olarak görmeye çalışın. Yoğun bakım sürecinde size hizmet veren doktor, hemşire ve diğer sağlık personeli de sizin gibi insandır. Siz para verip özel hizmet satın alıyor olsanız bile şu bir gerçek ki, onlar sizin acınız gibi acı hissetmezler, edemezler de. Bir de bunun üzerine onların saatlerdir nöbetçi ve bitkin olabileceklerini de unutmayınız. Olabildiği kadar en nazik sözleri kullanın. Evet, aldanmaya ve sömürülmeye müsait görüntü de vermeyin ama acınızı personelden çıkarmanız doğru değildir. Kadere imanınızı unutmayın! O gün sabırla hareket etmeyecektiniz de ne zaman edecektiniz? Hastanızın özellikle birinci dereceden yakını olan akrabalarınızı bilgilendirin. Hastanızla ilgilenirken mesela onun eşi gibi onun açısından bir sorumluluk taşıdığı yakınlarını da hastane dışında idare etmeyi, gerekli yönlendirmeleri yapmayı ihmal etmeyin. Hastanızın yoğun bakımda olmasını Allah Teâlâ’nın ona ve size imtihanı olarak görmelisiniz. Onu nasıl sabredeceği, sizi de ne kadar ibret alacağınız, ne kadar hizmet edebileceğiniz açısından imtihan etmeyi diliyor olabilir; böyle bir mantıkla bakınız. Hasta için dua edin, onu bilenlerden ve duasının kabul olacağını umduklarınızdan dualar talep edin. Asla duayı basit görmeyin. Belki duanız onu geri çevirmez ama ahiretini kazanması ve rahat ölmesi bakımından ona katkısı olur. Sizin yıkılmamanız da duanızla gerçekleşebilir. Hurafeler ve tıp dışı takıntılar uzak durmanız gereken işler olarak bilinmelidir. Mümkün olduğu kadar hasta için dua ve Kur’an okunması en doğru işiniz olsun. Onun yanında veya gıyabında okuyabilirsiniz, okutabilirsiniz. Samimi bir niyetle ve ticari boyutu olmadan okunan Kur’an, hastanızı biiznillah bulur. Özellikle şu sure diye okunması gereken bir yer yoktur. Bildiğiniz bütün zikirleri yapabilir, yapabildiğiniz duaları yapar ve Kur’an’ımızın her yerini sesli veya sessiz okuyabilirsiniz. Hastanızla alakalı en ağır habere de hazır olun, onun evine dönüp sizinle kahvaltıda şakalaşması sahnesine de hazır olun. Bu bakış, sizin hayatı mümince yaşamanız anlamına gelecektir.
Namaz dinin direğidir. Dinimizin direği ne ise o bizim hayat dinamiğimizdir. Namazı hava gibi su gibi görmeliyiz. İş yeri şartlarımız, ev ve çevre seçimimiz, evliliğimiz ve benzeri temel hayat ihtiyaçlarımız namaz eksenli bir seçime göre olmalıdır. Her şeye rağmen iş yeri şartlarında namazı eda etme zorluğu ile karşılaşırsak, namazın sünnetlerini kısabiliriz. Sadece farzları kılarak geçici de olsa bir tedbir üretebiliriz. Mesela öğlen namazı veya ikindi namazı farz olarak kılındığında beş dakikadır. Beş dakikalık bir fırsatı muhakkak yakalarız. Abdestimizi önceden ayarlamamız halinde namaz bir sorun olmayacaktır. Buna rağmen namaz kılınamıyorsa, tenzili rütbe bile olsa farklı bir yere intikal ederek ve hatta rızkımızı başka bir yerden temin etmeye varıncaya kadar alternatiflere başvurmalıyız. Bunun adı namaz; herhangi bir şekilde tavizi asla yoktur. Ancak en ağır memuriyet şartlarında bile namazın sorun olmayacağını düşünüyorum. Siz, kapasitenizi ve samimiyetinizi amirlerinize başka zamanlarda ispatlamanız halinde size beş dakikayı çok görmeyeceklerdir. Şunu da zikretmek gerekiyor: Namazın ve İslam'ın önü açıktır. Merak etmeyin, namazın değil onu terk etmenin sakıncalı olduğu günlerimiz yakındır biiznillah. Allah'a emanet olunuz.
