İslami Delil
Aramaya dön
Fetva

Fetva Meclisi

Soru

Hocam ben acilde çalışıyorum. Biliyorsunuz büyük bir salgın hastalık zamanındayız. Hastanede nöbetteyken maske ile namaz kılıyoruz mecburen. Burnumuz yere maske aracılığı ile değmiş oluyor. Başımızda da bone oluyor alın kısmına kadar uzanabiliyor onun aracılığı ile secde yapmış oluyoruz. Burnumuz için maskeyi indirmemiz risk teşkil edecektir. Bu durumda ne yapmalıyım ne tavsiye edersiniz?

Cevap

Böyle salgın zamanında sizin gibi bir hastanenin acilinde nöbet tutan doktorların, koruma amaçlı olarak giydikleri kıyafetlerini çıkarmadan namaz kılmalarında hiçbir sakınca yoktur. Hatta çok yoğun durumlarda, üzerinizdeki tulumu çıkarmanın sağlık açısından sakıncası veya yenisini temin etmede zorluğu olacaksa teyemmüm bile etmeniz mümkündür. Sizin bu durumda kıldığınız namaz biiznillah cephede mücahitlerin kıldığı namaz gibidir. İhlasla ve gayretle yaptığınız her çalışma sizin adınıza büyük bir hasene olarak yazılacaktır. Salgın geçtikten sonra insanlar, doktorları övmekten vazgeçeceklerdir hatta kusur olarak bir şeyler saymaya bile başlayabilirler ama melekler sizin gayretlerinizi asla unutmayacaktır. Sizin ve bütün insanların en dar günü olan mahşerde bugünkü gayretleriniz sizi bulacaktır. Bundan emin olarak heyecanla çalışın. Allah yardımcınız olsun, sa'yinizi meşkûr kılsın. Elinize şifalar indirsin. Kardeşlerimize selamlarımızı ve dualarımızı hasseten bildiriniz.
Orijinal kaynak

Benzer fetvalar

FetvaDiyanet Fetva Kurulu

Teyemmüm; a- Suyun yokluğunda, b- Suyu kullanamama durumlarında ruhsat olarak yapılabilir bir ibadettir. Yapıldığında da abdestin aynısıdır. Suyu kullanamama durumuna genelde hastalık sebep olarak gösterilir ama sözünü ettiğiniz durum gerçekte bir KULLANAMAMA durumudur. Buradaki kullanamıyor olmanın gevşek tutulması durumu ise kişinin takvası ile alakalıdır. Bir gevşek tutma, önemsememe söz konusu olmadıkça teyemmüm için gerekli şart oluşmuştur. Soruda belirtilen şartlar teyemmüm için biiznillah yeterlidir. Allah teala ümmetimizi afetlerden muhafaza buyursun.

Hocam, koronavirus şüphesi olan kişilerle direkt temasta olan sağlıkçı hanımları
FetvaDiyanet Fetva Kurulu

Evet, böyle bir durumu burada masa başında değerlendirmem kolay ama sizin yaşadığınızı takdir etmem zordur. Eğer siz, namazın nasıl bir ibadet olduğunu biliyorsanız oradaki şartları da değerlendirirken vereceğiniz karar inşaallah kurtarıcı olur. Bir kere yoğun bakım hastalarını bırakma gibi bir seçeneğimiz yoktur. Mümkünse tedavi vaktini beş dakika ileri veya geri alıp alamayacağımızı bakalım. Bir arkadaştan yardım isteyip istemeyeceğimizi bakalım. Mescide gitme yerine hemen orada temiz bir çarşaf üzerinde sadece farzı kılma yönteminin yeterli olup olmayacağına bakalım. Sünnetleri kılmasanız da olur ki, toplam dört dakika sürecektir bu. Hiçbir fırsat olmuyorsa Allah'ın mağfiretine sığınırız.

