Fetva Meclisi
Soru
Hocam eşim salı günü hacca gidecek. Ben de çok istedim gitmeyi fakat çocuklarım küçük olduğundan dolayı kısmet olmadı. Eşimin bana, senin gelirin yok, çocuklar küçük, kadına hac farz değildir dedi. Ne kadar doğrudur bu? Ben hacca eşimle birlikte gitmeyi çok arzulamıştım. Kendisine bu yüzden çok kırgınım. Benim rızam olmadan ve hakkımı helal etmeden onun haccı kabul olur mu?
Cevap
Benzer fetvalar
Çocuğu o yaşta götürmek gerçekten zordur. Bırakmayı bir anneye teklif etmek de zordur ama anne hac istiyorsa biraz hasret çekecek. Benim tavsiyem şudur: Anneye hac farz değil de eşi gittiği için gidecekse bu halle gitmemelidir. Farz ise gitsin, çocuğu güvenli birine bıraksın.
Selamünaleyküm. Hac, hac olduğuna göre sizin eşinizle gitmeye diretmenizin anlamı yoktur.
Haccı daha kısa günlerde yaparak bir tedbir alabilirsiniz. Orada dua ederek çocuğu manevi korumaya alabilirsiniz. Gitmeden kaynana iltifatlar ederek onu rahatlatabilirsiniz. Sık sık arayarak takip ettiğinizi hissettirebilirsiniz… Bence gidin, tertemiz olup geri gelin. Gerisi kolay… Allah kabul etsin.
Büyük bir hata ettiniz. O hataya benzer bir hata daha yapıyorsunuz: Hatanız için müthiş bir tevbe ile Allah’a sığınma yerine güya bir hak helalliği araştırıyorsunuz. Boş verin o kadını ve kendinizi ateşten koruyun: Müthiş bir tevbe ile kendinizi ateşten koruyun. Dünya yıkılsa bir daha tekrar etmemeye azimli olun. O hatayı oluşturan ortamı ve sebeplerden uzak durun. Bu hatayı ebediyen kimse ile konuşmayın. Çok ibadet edin ki, geçmiş uçurum kapansın.
Hac, sıradan bir ibadet değildir. İslam'ın beş temelinden biridir. Gitti veya gidemedi; önemli olan bir Müslümanla evlenecek birisinin hacca karşı söz söylemesi, onunla nikâh bağı kuramayacağımızı gösterir. Samimi bir tevbe etmedikçe bu evlenme teşebbüsü bitirilmelidir. Bilerek kendimizi tehlikeye atamayız.
Selamünaleyküm. Haccın size farz olup olmaması birinci mesele olmalıdır. Eşiniz ve sizin hacca gitmeniz için borç almadan yeterli olacak kadar paranız varsa size hac farzdır. Bu durumda hemen hacca gitmekten söz edebilirsiniz.Bu durumun dışında kendinizi zorlamanız gerekmez. Haccın hasreti ile yaşamanız, haccedip boş dönmenizden daha hayırlıdır.Çocuk annesi olmanızın ise mesela kırk beşten sonra imkânı yoktur. O yaşa kadar da beş çocuk annesi olmalısınız en azından. Buna göre bir değerlendirme yapın. Allah yardımcınız olsun.
dua konusundaki diğer fetvalar
Salavatlardan sonra ve selam vermeden önce okunur ama selamdan sonra da okunsa dua olarak mübarektir.
Bize din taşıyan temel hadis kitaplarında ve ümmetimizin ilk üç mübarek neslini aktaran eserlerde bunu görmedim. Bir şey bilmiyorum bu hususta. Size de vaktinizi daha iyi değerlendirmenizi tavsiye ederim.
Namazın kabulü açısından bunun bir sakıncası yoktur.
Oraya giderken önce oranın edep hakkını vermeyi tefekkür edelim. Ayakta duruşumuz bile bize kazanç olmalıdır. Asıl olan orada salat selamdır. Yüreğimizi hoplatan bir heyecanla salavat getirmeliyiz. Duadan önce ne kadar ve nasıl bir salavat getirildi orada, bunu düşünelim. Oradaki isteklerimizi Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellemden istemiş olsak da neticede yapacak olan, kabul edecek olan Allah’tır. Çok şey değişeceğini söyleyemeyiz. Özet olarak salat ve selamı makamın sahibine, duayı Allah’a yöneltmemiz sorunsuz olur biiznillah. Mübarek olsun.
