İslami Delil
Aramaya dön
Fetva

Fetva Meclisi

Soru

Hac ibadetinde kadın ile erkek arasında haccın yapılışı açısından farklar var mıdır, varsa nelerdir?

Cevap

Evet, hac ibadetinde kadın ile erkek arasında bazı farklar vardır. Bunların bazıları farz düzeyindedir, bazıları da müstahap düzeyindedir. Kadının, farz olmayan bir hacca gidecekse eşinden izin istemesi en azından müstahaptır. Farz bir hacca gidecekse izin şartı aranmaz. Kadın hacca giderken seferi bir mesafeye gitmiş olacağı için beraberinde mahremi olması şarttır. Mahremi olmadan hac yapacak olsa o hac, hac ibadetini yerine getirmek bakımından kabul olsa da sünnete aykırı hareket edildiği için hata edilmiş olur. Kadın ihramlı iken erkekler gibi kıyafetlerini çıkarmaz. Dikişli elbiselerini giyer, ayakkabılarını normal olarak giyer. Yüzünü örtmesi (peçe kullanması) ise caiz değildir. Kadının ihramı yüzünü açmakla yeterli sayılmaktadır. Kıyafet olarak belli bir renk veya şekil giyinmesi şart değildir, gerekli de değildir. Telbiye getirirken kadın sesini yükseltmez. Erkekler ise sesli telbiye getirir. Erkekler tavaf esnasında ihramlı iseler sağ omuzlarını açarlar. Bu sünnettir. Kadınlarda ise böyle bir sünnet yoktur. Erkekler sa’yin bir bölümünde hervele yaparlar, (koşar gibi sık adımlarla yürürler.) kadınlar ise bunu yapmazlar. Şeytan taşlamada kadınlar kalabalık sebebiyle başkasına vekalet verebilirler. Erkekler ise bir özürden dolayı vekalet verebilirler. Erkeğin kesecekse hac kurbanını kendisinin kesmesi müstahaptır, kadın için ise kendisinin kesmesi müstahap değildir, başkasına kestirir. İhramdan çıkarken erkeklerin saçlarını tamamen tıraş etmesi daha efdaldir. Kadın ise saçını sadece kısaltır, tamamen tıraş etmesi mekruhtur. Kadın hacda iken özel günlerine tesadüf ederse bütün hac ibadetlerini yerine getirir. Sadece İFADA tavafını Harem’e girip yapacağı için, o haliyle de Harem’e girmesi mümkün olmayacağı için normal olarak yapamaz. Beklemesi gerekir. Beklemesi konaklama, geri dönme gibi sebepler yüzünden sıkıntıya sebep olacaksa hayızlı ilen bile olsa tavafını yapar. Sonra da bir inek kurban eder veya bedelini sadaka olarak verir. Kadınla erkeğin hacta ayrıldığı temel başlıklar bunlardır.
Orijinal kaynak

