Fetva Meclisi
Soru
Yoğun bakımda gece nöbeti olan bir hanım hayız olup guslü gece almak zorunda kalsa, hastanede de böyle bir imkan yoksa ne yapmalıdır?
Cevap
Benzer fetvalar
Evet, böyle bir durumu burada masa başında değerlendirmem kolay ama sizin yaşadığınızı takdir etmem zordur. Eğer siz, namazın nasıl bir ibadet olduğunu biliyorsanız oradaki şartları da değerlendirirken vereceğiniz karar inşaallah kurtarıcı olur. Bir kere yoğun bakım hastalarını bırakma gibi bir seçeneğimiz yoktur. Mümkünse tedavi vaktini beş dakika ileri veya geri alıp alamayacağımızı bakalım. Bir arkadaştan yardım isteyip istemeyeceğimizi bakalım. Mescide gitme yerine hemen orada temiz bir çarşaf üzerinde sadece farzı kılma yönteminin yeterli olup olmayacağına bakalım. Sünnetleri kılmasanız da olur ki, toplam dört dakika sürecektir bu. Hiçbir fırsat olmuyorsa Allah'ın mağfiretine sığınırız.
Rabbim kendi rızası doğrultusunda güzel işler yapmamızı nasip eylesin. Böylesine hassas, farz olan bir konuda elinizden geleni yaptığınıza yüzde yüz emin olmalısınız. Yaklaşık olarak ayda bir defa başımıza gelen bu olayda Rabbimiz ibadet hassasiyetimizi, kulluk idrakimizi sınamaktadır unutmayınız. Elinizden geleni yaptığınıza emin olmak derken mesela; Âdetin daha sağlıklı geçmesi için alınan ılık duşlar, kanamanın uzun sürmemesi için tüketilen gıdalara dikkat edilmesi. Nöbetinize denk gelmeyen günlerde âdet kanamasının kısa sürede dökülmesini sağlayacak beslenme düzeni gibi ön tedbirleri aldığınıza emin olunuz. Tüm tedbirler alındıktan sonra tam nöbetiniz sırasında âdetiniz biter de hastanede gusül abdesti alabilecek bir 5-10 dk. bulunmazsa ve vakit namazı kaçmak üzereyse hemen teyemmüm alınıp namaz kılınabilir. Sonra ilk fırsatta gusül abdesti alırsınız. Allah'a emanet olun.
Gusül abdestini almak farz iken su bulunuyor ancak uygun bir ortam -örneğin mahremiyet sağlayacak, üstünü açıp rahatça yıkanabileceğin bir yer- bulunamıyorsa, kişinin mahremiyetini koruyamayacağı bir durumda suyla gusletmesi gerekmez. Bu durumda teyemmümle yetinmesi caiz olur. Çünkü suyun varlığı değil su ile yıkanmanın fiilen mümkün olup olmaması dikkate alınır. Nitekim Kur'an-ı Kerim'de: "Eğer hasta olur ya da yolculukta bulunur ya da tuvaletten gelir veya kadınlara dokunur da su bulamazsanız, temiz bir toprakla teyemmüm edin..." (Maide Sûresi, 6. âyet) buyrulmuştur. Bu ayette geçen "su bulamamak" sadece fiziksel yokluk değil, suya erişimin fiilen mümkün olmaması veya kullanmanın ciddi sıkıntıya yol açması hâllerini de kapsar. Banyo tadilatı gibi bir durum, başka güvenli ve mahrem bir yıkanma yeri yoksa geçici olarak teyemmümle ibadet etmene izin verir. Ama bu teyemmüm geçici bir çözümdür. Uygun ortam oluşur oluşmaz gusül alınmalıdır.
Kadın abdest alırken yabancılar tarafından görülmesi haram olan yerleri açılacaksa, kendisi hükmen suyu kullanmaktan aciz kabul edilir ve teyemmüm ederek namazını kılar. Ancak bu durumdaki bir kadın, namaz vaktinin sonuna kadar abdest alabileceği uygun ortamı bekler. Eğer vaktin çıkacağından endişe ederse teyemmüm ederek namazını kılar. (İbn Âbidîn, Reddü’l-muhtâr, 1/154-155, 235; Tahtâvî, Hâşiye, 118)
Bunu abartmanıza gerek yoktur. Tam bir banyo yapmanız gerekmez. Hızlı bir duş da yeterlidir. Bütün bedeninizin ıslanmasını ölçü alarak girin banyoya. Normal bir banyo/gusül yirmi dakika ise yeterli olacak kadar gusül beş dakikayı geçmez. Ürkerek bakmanıza gerek yoktur. Bir başka husus da şudur: Bu istek sürekli değildir merak etmeyin. Bir süre sonra ikiniz de bu isteğinizde gevşeyeceksiniz, ara vereceksiniz.
