Fetva Meclisi
Soru
Allah’ın izniyle bu sene hac ibadetimizi yerine getirmek için niyet ettik. Ben şahsen daha faziletli olur diye kıran haccı yapmak istiyorum. Fakat bazı yerlerde temettü haccının kıran haccından daha faziletli olduğunu okudum. Bu ne kadar doğru? En faziletli olanı hangi hac türüdür ve peygamber efendimiz haccını nasıl yapmıştır? Ashabı-ı kiram ne yapmıştır?
Cevap
Benzer fetvalar
Hatadan uzak olarak yapabileceğiniz en iyi hac sizin için en sevaplı hacdır. Temettü haccı yapın. Kendinizi hatasız ve ihlaslı bir hacca hazırlayın. Allah teala amelinizi bul buyursun. Sizi sabırla donatsın. Dönüşünüzü, annenizden doğduğunuz gün gibi berrak ve hatasız kılsın. Şimdiden duanızı başlatın, heyecanınızı kaynatın.
Elbette yapabilirsiniz ve güzel bir iş yaparsınız. Allah Teâlâ kabul buyursun.
Haccın farz olması için şart olan ekonomik imkân kuraya yazıldığı sene için yeterli olurken bir sonraki sene yeterli olmayabilir. Burada bir niyet karışıklığı olmadığı sürece sıkıntı da yoktur. Son hac fiyatları artmış olabilir, kişi elindeki parayı başka bir zaruri ihtiyacına harcamış olabilir. Hacca gitmeye niyeti devam eder, ilk fırsatta da gider. Böyle bakmak daha evla olur.
Hac bir ibadettir. İbadetler birbirimizin rızası, mutluluğu gibi gerekçelere dayandırılmaz. Eşinizi değil Allah'ın rızasını gaye edinin. Allah'tan size hac yolunu açmasını temenni edin. Bunun için dua edin. Gereksiz bir tavır koymuşsunuz. Eşinize dua edin, onun da size dua etmesini isteyin.
Hanefî mezhebine göre umre için ihrama giren kişi, tavafın en az dört şavtını yapmadan hacca da niyet ederse haccı kırâna dönüşmüş olur. Ancak dört şavt yaptıktan sonra hacca da niyet ederse niyeti geçersiz olup haccı temettu‘ olarak devam eder. (Zeylaî, Tebyîn, 2/74) Şâfiî mezhebine göre umre niyetiyle ihrama giren bir kimse, henüz tavafa başlamadan hacca da niyet edebilir ve bu durumda yaptığı hac kırân haccına dönüşür. Ancak bir adım bile olsa tavafa başlamışsa bu durumda ayrıca hac için niyet edemez. Ettiği takdirde bu niyeti geçersiz olur. (Remlî, Nihâyetü’l-muhtâc, 3/323) Mâlikî mezhebine göre ise temettu‘ haccına niyet eden kişi, ihramdan çıkmadan önce niyetini değiştirip kırân haccına dönüştürebilir. (Karâfî, ez-Zahîre, 3/289)
Hanefî, Şâfiî ve Mâlikî mezheplerine göre kırân haccına niyet eden kişi, bu haccını temettu‘ haccına dönüştüremez. Hanbelî mezhebine göre ise dönüştürebilir. (İbn Kudâme, el-Mukni‘, 112; İbn Rüşd, Bidâyetü'l-müctehid, 2/98-99)
hac konusundaki diğer fetvalar
Suud yönetiminin ne denli bir nifak içinde olduğunu konuşmaya bile gerek yoktur. Buna rağmen hac bizimdir, Mekke bizimdir, ibadetler bizimdir. Sizin endişe ettiğiniz ayrıntılara takılıp kalırsa namaz bile kılamayabiliriz, şeytan bizi kemirir durur maazallah. Kaldı ki, Suud'un hac ibadetinden ekonomik bir kazanımı olmaz. Asıl kazanımı münafıklığını güçlendirmeye yöneliktir. Her şeye rağmen papaza kızıp oruç bozamayız, farz oldu ise haccımızı yapacağız. Allah Teala kabul buyursun.
Başlanmış bir ibadet (zorunluluk derecesi ne olursa olsun) yarım bırakılmaz. Dolayısıyla bir kimse nafile bir hacca niyet edip ihrama girdikten sonra bunu (meşru sebep olsa dahi) tamamlayamazsa, ileride o haccı kaza etmesi vaciptir.
Mekke’ye umre yapmak için giden biri şevval ayında da gidip umre yapmış olsa hac günlerine kadar orada beklemeyip evine geri dönmesi durumunda kendisine hac farz olmaz. Mekke’ye giderken ‘hac da yaparım’ tarzında bir niyeti olursa o zaman hacca kalması söz konusu olur. Şevval ayında umre yapmanın haccı farz duruma getirmesi diye bir şey yoktur.
Hac ibadetinde bazı görevleri yapmakta aciz kalan hacı adayının o görevleri bir başka Müslüman'a vekalet vererek yaptırması yani vekaleten yaptırması mümkündür. Yalnız bu vekalet için robot uygun değildir. Zira robot insan gibi niyet edemez. Niyet ise ibadet etmeye veya ibadet edene vekalet etmeye aday olan için şarttır. Robotlar bir ibadet yapmaya ehil de değildirler. İbadet insan ile Rabbi arasında bir bağlantıdır. Robot bu bağlantı için mümkün değildir. Bu nedenle de robotların hacının ibadet olarak yaptığı şeylerde onun yerine kullanılması o ibadet açısından mümkün değildir.
İtikadı bozuk ile ne kastediyorsunuz? Yani mü'min değil mi demek istiyorsunuz? Bu büyük bir iddia olur. Zalim, fasık, Amerikancı vs. deyin ama mü'min olup olmadığına karar verirken ahireti unutmayın. Siz şunu demiş oluyorsunuz: Allah’ın Kâbe’sinde ve Peygamberinin kabrinin yanı başında bile dinimizin en büyük ibadeti olan namaz geçerliliğini yitirmiş! O derece olabilir mi, ne dersiniz? Evet, oradakiler bize göre farklı düşünen, farklı içtihatlara sahip olan kimselerdir ama imanları ile ilgili bir fark nedir? Mesela meleklere mi inanmıyorlar? Eğer böyle bir iman eksiklikleri varsa elbette arkalarında namaz kılamazsınız. Bozukluk dediğiniz şey belli konuları farklı anlayan içtihat ayrıntıları üzerine ise siz herhalde hiçbir yerde bir imam bulup arkasında namaz kılamazsınız bu zamanda. Onlar da size dönüp ‘laiklikte sakınca görmeyenlerin arkasında namaz mı kılıyorsunuz?’ demeleri durumunda ne cevap vereceksiniz? Size tavsiyemiz şudur: İmanı, namazı ve Kâbe’yi bu kadar kolay tartışma konusu yapmayalım. Hele ırkçılık ekseninde büyütülmüş veya düşmanlarımızın besleyip içimize saldığı ayrıntılardan ötürü hiç yapmayalım. Allah Teâlâ umrenizi kabul buyursun. Âmin.
Bu durumda sen kendi malından da olsa başkasına onun adına haccetmek üzere göndermek zorundasın. Böyle bir sözleşme zaman aşımına uğramaz. Yıllar geçse de onun adına haccetme görevi senin zimmetindedir. Sözleşmenizi iptal edemezsin.