Yoğun bakımda çalışan bir hemşireyim. Bazen akşam vakti girmeden hastalara acil
FetvaDiyanet Fetva Kurulu

Şu fani alemde söylenebilecek en gerçek söz şu sözdür: İnna lillahi ve inna ileyhi raciûn / Biz Allah’tan geldik Allah’a döneceğiz. Bu kadar. Şu anda insanlık olarak, istilası altında olduğumuz bela herkesi sarsmıştır. Kendisi gittikten sonra da izi senelerce sürecek gibi durmaktadır. Allah Teâlâ rahmeti ile hepimizi muhafaza buyursun. Belki şu anda zamanı değil ama bütün insanlık ve bütün mü'minler neden geldi, nasıl geldi sorusunu maddi ve manevi her iki yönden incelemelidirler. İnşaallah hepimiz için de büyük bir ders olur. Bu olay gösterdi ki insan, öyle sanıldığı kadar da abartılı bir gücün sahibi değildir. Hastalıktan önce hastalık korkusunun erittiği bir insan nasıl kendisini ‘Allah’ın kulu’ olmanın ötesinde bir yerde görebilir? İnsan zayıf yaratılmıştır. Herkes Allah’a muhtaçtır. Beşer olarak becerebildiğimiz kadar tedbirler alıp Allah’ın kapısında yalvarır olacağız, kurtuluş buradadır. Öldürme oranı yüzde üçü bulmayan bir hastalıktan korku her şeyi alt üst etti. Hâlbuki ölümün öldürme oranı yüzde yüzdür, ölümden korkup tedbirler almamız gerekirdi. Hastalık bulaşan kardeşimizle alakalı olarak neler yapabilirize gelince: Zaten tıbbın kontrolü altına alındığını söylüyorsunuz. Yapabileceğimiz yapılmıştır. Doktorların tavsiyesine de kulak verelim. Onunla alakalı ve çevresi ile alakalı neler tavsiye ediliyorsa o yapılsın ve asla ihmal edilmesin. O ve hepimiz, sabrederek bu sıkıntıyı sevaba dönüştürmeliyiz. Çok dua edelim. Genel dualar yapalım, kardeşimizin ismi ile de dua edelim. Biiznillah kardeşimiz iyileştiğinde günahlarından temizlenmiş olarak iyileşecektir. Bu da onun için kazanç olacaktır. Eğer kaderinde aramıza dönmek yoksa bu da onun için bir şehitlik mertebisidir ki, ne mutlu ona deriz o zaman. Bu süreçte kasıtlı veya kasıtsız ama ihmalle bir insana hastalık bulaştırmanın büyük bir vebal olacağını hiçbirimiz unutmayalım. Allah’tan umudumuzu eksiltemeyiz. Son nefesimizde bile biz onun rahmetini umarak bitiririz nefeslerimizi. Allah yardımcımız olsun.

Hocam, çok değer verdiğimiz bir yakınımız bu veba hastalığına yakalandı. Zamanın
FetvaDiyanet Fetva Kurulu

Allah Teâlâ bedenine sağlık, kalbine huzur, hayatına da bereket versin. Sana en büyük tavsiyem şudur: Asla moralsiz kalma. Son nefesinde bile olsan hayata tutunmaya, umutlu olmaya bak. İman konusu da dâhil her şey için moral bir numaralı ihtiyaçtır. İkinci olarak da adım adım iyileşmek ve adım adım büyümek bir kader olduğu gibi iman ve amel konusunda da adım adım ilerleyeceksin biiznillah. Sen moralli ve heyecanlı olduğun sürece iyisin demektir. Allah yardımcın olsun.