Benzer fetvalar

FetvaDiyanet Fetva Kurulu

Her ibadetin rükünleri yani olmazsa olmazları vardır. Mesela abdest namaz için olmazsa olmaz bir parçadır. Aynı şekilde secde, namaz için olmazsa olmaz bir parçadır. Bir mü'min mesela namazı hakkıyla eda etmiş olmak için bu parçaların tamamını yerine koymuş olmalıdır. Meşru bir sebepten ötürü yerine koyamadığına ise dinimiz alternatif getirmiştir. Abdestin yerine teyemmümü, secdenin yerine imayı getirmiştir. Hac ibadetinin de böyle, olmazsa olmazları vardır. Onları yapmadan hac ibadeti yerine getirilmiş olmaz. Onlar için de bir alternatif söz konusudur. İhram, Arafe Vakfesi, Safa/Merve arasında sa’y ve İfada Tavafı. İfada Tavafı dışındakilerin kadın açısından yapılamıyacak bir pozisyonu yoktur. Özel günlerinde de olsa onları yapabilir. Kadının İfada Tavafı yapabilmesi için hayız/nifas durumu olmaması gerektiğine, dinimizin hükümlerinin indiği ilk günden bugüne kadarki dönemde bütün alimler hükmetmişlerdir. Bu hüküm de Peygamber aleyhisselamın Aişe annemize söylediği sözlere dayanmaktadır. Hanefi ulemasının özetlemesi ile ifade edildiğinde bu durum, kadının hayız/nifas durumu yok iken tavaf etmesi tavafın FARZLARINDANDIR, şartlarından değildir. Bir emrin şart olması ile farz olması arasında ise telafi edilebilmesi veya edilemiyor olması gibi bir fark vardır. Bu duruma göre kadınların hac esnasında özel günlerine raslamaları ile alakalı olarak şu sonuçları çıkarabiliriz: Kadın için sorun olabilecek sadece Arafat’tan sonraki tavaftır. Onun haricindekilerde hiçbir şey yokmuş gibi devam edecektir. Zaten namaz kılmıyordur. Namaz mahalli olan Kâbe’nin tavafı sakıncalıdır. Kadın önceden tedbir alarak mesala aybaşını erteleyen ilaç kullanabilir. Bu ilacın kullanılmasında özellikle o kadın için tıbben bir sakınca yoksa fukaha da sakınca görmemektedir, ilaç kullanabilir. İlaç kullanmadı veya yararı olmadı ise, özel hali bitinceye kadar bekleyecek ve bitince gusledip tavafını yapacaktır. BUGÜNKÜ HAC SİSTEMİ İÇİNDE BU SADECE O BÖLGEDE İKAMET EDENLER İÇİN MÜMKÜNDÜR. Bir kadını ortalama bir hafta bekleyebilecek bir hac kafilesi normal şartlarda yoktur. Olmasını talep etmek de makul değil gibi görülmektedir. İhramlı halini bozmadan evine dönüp evinde özel günlerinin bitmesini bekleyip guslederek tekrar Mekke’ye gelip tavaf etmesi olabilir. BU DA SADECE ORADA YAŞAYANLARA AİT BİR KOLAYLIK OLABİLİR. Son şık olarak yapabileceği şey şudur: Özel halinde yani aybaşı durumunda iken tavaf eder ve bir koyun kurban keser orada. (Hanefi fukahasını esas aldığımızda ise BÜYÜKBAŞ kurban keser dememiz daha ihtiyatlı olur.) Bu son madde, bir farzın ağır zaruretten ötürü ihmal edilmesi gibi görülmektedir. Ortadaki zaruret, çözümü neredeyse imkânsız denebilecek bir zoruluktan kaynaklanmaktadır. O günlerde bayan geri döneceği ulaşım imkânını ayarlayabiliyor olsa bile mesela barınacağı otel bulamayacaktır. Kadını alternatifsiz bırakmak veya kadınla haccın bağını kesmek ya da sadece menepoz sonrası kadınlar haccetsin demek gibi bir uç görüşe kaymaktan ise muasır ulemanın bu fetvası ile amel edilebilir. İnşaallah bir sıkıntı da yoktur.

Bir kadın hac günlerinde ay hali (yani aybaşı/özel günleri) oluşursa hac görevle
FetvaDiyanet Fetva Kurulu

