Fetva Meclisi
Soru
Bir hanım hac günlerinde hasta olursa (Regl) hac ibadetini ve yapması gereken tavaf, say vakfe gibi menasikleri nasıl yapmalı? Hac görevlerini yapacağı esnada bu sebeple hastalanan kadının durumu nedir?
Cevap
Benzer fetvalar
Her ibadetin rükünleri yani olmazsa olmazları vardır. Mesela abdest namaz için olmazsa olmaz bir parçadır. Aynı şekilde secde, namaz için olmazsa olmaz bir parçadır. Bir mü'min mesela namazı hakkıyla eda etmiş olmak için bu parçaların tamamını yerine koymuş olmalıdır. Meşru bir sebepten ötürü yerine koyamadığına ise dinimiz alternatif getirmiştir. Abdestin yerine teyemmümü, secdenin yerine imayı getirmiştir. Hac ibadetinin de böyle, olmazsa olmazları vardır. Onları yapmadan hac ibadeti yerine getirilmiş olmaz. Onlar için de bir alternatif söz konusudur. İhram, Arafe Vakfesi, Safa/Merve arasında sa’y ve İfada Tavafı. İfada Tavafı dışındakilerin kadın açısından yapılamıyacak bir pozisyonu yoktur. Özel günlerinde de olsa onları yapabilir. Kadının İfada Tavafı yapabilmesi için hayız/nifas durumu olmaması gerektiğine, dinimizin hükümlerinin indiği ilk günden bugüne kadarki dönemde bütün alimler hükmetmişlerdir. Bu hüküm de Peygamber aleyhisselamın Aişe annemize söylediği sözlere dayanmaktadır. Hanefi ulemasının özetlemesi ile ifade edildiğinde bu durum, kadının hayız/nifas durumu yok iken tavaf etmesi tavafın FARZLARINDANDIR, şartlarından değildir. Bir emrin şart olması ile farz olması arasında ise telafi edilebilmesi veya edilemiyor olması gibi bir fark vardır. Bu duruma göre kadınların hac esnasında özel günlerine raslamaları ile alakalı olarak şu sonuçları çıkarabiliriz: Kadın için sorun olabilecek sadece Arafat’tan sonraki tavaftır. Onun haricindekilerde hiçbir şey yokmuş gibi devam edecektir. Zaten namaz kılmıyordur. Namaz mahalli olan Kâbe’nin tavafı sakıncalıdır. Kadın önceden tedbir alarak mesala aybaşını erteleyen ilaç kullanabilir. Bu ilacın kullanılmasında özellikle o kadın için tıbben bir sakınca yoksa fukaha da sakınca görmemektedir, ilaç kullanabilir. İlaç kullanmadı veya yararı olmadı ise, özel hali bitinceye kadar bekleyecek ve bitince gusledip tavafını yapacaktır. BUGÜNKÜ HAC SİSTEMİ İÇİNDE BU SADECE O BÖLGEDE İKAMET EDENLER İÇİN MÜMKÜNDÜR. Bir kadını ortalama bir hafta bekleyebilecek bir hac kafilesi normal şartlarda yoktur. Olmasını talep etmek de makul değil gibi görülmektedir. İhramlı halini bozmadan evine dönüp evinde özel günlerinin bitmesini bekleyip guslederek tekrar Mekke’ye gelip tavaf etmesi olabilir. BU DA SADECE ORADA YAŞAYANLARA AİT BİR KOLAYLIK OLABİLİR. Son şık olarak yapabileceği şey şudur: Özel halinde yani aybaşı durumunda iken tavaf eder ve bir koyun kurban keser orada. (Hanefi fukahasını esas aldığımızda ise BÜYÜKBAŞ kurban keser dememiz daha ihtiyatlı olur.) Bu son madde, bir farzın ağır zaruretten ötürü ihmal edilmesi gibi görülmektedir. Ortadaki zaruret, çözümü neredeyse imkânsız denebilecek bir zoruluktan kaynaklanmaktadır. O günlerde bayan geri döneceği ulaşım imkânını ayarlayabiliyor olsa bile mesela barınacağı otel bulamayacaktır. Kadını alternatifsiz bırakmak veya kadınla haccın bağını kesmek ya da sadece menepoz sonrası kadınlar haccetsin demek gibi bir uç görüşe kaymaktan ise muasır ulemanın bu fetvası ile amel edilebilir. İnşaallah bir sıkıntı da yoktur.