Hocam ben kalıtsal olarak doğuştan tedavisi olmayan nörolojik bir hastayım. Alla
FetvaDiyanet Fetva Kurulu

Doktor hanım, size tıp dili ile sorular sorayım: Bir insanın nabzı veya tansiyonu sürekli aynı olabilir mi? Hareket ederken veya heyecanlanınca ya da koşarken… Aynı nabız aynı tansiyon mümkün mü? Zannederim değildir. Zihin dünyamız da böyledir; inişleri çıkışları olur. Olmalıdır da. Bir sahabi hanımı olsa idiniz yine böyle olacaktı. Sürekli aynı heyecanı taşıyamazsınız. Bu durumu dert etmeyin. TUS süreci bitince değişecektir bu. Nasıl tansiyon belli değerler arasında inip çıktıkça onu önemsemiyorsunuz bu iniş ve çıkışları da önemsemeyin. Yeter ki ana değerler sabit kalsın. O ana değerleri sizin için şöyle özetleyebilirim: Asla imanınızla alakalı bir tartışmaya girmeyin, sizi imanınızda sorunlu hâle getirecek konulardan uzak durun. Allah’ın açık haramlarından uzak kalın. Hiçbir haramı hiçbir şekilde denemeye kalkmayın. Allah’ın farzlarını damarlarınızda dolaşan kanınız gibi bilin. Bir farz kaçırmak sizin için bir ünite kan kaybetmek kadar ağır olmalıdır. Oruç da böyledir zekât da böyledir. Her farz böyledir. Peygamber aleyhisselamın sünnetinden kabiliyetiniz ve mesleğiniz açısından sizi zorlamayacak olanları yapmaya çalışın. Hedefinizde de Allah’ın inayeti ile bütün sünnetleri yaşamak olsun. Çevrenizi iyi seçin. Arkadaşlarınız, kıyamet günü yanınızda bulunmasından hoşlanmayacağınız kimseler olmasın. Elbette mesleğiniz gereği herkesle beraber olacaksınız ama severek ve beğenerek iyi olmayan bir arkadaş edinmeyin. Anne baba başta olmak üzere akraba bağınızı güçlü tutun. Dua etme vakitleri ayırın kendinize. Sabah ve akşam dualarınız olsun. Ayetlerden bildiğiniz duaları okuyun, Türkçe dua edin ama dua ile tanışın, kaynaşın. Belli zikirler yapmayı ihmal etmeyin. Özellikle sabah akşam zikirleriniz olsun. Muhakkak Kur'an okuyun. Özel günleriniz hariç her gün asla terk etmediğiniz bir Kur'an okuma programınız olmalıdır. Bir sahife de olsa okuyun. Muhakkak bir âlimi izlemeye çalışın. Kimseye peygamberin yerinde görür gibi takılmayın ama bir âlimi izleyin. Mümkünse onunla istişareler edin. Biiznillah göreceksiniz ki bir zaman sonra tansiyonunuz da imanî heyecanınız da yerine gelecektir ve siz bir eksikliğe takılıp kalmayacaksınız. Allah yardımcınız olsun. Âmîn.

Ben tıp fakültesinden yeni mezun bir hekimim, şu anda yoğun olarak pandemide hek
FetvaDiyanet Fetva Kurulu

Allah yardımcınız olsun. İnsan sağlığı ile alakalı bir iş yapmak sürekli sevap kazanma durumunda olmak demektir. Belirttiğiniz bu ayrıntı ile alakalı olarak şunu söyleyebiliriz: - Elbette gücünüzün yetmediği işten sorumlu olmazsınız. Sizin üstünüz olan yöneticilerin esnek bıraktığı konuda sizin zorlanmanız gerekmez. Neticede siz bir memursunuz, amirinizin emrettiğini yapmanız yeterlidir. Siz elinizden geleni yapmaya çalışın. Yazdığınızda yalan ve aldatma olmasın. En azından normlara yakın olduğuna kanaatinizle karar vermelisiniz. Tamamen yanlış bir bilgi hem o insana zarar vermek hem devleti aldatmak olabilir ki bunu caiz göremeyiz. Üst amirlerinizi bu konularda uyarın, yetişmiyor diyerek bilgilendirin ki vebal sizde olmasın.