Dinimizde farz olan ibadetler, gerekli şartları taşıyan kadın-erkek herkesin yapması gereken bireysel ibadetlerdir. Bu ibadetleri yapması için eşlerin birbirlerine engel olması caiz değildir. Bununla birlikte Hanefî ve Hanbelî mezheplerine göre haccın farz olması için gidip gelinceye kadar yeterli maddî imkânın yanı sıra kadının yanında bir mahreminin de bulunması gerekir. (İbnü’l-Hümâm, Fethu’l-kadîr, 2/419; İbn Kudâme, el-Muğnî, 3/230) Şâfiîlere göre üç veya daha fazla güvenilir kadın, yanlarında eş veya mahremleri olmasa da hacca gidebilir. Mâlikî mezhebine göre ise bir kadın, güvenilir bir grup içerisinde olması hâlinde tek başına hacca gidebilir. Ancak kadınlardan oluşan bir grup içinde olması tavsiye edilir. (Şirbînî, Muğni’l-muhtâc, 2/216; Desûkî, Hâşiye, 2/9-10) Bu itibarla Hanefî mezhebine göre evli bir kadının kendisiyle birlikte gideceği bir mahremi yoksa hacca gitmesi uygun değildir. Ancak kocasının iznini ve rızasını alan bir kadın, güvenilir bir hac organizasyonuyla Şâfiî ve Mâlikî mezheplerini taklit edip mahremsiz olarak hacca gidebilir. Haccın gerekli şartlarını taşıyıp yanında bir mahremi olan kadının farz olan hacca gitmesine eşi engel olamaz. Buna hakkı yoktur. (İbn Kudâme, el-Muğnî, 3/231) Umre farz olmadığı için yanında mahremi olsa bile kocasının izni olmadan bir kadın umreye gidemez.

Evli bir kadın, kocasının iznini almadan veya yanında mahremi olmadan hac veya u
FetvaDiyanet Fetva Kurulu

Hac ibadeti sağlık, mali imkân ve yol emniyeti yönünden haccetme imkânına sahip, hür, akıl sağlığı yerinde ve buluğ çağına erişmiş Müslümanlara farzdır. Bu şartları taşıyan kişinin, imkân bulunca, geciktirmeden bu farzı yerine getirmesi gerekir. Kendisine hac farz olan kimsenin, haccını bizzat eda etmekle yükümlü olması için, sağlıklı olması, tutukluluk veya yurtdışına çıkma yasağı gibi bir engelinin bulunmaması ve yolun güvenli olması şarttır. Hac yolculuğuna katlanamayacak, ya da fiilen haccedemeyecek derecede hasta olanlar ile yaşlılar, hac kendilerine farz olsa bile eda ile yükümlü değildirler. Bu durumda olanlar şartları oluştuğu takdirde bizzat haccederler. Eğer şartlar oluşmazsa kendi yerlerine bedel göndererek hac yaptırırlar. Mali bakımdan imkânı olmayanlara -kur 'ada çıkmış olsalar da- hac farz değildir. Bu kişiler hacca gitmekle yükümlü olmadıkları gibi, kendi yerlerine bedel göndermeleri de gerekmez. Söz konusu kişiler adına, vekâleten hacca gitmek üzere resmi işlem yaptırıp, gerçekte kendileri adına hac yapan kişiler haccın rükünlerini ve şartlarını yerine getirdikleri takdirde, hac mükellefiyeti kendilerinden sakıt olmaktadır. Ancak bu ibadetin ifası esnasında yalan beyana tevessül edilmekte, üstelik bu şekilde hac sırasının kendisine gelmesi gereken bir başkasının önüne geçilerek kul hakkı da ihlal edilmektedir. Ayrıca namına vekâleten hac yaptırılmak üzere resmi işlem yapılan kişi de, bu şekilde hakkını kullanmış sayılacağından dolayı, bilahare imkânlara kavuşsa bile tekrar hacca gidemeyecektir. Hac gibi önemli bir ibadetin, yalan beyan gibi meşru olmayan yollara başvurularak ve kul hakkı ihlal edilerek ifa edilmesi caiz değildir. Dolayısıyla bu gibi yollara tevessül ve yardım eden tüm taraflar sorumlu olacaktır. İhlas ve ihsan üzere icrası gereken bir ibadetin, bu gibi haram vesilelerle zedelenmemesi gerekir.