Böyle salgın zamanında sizin gibi bir hastanenin acilinde nöbet tutan doktorların, koruma amaçlı olarak giydikleri kıyafetlerini çıkarmadan namaz kılmalarında hiçbir sakınca yoktur. Hatta çok yoğun durumlarda, üzerinizdeki tulumu çıkarmanın sağlık açısından sakıncası veya yenisini temin etmede zorluğu olacaksa teyemmüm bile etmeniz mümkündür. Sizin bu durumda kıldığınız namaz biiznillah cephede mücahitlerin kıldığı namaz gibidir. İhlasla ve gayretle yaptığınız her çalışma sizin adınıza büyük bir hasene olarak yazılacaktır. Salgın geçtikten sonra insanlar, doktorları övmekten vazgeçeceklerdir hatta kusur olarak bir şeyler saymaya bile başlayabilirler ama melekler sizin gayretlerinizi asla unutmayacaktır. Sizin ve bütün insanların en dar günü olan mahşerde bugünkü gayretleriniz sizi bulacaktır. Bundan emin olarak heyecanla çalışın. Allah yardımcınız olsun, sa'yinizi meşkûr kılsın. Elinize şifalar indirsin. Kardeşlerimize selamlarımızı ve dualarımızı hasseten bildiriniz.
Allah Teâlâ işinize bereket, reçetenize şifalar ihsan etsin. Âmin. Namazların sünnetlerini sürekli kılmamızın en uygun olan şekli olacağı kesindir, bu tartışılamaz. Sizin mesleğiniz gibi insanların güvenlikleri, sağlıkları açısından alternatifi neredeyse yok denecek öneme haiz meslek sahipleri mesleklerini icra ederken sünnetleri kılmayabilirler. Bunu ‘sünnetleri kılmaz veya kılar’ çizgisinden alıp o andaki yoğunluk ve gereklilik çizgisinde anlarsak biiznillah sorun da kalmaz.
Namazın önemini müdrik bir Müslüman için elbette namazdan önemli bir şey yoktur. Ama yoğun bakımda ihmal edilemez bir görevin başında bulunan bir bayan, gerçekten banyo yapamaz durumda bulunuyorsa -ki bu şartları kendisi çok iyi takdir edebilir- teyemmüme başvurabilir. İlk fırsatta da gusül abdesti alarak namazına devam eder. Zira hayatiyeti bakımından yoğun bakım çok önemli bir görevi temsil etmektedir. Ama nöbetini arkadaşı ile değiştirme gibi seçeneklerini sonuna kadar değerlendirmiş olmalıdır. Allah Teala muvaffak kılsın
Sağlıklı yaşamak herkesin hedefidir ama zaman zaman hasta olabiliyoruz. Hastalık günlerimizde iyi olmaya özenle bakıyoruz ama hastayız da. İbadet hayatımızı da böyle değerlendirmeliyiz: Sürekli ve en iyi ibadetleri yapmak isteyeceğiz. Gevşeme olabilir, olduğu zaman ciddiyete doğru hızla yöneleceğiz ve arkadaki açığı da kapatacağız. Hayat budur, böyledir.
dini sorular konusundaki diğer fetvalar
Bu ifadede bir nebze abartı var. Bir acıyı hatırlatmak için yapılmış abartı olabilir bu.
Böyle meçhul bir rakam üzerinden mehir olmaz. İnşaallah boşanma olmaz. Olursa da o zaman denk bir mehir takdiri yapılır. Bunu daha makul bir şey üzerinden yenileyebilirsiniz.
Evet, ortada bir fındık israfı vardır. Bu israf bir kurala dayanmaktadır. O kuralın kendi içinde bir mantığı vardır. Kurallar her zaman çıplak gözle izlenebilen gerçeklerle dolu olmayabilirler. Bir milli servet israfına rağmen yöneticiler beş kilo alınmasını istemektedirler. Ayrıntısını incelemek yöneticilerin sorumluluğunda olur. Oradaki çalışanların meri kurallara uymaları gerekir. İsraf görüntüsüne rağmen şüpheli bir mal edinme riskine karşı da atılacak olanları almamalıdırlar. Aldıklarının helal olmayacağını zannederiz.
Bu bir imtihandır. Yarın okul bitecek, hayat da benzer şeyler getirecek önüne. Şimdi de o zaman da ne hayatı salacaksın ne de harama dalacaksın. Titiz, samimi ve ciddi olacaksın. Bakarken işini görmek için bakmak var, zevk alarak bakmak var. Bu dengeyi kurarsın ve rahat edersin. Mümin ol, Mühendis ol, Becerebildiğin kadar tebliğci ol.
Kitaplara gelince iki şeye dikkat ederek okumak gerekir. Birincisi, imanını gizlice kemirip kemirmeyeceğidir. İkincisi de açık bir haram ihtiva edip etmediğidir. Şehvet sahneleri de bunlardan biridir.
Bu sürekli bir gaz kaçırma veya dışkı, idrar kaçırma sonucu getiriyorsa yani bunu kastediyorsanız bu nedenle namazı bırakamazsınız. Her namaz vakti abdest alıp o kaçağa rağmen namaz kılacaksınız. Siz özür sahibi sayılırsınız öyle bir durumda.