Hocam ben hastanede ebelik yapan hanım bir kardeşinizim. Biz bu mesleği yaparken

Corona konusundaki diğer fetvalar

FetvaDiyanet Fetva Kurulu

Şu gerçeği unutmayın, hem de hiç unutmayın: Biz her gün biraz daha kıyamete yaklaşıyoruz. Her gelen gün, bizi bir adım daha, deccale, büyük sarsıntıya, fitnelere, azgınlıklara yaklaştırmaktadır. Bu da gösteriyor ki, bizim her geçen gün kendimizi biraz daha fazla Allah’a yaklaştırmamız gerekiyor. Şeytan saldırısını büyüttükçe bizim de Allah’a yakınlaşmamız büyümeli ki, açı kapanmasın ve biz helak olmayalım. Daha da büyüklerini ve ağırlarını görmeye de hazır olacağız. Çare yok, burası dünyadır. Dünya da böyle olması için vardır. Ümmet olarak biz ise bu kargaşanın ortasında Allah’a imanımızı korumakla mükellef bulunuyoruz. Dertleri ve sıkıntıları sayıp durmak bir ibadet çeşidi değildir. Elinden geleni yapmak ise bir ibadettir. Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellemin “din garip başladı, yine garip olacak...” sözünü unutamayız. Dinin en garip hâli de, kendi toprağında garip düşmesidir. Bid’atlerden, içini oyma girişimlerine kadar binbir sorun bizim gerçeğimizdir. Toplumu, beceremezsek mü'min kardeş çevremizi, onu beceremezsek ailemizi, onu da beceremezsek kendimizi koruyacağız. Her birimiz, Medine’de Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem ve ashabının başlattığı o mübarek yürüyüşün son yürür ayakta adamı olmaya hazır olacağız. Bunun başka çaresi yoktur. Belki kaba bir örnek olacak ama lütfen müsamaha edin. Şu atasözü ile teselli bulabilirsiniz: “İt ürür kervan yürür.” İtler ürüyecek ama bizim iman kervanımız biiznillah yürüyecektir. Bundan hiç şüphemiz yoktur. Tek kişi bile kalsak bu böyle olacaktır. Bizim röntgenimizi melekler böyle görüntülesinler.

Hocam, başımıza büyük bir bela olarak bu salgın geldi. Bir yandan can derdine dü
FetvaDiyanet Fetva Kurulu

Sadece bir çubuğun içeri bir sıvı/gıda akıtılmadan ağza sokulması orucu bozmaz.

Hocam boğaza ve burna çubuk sokularak yapılan covid testi orucu bozar mı?
FetvaDiyanet Fetva Kurulu