Vekâleten hacca gitmek üzere resmi işlem yaptırıp, kendi adına hacca gitmek caiz
FetvaDiyanet Fetva Kurulu

Hac veya umre yapmak için İHRAMA GİRMEK veya İHRAMLI OLMAK bir kıyafetin adı değildir. Normal zamanlarda yapabileceğin bazı şeyleri yapmamaya niyet etmeye (kendine harem getirme anlamında) ihrama girmek denmektedir. Dilimizde “ihrama girmek” erkekler açısından dikişsiz elbise giymek için kullanılan iki parça havluya bürünmek olarak anlaşılmıştır. Kullanılan o kumaşlara da ihramlık adı verilmektedir. İhram bir ibadet değildir. Hac ve umre ibadetinin yapılmasında gereken bir araçtır. İhrama girmek niyet etmek ve telbiye getirmektir. Hac veya umre için niyet eden ve telbiye getiren kişi ihrama girmiş olur. Bu kişi erkek ise üzerindeki dikişli elbiseleri çıkarması gerekir. Çıkarmazsa hata etmiş olur. Hatanın durumuna göre de cezası olur. İhrama giren kimseye şu durumlar yasaktır: İhrama niyet etmiş biri ihramdan çıkana kadar bedeninden tüy alamaz. Saç, bıyık, sakal veya herhangi bir kılı alamaz. Makyaj malzemesi olan bir şeyi kullanamaz. Koku bile süremez. Erkekler dikişli bir elbise giyemez. Takke bile kullanamaz. Ayakkabı giyemez. Eşiyle cinsel ilişki veya onu çağrıştıracak hareketler yasaktır. Kara avı hayvanı avlamak, insanlarla tartışmak, çirkin konuşmak yasaktır. Yıkanmak, kokusuz sabun kullanmak, diş çektirmek, kan aldırmak, iğne yaptırmak, çiçek koklamak, kemer bağlamak, kol saati kullanmak, çanta kullanmak, baş açık kalacak şekilde battaniye ile örtünmek, zararlı hayvanları öldürmek yasak değildir. İhram yasaklarından biri işlendiğinde yasağın durumuna göre de cezaları vardır: İhramlı iken Arafat vakfesinden önce cinsel ilişkiye girmek haccı bozar. O hac tamamlanır ama ileriki yıllarda yeniden yapılması gerekir. Bu yanlıştan dolayı da küçükbaş hayvan kurban edilir. Arafat vakfesinden sonra ama tıraş olmadan önce cinsel ilişkiye girilirse hac iptal olmaz ama büyükbaş hayvan kurban edilmesi gerekir. Umre için ihram giyen biri tavafı yapmadan cinsel ilişkiye girerse umresi boş olur. O umreyi tamamlar ama sonra da küçükbaş bir kurban keser. Süslenme, koku kullanma, elbise giyme, tıraş olma gibi bir suç işlendiğinde ise kurban veya sadaka gerekir. Mesela başını gün boyu örttü ise küçükbaş hayvan kurban eder. Kısa bir zaman örttü ise sadaka verir. İhramda iken bu yasakların unutarak veya ihmal gibi bir sebeple yapılması cezayı değiştirmez, hata işlendi ise ceza ne ise onu yerine getirir.

Hocam hac ve umre yaparken ihram kıyafetleri başka bir renk olamaz mı? İhramlı o
FetvaDiyanet Fetva Kurulu

