Fetva Meclisi
Soru
Bazı hac görevlerinin robotlara yaptırılması örneğin şeytan taşlamasının robotlara yaptırılması hacının ibadetini yapması için yeterli olabilir mi?
Cevap
Benzer fetvalar
Farz ibadetlerde asıl olan, o ibadeti zamanında ve emredildiği şekliyle yapmaktır. Diğer bir ilke de kişinin bizzat kendisinin yapmasıdır. Ancak bazı ibadetler, bazı durumlarda vekâlet yoluyla yaptırılabilir. Hac ibadetini yapamayacak derecede sağlığı bozulan veya aşırı yaşlılık nedeniyle kendisi hacca gidemeyecek durumda olanlar kendi yerine haccetmesi için masraflarını karşılayarak vekil gönderebilirler. Fakat vekil gönderecek parayı fakirlere sadaka olarak vermekle veya bir hayır kurumuna yardım yapmakla hac görevini yerine getirmiş sayılmazlar. Böyle yapanın hac borcu düşmez, sadakasının sevabını alır (Merğinânî, el-Hidâye, 2/483).
Haccın kabul olmasına mani bir durum yoktur bu uygulamada.
Müslüman olarak bizim, insana hizmet eden bir teknolojiye karşı olmamız mümkün değildir. Bunun yanında insanın eliyle gelişen teknolojinin de dinimizin temellerine dikkat edilerek oluşturulmasını beklememiz de hakkımız hatta görevimizdir. Bugün robot denen teknoloji insanın işini kolaylaştıran büyük bir nimettir, elhamdülillah. Şu var ki, neredeyse canlı insan zannedilecek kadar insana benzetilmiş olması beraberinde dinimizin heykel yasağına takılmaktadır. Üretilen robotun uzaktan bakıldığında gözü, kulağı, burnu gibi onu insana benzeten temel nesneleri konmamış olsa onun için insan heykeline benziyor dememiz gerekmez. Bu sebeple robotlardan heykele benzeyen bölümü için ciddi bir zaruret olmadıkça “sakıncalı” deriz. Buna göre de robotlarda: Dinimizin yasakladığı resim/heykel benzerliği, Önünde eğilip ibadet yapılması için kullanılması, Cinsel sapıklık ve türevleri ile alakalı bir iş için kullanılmaması durumunda sakınca yoktur.
Hac, hem bedenî hem de malî bir ibadettir. Vekil (bedel) tarafından yapılan hac ile vekil gönderen kişinin üzerine farz olan hac borcunun ödenmiş sayılabilmesi için vekilin hac masraflarının, kendisini vekil gönderen kişi tarafından karşılanması gerekir. Eğer bir kimse birisini hac yapması için vekil tayin etse fakat vekil masraflarını kendi parasından karşılasa bu hac, vekâlet verenin değil masrafını karşılayan vekilin kendisinin olur; başkasının üzerindeki farz hac yerine gelmiş olmaz. (Kâsânî, Bedâ’i, 2/213) Ayrıca vekil olarak hacca giden kimsenin, vekil gönderenden hac masrafları dışında bir ücret almasının caiz olmadığı, hac masrafları için aldığı parayı hac boyunca harcadıktan sonra geri kalan miktarı kendisini gönderene iade etmesi gerektiği hususu, fıkıh kaynaklarında açıkça belirtilmektedir. (İbn Âbidîn, Reddü’l-muhtâr, 2/600) Bu itibarla hac masrafı ve harcırahı, Diyanet İşleri Başkanlığı ya da herhangi bir şirket tarafından karşılanmak suretiyle hacca görevli giden bir kimsenin, başkaları adına hac yapması caiz değildir. Ancak görevli kimse, farz haccı edâ etmeden ölmüş olan veya vekâlet vermesi şartıyla hacca gidememe özrü süreklilik arz eden anne, babası gibi yakınlarının yerine ücret almaksızın hac yapabilir. (Kâsânî, Bedâ’i, 2/213; İbn Âbidîn, Reddü’l-muhtâr, 2/599)
Nikah için şart olan iki şahidin huzurunda tarafların nikahlanmayı kabul ettiklerini beyan etmeleridir. Nikahın özü budur. Buna göre de söz konusu ortamda nikah akdinin tarafları yani eş adayları ve iki şahit bulunuyorsa diğer işlemlerin kayıt altına alınmasını robotların veya yapay zekanın yapması nikaha zarar vermeyebilir. Söz konusu işlemin özeti bu ise nikah nikahtır.
Hac ibadeti, sağlık, malî imkân ve yol emniyeti yönünden haccetme imkânına sahip, hür, akıl sağlığı yerinde ve bulûğ çağına erişmiş Müslümanlara farzdır. Bu şartları taşıyanların, imkân bulduklarında geciktirmeden bu farzı yerine getirmeleri gerekir. Kur‘ada adı çıkan kimsenin, kendisi için resmî işlem yaptırıp başkası adına vekâleten hac yapması doğru değildir. Zira bu, gerçekliğe aykırıdır ve insanları yanıltmadır. Oysa Müslümanın her hâl ve şartta dürüstlükten ayrılmaması, toplumu yanıltıcı tutum ve tavırlardan uzak durması gerekir. Dolayısıyla bu tür yollara tevessül edilmemeli ve kur‘ada adı çıkan kimse, kendi adına hacca gitmelidir.