Âmin güzel kardeşim âmin. Size, bize ve hepimize, gayeleri tespit etme planı niteliğinde olması için şunları söyleyebilirim: Hayatımızı ne kadar Allah’tan korkma, ona umut bağlama ve rızasını arama üzerine geçirdiğimizi test edelim. Kendimize Ashab-ı Kiramı örnek alalım. “O benden razı olsun da…” diyen salih kullarını rehber edinelim. Bundan sonraki yaşamımız böyle olsun diye de sık sık bu testi yapalım. Test sonuçlarına göre de gerekeni yapmaya çalışalım. İbadetler kadar ahlâkımızı da önemseyen bir Müslümanlık yaşayalım. Ahlâk giderse veya erirse beraberinde din de eriyebilir diye dikkat edelim. Bu ahlâkı da öncelikli olarak ailemizde, çevremizde ve bütün toplumda oluşturma gayretinde olalım. Böyle zamanlarda yani fitnenin ve belaların yoğunlaştığı zamanlarda insanlar kendi canlarının derdine düşerler. Biz ise ümmet olarak bu hayattan mesul olduğumuzu, “ben” olmaktan önce “biz” olduğumuzu unutamayız. Biz mantıklı mü'min olarak yaşayacağız. Çevremizi dert edineceğiz. Ve bu dert ediniş sadece fakirler, hastalar üzerinden olmayacak; insanlığı ve insanı, ahiretin onlardaki göstergelerini de dert edineceğiz. Sonra da gerekenleri yapmaya çalışacağız. Neticelerine bakmadan, sonuç beklemeden Allah’ın emirlerini yerine getiren mü'min olacağız. Farzlar bizim için hayat niteliğinde görevler olacak. Her eksik farz bizim için nefes alınamamış bir saat gibi kabul edilecek. Zaman konusunda her zamankinden daha hassas olacağız. Artık saat değil dakika kullanma vaktidir diye düşüneceğiz. Kıyamete veya bizim hususi kıyametimize çok kalmadı şuuru bunu gerektirir. Olaylar ve gelişmeler her ne olursa olsun, bizim Rabbimiz Allah’tır dediğimize göre asla ve asla umutsuz olmayacağız. Kıyametin kopmasına on dakika kala bile elimizdeki fidanı dikeceğiz. O fidan çocuk olur, iki rekât namaz olur, bir sadaka olur, bir iyiliği tavsiye olur, anne babaya hizmet olur… Her ne olursa… Dinimizi ve kulluğumuzu şüpheler sarmalında tutmayacağız. Dünyada tek kalsak bile biz devam ettiririz diye imanımız olacak. Bütün insanlık gitse de ben tevhidi sürdürürüm diye düşüneceğiz. Böyle bir yürekle şeytanın karşısında duracağız. İlk belada dökülenlerden olmaktan utanmalıyız. Belalar yağmaya başlasa bile biz eşimizle beraber, “üçüncüsü Allah olan...” diye itikat edeceğiz ve üzülmeyeceğiz, yıkılmayacağız, çökmeyeceğiz. Belaların altında ezildiğimizi çocuklarımıza göstermeyeceğiz. Bela geldikçe biz duaya sarılacağız. Zikre sarılacağız. Secdeye kapanacağız. Ama bir dakika bile umutsuz kalmayarak şeytanı çıldırtacağız. Doğruluk, ihlas bizim sembolümüz olacak. Mü'minler olarak aramızdaki kardeşliğimizi her zamankinden daha fazla koruyacak ve canlandıracağız. O kardeşlikten Allah’ın rızasını umacağız. Rabbim muvaffak kılsın.

Hocam, Allah sizden razı olsun. Sizi doğuran annenize rahmetler yağdırsın. Bir t
FetvaDiyanet Fetva Kurulu

Şu dünyada her ne gerçekleşirse onun karşısında muhakkak mü'min farklıdır. Zira mü'min olayları iki boyutuyla yaşar. Bir boyutunda bu dünya vardır ki onda diğerleri ile aynıdır. Bir de ahiret boyutu vardır. O boyutu başkalarından farklı olarak hisseder ve yaşar. Buna dünyanın akıbetini ahirette görme boyutu da diyebiliriz. Hiçbir mü'min, Peygamber aleyhisselamın beyanı ile ayağına batan bir dikenden bile istifade etmeden bu dünyadan gitmez biiznillah. Her ne kadar mü'min de kâfir gibi bu dünyanın olaylarında canını, malını ve yakınlarını korumak için tedbirler alsa da sonuç olarak bu fark kaybolmaz. Biz mü'minler olarak farklıyız. Bu farkımızı şu noktalarda izleyebiliriz: Bakışımız farklıdır. Onlar belayı sadece bir virüse yaslayıp onun üzerinden konuşur ve plan yaparlar. Biz ise virüsü onlar gibi bir kaynak görmekle beraber, bizi yaratıp bize hükmeden Rabbimizin bizden ne murat ettiğini de düşünürüz. Bela büyüdükçe bizim de imanımız büyür. Sabrımız büyür. Akidemiz güçlenir biiznillah. Biz ilaç üzerinden tedavi, karantina üzerinden korunma yaparız. Bunu onlar da yapar ama bizim bir de bizi yaratan Rabbimize itimadımız vardır. Onun bizi koruyacağını hesap ederiz. Böylece hastalık gelmeden hasta olacak acizliğe düşmeyiz. Bizim dışımızdakiler doktora ve ilaca dayanır. Doktoru kaybettiğinde umudu biter. Bizde ise ölürken bile aciz ve pasif kalmak yoktur. Umudumuz sonsuzdur. Dünyanın yıkılışını izlerken bile elimizdeki fidanı dikmeye çalışan bir anlayışımız vardır. Biz de hasta oluruz onlar da hasta olur. Onlar iyileşir veya ölür dosyaları kapanır. Bizde öyle olmaz. Hastalıkta çektiklerimiz bize sevap olarak yazılır. Zarar üzerinden bile kâr etmiş gibi oluruz. İyileşirsek de şükrederek kazanmış oluruz biiznillah. Sabır bizim kazanç kaynağımız olmuş olur. Çünkü sabrımız Allah içindir ve Allah iledir. Sağlık ve afiyetimiz üzerinden geçirdiğimiz bu süreci kendimize ders durumuna getirir ve kazanırız. Onlar ise konuyu sadece ekonomi üzerinden değerlendirirler. Bu da aramızdaki kapanmaz farklı bir açıdır. Belalar bizde yardımlaşmayı ve kardeşliği öne çıkarır. Onlarda ise bencilliği ve canını kurtarmayı güçlendirir. Bu da büyük bir farktır. Ölenimizin şehit olduğu, kalanımızın günahlarından tevbe edip Rabbine yöneldiği bir dünyada kim bizim gibi olabilir, kim iman etmenin tarif edilemez lezzetine ulaşabilir? Ne büyük nimettir iman, ne üstün meziyettir mü'min olmak! Elhamdülillah. Yerler gökler dolusu elhamdülillah.