Hanefî mezhebine göre temettu‘ haccı yapmak üzere umre ihramına girdikten sonra âdet gördüğü için umre tavafını yapamayan ve Arafat’a çıkma zamanına kadar temizlenemeyen kadın, saçını kesmeden umresini kalben iptal eder ve yeni bir niyet ve telbiye (ihrama girenlerin lebbeyk şeklinde başlayan zikir cümlelerini söylemesi) ile hac için ihrama girerek Arafat’a çıkar. Bu şekilde hareket eden kadın, ifrad haccı yapmış olduğu için şükür kurbanı kesmesi gerekmez. İptal ettiği umreyi haccını tamamladıktan sonra kazâ eder. Bundan dolayı da ceza olarak bir dem; küçükbaş hayvan kurban edilmesi gerekir. (Mevsılî, el-İhtiyâr, 1/160-161) Nitekim Hz. Peygamber’in (s.a.s.) Vedâ haccında Hz. Âişe (r.anhâ) Mekke’ye vardıktan sonra umreyi yapmadan âdet olmuştu. Hac zamanına kadar da temizlenemeyeceği için Hz. Peygamber (s.a.s.) ona, umre ihramını iptal etmesini ve Arafat’a çıkılacağında hac için ihrama girmesini söyledi. Hz. Âişe’ye (r.anhâ) hacdan sonra yapamadığı umreyi kazâ ettirip bir de kurban kestirdi. (Buhârî, Hayız, 1, 15 [294, 316]; Müslim, Hac, 111-120 [1211]) Şâfiî, Mâlikî ve Hanbelî mezheplerine göre bu durumdaki bir kadın, umresini iptal etmez, kırân haccına niyet eder ve vakfesini yapmak üzere Arafat’a gider. Arafat dönüşünde hac ve umre niyetiyle bir tavaf ve bir sa‘y yapar. Ayrıca kırân haccı için kurban keser. (Nevevî, el-Mecmû‘, 7/170-171)

Temettu haccına niyet eden bir kadın, özel hâli sebebiyle umresini yapamazsa, do
FetvaDiyanet Fetva Kurulu

Hanefî mezhebine göre ne maksatla olursa olsun, Şâfiî mezhebine göre ise hac veya umre yapmak amacıyla Harem bölgesine girmek isteyen kişinin, mikât yerinden ihramlı geçmesi gerekir. Hac veya umreye giderken sebebi ne olursa olsun ihrama girmeksizin mikât sınırından geçen kişi, henüz hac veya umre vazifelerinden birine başlamadan önce geri dönüp âfâkîler için olan bir mikât mahallinden ihrama girerek tekrar içeri girerse bir ceza gerekmez. Geri dönmezse bulunduğu yerden ihrama girer ve bu davranışı sebebiyle ceza olarak bir dem; küçükbaş hayvan kurban eder. (Kâsânî, Bedâ’i, 2/164-165; Nevevî, el-Mecmû‘, 7/10-15) Âdetli veya lohusa olmak, ihrama girmeye engel değildir. Dolayısıyla bu hâlde olan bir kadının mikât sınırlarını geçmeden, ihram namazı kılmaksızın niyet ve telbiye getirmek suretiyle ihrama girmesi gerekir. Âdetli bir kadın, tavaf dışındaki bütün hac vazifelerinde diğer hacıların bağlı olduğu hükümlere tâbidir. (Buhârî, Hayız, 1 [294]; Müslim, Hac, 119-120 [1211])

Bir kadın, âdetli veya lohusa olduğu için ihrama girmeden mîkâtı geçip Mekke’ye

hac konusundaki diğer fetvalar

FetvaDiyanet Fetva Kurulu

Bu durumda sen kendi malından da olsa başkasına onun adına haccetmek üzere göndermek zorundasın. Böyle bir sözleşme zaman aşımına uğramaz. Yıllar geçse de onun adına haccetme görevi senin zimmetindedir. Sözleşmenizi iptal edemezsin.

Bir yakınım beni vekil olarak hacca göndermek istedi. Ben de kabul ettim. Gerekl
FetvaDiyanet Fetva Kurulu