hac konusundaki diğer fetvalar
İtikadı bozuk ile ne kastediyorsunuz? Yani mü'min değil mi demek istiyorsunuz? Bu büyük bir iddia olur. Zalim, fasık, Amerikancı vs. deyin ama mü'min olup olmadığına karar verirken ahireti unutmayın. Siz şunu demiş oluyorsunuz: Allah’ın Kâbe’sinde ve Peygamberinin kabrinin yanı başında bile dinimizin en büyük ibadeti olan namaz geçerliliğini yitirmiş! O derece olabilir mi, ne dersiniz? Evet, oradakiler bize göre farklı düşünen, farklı içtihatlara sahip olan kimselerdir ama imanları ile ilgili bir fark nedir? Mesela meleklere mi inanmıyorlar? Eğer böyle bir iman eksiklikleri varsa elbette arkalarında namaz kılamazsınız. Bozukluk dediğiniz şey belli konuları farklı anlayan içtihat ayrıntıları üzerine ise siz herhalde hiçbir yerde bir imam bulup arkasında namaz kılamazsınız bu zamanda. Onlar da size dönüp ‘laiklikte sakınca görmeyenlerin arkasında namaz mı kılıyorsunuz?’ demeleri durumunda ne cevap vereceksiniz? Size tavsiyemiz şudur: İmanı, namazı ve Kâbe’yi bu kadar kolay tartışma konusu yapmayalım. Hele ırkçılık ekseninde büyütülmüş veya düşmanlarımızın besleyip içimize saldığı ayrıntılardan ötürü hiç yapmayalım. Allah Teâlâ umrenizi kabul buyursun. Âmin.
Mekke’ye umre yapmak için giden biri şevval ayında da gidip umre yapmış olsa hac günlerine kadar orada beklemeyip evine geri dönmesi durumunda kendisine hac farz olmaz. Mekke’ye giderken ‘hac da yaparım’ tarzında bir niyeti olursa o zaman hacca kalması söz konusu olur. Şevval ayında umre yapmanın haccı farz duruma getirmesi diye bir şey yoktur.
Bu durumda sen kendi malından da olsa başkasına onun adına haccetmek üzere göndermek zorundasın. Böyle bir sözleşme zaman aşımına uğramaz. Yıllar geçse de onun adına haccetme görevi senin zimmetindedir. Sözleşmenizi iptal edemezsin.
Evet, hac ibadetinde kadın ile erkek arasında bazı farklar vardır. Bunların bazıları farz düzeyindedir, bazıları da müstahap düzeyindedir. Kadının, farz olmayan bir hacca gidecekse eşinden izin istemesi en azından müstahaptır. Farz bir hacca gidecekse izin şartı aranmaz. Kadın hacca giderken seferi bir mesafeye gitmiş olacağı için beraberinde mahremi olması şarttır. Mahremi olmadan hac yapacak olsa o hac, hac ibadetini yerine getirmek bakımından kabul olsa da sünnete aykırı hareket edildiği için hata edilmiş olur. Kadın ihramlı iken erkekler gibi kıyafetlerini çıkarmaz. Dikişli elbiselerini giyer, ayakkabılarını normal olarak giyer. Yüzünü örtmesi (peçe kullanması) ise caiz değildir. Kadının ihramı yüzünü açmakla yeterli sayılmaktadır. Kıyafet olarak belli bir renk veya şekil giyinmesi şart değildir, gerekli de değildir. Telbiye getirirken kadın sesini yükseltmez. Erkekler ise sesli telbiye getirir. Erkekler tavaf esnasında ihramlı iseler sağ omuzlarını açarlar. Bu sünnettir. Kadınlarda ise böyle bir sünnet yoktur. Erkekler sa’yin bir bölümünde hervele yaparlar, (koşar gibi sık adımlarla yürürler.) kadınlar ise bunu yapmazlar. Şeytan taşlamada kadınlar kalabalık sebebiyle başkasına vekalet verebilirler. Erkekler ise bir özürden dolayı vekalet verebilirler. Erkeğin kesecekse hac kurbanını kendisinin kesmesi müstahaptır, kadın için ise kendisinin kesmesi müstahap değildir, başkasına kestirir. İhramdan çıkarken erkeklerin saçlarını tamamen tıraş etmesi daha efdaldir. Kadın ise saçını sadece kısaltır, tamamen tıraş etmesi mekruhtur. Kadın hacda iken özel günlerine tesadüf ederse bütün hac ibadetlerini yerine getirir. Sadece İFADA tavafını Harem’e girip yapacağı için, o haliyle de Harem’e girmesi mümkün olmayacağı için normal olarak yapamaz. Beklemesi gerekir. Beklemesi konaklama, geri dönme gibi sebepler yüzünden sıkıntıya sebep olacaksa hayızlı ilen bile olsa tavafını yapar. Sonra da bir inek kurban eder veya bedelini sadaka olarak verir. Kadınla erkeğin hacta ayrıldığı temel başlıklar bunlardır.
Başlanmış bir ibadet (zorunluluk derecesi ne olursa olsun) yarım bırakılmaz. Dolayısıyla bir kimse nafile bir hacca niyet edip ihrama girdikten sonra bunu (meşru sebep olsa dahi) tamamlayamazsa, ileride o haccı kaza etmesi vaciptir.
Farzı yerine getirmek bakımından hepsi hactır. Allah Teala kabul buyursun. Özellikle hangisi daha iyi olur diye merak edenler için ise 'hangisini daha hatasız yapabileceksen' diye uyarırız. Kıran haccının daha faziletli olduğu kadar hatasının da daha hata olacağını bilmelisiniz.