Hocam, yaşanan bu virüs belası ile alakalı güzel notlar okudum sizden. Allah raz
FetvaDiyanet Fetva Kurulu

Çok sıradan ve gereksiz bir söylem olur bu söylem. Bugün insanlığı etkisi altında tutan virüs musibeti sadece “temiz olmama” gerekçesine dayanmıyor. Bu bir afettir ve bu hayatın içinde tabii bir süreçle gelişmiştir. Tertemiz insanlara da bulaşabilmektedir. Büyük olayları küçük akıllarla yorumlamanın sonucu bu tür söylemler geliştirilmektedir. Evet, temizlik açısından daha dikkatli olunsa musibet bu kadar büyük olmayabilirdi belki ama neticede sadece temizlik ekseninde dönülen bir durum değildir başlığımız. Dinimizi ve dindarlığımızı daha geniş ufuklardan izlemeliyiz. Buna rağmen “Müslüman ve temizlik” konusu böyle bir afetin içine girmeden de takdir edilmesi gereken bir farklılıktır. Her Müslüman şu temizlik hassasiyeti ile dindarlık yaşar, bu da bir farktır biiznillah: Gusül asgari haftada bir kere, Abdest günde asgari beş kere (burun içi ve ağız içi temizliği ile beraber), Parmak aralarını abdestte ovalama emri, Kulakları mesh etme, Saç temizliği, Beden için kıl temizliği mecburiyeti, Taharetlenme mecburiyeti, İdrardan kaçınma emri, Temiz şeyleri tüketme mecburiyeti, kap çanak hassasiyeti, açık kapta yiyecek bırakmama emri, bardak ve benzeri kaplara üflememe emri, Hapşırınca veya esneyince ağzı kapatma emri, Sağ eli temiz işler için saklama ve onu asla mikroplu işlere bulaştırmama emri, Yemeği de sağ elle yeme emri, yemekten önce elleri yıkama emri… Bunlar virüsten korunmak için yapılmıyor olsa bile mü'min insana temizlik disiplini getirmektedir.

Müslümanlarda temizlik var, virüs bulaşmaz şeklinde bir söylemi sahiplenebilir m
FetvaDiyanet Fetva Kurulu

Bunu iman meselesi olarak görmek abartı olur. Evet, ciddi bir tereddüt var ama ne yapılabileceği konusunda da ciddi bir alternatif de yok ortada. Olsa olsa günah ve hatadan söz edilebilir.

Yahudi firmalar aşıyı sorgulamadan onay verdi diye uygulamak beden emanetine iha

Paylaş

XWhatsAppTelegramFacebook
Bu içerikte bir hata mı var? Bize bildirin.

Site deneyimini iyileştirmek için çerezler kullanıyoruz. Ayrıntılar için Çerez Politikası.