Ziyaret tavafı, haccın rükünlerinden olup yapılmadıkça kişi haccını tamamlamış ve tamamen ihramdan çıkmış sayılmaz. Hacca gidip Arafat’ta vakfe yaptığı hâlde bir sağlık problemi ile karşı karşıya kalanların, öncelikli olarak farz olan bu tavafı tekerlekli sandalye veya sedye üzerinde de olsa yapmaya gayret etmeleri gerekir. Ziyaret tavafının son vakti için bir sınırlama yoktur. Ömrün sonuna kadar yapılabilir. Dolayısıyla tavaf etmeden memleketine dönen kişi, sonradan geri döner ve tavafını yaparsa ziyaret tavafı farzı yerine gelmiş olur ve bu gecikmeden dolayı da cumhura göre herhangi bir ceza gerekmez. (Mâverdî, el-Hâvî, 4/192; Kâsânî, Bedâ’i, 2/132; İbn Kudâme, el-Muğnî, 3/391; Ali el-Kârî, Fethu bâbi’l-‘inâye, 3/85) Fakat ziyaret tavafını yapıncaya kadar ihramdan tamamen çıkmış olmayacağından, cinsel ilişki yasağı devam eder. Bazı âlimlere göre ise Arafat vakfesinden sonra müzmin yatalak hasta olan kişiler, hiçbir şekilde tavaf yapamayıp bu şekilde ülkelerine dönmek zorunda kalmışlarsa artık tavafı bizzat yapma imkânı kalmadığı ve zaruret durumu ortaya çıktığı için bir başkasına vekâlet vererek tavafı ve haccın geriye kalan menâsikini yaptırırlar. Böylece ihramdan tamamen çıkmış ve haclarını tamamlamış olurlar. (bk. Remlî, Fetâvâ, 2/93)
Evet, hac ibadetinde kadın ile erkek arasında bazı farklar vardır. Bunların bazıları farz düzeyindedir, bazıları da müstahap düzeyindedir. Kadının, farz olmayan bir hacca gidecekse eşinden izin istemesi en azından müstahaptır. Farz bir hacca gidecekse izin şartı aranmaz. Kadın hacca giderken seferi bir mesafeye gitmiş olacağı için beraberinde mahremi olması şarttır. Mahremi olmadan hac yapacak olsa o hac, hac ibadetini yerine getirmek bakımından kabul olsa da sünnete aykırı hareket edildiği için hata edilmiş olur. Kadın ihramlı iken erkekler gibi kıyafetlerini çıkarmaz. Dikişli elbiselerini giyer, ayakkabılarını normal olarak giyer. Yüzünü örtmesi (peçe kullanması) ise caiz değildir. Kadının ihramı yüzünü açmakla yeterli sayılmaktadır. Kıyafet olarak belli bir renk veya şekil giyinmesi şart değildir, gerekli de değildir. Telbiye getirirken kadın sesini yükseltmez. Erkekler ise sesli telbiye getirir. Erkekler tavaf esnasında ihramlı iseler sağ omuzlarını açarlar. Bu sünnettir. Kadınlarda ise böyle bir sünnet yoktur. Erkekler sa’yin bir bölümünde hervele yaparlar, (koşar gibi sık adımlarla yürürler.) kadınlar ise bunu yapmazlar. Şeytan taşlamada kadınlar kalabalık sebebiyle başkasına vekalet verebilirler. Erkekler ise bir özürden dolayı vekalet verebilirler. Erkeğin kesecekse hac kurbanını kendisinin kesmesi müstahaptır, kadın için ise kendisinin kesmesi müstahap değildir, başkasına kestirir. İhramdan çıkarken erkeklerin saçlarını tamamen tıraş etmesi daha efdaldir. Kadın ise saçını sadece kısaltır, tamamen tıraş etmesi mekruhtur. Kadın hacda iken özel günlerine tesadüf ederse bütün hac ibadetlerini yerine getirir. Sadece İFADA tavafını Harem’e girip yapacağı için, o haliyle de Harem’e girmesi mümkün olmayacağı için normal olarak yapamaz. Beklemesi gerekir. Beklemesi konaklama, geri dönme gibi sebepler yüzünden sıkıntıya sebep olacaksa hayızlı ilen bile olsa tavafını yapar. Sonra da bir inek kurban eder veya bedelini sadaka olarak verir. Kadınla erkeğin hacta ayrıldığı temel başlıklar bunlardır.