İtikadı bozuk ile ne kastediyorsunuz? Yani mü'min değil mi demek istiyorsunuz? Bu büyük bir iddia olur. Zalim, fasık, Amerikancı vs. deyin ama mü'min olup olmadığına karar verirken ahireti unutmayın. Siz şunu demiş oluyorsunuz: Allah’ın Kâbe’sinde ve Peygamberinin kabrinin yanı başında bile dinimizin en büyük ibadeti olan namaz geçerliliğini yitirmiş! O derece olabilir mi, ne dersiniz? Evet, oradakiler bize göre farklı düşünen, farklı içtihatlara sahip olan kimselerdir ama imanları ile ilgili bir fark nedir? Mesela meleklere mi inanmıyorlar? Eğer böyle bir iman eksiklikleri varsa elbette arkalarında namaz kılamazsınız. Bozukluk dediğiniz şey belli konuları farklı anlayan içtihat ayrıntıları üzerine ise siz herhalde hiçbir yerde bir imam bulup arkasında namaz kılamazsınız bu zamanda. Onlar da size dönüp ‘laiklikte sakınca görmeyenlerin arkasında namaz mı kılıyorsunuz?’ demeleri durumunda ne cevap vereceksiniz? Size tavsiyemiz şudur: İmanı, namazı ve Kâbe’yi bu kadar kolay tartışma konusu yapmayalım. Hele ırkçılık ekseninde büyütülmüş veya düşmanlarımızın besleyip içimize saldığı ayrıntılardan ötürü hiç yapmayalım. Allah Teâlâ umrenizi kabul buyursun. Âmin.

Umreye gideceğim hocam. Kabe'deki Sudeys gibi itikadı bozuk olanların arkasında
FetvaDiyanet Fetva Kurulu

Hac ibadetinde bazı görevleri yapmakta aciz kalan hacı adayının o görevleri bir başka Müslüman'a vekalet vererek yaptırması yani vekaleten yaptırması mümkündür. Yalnız bu vekalet için robot uygun değildir. Zira robot insan gibi niyet edemez. Niyet ise ibadet etmeye veya ibadet edene vekalet etmeye aday olan için şarttır. Robotlar bir ibadet yapmaya ehil de değildirler. İbadet insan ile Rabbi arasında bir bağlantıdır. Robot bu bağlantı için mümkün değildir. Bu nedenle de robotların hacının ibadet olarak yaptığı şeylerde onun yerine kullanılması o ibadet açısından mümkün değildir.

Bazı hac görevlerinin robotlara yaptırılması örneğin şeytan taşlamasının robotla
FetvaDiyanet Fetva Kurulu

Mekke’ye umre yapmak için giden biri şevval ayında da gidip umre yapmış olsa hac günlerine kadar orada beklemeyip evine geri dönmesi durumunda kendisine hac farz olmaz. Mekke’ye giderken ‘hac da yaparım’ tarzında bir niyeti olursa o zaman hacca kalması söz konusu olur. Şevval ayında umre yapmanın haccı farz duruma getirmesi diye bir şey yoktur.

Sadece şevval ayında umreye gitme imkanım oluyor. Farz haccımı da henüz yapmadım
FetvaDiyanet Fetva Kurulu

Başlanmış bir ibadet (zorunluluk derecesi ne olursa olsun) yarım bırakılmaz. Dolayısıyla bir kimse nafile bir hacca niyet edip ihrama girdikten sonra bunu (meşru sebep olsa dahi) tamamlayamazsa, ileride o haccı kaza etmesi vaciptir.

Nafile haccını bozan kişinin tekrar hac etmesi gerekiyor mu?
FetvaDiyanet Fetva Kurulu

Farzı yerine getirmek bakımından hepsi hactır. Allah Teala kabul buyursun. Özellikle hangisi daha iyi olur diye merak edenler için ise 'hangisini daha hatasız yapabileceksen' diye uyarırız. Kıran haccının daha faziletli olduğu kadar hatasının da daha hata olacağını bilmelisiniz.

Allah’ın izniyle bu sene hac ibadetimizi yerine getirmek için niyet ettik. Ben ş

Paylaş

XWhatsAppTelegramFacebook
Bu içerikte bir hata mı var? Bize bildirin.

Site deneyimini iyileştirmek için çerezler kullanıyoruz. Ayrıntılar için Çerez Politikası.