Rabbim sağlık ve afiyetle evladınızı kucağınıza almanızı nasip eylesin. Hassasiyetiniz için ayrıca sizi tebrik ederim. Doğum sancıları doğum evrelerine göre kişiden kişiye değişmektedir. Öncelikle bilinmesi gereken ilk husus, doğum başlama nişanesi olan doğum suyu veya doğumdan önce gelen kanama ile lohusalık başlamaz. Çocuğun yarısından fazlasının ya da tamamının dışarı çıkması ile lohusalık başlar. Dolayısıyla, namaz vakti girdiğinde doğum suyu ya da kanaması gelen kadın, doğum gerçekleşmediği takdirde o namaz vakti ile sorumludur, kılması üzerine farzdır. Doğum gerçekleşmeden doğum suyu ya da kanaması gelen kadın, vakti giren namazı kılmak için abdest almalıdır. Çünkü gelen sıvılardan dolayı kadın özür sahibi olmuş olur. Doğum sancısı, çıldırtan, baygınlık seviyesinde de olabilir. Bu durumda kadın kendinde olmadığı takdirde onun namazı eda etmesi sağlıklı birinin namazı kılması gibi olmayacaktır. Namazı sonradan kaza etmesi bile söz konusu olabilir. Ancak bunun tıbben çok istisnai bir durum olduğu bildirilmektedir. Namazın böylesine bir konumda bile ihmalinin söz konusu olmaması sizi henüz hamileliğin başında iken tefekküre götürmelidir. Şimdiden doğum sancıları eşliğinde kılacağınız namazın huşusunun kim bilir nasıl da fazla olacağını hayal etmelisiniz. Sancının seviyesine göre namazın farzlarını yerine getirecek şekilde namaz eda edilmelidir. Güç yetirilebiliyorsa namaz tamamı ile güç yetirilemiyorsa sadece farzları ile kılınmalıdır. O anki takatiniz bunu belirleyecektir. Yukarıda da belirttiğimiz gibi istisnalar hariç tıbben de kadının böylesine hassas bir anda namazını eda etmesine engel bir durum söz konusu değildir.
adet konusundaki diğer fetvalar
Kadın, Ramazan günü oruçlu iken, gün ortasında aybaşı olması halinde, gün ortasında yemek yemesi keffareti gerektirmez.
Ashabı kiramdan günümüze kadar, peşinden gidilen ulemanın, mezhep imamlarının tamamı, hayız ve lohusa hallerindeki kadınların namaz kılamayacakları ve oruç tutamayacaklarını söylemişlerdir. Bildiğiniz gibi daha sonra oruçlarını kaza ederler, namazlarını ise kaza etmezler. Bu konuda Buhari'de rivayet edilen sahih bir hadis de vardır. Ümmeti Muhammed'in görüşü budur. Bunun dışında, Buhari'deki hadisi, ulemanın icmaını yok sayacak biri için diyebileceğimiz bir söz olamaz. Biz ümmetimizin icmaını kendimize din kabul ediyoruz.
Bir bayan temizlendikten sonra en az on beş gün temiz kalması gerekir. Bu on beş gün dolmadan gelen sıvılar için sadece abdest tazelemek ve çamaşır değiştirmek gerekir. Ya da çamaşır değiştirmeye gerek bırakmayacak malzeme kullanır. Allah kolaylık versin.
Hac ibadeti esnasında özel günleri başlayan hanımlar için yapılması sakıncalı olan tek şey tavaftır. Haccın önemli farzlarından biri olan İFADA tavafı yapılmadan hac tamamlanmış olmaz. Hanımlar için şöyle bir uygulama yapılabilir: Mümkünse kanamayı engelleyici ilaç kullanarak kanamayı erteletmeliyiz. Bunun bir sakıncası olmaz. Hiçbir şekilde kanamayı engelleyemeyen için ulemanın, bugünkü şartları kollayarak verdikleri fetvalar doğrultusunda o haliyle de olsa tavafını yaparak ülkesine dönmesi mümkündür. Yalnız bu durum, hacca uzaktan giden müslümanlar içindir. Mekke ve Medine'ye yakın bölgelerden hacca gidenler için bu fetva geçerli değildir.
Tavaf ve namaz için olan sakıncayı genişletmemelisiniz. Allah'a emanet olunuz.
Hayızlı durumdaki hanımların Kur'an'ın yazılı bulunduğu mushafa tutmayacakları hakkındaki hüküm kesindir. Kur'an olmayacak şekilde bölünmüş ayet kelimelerine tutabileceklerini düşünüyorum. Ama o kelimeler bir arada yazılı iken yine ayet olmuş durumdadır. Elle değmeden okuyup çalışabilirler. Mealden okumak ise kesinlikle Kur'an'dan okumak değildir; meal tutulabilir. Allah'a emanet olunuz.