Sitemizden aşağıdaki cevapları inceleyebilirsiniz: https://fetvameclisi.com/fetva/bir-kadin-hac-gunlerinde-ay-hali-aybasiozel-gunleri-olusursa-hac-gorevlerini-yapamaz-mi https://fetvameclisi.com/fetva/kadin-adet-oldugunda-kabede-tavaf-yapabilir-mi
Hac, belli zaman ve mekânlarda haccetme niyeti ile edâ edilmesi gereken farz bir ibadettir. Hac ibadetinin geçerli olabilmesi için kendisine mahsus şart ve rükünlerin yerine getirilmesi gerekir. Umre ve tavaf yaparak bu şart ve rükünler yerine getirilmiş olmaz. Bu itibarla sayısı ne kadar çok olursa olsun yapılacak umre ve nâfile tavaflar, hac ibadeti yerine geçmez.
Kadın hayız hâlinde iken (hayız bittikten sonra tavaf etme imkânı bulunuyorsa) o hâliyle Kâbe’yi tavaf etmesi caiz olmaz, ederse günah işlemiş olur. Fukahanın görüşü bu şekildedir. Kadının başka bir alternatifi yok ve o hâliyle tavaf etmeye mecbur ise Hanefi mezhebi fukahasına göre o şekilde tavafını yapar ve bir kurban keser. Böylece vebale girmemiş ve vazifesini de yapmış olur. Bu durumdaki bir kadının ne kadar zorunluluk içinde olduğu yani temizleninceye kadar beklemesinin ne kadar mümkün olmadığı herkese göre değişik takdir edilebilecek bir durumdur. İnsan bütün imkânlarını kullanmalıdır. Buna rağmen bir çözüm bulamıyorsa fukahanın bu zaruretten ötürü gösterdiği ruhsatı kullanabilir.
adet konusundaki diğer fetvalar
Bir bayan temizlendikten sonra en az on beş gün temiz kalması gerekir. Bu on beş gün dolmadan gelen sıvılar için sadece abdest tazelemek ve çamaşır değiştirmek gerekir. Ya da çamaşır değiştirmeye gerek bırakmayacak malzeme kullanır. Allah kolaylık versin.
Ashabı kiramdan günümüze kadar, peşinden gidilen ulemanın, mezhep imamlarının tamamı, hayız ve lohusa hallerindeki kadınların namaz kılamayacakları ve oruç tutamayacaklarını söylemişlerdir. Bildiğiniz gibi daha sonra oruçlarını kaza ederler, namazlarını ise kaza etmezler. Bu konuda Buhari'de rivayet edilen sahih bir hadis de vardır. Ümmeti Muhammed'in görüşü budur. Bunun dışında, Buhari'deki hadisi, ulemanın icmaını yok sayacak biri için diyebileceğimiz bir söz olamaz. Biz ümmetimizin icmaını kendimize din kabul ediyoruz.
Namazın önemini müdrik bir Müslüman için elbette namazdan önemli bir şey yoktur. Ama yoğun bakımda ihmal edilemez bir görevin başında bulunan bir bayan, gerçekten banyo yapamaz durumda bulunuyorsa -ki bu şartları kendisi çok iyi takdir edebilir- teyemmüme başvurabilir. İlk fırsatta da gusül abdesti alarak namazına devam eder. Zira hayatiyeti bakımından yoğun bakım çok önemli bir görevi temsil etmektedir. Ama nöbetini arkadaşı ile değiştirme gibi seçeneklerini sonuna kadar değerlendirmiş olmalıdır. Allah Teala muvaffak kılsın
Kadın, Ramazan günü oruçlu iken, gün ortasında aybaşı olması halinde, gün ortasında yemek yemesi keffareti gerektirmez.
Tavaf ve namaz için olan sakıncayı genişletmemelisiniz. Allah'a emanet olunuz.
Hayızlı durumdaki hanımların Kur'an'ın yazılı bulunduğu mushafa tutmayacakları hakkındaki hüküm kesindir. Kur'an olmayacak şekilde bölünmüş ayet kelimelerine tutabileceklerini düşünüyorum. Ama o kelimeler bir arada yazılı iken yine ayet olmuş durumdadır. Elle değmeden okuyup çalışabilirler. Mealden okumak ise kesinlikle Kur'an'dan okumak değildir; meal tutulabilir. Allah'a emanet olunuz.