Ledûn ilmi, Allah Teâlâ’nın salih kullarına ilham ettiği herkeste bulunmayan ilim demektir. Peygamberler, peygamberlerin varisleri durumundaki kullarına Allah Teâlâ bazı gizli ilimler aktarır. Bu haktır. Hak olmayan ise şudur: Mümin, böyle bir bilgi kendisine aktarılsın diye çalışmaz. Müminin hedefi Allah’ın rızasını kazanmaktır. Onun için çalışır. O çalışma, belli bir noktada o tür bilgilerin akmasına vesile olabilir veya olmaz, kul bunu bilemez, bir bilme gayreti içinde de olmaz. Bu birinci husustur. İkinci husus ise şudur: Bu tür bilgiler, insanı bağlayıcı olmaz. Birisine öyle bir ilim geldiği var sayılmış olsa bile Şeriat’ımızın sarih hükümleri bırakılıp o bilgi ile amel edilmez. Yani o bilginin hele diğer insanlar için uygulama değeri yoktur. Üçüncü bir husus da şudur: Ledûn ilminin kime hangi şartlarda geleceğine dair bir bilgimiz de yoktur. Bu bilginin geldiği insanlar “bende bu bilgi var” demezler. Diyecek olsalar, o düzeyi kaybederler. Başkalarının “filancada ledûn bilgisi var” demesi de kendin pişirip kendin yemek gibi bir şeydir. Elimizde Kur’an’ımız ve hadislerimiz, onlara ilave olarak ümmetimizin muhteşem birikimi olan fıkhımız vardır. Mümince yaşamak için başka bir bilgiye ihtiyacımız yoktur. Bu tür meşguliyetler de fuzulidir.
Özel bir parfüm kokusu ihtiva etmeyen koruyucu niteliğindeki kremin kullanılmasında ihramlı için bir sakınca yoktur. Parfüm görevi de görende ise sakınca vardır. Size iyi bir umre için şunları tavsiye edebilirim. Bildiğiniz ana dilinizi havaalanında bırakın. Dilsiz ve kulaksız gidin Mekke’ye. Döndüğünüzde havaalanından dilinizi ve kulağınızı alın evinize gidin. Duymaz, konuşmaz biri olarak umre yapın. Gidiş ve dönüş havaalanları arasında şunlar ilkeniz olsun: Uyuyun. Namaz kılın. Zikir yapın. Kur'an okuyun. Tavaf edin. Gereği kadar yiyin. Çok su için, zemzeme doymayın. Kâbe’yi seyredin. Kimsenin ayağına basmayın. Ayağınıza basana bakmayın. Çarşı gezmeyin. Otel lobilerinde oturmayın. Hiçbir namazı Harem-i Şerif’lerin dışında kılmayın. Aybaşı durumunuz olursa hiç üzülmeyin hatta sevinin. Çünkü o özür nedeniyle yapmadığınız ibadetler bile yapılıyor gibi sayılacak sizin için. Dua edin. Elleriniz karıncalanıncaya kadar dua edin. Aynı sözü, cümleyi milyon kere tekrar etmek de olsa dua edin. Arapça, Türkçe ve beden diliniz ile dua edin. Ziyaret yerlerine daha önce gitti iseniz tekrar gitmeyin. Onun yerine Kur'an okuyun. İlk gidiyorsanız hızlı bir şekilde gidin ve asla Harem-i Şeriflerde namaz kaçırmayacak şekilde ziyaret edin, geri dönün. Ziyaretler, oranın ruhunu emen ama bu arada sadece duygusal gözyaşları akıtan, “vay be..!”ler ile avutan zamanlardır. Sadece Kuba mescidine mümkünse bir Cumartesi günü gidin. Oradaki ilklerle ruhunuz buluşuncaya kadar oturun ve açın kendinizi o okyanusun sahillerine. Dualar edin orada. Ağlayın. Gözyaşlarınızı silmeyin. Tekrar ağlayın ve dualar edin. Oranın kıvamı ile ayrılın oradan. Medine’de salavatınız yerle gök arasını doldursun. Sakın elinize tesbih alıp şu kadar diye bir salavat getirmeyin. Sayma makinelerini yok edin bu dünyadan ve salavat getirin. Sonra da ruhunuzu orada bırakın, bedeninizle evinize dönün. Öyle bir umre yapın ki ömürlük olsun, tekrarını değil sevabını hayal edin. Mübarek olsun. Ebedî olsun. Umre olsun umreniz. Ve lütfen bu ezilmiş ve erimiş ağabeyinizden selam götürün. Lütfen orada hatırlayın. Kıpırdayan dudaklarınızın arasından adımızı çıkarırsanız size minnettar kalırız. Lütfen.